Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4290 K.2025/3276
1. Hukuk Dairesi 2023/4290 E. , 2025/3276 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1851 E., 2023/995 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/237 E., 2019/84 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar-karşı davalılar vekili tarafından duruşma istekli ve katılma yoluyla davalılar-karşı davacılar vekili tarafından vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hasren temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar- karşı davalılar ... ve ... vekili Avukat ... geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalılar-karşı davacılar vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar-karşı davalılar; mirasbırakan babaları ...’ın ilk eşten çocukları olduklarını, davalıların ise ikinci eşten olma çocuklar olup mirasbırakanın dava konusu 1193 ada 19 parsel sayılı taşınmazda adına kayıtlı 250/20875 payın intifa hakkını davalı oğlu ...’ye, çıplak mülkiyetini ise ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalı oğlu ...’e 05.07.2004 tarihinde devrettiğini, işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek çekişmeli payın tapu kaydının iptali ile miras paylarının adlarına tescilini, intifa hakkının kaldırılmasını, iptal-tescil isteğinin kabul edilmemesi halinde saklı paylarına karşılık şimdilik 20.000,00 TL tenkis bedelinin davalı ...’den tahsilini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar-karşı davacılar; hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, intifa hakkının bedeli mukabilinde devredildiğini, mirasbırakanın bakıma muhtaç olup ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapmakta yararı bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar; karşı davada, çekişme konusu taşınmaz üzerindeki dört katlı binanın tamamen, iki katlı binanın ise üst katının tadilatının kendileri tarafından yapıldığını ileri sürerek inşaat giderlerinden kaynaklı alacak talebinde bulunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.06.2016 tarihli ve 2016/237 Esas, 2019/84 Karar sayılı kararıyla; davacıların mirasbırakanın ilk evliliğinden, davalıların ise ikinci evliliğinden olma çocukları olduğu, mirasbırakanın ölmeden 6 ay - 1 sene önce rahatsızlandığı, öncesinde sağlıklı olduğu ve bakıma muhtaç durumunun olmadığı, temlikin 2004 yılında yapıldığı, mirasbırakanın 2016 yılında öldüğü, dinlenen tanık anlatımları ve dosya kapsamına göre mirasbırakanın ilk eşinden olan davacı çocuklarından mal kaçırmak amacıyla değerli olan tek taşınmazını davalılara devrettiği, davalıların ise temlikten sonra taşınmaza sağladıkları maddi katkının bedelini hisseleri oranında talep edebilecekleri gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 03.12.2019 tarihli ve 2019/1182 Esas, 2019/1675 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın başkaca taşınmazları da bulunduğu, temlikin makul olduğu, bakıma ihtiyacı olan mirasbırakanın mal kaçırma iradesiyle hareket etmediği, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ivazlı bir sözleşme olup tenkis hükümlerinin de uygulanamayacağı, dosya kapsamına göre karşı davanın kabulünün de isabetli olmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Asıl davada davacılar vekilinin temyizi üzerine, Dairenin 14.09.2021 tarihli ve 2020/283 Esas, 2021/3929 Karar sayılı kararı ile “...somut olaya gelince; hükme yeterli bir araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, çekişme konusu payın çıplak mülkiyetinin ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle davalılardan ...’e temlik edildiği, mirasbırakan adına kayıtlı iken mirasçılarına intikal eden dava dışı başkaca taşınmazlar da bulunduğunun sunulan kayıtlardan anlaşıldığı, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta bir araştırma yapılmadan temlikin makul sınır içerisinde kaldığı yönünde soyut bir değerlendirme yapılarak sonuca gidildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle adına kayıtlı veya mirasçılarına intikal eden bütün taşınmazların araştırılması, yukarıda sözü edilen ve mirasçılara intikal ettiği anlaşılan dava dışı taşınmazların kayıtları da getirtilmek suretiyle mirasbırakanın diğer taşınmazlarının değerleri keşfen saptanarak temlikin makul oran içerisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm deliller yukarıda belirtilen ilkelerle birlikte değerlendirilerek mirasbırakanın temlikteki gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilip yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir....” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların mirasbırakanın ilk eşinden, davalıların ise ikinci eşten olma çocukları olduğu, mirasbırakanın uzun süredir astım ve koah olduğu, son dönemlerinde akciğer kanserine yakalandığı, mirasbırakanın eşinin de astım ve şeker gibi hastalıklarının bulunması nedeniyle mirasbırakanın bakımını yerine getirecek sağlık ve fiziki durum içinde bulunmadığı, ölünceye kadar bakma sözleşmesini yaptığı tarihte 72 yaşında olan mirasbırakanın sözleşme tarihinde bakım ihtiyacı içinde olduğu, davalı oğullarının mirasbırakan ile aynı binada ikamet ettikleri ve davalı ...'in mirasbırakan ve eşinin bakım ihtiyaçlarının artması üzerine aynı dairede birlikte yaşamaya başladıkları, her ne kadar dava konusu taşınmazın değeri mirasbırakanın terekesinde bıraktıkları