Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1758 K.2025/3277
1. Hukuk Dairesi 2025/1758 E. , 2025/3277 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2479 E., 2025/252 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 282 ada 52 parsel sayılı 12.300 m2 yüz ölçümlü tarla vasıflı taşınmazın 1980 tarihinde davalıdan satın alındığını ve ilgili taşınmazın o tarihten bu yana kendisinin idaresinde bulunduğunu, ancak tapu kaydının halen davalı üzerinde olduğundan bahisle davasız akitsiz 40 yıla yakındır elinde bulunan taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; davaya konu taşınmazın eklemeli zilyetlik ile atalardan kalma olup müvekkiline ait olduğunu, davacının iddia ettiği gibi taşınmazın satılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kısıtlı olup böyle bir satışı yapmasının imkansız olduğunu, tarlanın 1998 yılında yapılan kadastro ile müvekkili adına tescil edilmiş olup kabul anlamına gelmemekle birlikte 10 yıllık hak düşürücü sürenin de sona erdiğini belirterek davanın reddini savunmuş, vasi ... tarafından dava takip edilmiş, aşamada İlk Derece Mahkemesi kararından sonra 02.02.2024 tarihinde davalı ...'ın ölümü üzerine tek mirasçısı ...'e dahili davalı sıfatı ile tebligat işlemi yapılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın malikinin gaip olmadığı, hayatta olduğu ve malikin belli olduğu, TMK'nın 713. maddesindeki koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiği, bundan ayrı olarak davacının, taşınmazı 1980 yılında satın aldığını beyan etmiş olup kadastro öncesi sebebe dayandığı, taşınmazın tespitinin 1998 yılında kesinleştiği ve davanın ise 2021 yılında açıldığı anlaşıldığından hak düşürücü sürenin de geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın açıldığı 10.01.2021 tarihi ile kadastro tespitinin kesinleştiği 24.12.1998 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığından Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde hukuka aykırı yön görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davaya konu taşınmazın 2010, 2014, 2019 yıllarında sürüldüğünün tespit edildiğini, ilgili yıllarda taşınmazın yaşı itibariyle davalı tarafından sürülemeyeceğinin açıkça ortada olduğunu, bu hususun dahi müvekkilinin malik sıfatıyla zilyet olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, dinlenilen tüm tanıklar birbirine uygun beyanlarda bulunmuş olup müvekkilinin uzun yıllardır ilgili taşınmazı kullandığını ve halen ekip biçtiğini beyan ettiklerini, İstinaf Mahkemesinin hak düşürücü sürenin geçtiğine ilişkin gerekçesini kabul etmediklerini, müvekkilinin babasının öldüğünü, bu sebeple zamanaşımının devreye girmeyeceğini, müvekkilinin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkının zamanaşımı sebebiyle ortadan kaldırılamayacağını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Konya ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 282 ada 52 parsel sayılı taşınmazın 20.04.1998 tarihinde senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, söz konusu tespitin 24.12.1998 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 10.01.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.