Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3205 K.2025/3200
1. Hukuk Dairesi 2024/3205 E. , 2025/3200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asli müdahale talebinde bulunan birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Noterliğinin 16.11.2020 tarih ve 18056 yevmiye numaralı vekaletname ile davalı ...'a taşınmazı değerinde satması ve bedelini tarafına vermesi amacı ile vekalet verildiğini, vekaletnameye istinaden müvekkilinin Bolu ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 1077 parseldeki 1/32 hissesinin 10.000,00 TL'ye davalı ... ...'a, 277/576 hissenin ise 22.10.2021 tarihinde 200.000,00 TL'ye ...'a satılmış gibi gösterildiğini, yapılan işlemin gerçek dışı olduğunu ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, taşınmazın gerçek bedelinin satış bedelinden onlarca kat daha yüksek olduğunu, davalıların fikir birliği içerisinde müvekkilini zarara sokmak amacıyla bu işlemi yaptıklarını ve müvekkilini büyük zarara uğrattıklarını, vekil olmayan davalı alıcıların da kötüniyetli olduğunu, zira onlarca kat ucuza hisse almalarının mümkün olmadığını bilmeleri gerektiğini, bu nedenle taşınmaz devirlerinin yolsuz olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı sonucuna varılacak olursa aynı anda veya terditli olarak gabin hukuksal nedenine de dayandıklarını, bedeller arasında onlarca fark olduğunu belirterek davanın kabulü ile öncelikle vekalet görevinin kötüye kullanımı, olmadığı takdirde gabin nedeni ile Bolu ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi, 1077 parseldeki taşınmazda bulunan ve devredilen 1/32 hisse ile 277/576 hisse bakımından tapunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/175 Esas sayılı dosyasında davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/529 Esas sayılı dosyası ile davalılardan ... tarafından diğer davalılar aleyhine Bolu ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 1077 parsel sayılı taşınmaz için tapu iptali ve tescil talebiyle dava açıldığını, açılan davanın danışıklı olup reddi gerektiğini, davalıların tapuda satın almış oldukları paylar için müvekkili tarafından 26.10.2021 tarihinde Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/235 Esas sayılı dosyası ile şufa davası açıldığını, bunun üzerine davacı ile davalıların danışıklı olarak yasal şufa hakkını bertaraf etmek amacı ile davayı ikame ettiklerini, tapuda yapılan devirin resmi şekilde yapıldığını, tarafların akit tablosu dışındaki alacakları ve ihtilaflarının tapunun iptalini gerektirmediğini, tarafların birbirlerine karşı talepleri tapu iptali ve tescil değil, vekalet ilişkisinden dolayı alacak davası olduğunu, ancak birbirlerinden alacak talebinde bulunabileceklerini, bu talebin tapu iptali ve tescil hakkını kapsamadığını, açılan davanın kötü niyeti olduğunu, danışıklı olarak davalılar tarafından birbirlerine açıldığını, şufa hakkının yenilik doğurucu hak olup dava açılması ile bu hakkın kullanılabileceğini, dava açılma tarihi nazara alındığında daha sonradan açılan bu davanın haksız ve yersiz olduğunu, müvekkilinin açtığı davadan sonra tapu iptali ve tescil talebinde bulunulmasının da mümkün olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olduğunu, taraflar arasındaki vekalet ilişkisini bilen veya bilebilecek durumda kişi olmadığını, açıklanan nedenlerle Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/529 Esas sayılı dosyasına asli müdahalelerinin kabulü ve bu dosyanın ilgili dosya ile birleştirilmesi için aslen müdahale etme zorunluluğunun doğduğunu belirterek bu dosyanın Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/529 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine, asli müdahale taleplerinin kabulü ile haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.09.2022 tarih 2022/175 Esas, 2022/153 Karar sayılı kararıyla 2022/175 Esas sayılı dosyanın eldeki Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/529 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalılardan ... 29.12.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; kendisinin davacının talepleri ve kendisini vekil etmesi doğrultusunda işlemleri yaptığını, ödenen bedeller ve alınan bedellerin asılın bilgisi dahilinde olduğunu, satış bedellerinin biraz düşük olduğunun farkında olduğunu ancak bunun iddia edildiği gibi onlarca kat olmadığını, diğer davalıları yıllardan beri tanıdığını, kötü niyetli olmadıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... 