Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3123 K.2025/3391

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3123 📋 K. 2025/3391 📅 30.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3123 E.  ,  2025/3391 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/840 E., 2024/456 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; davaya konu 5013 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı ... San. Tic. A.Ş'ye satışı konusunda şirket sahibi ve yetkilisi davalı ... ile anlaştıklarını, davalı ...’un dava konusu taşınmazı öncesinde satın aldığı dava dışı ...’in akrabası olduğu için ona güvendiğini, dava konusu taşınmazın satışı için davalı Şirketin muhasebe müdürü olan davalı ...'nu taşınmazın satışı için vekil tayin ettiğini, satış bedeli ödenince devrin yapılması için vekaletnameyi düzenlediğini ancak bedel ödenmeden taşınmazın davalı Şirkete temlik edildiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, satış bedeli olarak davalı Şirkete ait çeklerin verildiğini ancak çeklerin karşılıksız çıktığını, parasını istediğinde de tehdit edildiğini, taşınmazın daha sonra diğer davalı ...'a muvazaalı olarak satıldığını, davalıların iyiniyetli olmadığını, sözleşmenin aldatma nedeniyle yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davalı Şirkette sigortalı olarak çalıştığını, kendisine verilen vekaletname ile devri gerçekleştirdiğini, davacının temlik karşılığında 300.000,00 TL bedelli çek aldığını, kendisi ile ilgili bir durum olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacı ile davalı Şirket arasındaki ilişkiyi bilmediğini, sadece davacının çeki tahsil etmesine rağmen çekin karşılıksız çıktığını ileri sürdüğünü, davalı Şirketin kuruluş aşamasında yüklü borç verdiğini, davaya konu temlikin de bu nedenle kendisine yapıldığını, Şirketten halen alacağı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve Şirket vekili; davacının karşılıksız çıktığını iddia ettiği çeklerin bilgilerini bildirmediğini, çeklerin ödendiğini, karşılıksız çıkmadığını, davacının sürekli kötü niyetli olarak kendilerine dava açtığını, hilenin söz konusu olmadığını, çekler tahsil edildikten sonra vekilin taşınmazı devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı her ne kadar taşınmaz satış bedelinin kendisine ödenmediğini iddia etmişse de yapılan yargılama neticesinde taşınmazın satış bedelinin 300.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, bu bedelin davacıya ödendiği, taşınmazın satış bedelinin 2.000.000,00 TL olduğu yönünde davacı tarafından delil sunulmadığı, keşfen belirlenen taşınmazın satış tarihindeki değerinin de 375.000,00 TL olarak tespit edildiği ve bedeller arasında fahiş bir farkın bulunmadığı, bedeller arasında fahiş fark bulunsa dahi bu hususun tek başına davanın kabulü için yeterli sayılamayacağı, davacının, davalılarca aldatılarak satışın yapıldığının tespit edilemediği, davacı tanıklarının tarafların anlaşması neticesinde satışın yapıldığını beyan ettikleri, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın, yetki belgesi ile görevlendirilen ve istinaf aşamasında istifa eden vekile tebliğinin usulsüz olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında İlk Derece Mahkemesi kararının tekrar edildiğini, gerekçe olmadığını, kapanma tasdiki yapılmayan ticari defterlerin davalı taraf lehinde delil olamayacağını, müvekkiline ödeme yapılmadığını, müvekkiline ödendiği iddia edilen çeklerin getirtilmediğini, tanık beyanlarının kısmen kabulünün hatalı olduğunu, taşınmazın bedelinin 2 milyon TL olarak kararlaştırıldığını, dava konusu taşınmazın bedelinin hatalı tespit edildiğini, itiraz etmelerine rağmen ek rapor aldırılmadığını, dava konusu taşınmazın satışının iradesine aykırı bir şekilde aldatma ve güveni kötüye kullanma ile gerçekleştiğini, bedel ödenmeden taşınmazın devredildiğini, davalı Şirket çalışanı olan vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını, vekilin iradesine uygun ve taşınmazı istediği bedelle satması gerektiğini, davalı ...’ın durumu bilecek konumda olduğunu, iyiniyetli olmadığını, davalı Şirketten Yaşar’ın alacağı olmadığı gibi Şirkete borcu olduğunu, Şirketin iflas aşamasında olduğu gözetilerek taraf teşkilinin sağlanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; davacının,.... Noterliğinin 29.07.2013 tarihli ve 23916 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava konusu 5013 ada 3 parsel sayılı taşınmazın satış yetkisini de içerir şekilde davalı ...’ı vekil tayin ettiği, ...’ın anılan vekaletname ile 01.08.2013 tarihinde dava konusu taşınmazı davalı Şirket’e satış suretiyle temlik ettiği, Şirket’in de taşınmazı 03.11.2015 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devrettiği görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle:
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nin 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.