Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2044 K.2025/3240
1. Hukuk Dairesi 2025/2044 E. , 2025/3240 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1747 E., 2025/198 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kahramanmaraş 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/290 E., 2024/44 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; Kahramanmaraş ili, Onikişubat ilçesi, ... Mahallesindeki dava konusu 101 ada 2164, 2177, 2179, 2192 parsel sayılı taşınmazların muris babalarından miras kaldığını, ancak kardeşleri olan davalının kadastro çalışmaları sırasında taşınmazları kendi adına tescil ettirdiğini, taşınmazların mirasçılar adına tescil edilmesi gerektiğini, dava konusu 101 ada 2331 parsel sayılı taşınmazın ise murisleri tarafından davalıya verildiğini ve davacılardan ...'nin taşınmazı satın aldığını, zilyedinin de ... olduğunu ancak davalının bu taşınmazı da kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek 101 ada 2164, 2177, 2179, 2192 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile payları oranında mirasçılar adına tesciline, 101 ada 2331 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tesciline karar verilmesi istemiş, bilahare 14.01.2021 tarihli ön inceleme duruşmasında; davacılar ... ... ve ... ... yönünden davayı atiye bıraktıklarını, takip etmeyeceklerini, davacı ... yönünden davaya devam ettiklerini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının iddialarının ispata muhtaç olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacılar ... ... ve ... ... yönünden davanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydına karar verilerek davacı ... yönünden eldeki davada yargılamaya devam edilmiş, dava konusu taşınmazların kadastro tespitlerinin 30.01.2007 tarihi itibariyle kesinleştiği, davanın ise 30.09.2020 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro tutanağı 30.01.2007 tarihinde kesinleşmesine rağmen, davanın 30.09.2020 tarihinde, Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen yasal 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığının sabit olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mirasçılar arasındaki ihtilaflarda hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi ve sonrası (muris muvazaası) nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1938 doğumlu muris ...'in 20.01.2020 tarihinde ölümü ile geride mirasçıları olarak davacı oğlu ... ile davalı oğlu ..., dava dışı eşi ..., çocukları ..., ..., ..., ... ve...'in kaldıkları; kadastro çalışmaları sonucu Kahramanmaraş ili, Onikişubat ilçesi, ... Mahallesinde bulunan dava konusu 2331, 2177, 2179 ve 2192 parsellerin belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edildiği, 2164 parsel sayılı taşınmazın ise belgesizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle 1/2'şer paylarla davalı ... ve davacı ... adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespit tutanaklarında, taşınmazların muris ...'un yirmi yılı aşkın süredir çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetliğinde iken muris ... tarafından rızaen, kayıtsız ve şartsız adı geçenlere hibe edildiğinin belirtildiği, tutanakların 30.01.2007 tarihinde kesinleştiği, muris ...'un kadastro tespit tarihinden sonra 20.01.2020 tarihinde öldüğü, eldeki davanın ise 30.09.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle kadastro öncesi neden bakımından hak düşürücü sürenin geçtiği, muris muvazaası iddiası bakımından ise murisin kadastro tespit tarihinden sonra ölmesi nedeniyle hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, ne var ki somut olayda tapulu olmayan çekişme konusu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında muris tarafından bağış (hibe) suretiyle devredildiği belirtilmekle birlikte tapu sicil memuru önünde yapılan temliki bir işlem de bulunmadığından 01.04.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, davada tenkis isteği de olmadığı gözetilmek suretiyle, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.