Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1066 K.2024/351
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2022/1066 Esas 2024/351 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/1066
KARAR NO : 2024/351
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 30/03/2022
NUMARASI : 2016/140 Esas 2022/254 Karar
DAVACI
VEKİLLERİ :
DAVALI :
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 17/02/2016
KARAR TARİHİ : 06/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2024
Taraflar arasındaki Tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ortağı olduğu davalı ...Ş.'nin yöneticisi ... tarafından alınan 22/01/2016 tarihli ve 2016/01 sayılı kararın yok hükmünde olduğunu, zira kararı alan yönetici ...'in yönetici olarak seçildiği genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğunu, bu konuda davalarının T.C. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/909 Esas sayılı dosyasıyla devam ettiği ve bu konuda tedbir kararı verildiğini, yönetici ...'in şirketin temel yapısına aykırı kararlar aldığını, 2016/01 sayılı kararla yönetici olarak atanan ...'nun da yaşa bağlı olarak fiil ehliyetinin de tespitinin gerektiğini, sonuç olarak tüm bu nedenlerle 22/01/2016 tarih ve 2016/01 sayılı yönetici kararının yokluğunun tespiti ile Verda Toğlu'nun Adli Tıp Kurumu Başkanlığına sevkini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ...Ş.'nin yöneticisi ... tarafından alınan 22/01/2016 tarihli ve 2016/01 sayılı kararın yönetci ...'nun vefatı nedeniyle boşalan üyeliğe 363. maddeden hareketle hukuka uygun şekilde geçici olarak ....'nun atanmasından ibaret olduğunu, ayrıca ....'nun tam ehliyetli olduğunu, yönetim kurulu üyeliğine atandığı döneme ait ve ayrıca 18/05/2016 tarihli devlet hastanesinden alınmış 2 ayrı raporunun bulunduğunu, Kanunla yönetime tanınan takdir hakkının yerindelik denetimine tabi olamayacağını, davacının iddiasının aksine T.C. Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 400.000-TL teminat alınması halinde tedbire hükmedileceği kararı verdiği, fakat davacının bu teminatı yatırmadığını, sonuç olarak davanın reddine hükmedilmesi şeklinde cevap ve beyanlarda bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, genel kurul tarafından kararın tasvip edilmesi halinde artık yönetim kurulu kararının yasaya aykırı olduğunu söylenemeyeceği, somut olayda onay kararının alındığı 26/05/2016 tarihli genel kurul toplantısına karşı Ankara 6.ATM'nin 2016/481 Esas sayılı dosyası üzerinden hükümsüzlük ve iptal davası açıldığı, sonradan yapılan genel kurullar içinde ayrıca iptal davaları açılmış olup, bu konuda verilen kararların kesinleşmediği, Ankara 6.ATM'nin 2016/481 Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmesinin bekletici mesele yapıldığı, ancak 29/03/2022 tarihli celsede bu ara karardan dönüldüğü, davacı tarafça davalı şirket aleyhine mahkememizin 2020/76 Esas sayılı dosyasında 23/11/2019 tarihli 2018 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısının ve bu toplantıda alınan kararlar hükümsüz olduğunun tespitine dair açılan dava 09/12/2021 tarihli karar ile kabul edildiği, kararın gerekçesinde; ...'in 22/01/2016 tarihinde tek başına almış olduğu bir kararla TTK.363.maddesine dayanarak boşalan üyelik için annesi ...'nun atamasının geçersiz olduğu ve bu yönetim kurulunca yapılan genel kurula çağrınında usulüne aykırı olduğunun kabul edildiği, usulsüz olarak oluşturulan yönetim kurulunca çağrılan genel kurulun aldığı kararların, yönetim kurulunun kararlarını tasvip etme kudreti bulunamayacağı ve bu nedenle genel kurul kararları iptali yönünde açılan davaların kararlarının kesinleşmesinin gerekmediği mahkememizce gerekçeleriyle davalı şirketin 22/01/2016 tarihli 2016/1 sayılı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, kanuna aykırı yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket genel kurullarında onaylanmış olan geçici yönetim kurulu atama işleminin geçerli olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının kendi içerisinde çelişkili olduğunu, olaya dair yer verdiği gerekçenin davanın kabulünü değil davanın reddini gerektirdiğini, beletici meseleye ilişkin ara karardan dönülmeksizin hüküm kurulduğunu, mahkemenin dava konusu işlemden sonraki tarihte gerçekleşen bir genel kurulu hakkındaki davanın, bu davaya dayanak yapmasının hukuki bağlantı ve ayrıca zaman örgüsünde çelişki oluşturacağını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; yok hükmünde yönetim kurulu kararına onaylama yoluyla sıhhat kazandırılamayacağını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; şirket ortağı olan davacının 22/01/2016 tarih ve 2016/01 sayılı Yönetim Kurulu kararının yokluğunun tesbiti istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı vekilleri istinaf incelemesi sırasında UYAP ortamından elektronik imzalı olarak gönderdiği 04/03/2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, bildirmiştir.
Davalı vekili de 01/03/ 2024 tarihli dilekçesinde tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden avukatlık ücreti ve yargılama gideri talep etmediğini bildirmiştir.
Bilindiği üzere feragat, 6100 sayılı HMK'nın 307. maddesinde; davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmıştır. Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Aynı Kanun'un 311. maddesinde ise, feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğuracağı açıklanmıştır. Davadan feragatin, davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması sebebiyle dilekçede açıkça gösterilmesi, kayıtsız ve şartsız olması gerektiği kuşkusuzdur.
Ayrıca 7251 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 29. Maddesiyle HMK'nın 307. Maddesine eklenen 2. Fıkrada "Feragat veya kabul, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez ve ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesince feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verilir." hükmüne yer verilmiştir.
Dosyada mevcut Ankara 34. Noterliğince düzenlenmiş 19/12/2013 tarih 27880 yevmiye nolu vekaletnamede davacı vekilinin davadan feragate yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacı vekili davadan feragat ettiklerini açıkça ve koşulsuz olarak bildirdiğinden bu beyan çerçevesinde işlem yapılması zorunludur. Bu durumda davacı vekillerinin istinaf başvurusunun davacı tarafın davadan feragati nedeniyle kabulüne, davacı vekillerinin davaya ilişkin usul ve yasaya uygun feragat talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesince davada verilen karar HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereği kaldırılarak davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerinin talebi bulunmadığından lehlerine istinaf yargılama giderine hükmedilmemesine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle
A)1-Davacı vekillerinin istinaf isteminin davacının davadan feragati nedeniyle KABULÜNE,
2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2021 tarih ve2020/76 Esas 2021/836 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
B) 1-Davacı tarafından açılan davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 22. maddesine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği davacı taraftan alınması gereken 427,60 TL maktu karar harcının 2/3'ü olan 285,06 TL'nin başlangıçta peşin alınan 29,20 TL nispi harcın mahsubu ile bakiye 255,86 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
5-Davalı taraf talep etmediğinden lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-HMK'nın 333. Maddesi gereği taraflarca yatırılan ve kullanılmayan varsa gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran taraflara iadesine,
C)1-İstinafa başvuran davacı taraftan alınan istinaf maktu karar harcı 148,00 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde istinafa başvuran tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin istemleri nedeniyle üzerilerinde bırakılmasına,
D)1-İstinafa başvuran davalı taraftan alınan istinaf maktu karar harcı 80,70 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde istinafa başvuran tarafa iadesine,
2-İstinafa başvuran davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin istemleri nedeniyle üzerilerinde bırakılmasına,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinafa başvuran davacı tarafından varsa yatırılan ancak kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/03/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.