Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3646 K.2025/3259
1. Hukuk Dairesi 2023/3646 E. , 2025/3259 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/70 E., 2023/524 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burdur 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/50 E., 2021/252 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...'nin ehliyetli olmadığını, emekli olduğunu ve belirli bir gelirinin bulunduğunu, davalıların, murisin ölümünün yaklaştığını düşünerek 2011 yılının Ocak ayından sonra murisi Antalya'ya götürerek kendisine orada bakmaya başladıklarını, murise vekaletname düzenlettiren davalı ...’nin vekalet görevini kötüye kullanarak murisin banka hesabındaki tüm mevduatını çektiğini veya başka bir hesaba aktardığını ayrıca murisin maliki olduğu 564 ada 26 parseli eşi olan diğer davalıya devrettiğini, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek ... adına kayıtlı 564 ada 26 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davacının payı oranında iptali ile davacı adına tesciline, bankadan çekilen paranın çekildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’den tahsiline, olmadığı takdirde ... tarafından mevduat ile yapılan tasarrufların davacının payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar; murisin ölünceye kadar davalı ...’in annesinden intikal eden mallar üzerinde tasarrufta bulunduğunu, bir kısım taşınmazı doğrudan sattığını, kök muristen gelen taşınmazların paylaşım ile dağılmasını önlemek amacı ile davalı ...’i yeğeni davalı ... ile evlendirdiğini, ... adına tespit edilmesi gereken taşınmazların kadastro çalışmalarında muris adına da paylı olarak tespit edildiğini, murisin ölünceye kadar her türlü tasarrufu bizzat kendisinin yaptığını, 1976 yılında aldığı traktörün borcunun davalı ... tarafından ödendiğini, murisin davacıyı ve eşini sevmediğini, davacı ve eşinin muris ölmeden önce muristen para istediklerini ancak murisi tanımadığını söyleyerek davacı ve eşini evden gönderdiğini, bakıma ihtiyaç duyduğu dönemde dahi davacının evine gitmediğini, davacının çocuklarının düğünlerine dahi katılmadığını, eşinin aynı zamanda yeğeni olması nedeniyle murisin kendilerini davacıya göre daha yakın gördüğünü, davalı ...’e ait olan taşınmazların muris tarafından satılarak paranın banka hesabına yatırıldığını, bankadaki parayı da hem kendisine baktıkları hem de bu parada hakları olduğu için diledikleri şekilde tasarruf etmeleri amacıyla verdiğini, murisin tüm bakımı ile ilgilendiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazın muris adına vekaleten davalı ... tarafından eşi olan diğer davalı ...'e devredildiği, murisin işlem tarihinde ehliyetli olduğunun saptandığı, dinlenen tanık beyanlarından davacı tarafın vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını ispatlayamadığının anlaşıldığı; muris muvazaası iddiası yönünden ise tanık beyanlarından murisin bakımı ile iki çocuğunun da ilgilendiği ancak son zamanlarında davalı oğlu ile birlikte yaşadığı, hastalıkları sebebi ile tedavi gördüğü, gelir durumunun iyi olduğu, dava konusu taşınmaz dışında başkaca taşınmazları olduğu, taşınmazların akit bedelleri ile gerçek değerleri arasındaki bariz farkın keşfen saptandığı, murisin emekli maaşı aldığı, dava konusu taşınmazı ölümünden yaklaşık 10 ay önce satmasını gerektirecek geçim sıkıntısının bulunmadığı, taşınmazın murisin oğlu davalı ...'in eşi olan davalı gelini ...'e devredildiği, murisin, ölümünden kısa bir süre önce davalıların yanında yaşamaya başladığı, minnet duygusuyla devri gerçekleştirme durumunun söz konusu olmadığı gerekçesi ile tapu iptal ve tescil isteği yönünden davanın kabulüne; murisin kredili mevduat hesabında 444.472,02 TL parası olduğu, murisin hesabındaki tüm paranın davalı ... tarafından çekildiği, murisin ayrıca emekli maaş hesabının ve bir hesabının daha olduğu, bu hesaptan da davalı ... tarafından 9.330,00 TL para çekildiği, murisin ölmeden önceki son zamanlarını davalı yanında geçirmiş olduğu anlaşıldığından çekilen paranın bir kısmının murisin hayati ihtiyaç ve giderlerini karşılamada makul bir rakam olduğu ancak bu miktar dışındaki miktarın davacıdan mal kaçırmak amacıyla davalı ...'e muvazaalı biçimde temlik edildiği gerekçesi ile bedel isteği yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, 240.570,95 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; 564 ada 26 parsel bakımından sağlık durumu, devir tarihi ve dosyadaki tanık anlatımlarından murisin mal kaçırma kastı ile hareket ettiği kanaati ile davacının miras payı oranında davanın kabulüne, bakiye kısmın davalının uhdesinde bırakılmasına şeklinde iptal ve tescile karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, murisin bankadaki mevduatı hakkında 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının doğrudan bağlayıcı olma niteliği olmadığı ancak dosyada davacının davalı ... hakkında alacak istemi ile de dava açılmış olduğu, bu yöndeki İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirme sonucunda davacının alacak davasının miras payı oranında ve murisin hayati ihtiyaç ve giderlerinin karşılanmasında makul rakam düşüldükten sonra 240.570,90 TL üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçelerinde özetle; murisin banka hesabındaki para yönünden muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceğini, murisin terekesinde taşınmazlar olduğunu, tek bir taşınmazın mal kaçırmak amaçlı devredildiğinin kabulünün hatalı olduğunu, davalı ...’in murisin yeğeni ve gelini olduğunu, uzun yıllar davalıya ait taşınmazları kullandığını, tarlalarını sattığını, elde ettiği bedelin tamamını kendisinin kullandığını, gelinine duyduğu minnet duygusu ile hareket ettiğini, davalı ... lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin de hatalı olduğunu, dava konusu paranın muris tarafından davalıya bağışlandığını, murisin tasarruf nisabını aşmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, kararda tanık beyanlarının değerlendirilmediğini, murisin hangi gerekçe ile mal kaçırdığının açıklanmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, ehliyetsizlik, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muris muvazaası hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali-tescil ile alacak istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’nin 01.07.2012 tarihinde öldüğü, geride davacı kızı ile davalı oğlu...’in mirasçı olarak kaldığı, davalı ...'in davalı ...’in eşi olduğu, murisin 13.10.2011 tarihli vekaletname ile davalı ...’i vekil tayin ettiği, davalının da dava konusu 564 ada 26 parsel sayılı taşınmazı 14.10.2011 tarihinde diğer davalıya satış suretiyle temlik ettiği, murisin kredili mevduat hesabındaki 444.472,02 TL ile maaş hesabındaki 9.330,00 TL’nin muhtelif tarihlerde çekildiği, davalıların banka hesabındaki paranın muris tarafından diledikleri şekilde tasarruf etmeleri amacıyla verildiğini belirttikleri anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 14.135,84 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Temyiz edilen davacı taraf duruşmaya gelmediğinden lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.