29.12.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın muhatabının kendisi olmadığını, vekil edilenin davalı ... olduğunu, taşınmazı iyi niyetli olarak gerçek piyasa değeri üzerinden aldığını ve bedeli ödediğini, davanın reddi gerektiğini, eğer Mahkeme aksi kanaatte ise davayı kabule hazır olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... 29.12.2021 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın tüm bedelinin eksiksiz olarak vekile ödendiğini, taşınmazı iyi niyetli olarak gerçek bedeli üzerinden aldığını, vekilin yıllardır bu işi yaptığını, bir sıkıntı çıkmayacağı hususunda garanti verdiğini, kendisinin taşınmazın değerini bilmesinin de mümkün olmadığını, ödediği bedelin faizi ile tarafına ödenmesi halinde taşınmazı iade etmeye hazır olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılardan ... kimlik tespiti yapılarak alınan 02.01.2023 tarihli dilekçesinde özetle; yapılan keşif, alınan bilirkişi raporlarında ortaya çıkan rakamlar göz önünde bulundurulduğunda açılan davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
Davalılardan ... kimlik tespiti yapılarak alınan 02.01.2023 tarihli dilekçesinde özetle; davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
Birleştirilen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; asli müdahale talebinin bu şekilde yapılmasının mümkün olmadığını, asli müdahale talebinin asıl dosyaya yapılması gerektiğini, ancak davacı tarafından ayrı bir dava açılıp birleştirme yapılması istenerek usuli bir hata yapıldığını, davacının neyi, kimi, neden dava ettiği hususlarının açıkta kaldığını, olması gerekenin devam eden dosyaya harcını yatırarak asli müdahale talebinde bulunmak olduğunu, ancak davacının bunu da hatalı yaptığını ve talebinin reddedildiğini, taraflarının açılan davadan veya müdahale talebinden karar gelince haberlerinin olduğunu, davaya ve müdahaleye diyeceklerini sunma imkanının tanınmadığını, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılmasını ve savunma hakkı tanındıktan sonra karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde, .... Noterliğinin 16.11.2020 tarih ve 18056 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı ...'a taşınmazı değerinde satması ve parasının tarafına verilmesi amacı ile vekalet verildiği, vekalete istinaden Bolu ili, Merkez ... Mahallesi 1077 parseldeki 1/32 hissesinin 10.000,00 TL bedelle davalı ... ...'a, 277/576 hissenin ise 22.10.2021 tarihinde 200.000,00 TL bedelle davalı ...'a satıldığı, taşınmazın gerçek bedelinin altında gösterilerek satışın yapıldığı, satın alan davalıların bu kadar ucuza hisse almalarının mümkün olmadığı, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiası ile tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde gabin hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil talebinde bulunduğu, davalılar ... ve davalı ...'ın 02.01.2023 tarihli dilekçeleri ile davayı kabul ettikleri dikkate alındığında, HMK'nın 307. maddesi gereğince kabul davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğundan asıl davanın kabul nedeniyle kabulüne; birleştirilen davada davacının, Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/235 Esas sayılı dosyası ile açmış olduğu şuf'a davasının neticesiz bırakılması için asıl davanın davacısı tarafından vekalet görevini kötüye kullanmadan kaynaklı dava açıldığından bahisle asli müdahalesinin kabulü ile asıl davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, bilindiği üzere 6100 sayılı HMK’nın 65. maddesinde "(1) Bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede dava açabilir. (2) Asli müdahale davası ile asıl yargılama birlikte yürütülür ve karara bağlanır" düzenlenmesine yer verildiği, bununla birlikte geçerli bir asli müdahale talebinin varlığı için gerekli olan "görülmekte olan bir dava bulunması", "asli müdahilin dava konusu üzerinde bir hak iddia etmesi", "asli müdahilin üçüncü kişi olması", "asli müdahilin ayrı bir dava açması", "ilk davanın davacısı ile davalılarının şekli mecburi dava arkadaşı olarak ''davalı'' olarak gösterilmesi" şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerektiği, asıl davada davacının dava konusu olan taşınmazın vekalet görevi kötüye kullanılarak satıldığı iddiasına dayalı talebinin tarafların kabulü neticesinde kabul ile sonuçlandığı, her ne kadar asli müdahil