Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2806 K.2025/3248

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2806 📋 K. 2025/3248 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2806 E.  ,  2025/3248 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/332 E., 2022/677 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakanları ...’nün paydaşı olduğu 338 ada 17 (eski 1554) parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali için Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/516 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, yargılama sonucunda davanın kabulü ile taşınmazın 3703/... payının adlarına tesciline yönelik verilen kararın kesinleştiğini, ancak tapu müdürlüğünün ilamı infaz etmediğini, tescil talebinde bulunduklarında ise taşınmazın davalılar adlarına tescil edildiğini öğrendiklerini ileri sürerek kesinleşen ilamın infazı yönünde tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve ...; taşınmazdaki payları bedeli karşılığında satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar savunma getirmemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece; Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1994/516 Esas, 1996/595 Karar sayılı ilamını icra ettirme imkanı varken aynı taleple eldeki davayı açmakta davacıların hukuki yararları bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 13.01.2021 tarihli ve 2018/5475 Esas, 2021/108 Karar sayılı kararı ile; davacı ... mirasçıları tarafından Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/516 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda paydaşlar arasındaki rızai taksime göre pay oranları yeniden düzenlenerek davanın kabulüne karar verildiği, kararın kesinleştiği, bu karar tapuya tescil edilmeden birtakım intikal ve temliklerden sonra üçüncü kişi konumunda olan davalı ... tarafından pay satın alındığı, mevcut hali ile Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/... Esas, 1996/595 Karar sayılı ilamının infaz kabiliyetinin bulunmadığı, davacıların dava açmakta hukuki yararı bulunduğundan bahsedilerek bir kısım ... mirasçılarından pay edinen ve ikinci el konumunda olan dava dışı ... ile ondan pay satın alan davalı ...’in TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacağının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacıların dava konusu taşınmazın 3703/5655 payının mülkiyetini Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/516 Esas, 1996/595 Karar sayılı kararının kesinleşmesi ile 1998 yılında kazandıkları, taşınmazda pay satın alan ...'tan pay devralan davalı ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, bedeli karşılığında pay satışı yapıldığını, kötüniyetli olmadıklarını, taşınmazın yeniden pay edilmesinin bozmayı gerektirdiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1554 parsel sayılı taşınmazın 4/12 payının ..., 5/12 payının ..., 1/12’şer paylarının ise ..., ... ve davacıların murisi ... adlarına tespit ve tescil edildiği, ... mirasçıları tarafından diğer paydaşlar aleyhine Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/516 Esas sayılı dosyası üzerinden kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile 3703/5655 payın ... mirasçıları davacılar, 1001/5655 payın ... mirasçıları, 951/5655 payın ise ... mirasçıları adlarına tesciline karar verildiği, kararın 27.10.1998 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhli Mahkeme kararının tapu müdürlüğüne gönderilmesine ilişkin 08.01.1999 tarihli yazının anılan dava dosyası içerisinde yer aldığı, kesinleşen ilamın infazı için yapılan başvuru üzerine tapu müdürlüğünce 15.10.2014 tarihli yazı ile talebin reddedildiği, yine tapu müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderilen 09.04.2015 tarihli cevabi yazıda, taşınmazla ilgili devam eden bir davanın bulunduğuna dair bir belirtme yapılmadığından taşınmaz malikleri tarafından birçok intikal, pay temliki ve satış işlemlerinin yapıldığı, taşınmazda üçüncü kişilerin malik olduğu ve kararın infaz kabiliyetinin kalmadığının bildirildiği görülmektedir.
