İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/2548 K.2024/219
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/2548
KARAR NO: 2024/219
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18.12.2023 tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2023/833 Esas
DAVANIN KONUSU: Şirket Genel Kurul Kararının İptali
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davcı vekilinin tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin ortaklarından ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, iptali talep edilen genel kurul kararı ile müvekkilinin temsil ve yönetim kurulu üyeliğinin sonlandırıldığını, genel kurulunun usulüne uygun yönetim kurulu kararı olmaksızın toplandığını, müvekkiline diğer yönetim kurulu üyeleri tarafından usulüne uygun çağrı yapılmadan, müvekkilinin katılımı olmaksızın 25.08.2023 tarihinde yönetim kurulunun toplandığını ve kararlar alındığını, söz konusu toplantının yok hükmünde olduğunun tespiti amacıyla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/663 Esas sayılı dosyasında tespit talep edildiğini, yönetim kurulu kararlarının sakat olduğunun tespiti halinde yönetim kurulu kararının alındığı tarihten itibaren geçersiz olacağını, genel kurul kararının esas sözleşme hükümlerine ve kanuna aykırı alındığını, kanuna aykırı olarak haksız rekabete ilişkin kararlar alındığını, finansal tabloların müzakeresi ve diğer hususlarda bir ay süre ile erteleme talep edilmesine rağmen eksik süre verildiğini, kararların dürüstlük kuralına aykırı olduğunu iddia ederek, öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile maden ruhsatının devri ve rödovans sözleşmeleri yapılmasının engellemek kaydıyla TC Enerji Tabi Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak şirkete ait TC Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ... erişim numaralı maden ruhsatı hakkında maden ruhsat devri ve rödovans sözleşmeleri gibi işlem yapma yetkileri üzerine tedbir konulmasını, TTK'nın 449 maddesi gereğince dava sonuçlanıncaya kadar genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılmasını ve 20.10.2023 genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin 27/11/2023 Tarihli tensip tutanağının 10. maddesi gereği davalı şirket yetkililerine TTK'nın 449. madde gereği görüşlerini bildirmek üzere tebliğden itibaren bir haftalık kesin süre verilmiş ve beyanda bulundukları görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 18.12.2023 tarihli ara kararıyla; "...Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan Hakime geniş bir taktir alanı bırakmış ise de, Hakim her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre, ihtiyati tedbir kararı verdiğinin kararında belirtilmelidir, ihtayit tedbir şartları mevcut değilse kanunun ön gördüğü ölçüde ıspat edilememişse, veya yaklaşıkda olsa ıspatı yargılamayı gerekiyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nun 389. maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilmelidir. Bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibarı ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanılmadığı, tedbir kararı verilmemesi ve alınan kararların icra edilmesi halinde davacının hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden şu aşamada bahsedilmesinin mümkün olmadığı gibi ciddi bir zararın doğacağına dair emare ve delilinde bulunmadığı gözetildiğinde HMK 389 ve devamı madde hükümlerinde ön görülen koşullar gerçekleşmediğinden genel kurul kararının yürütmesinin tedbiren durdurulmasına dair ihtiyati tedbir isteminin bu aşamada reddine karar verilmesi gerektiği... " gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine, karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın hukuken hatalı olduğunu, talep edilen tedbir isteminin dava konusu uyuşmazlığın muhtemel sonucu olduğunu, dava konusuna dahil olduğunu, iptali talep edilen genel kurul kararında davalı şirketin mevcut yönetim kurulu üyelerince müvekkilinin imza yetkisi ve üyeliğinin düşürüldüğünü, söz konusu kararın amacının davalı şirket hakkında müvekkilinin haberi ve bilgisi olmaksızın karar almayı kolaylaştırmak ve davalı şirket aleyhine iş bu işlemlerin yapabilmek olduğunu, şirketin temsilinde müvekkilinin mutlak surette imzasının gerektiğine dair düzenlemenin özellikle müvekkilinin isteği üzerine getirilmiş bir düzenleme olduğunu, şirket muhasebe kayıtlarının davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin sahip olduğu .../...Grubu bünyesinde istihdam edilen çalışan elemanlar ve mali müşavirler tarafından tutulduğu dikkate alındığında müvekkilinin bilgisi ve onayı olmaksızın şirketin temsil edilmemesi, ödemelerin yapılmamasısının açık ve asgari bir gereklilik olduğunu, imzada ve belgede sahtecilik ile birçok işlem tesis edildiğini, bu hususta taraflar hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu ve şikayette bulunulduğunu, soruşturma numarasının 2023/259903 olduğunu, iptali