Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2282 K.2025/3413

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2282 📋 K. 2025/3413 📅 30.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2282 E.  ,  2025/3413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/1016 E., 2025/2 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Yargılamanın iadesini isteyen davacılar; Hazine tarafından açılan davada Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.11.2009 tarih ve 2008/389 Esas - 2009/416 Karar sayılı kararıyla, 2518 sayılı Kanun uyarınca tescil edilen taşınmazları bizzat kullanmayıp kiraya verdikleri anlaşıldığından davanın kabulüne karar verildiğini, davaya esas idari işlemin iptali için Hatay İdare Mahkemesinde 2014/862 Esas sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, hak sahipliğinin iptaline yönelik verilen kararın iptal edilerek kesinleştiğini ileri sürerek yargılamanın iadesine ve dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı Hazine, yargılamanın iadesi şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Reyhanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2016/352 Esas, 2018/175 Karar sayılı kararıyla; hak sahipliğinin iptaline ilişkin kararın idare mahkemesi kararı ile iptal edildiği, yargılamanın iadesi şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle yargılamanın iadesi talebinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli 2021/378 E., 2021/425 K. sayılı kararıyla; 29.07.1992 tarih 139 nolu iptal kararının İdare Mahkemesi kararı ile iptal edildiği, davanın dayanağını teşkil eden idari işlemin bahse konu kararın yargılamanın iadesi istenen dosyanın kesinleşmesinden sonraki bir tarihte verildiği, bu haliyle 6100 sayılı HMK'nın 374 ve devamı maddelerinde belirtilen yargılamanın iadesi şartlarının oluştuğu, davanın kabul edilmesi halinde; Kanun'da yazılı haller dışında, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceğinden, yargılama giderlerinin davalı aleyhine hükmedilmesinde hata olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, 12.11.2021 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin süreden reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararı ile ek kararının süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece; “...Reyhanlı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/389 Esas 2009/416 Karar sayılı dosyasında; davacılar ..., ... ve ... adlarına tahsis edilip kayıtlı hale gelen 386 parsel sayılı taşınmazın tapusunun 2518 sayılı Kanun uyarınca bizzat kullanmadıkları ve kiraya verdikleri gerekçesiyle iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, verilen kararın taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 29.06.2012 tarihinde kesinleştiği, davacılar ..., ... ve ... tarafından bu kez, hak sahipliğinin iptaline yönelik kararın İdare Mahkemesince iptal edildiği gerekçe gösterilerek bahsi geçen dosyada yargılamanın iadesi ve çekişme konusu taşınmazın adlarına tescilini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, söz konusu kararın davalı vekilince temyiz edildiği kayden sabittir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili olarak Av....’na e-tebliğ yolu ile 27.04.2021 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu kararın taraflarca temyiz edilmediği gerekçesi ile 12.05.2021 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhinin verildiği, daha sonra davalı vekili olarak Av. ...'nın Bölge Adliye Mahkemesine sunulan 12.11.2021 tarihli dilekçesinde; Av....’nın 2018 yılında Hatay Defterdarlığına tayin olduğu, bu nedenle adı geçen avukata yapılan tebligatın geçersiz olduğu belirtilerek temyiz başvurusunda bulunulduğu, Dairece eksikliğin tamamlanması yolu ile celp edilen belgelerden Av....’nın 18.05.2018 tarihinde .... Malmüdürlüğündeki görevinden ayrıldığı, Malmüdürlüğü bünyesinde görev yapmakta olan (05.02.2018 tarihinden itibaren) tek avukatın ... olduğunun anlaşıldığı, bu durumda davalı vekili olarak Av....’na yapılan elektronik tebligatın usulüne uygun olmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen 12.11.2021 tarihli ek kararın kaldırılması gerektiği anlaşılmaktadır. İşin esasına yönelik yapılan incelemede ise; davacılar her ne kadar 6100 sayılı HMK’nın 375/1-ı maddesine dayanarak yargılamanın iadesini talep etmişlerse de; İdare Mahkemesince verilen karar ile davaya konu yargılamanın iadesi istenen hükmün konusu aynı gayrimenkul olmakla birlikte, kararlardan bir tanesi adli yargıya diğeri idari yargıya aittir. HMK'nın 375/1-ı maddesinde düzenlenen yargılamanın iadesi sebebinin uygulanabilmesi için her iki kararın da adli yargıya ait olması gerekir. Hükümlerden biri hukuk mahkemesi, diğeri idari mahkeme tarafından verilmiş ise, yargılamanın iadesi yoluna değil, hüküm uyuşmazlığının giderilmesi için uyuşmazlık mahkemesine başvurulmalıdır. Öte yandan sonuçları birbirine ters düşen ve kesin hüküm halini alan iki ilamın varlığı halinde; birinci hüküm lehine olan taraf kesin hükümden istifade eder. Bu nedenle yargılamanın iadesi talebi üzerine, ikinci hükmün iptaline karar verilir. Bundan dolayı sadece ikinci hüküm iptali için yargılamanın iadesi yoluna başvurulabilir. Yoksa birinci hükmün iptali için yargılamanın iadesi istenemez. Hal böyle olunca, yargılamanın iadesi sebeplerinden hiçbirine uymayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru olmamıştır..." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi ek kararının ve asıl kararının ortadan kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.