taşınmazlara göre en değerli taşınmaz ise de dava konusu taşınmazın en değerli taşınmazı olmasının tek başına muvazaanın varlığını ispatlamadığı, mirasbırakanın terekesindeki diğer taşınmazları da devretme imkanı varken etmediği, mirasbırakanın mirasçıları arasındaki beşeri ilişkide mal kaçırmasını gerektirecek bir olumsuzluk bulunmadığı, dava konusu taşınmaz dışındaki taşınmazları hisseli ve düşük değerli olduğu gözetildiğinde taşınmazları arasında devre uygun bulunan taşınmazını devrettiği, mal kaçırma kastıyla değil bakım karşılığında taşınmazını devrettiği, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararının gerekçeleri ve amacı doğrultusunda araştırma ve değerlendirme yapılmadığını, mirasbırakandan geriye kalan taşınmazlar hisseli ve çok düşük değerli olduğunu, dava konusu taşınmazın mirasbırakanın en değerli taşınmazı olduğunu, bu durumun dahi mirasbırakanın mal kaçırma amacıyla hareket ettiğini kanıtladığını, mirasbırakanın ikinci evliliğinden olma çocukları lehine mal kaçırdığını, akit tarihi olan 2004 yılında ölünceye kadar bakma akdini yapmasının gerektirir herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını, temlikin muvazaalı olduğunu, makul oranın aşıldığını, ayrıca terditli tenkis talebi yönünden de bir değerlendirme yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalılar-karşı davacılar vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; asıl davacıların temyiz taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kararın sadece 7. maddesindeki vekalet ücreti ve 9. maddesindeki yargılama giderleri yönünden düzeltilerek davacılar yararına hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin kaldırılmasını istediklerini belirterek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, intifa hakkının terkini, olmazsa tenkis; karşı dava, taşınmaza yapılan masraf nedeniyle alacak isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1932 doğumlu mirasbırakan ...’ın 15.01.2016 tarihinde ölümü üzerine ilk eşi ...’den olma çocukları davacılar ... ve ...; ikinci eşi ...’dan olma çocukları davalılar-karşı davacılar ..., ... ve dava dışı...’in mirasçı kaldıkları, dava konusu 1193 ada 19 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın 250/20875 payı mirasbırakan adına kayıtlı iken, intifa hakkını 53.400,00 TL bedelle davalı oğlu ...’ye, çıplak mülkiyetini ise ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı oğlu ...’e 05.07.2004 tarihinde temlik ettiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611. maddesine göre ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesi, taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Bu sözleşme ile bakım alacaklısı, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına girer. (TBK m. 614).
Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamaz.
Kural olarak, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesi her zaman mümkündür. En sade anlatımla muvazaa, irade ile beyan arasında kasten yaratılan aykırılık olarak tanımlanabilir. Böyle bir iddia karşısında, asıl olan tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanmasıdır. (TBK m. 19). Şayet bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse (örneğin mirasçılarından mal kaçırma düşüncesinde ise), bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemez, akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılır. Bu halde de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı olayda uygulama yeri bulur.
Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi için de sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekir.
Somut olaya gelince; mirasbırakan tarafından davalılara temlik edilen dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değeri 1.047.539,00 TL olup mirasbırakanın geride kalan paylı olarak malik olduğu taşınmazların dava tarihindeki toplam değerinin ise 412.096,44 TL olduğu, temlik edilen taşınmazın değerinin mirasbırakanın geride kalan taşınmazlarının toplam değerine olan oranı gözetildiğinde makul karşılanabilecek sınırın aşıldığı, mirasbırakanın kendisine baktırmak için daha azını verebilecekken en değerli taşınmazını devrettiği, davalı tanığı olarak dinlenen tarafların kız kardeşi...'ın; "...babam ile davacı taraflar konuşmazdı. Babam kaç kere ilk giriş katta oturan ...'i evden atmaya çalıştı. Babama karşı davranışları yüzünden atmak istedi..." şeklindeki beyanı ve yine bir kısım tanıkların beyanı ile mirasbırakan ile ilk eşinden olma davacı çocukları arasındaki beşeri ilişkilerinin iyi olmadığının anlaşıldığı, tüm bu somut olgular yukarıdaki ilkeler ile birlikte değerlendirildiğinde mirasbırakanın temlikinde bakıp gözetilme koşulunu değil de davacılardan mal kaçırma düşüncesini ön planda tuttuğu ve bu iradeyle işlemleri gerçekleştirdiği, temlikin muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.
Hâl böyle olunca, asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar-karşı davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalılar-karşı davacılar vekilinin hükmün fer'ilerine hasren temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar-karşı davalılara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacılar-karşı davalılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz edilen davalılar-karşı davacılardan alınmasına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.