talepli açılan birleştirilen davada müdahil, önalım hakkına dayalı olarak talepte bulunmuş ise de tapuda gerçekleşen işlemin vekalet veren asıl dosya davacısının arzusu hilafına yapılmış olması neticesinde işlemin iptali üzerine müdahilin önalım hakkını haiz olamayacağı ancak asıl davada verilen kabul kararı neticesinde önalım davasında tarafların kötüniyetli olduğunun ispatlanması halinde (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2011/8856 Esas ve 2011/13775 Karar sayılı ilamı) bu hususunun değerlendirilebileceği gerekçesiyle birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davaya müdahale talebinde bulunan birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı ...'nın davacının vekili olarak hareket ederek dava konusu Bolu ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 1077 parsel sayılı taşınmazdaki 1/32 hissesini davalı ...'a, 277/576 hissesini diğer davalı ... ...'a devrettiği, davacı tarafça bu devrin vekaletin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiği iddiası ile eldeki davanın açıldığı, hisseleri devralan davalıların kabul beyanları nedeniyle davanın kabulüne dair karar verildiği, asıl davaya müdahale talebinde bulunan birleştirilen dosya davacısının aşamalarda sunmuş olduğu dilekçelerinde ve birleştirilen dava dilekçesinde, huzurdaki asıl davanın kendisi tarafından açılan şufa davasının önlenmesi amacıyla açıldığını beyan ederek asıl davaya müdahale talebinde bulunduğu, bu talebin reddedilmesi üzerine müdahale talepli olarak birleştirilen davayı açtığı, tüm dosya kapsamına göre; asıl davaya müdahale talebinde bulunan birleştirilen dosya davacısının dava konusu taşınmaz hakkında yasal ön alım hakkını kullanmak amacıyla Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/235 Esas sayılı dosyasında dava açtığını ancak Bolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/529 Esas, 2023/130 Karar sayılı dosya taraflarının dürüstlük kuralına aykırı davranarak kendisinin yasal önalım hakkını engellemeye çalıştıklarını ileri sürdüğü, önalım davası açıldıktan sonra, önceki tapu maliki tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda, dava konusu payın önceki malik adına tesciline karar verilip önalım hakkına ilişkin payın satış yapan önceki paydaşa dönmesinin, davacının ilk satışla doğan önalım hakkını kullanmasına engel olmadığı, HMK'nın 125. maddesinde düzenlenen “Davanın açılmasından sonra davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı, isterse devreden tarafla olan davasından vazgeçerek dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder... İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” hükmü gereğince önalım davasında davacının seçimlik hakkını kullanması için süre verilmesi gerektiği, buna göre, önalım davasının görülmekte olduğu Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/235 Esas sayılı dava dosyasında, dava konusu hisselerin asıl dosya davacısı ... adına tesciline karar verilmesi nedeniyle HMK'nın 125. maddesi uyarınca davacıya seçimlik haklarının hatırlatılmasının gerekeceği, davacının tercih hakkının belirlenmesi kapsamında Mahkemece, önalım hakkını yeni malike yöneltip yöneltmeyeceği, HMK'nın 125. maddesi gereğince tercih hakkını kullanıp kullanmayacağı hususlarının davacıya sorularak sonrasında oluşacak sonuca göre işlem yapılması gerekeceği, yine eldeki tapu iptali ve tescil dava dosyasındaki kabulün, önalım davasındaki davacının önalım hakkını bertaraf etmeye yönelik bir işlem olup olmadığı hususunun da böylelikle değerlendirilebileceğinin (emsal nitelikte Yargıtay 7. HD'nin 2022/4784-2022/7406 E-K. sayılı kararı- Yargıtay 6. HD'nin 2012/5357- 2012/9632 E-K. sayılı kararı) anlaşıldığı, bununla birlikte asıl dosya ve müdahale talebinde bulunanın asıl dosya da verilen hükmü istinaf edebilecek taraf sıfatına sahip olmadığı gerekçesiyle asıl dosya yönünden verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine, birleştirilen dosya yönünden verilen hüküm açısından ise birleştirilen dava ile ileri sürülen talebin HMK'nın ilgili hükümleri bağlamında bir netice-i talep içermediği, açılan davanın yasal bir dayanağının bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince birleştirilen dava yönünden verilen hükümde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle birleştirilen dava yönünden asıl davaya müdahale talebinde bulunan ve birleştirilen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davaya müdahale talebinde bulunan birleştirilen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, Yerel Mahkemece verilen kararın eksik inceleme ile verildiğini, davalıların tapuda satın almış oldukları payları için 26.10.2021 tarihinde Bolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/235 Esas sayılı dosyası ile şufa davası açıldığını, bunun üzerine davacı ile davalıların işbirliğine girerek danışıklı olarak yasal şufa haklarını bertaraf etmek amacıyla eldeki davayı ikame ettiklerini, zira davalılar ... ve ...'