İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2023/2715 K.2024/271

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/2715 📋 K. 2024/271 📅 22.02.2024

T.C.
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/2715
KARAR NO: 2024/271
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/10/2023
NUMARASI: 2022/981 Esas - 2023/806 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/02/2017 tarihinde sürücü ...'nun sevk ve yönetimindeki müvekkili nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı olan davalının maliki olduğu aracın seyir halinde iken park halinde olan ... plakalı otomobile sürtmesi sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın ardından müvekkiline sigortalı aracın olay yerini terk ettiğini, olaya ilişkin Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/213 esasında kayıtlı olup karara çıkan dosyada davalı aleyhine tazminata hükmedildiğini, bu dosyada alınan 24.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalının maliki olduğu aracın %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bu sebeple davalının hükmedilen tazminatı Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurarak müvekkili şirkete rücu ettiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu'nun ise tanık beyanlarını incelemeden, sigortalı ...'nun maliki olduğu aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiğini dikkate almadan, tazminatın poliçe kapsamında olduğunu değerlendirerek müvekkili şirketçe ödenmesine karar verildiğini, müvekkili şirketin tazminatı ödediğini ve ödediği bu tazminatı sigortalıdan rücu etmek için icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına davalı borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamını, davalı borçlunun kötü niyetli ve haksız itirazda bulunması nedeniyle aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra-inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görev, yetki ve kesin hüküm itirazında bulunmuş, ayrıca davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "somut olayda 22.04.2021 tarih ve 2021.E. sayılı başvurusu incelenen dosya kapsamında Hakem Heyetinin esasa girerek vermiş olduğu ilgili kararı, tarafları, hasar tazminatı konusu ve sebeplerinin aynı olduğu, talebin reddedildiği, verilen kararın Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 11.05.2022 tarih ve 2021.i.16528 - 2021/İHK-22480 sayılı kararı dosyasında incelenerek itirazın kesin olarak reddedildiği, anlaşılmakla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi 2022/882 esas ve 2022/1870 karar sayılı ilamı nazara alınarak usul hükümlerine göre dava şartı teşkil eden kesin hüküm yönünden davanın dinlenebilir olmadığı" görüşünden hareketle; davanın 6100 sayılı kanunun 114/1-i,115/2 madde ve fıkraları uyarınca dava şartı yokluğundan usulden REDDİNE karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı vekilinin istinaf başvuru sebepleri; Sigorta Tahkim Komisyonu kararının kesin hüküm oluşturacağı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından tanık beyanlarını incelenmeden, sigortalı ...'nun maliki olduğu aracın sürücüsünün olay yerini terk ettiği dikkate alınmadan, tazminatın poliçe kapsamında olduğu değerlendirilerek müvekkil şirketçe ödenmesine karar verildiği, Sigortacılık Yasası'nın 30/12. maddesi uyarınca kararın temyize tabi olduğu ve bu nedenle kesinleşmediği, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı sigortalı araç sürücüsü ...'nun kaza sonrası derhal olay yerini terk ederek kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davrandığı, sigortalıya rücunun şartları oluştuğu hususlarına ilişkindir. Dava, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında ödenen tazminatın, olay yerini terk nedeniyle rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. (1)Bilindiği gibi kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303) Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir. Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur. Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E.- 2018/11726 K. Sayılı kararında; "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir. Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dosya arasında yer alan Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 22.04.2021 tarihli K-2021/49443 sayılı kararının incelenmesinde; dosyamız davalısı tarafından davacı sigorta şirketi aleyhine davaya konu kaza nedeniyle karşı taraf araç hasarı ve değer kaybı istemiyle açılan davada verilen mahkeme kararı nedeniyle ödenen bedelin sigortacıdan rücuen tahsili için talepte bulunulduğu, kazanın ZMM Sigorta teminatı içinde olduğu değerlendirilerek ve sigorta şirketi temerrüte düşürülmediğinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekilince yapılan itirazın İtiraz Hakem Heyeti'nin 19.07.2021 tarihli 2021/İHK-22480 sayılı kararı ile; verilen kararda hukuka ve usule aykırı bir yön görülmediğinden davalı vekilinin itiraz başvurusunun reddine kesin olarak karar verildiği, ancak mahkemece tahkim kararının usulünce kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılmadığı görülmüştür. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez. Hal böyle olunca; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından kesin olarak verilen 19.07.2021 günlü itirazın reddine ilişkin kararın, kararı saklamakla görevli İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise de mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen tazminat kalemleri yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığını değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yerinde görülen istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, başlıkla bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/4-6 madde hükümleri uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE, 4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.22/02/2024