Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2759 K.2025/3251

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2759 📋 K. 2025/3251 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2759 E.  ,  2025/3251 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/477 E., 2025/59 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; 90 parsel (yeni 1541 ada 36 parsel) sayılı taşınmazını borçları nedeniyle maddi durumu iyi olmadığından satması için davalılardan ...’i o tarihte sağ olan annesi ... ... ile birlikte vekil tayin ettiğini, davalı ...'in diğer davalıların murisi olan ...’nin taşınmazı 32.000,00 Amerikan Doları karşılığında satın almak istediğini söylediğini ancak bu aşamadan sonra durumdan haberdar edilmediğini, bu nedenle dava dışı Tekirdağ’da bulunan taşınmazını satmak durumunda kaldığını, satışın gerçekleştiğini ise uzun zaman sonra öğrendiğini, satış bedelini davalılardan talep ettiğini ancak bedelin ödenmediğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline, mümkün olmadığı takdirde taşınmazın güncel bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiş, aşamada davalı ..., dava konusu taşınmazın davacı tarafından satışa çıkarıldığını, 6 milyar ETL bedelle murisi ... tarafından satın alındığını, satış bedelinin elden vekil olan davalı ...’e ödendiğini, murisin satış bedeli için dava dışı bir taşınmazını sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; davacı ile muris ...’nin 6 milyar ETL bedelle devir konusunda anlaştıklarını, davacının satış bedelini talep etmesi üzerine ...’nin kendisine anılan bedeli elden teslim ettiğini, davacının da banka müdürü olan dava dışı bir kişi adına paranın gönderilmesini talep ettiğini, buna ilişkin dekontun aslının da kendisinde olduğunu, satış bedelinin gönderilmesinden sonra davacının bir süre vekaletnameyi düzenlemediğini, ...’nin talebi ve ısrarı ile daha sonra vekaletnamenin düzenlendiğini ve resmi olarak satışın gerçekleştiğini, davacının daha sonra farklı taşınmazların devri için de kendisini vekil tayin ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli ve 2019/411 Esas, 2022/164 Karar sayılı kararı ile; davacı ve davalıların kardeş çocukları olduğu ve davacının 1996-1997 yıllarında Sakarya’dan ayrıldığı, taşınmazı fiilen kullanmadığı, keşifte taşınmazın büyük kısmının boş olduğu ve bir kısmında 20 adet bakımlı fındık ocağı ve 1 adet ıhlamur ağacı bulunduğunun gözlemlendiği, davalı tanıklarının, taşınmazın 6.000,00 ETL bedelle alındığını duyduklarını beyan ettikleri, davalı ... tarafından ödemeye ilişkin sunulan dekonttaki bedel ile taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri arasında fahiş fark olduğu, dekontun da 01.11.2000 tarihli olup satış ve vekaletname öncesi tarihte düzenlendiği, alıcısının başka bir kişi olduğu, her ne kadar davacının talimatı ile banka müdürüne gönderildiği belirtilmişse de dekontta ödemeye ilişkin hiçbir açıklama bulunmadığı, davalı ... ile davacı arasındaki yazışmalardan da satış bedelinin ödenmediğinin anlaşıldığı, davalı vekil ... ve ...’un el ve iş birliği içinde hareket ederek devri gerçekleştirdikleri gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 24.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli ve 2022/1929 Esas, 2023/1050 Karar sayılı kararı ile; davalıların, süresinde cevap dilekçesi sunmayarak sonradan sunmuş oldukları dilekçe ile delil bildirmelerinin hüküm ve sonuç doğurmayacağı, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, vekil ... ve alıcı ... arasında el ve işbirliği içinde hareket edilerek işlem yapıldığı ve davacının zarara uğratıldığı gerekçesi ile davalıların istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli kararının davalılar tarafından temyizi üzerine Dairenin 30.09.2024 tarihli ve 2023/4695 Esas, 2024/5272 Karar sayılı kararı ile; ispat yükü kendisinde olan davacının, dava dilekçesinde “Tapu kayıtları; Tapuda satış belgeleri, vekalet, bilirkişi ve keşif ve sair yasal deliller” olarak delillerini bildirdiği, davacı vekilinin 22.12.2020 tarihli ön inceleme duruşmasından sonra 06.01.2021 tarihli dilekçe ile davalı ... tarafından sunulan 01.11.2000 tarihli dekontu kabul etmediklerini, davacıya ödenen bir para olmadığını, tanık dinlenmesine muvafakat etmediklerini, tanık dinlenecek ise de ...’u tanık olarak dinletmek istediklerini bildirdiği, 08.02.2021 tarihli dilekçesiyle dava açıldıktan sonra davalı ... ile olan mesajlaşma kayıtlarını dosyaya sunduğu, davacı taraf dava dilekçesinde tanık deliline dayanmadığından ve davalılar da süresinde davaya cevap vermediklerinden aşamada dinlenen tanıkların beyanlarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığı, davacı vekili tarafından 08.02.2021 tarihli dilekçe ekinde sunulan davalı ... ile davacı arasındaki mesajlaşma kayıtlarından ise vekalet görevinin kötüye kullanıldığı sonucuna varılamadığı gibi taşınmazın bilirkişi raporunda yi-üfe endeksine göre belirlenen satış tarihindeki değeri ile resmi akitte yazan değeri arasında fark bulunmasının da eldeki davada iddianın ispatı için tek başına yeterli olmayacağı, ispat külfeti üzerinde olan davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasını kanıtlayamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı uyarınca yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, bozma kararının hukuka aykırı olduğunu, değerler arasında fahiş fark olduğunu, davalı ...’in mesajlarının ikrar niteliğinde olduğunu, ...’in müvekkiline baskı kurduğunu, davalı ... beyanlarının da ikrar niteliğinde olduğunu, bedel ödendiğinin ispat edilemediğini, davalıların el ve iş birliği içerisinde olduklarını, terditli taleplerinin açıkta kaldığını, tanık dinlenilmesine karşı olduklarını, tanık dinlenilecekse kendi tanıklarının da dinlenilmesini istediklerini, bu beyanın tanık deliline dayanma noktasında ıslah talebi anlamında olduğunu, dekontun ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, Yargıtay’ın kamu düzenine aykırılık dışındaki durumları re'sen inceleyemeyeceğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.