ın davayı kabul etmelerinin davanın danışıklı olarak açıldığını ortaya koyduğunu, davalı alıcıların cevap dilekçelerinde satış bedellerinin satıcıya tam olarak ödendiğini ve davacının talebi çerçevesinde devir işleminin yapıldığını ifade ettiklerini, para havaleleri vs. araştırılması gerekirken hiçbir araştırma yapılmadığını, tüm ödeme ve devirlere ait makbuz, belge ve dekont bilgilerinin isticvap edilmek suretiyle davalılardan sorulmasını talep etmelerine rağmen Mahkemece bir işlem yapılmadığını, aynı taşınmazda önceden bir kısım hissenin de aynı vekil tarafından devredildiğini, davacının bu devirlere itiraz etmediğini, yine aynı taşınmazda başka hisselerin de davacı adına toplanarak devredildiğini, devirlere ilişkin akit tablolarının celbi gerektiğini, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının yapılan devirler, bizzat davacı tarafından tapuya verilen dilekçeler ve davalıların davayı kabul beyanlarıyla çeliştiğini, şöyle ki, müşterek mülkiyette olan 1/32 payın 08.01.2021 tarihinde davalı ...'a devredildiğini, iştirak halinde olan 277/576 payın ise iştirakten dolayı devredilemediğinden bizzat davacı ...'nun tapuya 28.06.2021 tarihinde başvurarak iştirakin feshi talebinde bulunduğunu ve davacının talebi üzerine iştirakin feshinden sonra bu payın 22.10.2021 tarihinde diğer davalı ...'a devredildiğini, yani davacı vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasında bulunuyor ise de ilk devri yaptıktan 5 ay sonra aynı şartlarda diğer payları da satmak için bizzat tapuya başvurduğunu, davacının ilk satıştan sonra vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasında bulunabileceğini, aksine ilk devirden sonra diğer payları devretmek için çok büyük uğraş verdiğini, bu hususun dahi vekaletin kötüye kullanılmadığını açıkça ortaya koyduğunu, talep etmelerine rağmen Mahkemece iştirakin feshi için davacı tarafından tapuya yapılan başvuruya dair belgelerin getirtilmediğini, şufa hakkı yenilik doğurucu hak olup dava açılması ile bu hakkın kullanılacağını, dava açılma tarihi nazara alındığında, daha sonradan açılan huzurdaki davanın dinlenmesinin mümkün olmadığını, davacının davalılardan ancak satış bedelinden eksik ödenen bedellerin tahsilini talep edebileceğini, tapu iptali ve tescil talep etmesinin mümkün olmadığını, tapuda yapılan devrin resmi şekilde yapıldığını, tarafların akit tablosu dışındaki alacakları ve ihtilaflarının tapu iptalini gerektirmediğini, tarafların birbirinden ancak alacak talebinde bulunabileceklerini, Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini, bilirkişi heyetince dava konusu paylar için tespit edilen değerin hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, yapılan tespitte civardaki emsal satışlar nazara alınmadan afaki değer tespiti yapıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise asli müdahale talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; asıl davada davacı ...'nun.... Noterliğinin 16.11.2020 tarih ve 18056 yevmiye numaralı
vekaletname ile davalı ...'ı Bolu ili sınırlarındaki taşınmazlarını dilediği bedelle dilediği kişilere satışı hakkında vekil tayin ettiği, bu vekaletnameye istinaden İsa Unutulmaz tarafından Bolu ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi 1077 parsel sayılı taşınmazın 1/32 hissesinin ... adına kayıtlı iken 08.01.2021 tarih 477 yevmiye numaralı resmi akit ile 12.000,00 TL bedelle davalı ...'a, 277/576 hissesinin yine ... adına kayıtlı iken 22.10.2021 tarih ve 28789 yevmiye numaralı resmi akit ile 200.000,00 TL bedelle davalı ...'a satış suretiyle devredildiği, davalılar ... ve ...'ın ayrı ayrı sundukları 02.01.2023 tarihli dilekçeleriyle davayı kabul ettikleri anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davaya müdahale talebinde bulunan birleştirilen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.