Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2932 K.2025/3430

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2932 📋 K. 2025/3430 📅 30.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2932 E.  ,  2025/3430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/233 E., 2025/64 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı (vasisi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 1937 doğumlu olup okuma yazma bilmediğini, muhtemel mirasçıları ile ailevi nedenlerden dolayı çok uzun süreden beri dargın olup görüşmediğini, eşi ile birlikte yaşlanmaları nedeniyle ileride bakıma muhtaç hale gelecekleri ve ortada kalacakları endişesi ve korkusu ile yaşarken uzaktan akrabası olan davalı ... ..., taşınmazın verilmesi halinde kendisi ve eşi ile ilgileneceği, elden ayaktan düşünce koruyup gözeteceği, bakıma muhtaç bırakmayacağı hususlarında vaatlerde bulunduğunu, ona inanarak dava konusu 1319 ada 56 parseldeki 2 numaralı bağımsız bölümünü davalının yönlendirmesi ile devrettiğini ancak devirden sonra zamanla davalının ilgi ve alakayı kestiğini, 2017 yılının başlarında yaşlarının iyice ilerlemesi, hayatlarını müstakil olarak idame ettirmekte zorlanmaya başlamaları nedeni ile bakıma muhtaç hale geldiklerini, vaatlerini yerine getirmesi için davalıya ulaşmaya çalıştıklarını ancak irtibat kuramadıklarını ve ... Hastahanesi ... ile bir protokol akdederek 15.05.2017 tarihinden itibaren vakfa ait... Hastahanesinin İhtiyarhane bölümünde kalmaya başladıklarını, davalı ile akdettiğini sandığı ölünceye kadar bakma sözleşmesini karşılıklı olarak iptal etmek düşüncesi ile davalıyla irtibat kurmaya çalışsa da sonuç elde edemediğini, 2018 yılının 10. ayının başında tapu dairesine gittiğinde tapuda yapılan işlemin bakım sözleşmesi değil satış olduğunu öğrendiğini, yapılan işlemin hile nedeniyle geçersiz olduğunu, iradesinin fesada uğratıldığını, davalının, içinde bulunduğu psikolojik durumdan yararlanarak var olan bir endişeyi kullanarak kendisine onun tarafından bakılacağı intibaını uyandırdığını ileri sürerek tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; hak düşürücü sürenin ve zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacı tarafından iddia edildiği gibi aralarında ölünceye kadar bakım sözleşmesi akdedilmediğini, hile ile davacının iradesini fesada uğratmadığını, aralarındaki işlemin satış işlemi olup taşınmazı davacıdan satın aldığını, kaldı ki davacıya sürekli bakma olanağı da bulunmadığını, zira satış öncesi ve sonrası yerleşim yerinin Selanik/Yunanistan olduğunu, bu durumun akraba olmaları nedeni ile davacı tarafından da bilindiğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; aldatmanın öğrenildiği tarihin tespiti yönünden davacının beyanının aksini gösteren herhangi bir kayıt mevcut olmadığı, devirden sonra tapuda herhangi bir işlem yapılmadığı, bu haliyle satışın yapıldığı tarihten dava tarihine kadar on yıllık süre geçmediği gibi bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçmediği kabul edildiğinden davanın süresinde açıldığı, hile iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davalının, davacının kız kardeşinin kızı olduğu, 1937 doğumlu olan davacının satış tarihinde 69 yaşında olup okur yazar olmadığı, davalının Selanik'te yaşadığı, davacının taşınmaz satmasını gerektirir bir ihtiyacının olmadığı, davalı tarafından satış bedelinin ödendiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı, davacının davaya konu taşınmazı satma iradesinin bulunmadığı halde davalının kendisini bakıp gözeteceği düşüncesiyle taşınmazı davalıya devrettiği, davalının ise davacı ve eşi ile ilgilenmediği, davacının bakım ihtiyacı içinde bulunduğu ve 15.05.2017 tarihinden itibaren... Hastahanesi İhtiyarhane Bölümünde kalmaya başladığı, davalının bakacağı umudunu yitiren davacının hileye maruz kaldığını anladığı, öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınması gerektiği ve bu dava ile davacının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirdiği, İlk Derece Mahkemesince hile olgusu sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.06.2024 tarihli ve 2023/3659 Esas, 2024/4260 Karar sayılı kararı ile; 28.11.2018 tarihinde açılan davada temlikin davalının hilesi sonucu gerçekleştirildiğinin ileri sürüldüğü, 2002 yılından itibaren yurt dışında yaşayan davalının taşınmazı satın aldığını savunduğu, 01.12.2020 tarihli duruşmada dinlenen davacı tanığı Marika'nın ise davacının zaman zaman söylenerek kendisine "ben bunu nasıl yaptım, bana bakacak şartıyla evi verdim, bana bakacaktı ancak şimdi yurt dışına gitti, telefonlarıma cevap vermiyor." şeklinde söylemlerde bulunduğunu, bu konuşmaların yaklaşık 5-6 sene önce çocukları lisede öğrenim görürken yapıldığını beyan ettiği, öte yandan dava dilekçesine ekli "..." başlıklı belgede davacının 15.05.2017 tarihinde... Hastanesi İhtiyarhane bölümünde kalmaya başladığının belirtildiği görülmekle, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacının sözleşmeden dönme iradesini, hileye uğratıldığını öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde davalıya ulaştırmadığı sonucuna varıldığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, bozma kararında belirtilen gerekçe benimsenmek suretiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı (vasisi) vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının davacıya ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapacağını söyleyerek hile ile tapuda satış yaptırdığını, yani hileli işlemin tapuda yapılan satış olduğunu, tapuda yapılan devrin ölünceye kadar bakım sözleşmesi karşılığı mı yoksa para karşılığı mı yapıldığının ancak Tapu Müdürlüğüne gidilerek öğrenilebileceğini, hak düşürücü sürenin geçmediğini, davalı tarafın öğrenmeye ve hak düşürücü süreye ilişkin herhangi bir beyanı bulunmamaktayken, davacının bana bakacaktı hayıflanmalarından yola çıkarak öğrenme tarihinin 5-6 sene önce olduğu gerekçesiyle verilen kararın hatalı olduğunu, davacının ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapılacak denilerek tapuya götürüldüğünü ve hileli bir şekilde satış yapıldığını, ...'ın beyanından da görüleceği üzere açılan davanın süresinde olduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; aldatma (hile) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının 1319 ada 56 parsel sayılı taşınmazdaki dava konusu 2 numaralı bağımsız bölümünün çıplak mülkiyetini 18.12.2006 tarihinde yeğeni olan davalıya satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı (vasisi) vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.