Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3233 K.2025/3214

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3233 📋 K. 2025/3214 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3233 E.  ,  2025/3214 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1405 E., 2023/910 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Akyazı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/350 E., 2022/224 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; tarafların kardeş olduklarını, 115 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 21/32 payı ile 110 ada 11 ve 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tarafların muris babaları ...'dan miras yoluyla intikal ettiğini, davacı ...'in borçları nedeni ile taşınmazların cebri icrayla üçüncü kişilerin eline geçmesinin önlenmesini temin amacı ile mirasçıların taşınmazlardaki paylarını davalıya tapuda satış suretiyle temlik ettiklerini, ancak davalının herhangi bir satış parası ödemediğini, mirasçılar arasında yapılan anlaşmada, davacı ... borçlarını kapattığı zaman davalının emaneten aldığı payları tekrar devredenlere vermesinin kararlaştırıldığını ancak davalının devre yanaşmadığını, 26.07.2020 tarihinde köye giden davacı ...'nın, tanıdıklarından davalının taşınmazları satmak üzere bir kişi ile anlaştığını ve parayı aldıktan sonra köyü terk edeceğini öğrendiğini, davacıların bu şekilde aldatıldıklarından haberdar olduklarını ileri sürerek tapu iptali ile davacılar adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; usulünce tebliğe rağmen davaya süresinde cevap vermemiş; aşamada, taşınmazları satış bedellerini ödeyerek satın aldığını, iddiaların gerçek olmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; hile hukuki nedenine dayalı davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; İlk Derece Mahkemesi tespitinin aksine davada hile hukuki nedenine değil inançlı işlem hukuki nedenine dayanıldığı, iddianın ispatı bakımından davacının yazılı bir delil ya da delil başlangıcı sunmadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı, bu nedenle davacı tanıklarının beyanlarına da hukuken değer verilemeyeceği, inançlı işlem iddiasının ispatlanamadığı, bu gerekçe ve sonucu itibarıyla davanın reddinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları yinelemiş; davada hile hukuki nedenine dayandıklarını, hile iddialarının her türlü delille ispatlanabileceğini, hak düşürücü süre içerisinde açtıkları davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 140/3. maddesinde; “Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh veya arabuluculuk faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.” hükmü düzenlenmiş olup, Mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın hile (aldatma) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil olarak nitelendirildiği, taraf vekillerinin duruşmada hazır bulundukları ve tutanağı imzaladıkları gözetildiğinde anılan düzenleme gereğince uyuşmazlığın anılan hukuki sebep esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerekeceği kuşkusuzdur.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın 10.11.2007 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak kendisinden sonra ölen eşi ... ile müşterek çocukları olan tarafların kaldığı; davacılar ile anneleri ...'nin muristen intikal eden 110 ada 11 ile 115 ada 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını 06.11.2012 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettikleri anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile özellikle, hile iddiasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin, hileye maruz kalan kimsenin bunu öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı gözetildiğinde davanın süresinde açıldığı, ancak hile iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddeleri uyarınca ispatlanamadığı anlaşıldığına göre; davanın reddi bu gerekçe ve sonucu itibarıyla usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.