Öte yandan; dava konusu taşınmazın 4/12 payı ... adına kayıtlı iken 18.06.1997 tarihinde mirasçılarına intikal ettiği, mirasçıları arasında yapılan pay temliklerinden sonra ..., ...ve ...'nın taşınmazdaki 4/12 payın el birliği halinde maliki oldukları, bilahare ...'nın ölümü nedeniyle de payının mirasçılarına intikal ettiğinin güncel tapu kaydından görüldüğü; taşınmazın 5/12 payı ... adına kayıtlı iken 23.09.1999 tarihinde mirasçılarına intikal ettiği, mirasçılar arasındaki pay temlikleri ve paylı mülkiyete geçiş sonrası 20/120 payın ..., 5/120 payın ... ve toplam 25/120 payın dava dışı bir kısım mirasçılar adına tescil edildiği, bir kısım mirasçılar tarafından 25/120 paylarının 09.08.2005 tarihinde mirasçı olmayan dava dışı ...'a satış suretiyle devredildiği, ...'in ise bu payı 30.03.2006 tarihinde satış suretiyle ...'a devrettiği, bu suretle de ... adına kayıtlı 5/12 payın maliklerinin 20/120 pay ile ..., 5/120 pay ile ... ve 25/120 pay ile ... olduğu; davacılar murisi ... adına kayıtlı 1/12 payın ise mirasçılarına intikalinin ardından bir kısım mirasçıların (... ve ...) iştirak halindeki paylarını diğer mirasçılardan ...'e devrettiği, yine güncel tapu kaydından ... mirasçıları olan bir kısım kayıt maliklerinin ölümleri nedeniyle de intikal işlemlerinin yapıldığının görüldüğü; bu arada 1554 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/a uygulamasına tabi tutularak 14.01.2011 tarihinde 338 ada 17 parsel; bilahare 02.07.2018 tarihinde 508 ada 28 parsel numarasını aldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; el birliği (iştirak) halinde mülkiyet, yasa veya yasada belirtilen sözleşmeler uyarınca aralarında ortaklık bağı bulunan kişilerin, bu ortaklık nedeniyle bir mala veya hakka birlikte malik olma durumudur.
TMK'nın 701 ve 703. maddelerinde düzenlenen bu tür mülkiyetin (ortaklığın) tüzel kişiliği olmadığı gibi eşya üzerinde ortakların her birinin doğrudan doğruya bir hakkı da yoktur. Mülkiyet bir bütün olarak ortakların tümüne aittir. Başka bir anlatımla ortaklık tasfiye oluncaya kadar ortaklardan birinin ayrı mal veya hak sahipliği bulunmayıp hak sahibi ortaklıktır. Değinilen mülkiyet türünde malikler mülkiyet payları ayrılmadığından paydaş değil, ortaktır. Bu kural, TMK'nın 701. maddesinde "...Kanun ve kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti el birliği mülkiyetidir. El birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." biçiminde açıklanmıştır. El birliği (İştirak) halinde mülkiyetin bu özelliği itibariyle ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Şayet yasa veya el birliği (iştirak) halinde mülkiyeti oluşturan anlaşmada ortaklık adına hareket etme yetkisinin kime ait olacağı belirtilmemişse, ortaklığın tasfiyesini isteme hakkı dışındaki tüm işlemlerde ortakların (iştirakçilerin) oy birliği ile karar almaları ve birlikte hareket etmeleri zorunluluğu vardır.
TMK'nın 702/2. maddesi bu yönde açık hüküm getirmiştir. Ancak, açıklanan kural yargısal uygulamada kısmen yumuşatılmış, bir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği kabul edilmiştir. (ll.l0.982 tarih l982/3-2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) Nitekim bu görüş bilimsel alanda da aynen benimsenmiştir.
Diğer taraftan; taraf koşulu, HMK’nın 114/1-d maddesi gereğince dava şartı olup mahkemelerce re’sen gözetilmelidir (HMK 115/1). Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgili olup anılan hususun yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ve öncelikle dikkate alınması gerektiği, taraf teşkili sağlanmadan davada esastan hüküm kurulamayacağı açıktır.
Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde HMK’nın 55. maddesi gereğince mahkemece, davacının mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmeleri gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de TMK’nın 640. maddesi uyarınca terekeye el birliğiyle malik olmaları sonucu aralarında HMK’nın 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya ret etmemiş olmaları hâlinde TMK’nın 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edebilecektir. Ancak her hâlükârda davacının ölümünden sonra yargılamaya devam edilebilmesi için mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkili sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir.
Eldeki davanın ... mirasçıları ..., ,..., ... ve ... tarafından açıldığı, ...'nün dava açmayan başka mirasçıları da bulunduğu, bunun yanında dava konusu taşınmazdaki ... adına kayıtlı 1/12 payın mirasçılarına intikalinin ardından bir kısım mirasçıların (... ve ...) iştirak halindeki paylarını diğer mirasçılardan ...'e devrettiği, mirasçılar arasında el birliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup dava dışı ortaklar bulunduğu halde davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu göz ardı edilerek yargılamaya devam edilmesi ve yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Öte yandan, davacılardan ...'ın yargılama sırasında 07.10.2015 tarihinde öldüğü, ne var ki Mahkemece HMK'nın 55. maddesi gözetilmeksizin mirasçılarının tamamı davaya dahil edilmeden, bir başka ifade ile taraf teşkili sağlanmadan hüküm tesis edilmesi de isabetsizdir. Yine, davacılardan ...'ın karar tarihinden sonra 19.10.2023 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; tapu iptal ve tescil davaları kayıt malikine karşı açılır. Usul hukukumuzda davaya dahil etme şeklinde bir müessese bulunmayıp, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı verilemeyeceği gibi, hakkında hüküm kurulmasına da imkan yoktur.
Somut olayda; iptali ve tescil istenen dava konusu taşınmazın 1/12'şer paylarının ...ve ... adına kayıtlı olduğu, ne var ki söz konusu maliklere husumetin yöneltilmediği ve dosyada taraf olarak yer almadıkları görülmektedir. O halde; usul ekonomisi ilkesi gözetilerek davacılara anılan kayıt maliklerine karşı dava açmaları için süre verilmesi, dava açmaları halinde eldeki dava ile birleştirilmesi, yine yargılama sırasında 31.03.2019 tarihinde ölen davalı ... ile 13.11.2022 tarihinde ölen davalı ...'ın mirasçılarının da davaya dahil edilmedikleri gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kaldı ki; 6100 sayılı Kanun'un 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince de hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır.
Buna göre; 1/12'şer pay malikleri ...ve ... davada yer almadıklarından Mahkemece, anılan payların iptaline dair bir hüküm tesis edilmemişse de, taşınmazdaki 10/12 payın iptaline karar verilmiş, ancak 5655/5655 payın yani taşınmazın tamamının tesciline dair hüküm kurulmuş olup hükmün bu haliyle infaz edilebilir olduğunu söyleyebilme olanağı da bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca; öncelikle, davacıların murisi ...'nün davaya katılmayan miras ortaklarının mirasçılarının olurlarının alınması ya da miras şirketine TMK'nın 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi; yargılama sırasında ölen davacı ... ile karar tarihinden sonra ölen davacı ...'ın tüm mirasçılarına davetiye çıkartılıp usulüne uygun şekilde tebliğ yapılarak duruşma günü ve saatinden haberdar edilmeleri, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanıp mirasçılara hukuki dinlenilme hakkı tanınması; davacılara, husumetin yöneltilmediği ve dosyada davalı olarak gösterilmeyen kayıt maliklerine karşı dava açmaları için süre verilmesi, dava açmaları halinde eldeki dava ile birleştirilmesi; yargılama sırasında ölen davalılar ...ile ...'ın mirasçılarının da davaya dahil edilmeleri, davalılar yönünden de usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması; bundan sonra, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, anılan hususlar göz ardı edilerek yargılamaya devam edilmesi ve yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ..., ... ve ... vekilinin değinilen yönlerden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın Polatlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.