istenen kararın mevcut yönetim kurulu üyelerine şirket hakkında tek başına karar alma yetkisini tanıdığını ve özellikle şirketin maden ruhsatını tehlikeye attığını, söz konusu karara dayanarak mevcut yönetim kurulu üyelerinin şirketin ruhsatını devredebileceğini, rödovans sözleşmeleri yapabileceğini, şirketin maden ruhsatına sebep olacak eylemlerde bulunabileceklerini, bu sebeple bu ihtimallerin hukuki dayanağının ise iptali istenen genel kurul kararı olduğunu, tedbir talebinin dava konusu olmadığının düşünülemeyeceğini, yaklaşık ispat şartının sağlandığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ara kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca AŞ genel kurulunda alınan kararların iptali ve dava içinde TTK'nın 449. maddesi uyarınca genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara karar verilmiş; bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, davacının davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğu, iptali talep edilen 20.10.2023 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerinin seçilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, genel kurul kararının TTK'nın 449. maddesi kapsamında yürütülmesinin geri bırakılması şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 27.09.2023 tarihli yönetim kurulu kararı ile belirlenen gündem maddeleri sonucunda 2020-2021-2022 olağan genel kurul toplantısının gerçekleştirileceği hususlarına yer verildiği, şirketin 20.10.2023 tarihli genel kurul toplantısının 22.09.2023 tarihinde yapılan 2020-2021-2022 yılları olağan genel kurul toplantısının devamı niteliğinde ertelenmiş maddelere ilişkin olarak gerçekleştirildiği, gündem maddelerinin görüşülmesi sırasında davacı vekili tarafından itirazların ileri sürüldüğü, gündemin 2.maddesinde, bilanço ve gelir tablosunun okunarak oy çokluğuyla kabulüne karar verildiği, 3.maddede, şirket esas sözleşmesinin 6.maddesinin tadil edilerek şirket sermayesinin 500.000,00 TL'den 20.000.000,00 TL olarak artırılmasına yönelik teklifin görüşüldüğü ve yapılan oylama sonucunda sermaye artırımının görüşülmemesine oy birliği ile karar verildiği, 4.gündem maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin seçimine geçildiği, davacı vekilinin söz aldığı ve mevcut yönetim ve temsil yetkilerinin mevcut haliyle korunarak devam edilmesinin teklif edildiği, pay sahiplerinden ... ve ... tarafından yönetim kurulunun kendilerinden oluşacak şekilde teşekkül etmesini önerdiği, oylama sonucunda yönetim kurulu üyeliklerine 3 yıl süre ile oy çokluğu ile seçilmelerine karar verildiği, gündemin 5.maddesinde, yönetim kurulu üyelerine ücret ödemesi yapılmamasına oy birliği ile karar verildiği, 6.maddede, iç yönergenin oy birliği ile kabul edildiği, 7.maddede, yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395/396 maddelerinde yazılı izin verilmesine ilişkin müzakereye geçildiği, davacı pay sahibi vekilinin söz alarak yönetim kurulu üyelerinin aynı alanda başka şirketlerle organik bağı olduğu gerekçesiyle haksız rekabete yol açabileceğini belirterek bu yetkilerin verilmesine itiraz ettikleri, yapılan oylamada yönetim kurulu üyelerine TTK 395/396 maddedeki yazılı izinlerin verilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacı tarafça yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti amacıyla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/663 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı ayrıca şikayet neticesinde savcılık soruşturmasının devam ettiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından dava dilekçesinin ekinde ve delilleri arasında dava konusu genel kurul karar örneği, yönetim kurulu karar örneği, protokol başlıklı adi yazılı belge ve diğer delilleri ibraz etmiştir. TTK'nın 445. vd. maddelerinde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı düzenlenmiştir. aynı Kanun'un 449/1. maddesine göre; Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilecektir. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbire ilişkindir. HMK'nın 389/1. maddesine göre; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanunun 390/3 maddesine göre; Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği tarih itibariyle yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği, ayrıca ihtiyati tedbir konusu yapılan maden ruhsatı ile ilgili talebin ise HMK'nın 389/1 maddesi gereğince uyuşmazlık konusu olmadığından ve genel kurul kararının dava sonuçlanıncaya kadar yürütmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmemesi hâlinde davacının haklarının elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceğinin de yaklaşık ispat ölçüsünde kanıtlanmadığından, tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararda usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Yukarıda açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 157,75 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.15.02.2024