Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2334 K.2025/3283
1. Hukuk Dairesi 2025/2334 E. , 2025/3283 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/411 E., 2025/504 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; mirasbırakan babası ...'ın evlilik dışı yaşadığı birliktelikten kendisinin dünyaya geldiğini, bu nedenle murisin kendisini mirastan mahrum etmeyi amaçladığını ve adına kayıtlı 96 ada 51 parsel sayılı taşınmazını satış göstermek suretiyle ve mal kaçırma amaçlı olarak davalı oğluna devrettiğini, murisin bu tasarruf tarihinde ayırt etme gücünün ve hukuki ehliyetinin olup olmadığının araştırılması gerektiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde taşınmazın değerinden payına düşen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davacı tarafından dava konusu edilen taşınmaza ilişkin yine Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/114 E. sayılı dosyasında birebir aynı uyuşmazlık hakkında tapu iptal -tescil davası görüldüğünü, 2024/114 E. sayılı bir başka dosyasında görülen dava konusu 118 ada 21 parselde bulunan taşınmaz ile eldeki 2024/115 E. sayılı dosyada belirtilen 96 ada 51 parselde bulunan taşınmazın aynı olduğunu, bahsi geçen dosyanın eldeki dosya açısından derdest olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın 3. şahıstan satın alındığını, muristen alınmadığını, bu nedenle muris muvaazası nedeniyle tapu iptal- tescil davasına konu olmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin 2024/114 Esas sayılı dosyasına bakıldığında, aynı taraflar arasında, aynı hukuki sebebe dayalı ve aynı dava konusu taşınmaz hakkında tapu iptali ve tescil davası olduğunun görüldüğü, eldeki davada taşınmazın 96 ada 21 parsel olarak belirtildiği, 2024/114 Esas sayılı davada ise 118 ada 21 parsel olarak belirtildiği, her iki taşınmazın da aynı taşınmaz olduğu, 118 ada 21 parselin güncel parsel bilgisi olduğu gerekçesiyle davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davada eski 96 ada 21 parsel yeni 118 ada 21 parsel bakımından muris muvazaasına dayalı istemde bulunulduğu, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinde ise eldeki dosya davalısı ve... ... bakımından 118 ada 21 parsel yönünden muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tazminat isteminde bulunulduğu, bilindiği üzere aynı yargı yerinde tarafları (sıfatları dahil), konusu ve dayanakları aynı olan iki davadan birinde yargılamanın devamı esnasında ikinci davanın açılması halinde derdestlik durumunun söz konusu olabileceği, eldeki dosyada davalı bakımından öncesinde aynı dava konusu ve aynı hukuki sebebe dayalı davanın açıldığı, şu haliyle derdestlik dava şartının koşullarının oluştuğu, talebin usulden reddedilmesi nedeni ile yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre karar verildiği, yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; Kişisel Verilen Korunması Kanunu gereği dava konusu taşınmaz ile Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/114 Esas sayılı dosyasındaki taşınmazın daha sonra kadastro işlemi ile güncellenen parselasyon bilgisi olduğunun müvekkilince tapudan öğrenilmesinin mümkün olmadığını, nitekim müvekkilin adresini bildiği adalardaki yazlığın ada/pafta ve parsel bilgilerini tapu kadastro müdürlüğüne sorduğunda iki ayrı parsel bilgisi verildiğini, ne bu parsellerde yapılan işlemler ne de geçmiş malikliğe ilişkin bilgilere davalıların mirasçısı olmaması nedeniyle erişemediğini, dava açmakta hukuki yararı bulunan ve kusuru olmayan, davasını ancak adli yardımla açabilen müvekkilinin tek geçim kaynağı olan emekli maaşından bir de karşı yana vekalet ücreti ödemeye mahkum bırakılmasının hak arama hürriyeti ve hakkaniyet ilkesinin ihlali olduğunu, anılan nedenle müvekkilinin dava açılmasına kusuruyla sebebiyet vermediğini, mevcut yasal düzenlemeler karşısında ilgili iki tapunun kadastro işlemleri neticesi oluşan eski ve yeni tapu olduğunu hali hazırda bilmediğinden, bilmesinin de kendisinden beklenemeyeceğinden aleyhine vekalet ücreti tayininin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1924 doğumlu mirasbırakan ...'ın 02.02.2022 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı oğlu ..., davalı oğlu ... ile dava dışı oğlu...'in kaldıkları, eldeki temyize konu davada dava konusu edilen 96 ada 51 parsel sayılı taşınmazın yenileme işlemi sonrası 118 ada 21 parsel numarasını aldığı, yine Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/114 E. sayılı dosyasında davacının ..., davalıların ise ... ve... oldukları ve yenileme sonrası oluşan 118 ada 21 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak aynı sebeplere dayanılarak tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davanın derdestlik nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Somut olayda, davacının davasını 100.000,00 TL değer göstermek suretiyle açtığı anlaşılmakla; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesinde yer alan; "Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur." hükmü gereğince AAÜT'nin üçüncü kısmına göre hesaplanan 16.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücreti tayini doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 4. bendinde yer alan “30.000,00 TL” ibaresinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine “16.000,00 TL” ibaresinin yazılmasına, hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Temyiz eden davacının adli yardım talebi İlk Derece Mahkemesince kabul edilerek harç yatırmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.