Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2041 K.2025/3221

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2041 📋 K. 2025/3221 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2041 E.  ,  2025/3221 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1726 E., 2025/201 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğanşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/53 E., 2024/118 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Malatya ili, Doğanşehir ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 125 ada 37 ve 132 ada 1 parsel sayılı taşınmazların uzun yıllardır atalarının zilyetliğinde olduğunu, mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu taşınmazların kendisine verildiğini ve malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, ancak kadastro çalışmaları sırasında taşınmazların davalı Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazlara ait bir kısmın ise tespit harici bırakıldığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, ayrıca tescil harici bırakılan kısmın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler olduklarını, bu nedenle de Hazine adına tespit ve tescil edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların kök 3095 sayılı taşınmazın ifrazı ile oluştuğu, 3095 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro çalışmaları sonucu davalı Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit edildiği, tespitin 15.12.1988 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 21.08.2020 tarihinde açıldığı, davada 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının adına tescil talep ettiği tüm kısımların, (tescil harici alan olduğunu iddia ettiği kısım da dahil olmak üzere) eski 3095 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığı, bu taşınmazın kadastro tutanağının da 15.12.1988 tarihinde kesinleştiği, ancak eldeki davanın 21.08.2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla davanın Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu kısımlar üzerinde davacının atalarının ve davacının zilyetliğinin hiçbir niza ve fasılaya uğramadan çok eskiden beri devam ettiğini, 1970'li yıllarda mirasçılar arası yapılan taksim sonucu dava konusu taşınmazın davacıya verildiğini ve o yıllardan beri davacının malik sıfatıyla zilyet olduğunu ancak dava konusu taşınmazlardan 125 ada 37 ve 132 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına kaydedildiğini, dava dilekçesinde (C) harfi ile gösterilen kısmın ise kadastro çalışmaları sırasında tescil dışı bırakıldığını, bu kısım yönünden hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro çalışmaları sonucu; Malatya ili, Doğanşehir ilçesi, ... köyü çalışma alanında yer alan 3095 parsel sayılı taşınmazın senetsizden, ham toprak vasfı ile davalı Hazine adına tespit edildiği, tespite itiraz olunmaması üzerine 15.12.1988 tarihinde kesinleştiği, anılan taşınmazın ifrazı sonucu 132 ada 1, 133 ada 1 ve 4376 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 3402 sayılı Yasa'nın 22/a maddesi uygulaması ile de 4376 parsel sayılı taşınmazın 16.10.2018 tarihinde 125 ada 37 parsel sayılı taşınmaz olarak tescil edildiği, davacının tespit harici bırakıldığını iddia ettiği kısmın 20.12.2023 tarihli fen ve jeodezi bilirkişileri raporu ve ekli krokisine göre (C) harfi ile gösterilen kısım olup bu kısmın 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaz sınırları içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmazların kök parseli olan 3095 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 15.12.1988 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 21.08.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden davacının adli yardım talebi İlk Derece Mahkemesince kabul edilmiş olup harç yatırılmadığından, aşağıda yazılı 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.