Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3871 K.2025/3458
1. Hukuk Dairesi 2023/3871 E. , 2025/3458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/60 E., 2023/874 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaraereğlisi 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/251 E., 2022/432 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davalı ... vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazdaki 104 nolu bağımsız bölümü banka kredisi kullanarak satın aldığını, bu nedenle taşınmaz üzerinde dava dışı banka lehine ipotek tesis edildiğini, ancak ekonomik olarak sıkıntıya düştüğünü ve kredi taksitlerini ödeyemediğini, bu durumda dava dışı banka tarafından taşınmazın icra takibi yoluyla satışının gündeme geldiğini, bu durumda iken uzun yıllardır komşusu ve yakın arkadaşı olan davalı ...’in, çevresi olduğunu, kendisine yardım edebileceğini, gerekirse taşınmazın teminat verilerek borç bulunabileceğini, bu işlemlerin yapılması için satış yetkisi de dahil olmak üzere kendisini yetkilendirmesi gerektiğini söylemesi üzerine, ...’e güvendiğini ve vekil tayin ettiğini, ancak vekilin maliki olduğu 104 nolu bağımsız bölümü, yakın arkadaşı olan davalı ...‘e satış suretiyle devrettiğini, vekil ile davalı ...’in el ve iş birliği içerisinde birlikte hareket ettiklerini, kendisine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini, vekilin kendisine taşınmazın kredi borcunu ...’in ödediğini, taşınmazı ...’e emaneten devrettiğini beyan ettiğini, ancak ... tarafından ödenen kredi borcunu ödemeye hazır olduğunu, bu nedenle taşınmazın kendisine iade edilmesini istediğini, ancak iade edilmediğini, taşınmazın ... tarafından teminat olarak devredildiğini düşündüğünü, talep etmesine rağmen taşınmazın kendisine iade edilmediğini, vekil ...’in vekalet görevini kötüye kullandığını, ... ile diğer davalının el ve iş birliği içerisinde hareket ettiklerini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla taşınmazın satış tarihindeki değeri ile davalı ... tarafından dava dışı bankaya ödenen kredi borcu arasındaki farkın tespitine, şimdilik 10.000,00 TL‘nin davalı ...’ten tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; taşınmazın satışına aracılık yaptığını, davacının taşınmazın satışı için vekaletname verdiğini, taşınmazın satış bedelinin bankaya olan borca yetmediğini, taşınmazın 250.000,00 TL bedelle satıldığını, satış bedeli olarak da taşınmazın kredi borcunun ödenerek kapatıldığını, davacının iradesine uygun hareket ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...; hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının komşusu olduğunu, taraflar arasında herhangi bir inançlı işlem bulunmadığını, diğer davalı ...’in söylemesi üzerine taşınmazı görüp beğendiğini ve satın almaya karar verdiğini, taşınmazın 250.000,00 TL bedelle satıldığını, taşınmaz üzerindeki bankaya bulunan ipotek borcunun tamamının kendisi tarafından ödendiğini, satış bedelinin tamamını ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı vekilinin davacıya ait dava konusu 104 nolu bağımsız bölümü davacıdan aldığı vekaletnameye istinaden diğer davalı ...'ya devrettiği, davacı tarafça vekaletin satış için verilmediği beyan edilmişse de, davacı tarafından satış iradesi ile vekalet verildiği, tanık anlatımlarına göre davacının taşınmaz satışından haberdar olduğu, satışın yapılması için vekaletname verdiği, teminat için taşınmazın devredildiğine ilişkin tanık ve dosya kapsamına göre yeterli delil bulunmadığı, satışın gerçek satış olduğu ve vekilin vekalet görevini kötüye kullanmadığının anlaşıldığı, vekil ile alıcı arasında iş birliği olmadığı, davacının satıştan haberdar olmasına rağmen uzun süredir dava açmamış olmasının da taşınmazın teminat amaçlı verildiği iddialarının aksi yönünde kanaat oluşturduğu, ayrıca davacıya taşınmaz için kredi borcunun ödenmesi şeklindeki kazandırmanın davacı tarafından davalıya bu zamana kadar iade edilmemesi de göz önüne alınarak davacının iddialarının haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı vekil ...’in vekalet görevini kötüye kullandığı, diğer davalı ... ile el ve iş birliği içerisinde hareket ederek kendisini zararlandırdıkları iddiasıyla eldeki davayı açtığı, ancak satış yetkisi içeren vekaletnamenin kötüye kullanıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı gözetilerek İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalı ... ile yakın arkadaş olduklarını, 2013 yılında işlerinin kötüye gittiğini, dava konusu taşınmaz için de banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi takibine başlandığını, taşınmazdaki bakiye kredi borcunun kapatılması, taşınmazın kurtarılması ve bu süreçte davacının taşınmazda dilediği kadar oturması, davacının borcunu ödediğinde tekrar taşınmazın davacıya iade edilmesi hususunda ... ile anlaştıklarını, bu anlaşma gereğince davacının ...’i vekil tayin ettiğini, davalı ...’in ise davacının bilgi ve rızası dışında taşınmazı diğer davalı ...’e devrettiğini, davalıların birbirinin yakın dostu olduğu hususunun değerlendirilmediğini, davacıya herhangi bir bedel ödenmediğini, sadece taşınmazın bakiye kredi borcunun kapatıldığını, ancak davacıya başkaca herhangi bir bedel ödenmediğini, davacının iradesinin taşınmazı kurtarmak olduğu, taşınmazın satışı olmadığının açık olduğunu, Halk Bankası tarafından davacı aleyhine 21.11.2013 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe başlandığını, davacı tarafça 20.12.2013 tarihinde ...’e vekaletname verildiği, 23.12.2013 tarihinde de ... tarafından taşınmazın davalı ...’ya devredildiğini, aslında davacının dava konusu taşınmazın satılmasını engellemek için harekete geçtiğini, taşınmazın değerinin bakiye kredi borcundan yüksek olduğunu, dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kapatılan bakiye kredi borcunun 224.650,00 TL olduğunu, ekspertiz raporunda ise o dönemde taşınmazın rayicinin ise 290.000,00 TL olduğunun belirtildiğini, kaldı ki bu değerin de düşük olduğunu, o dönemde taşınmazın değerinin en az 395.000,00 TL olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ....Noterliğinin 20.12.2013 tarihli ... yevmiye nolu vekaletnamesi ile davacı ... tarafından davalılardan ...’in vekil tayin edildiği, davalı vekil ... tarafından davacı adına kayıtlı dava konusu 5707 parsel sayılı taşınmazdaki 104 nolu bağımsız bölümün, üzerindeki ipoteklerle yüklü olarak davalı ...’ya satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacı vekilinin adli yardım talebi İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiş olup harç yatırılmadığından, aşağıda yazılı 886,80 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.