Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2023/883 K.2024/538

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/883 📋 K. 2024/538 📅 27.03.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ
T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N
E S A S T A N R E D D İ)
ESAS NO : 2023/883
KARAR NO : 2024/538
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 19/10/2022
ESAS-KARAR NUMARASI : 2016/617 E.-2022/529 K.
DAVACILAR :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
Davacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :
Davacılar; dava konusu ettikleri 04.06.2016 tarihinde yapılan genel kurula çağrılmadıklarını, 19.06.2016 tarihinde yapılan genel kurula katıldıklarını, davalı kooperatifin 04.06.2016 tarihli genel kuruluna çağrı yapan iki kişiden ...'nın üyeliği olmadığını, davalı kooperatifte şu anda yetki karmaşası bulunduğunu, 2015 yılı yetkililerinin ..., ... ve ... olduğunun ticaret sicili yazılarından anlaşıldığını, olağan genel kurul yapma yetkisinin bu kişilerde olduğunu, bu nedenle genel kurula çağrının geçersiz ve bu hususun mutlak butlan sebebi olduğunu, ... tarafından 19.06.2016 tarihinde genel kurul çağrısı yapıldığını, hükümet komiseri de istendiğini, bu genel kurula katıldıklarını, 2015 yılında ..., ... ve ...'ün yapmış olduğu olağan genel kurulun Ticaret Sicil Müdürlüğünce tasdik edilmediğini, usulsüz yapılan bu genel kurula üyelerin itiraz ettiğini, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2015/365 E. ile açılan davanın derdest olduğunu, bilirkişi raporunda ihraç edilen ...'nın çağrı yetkisinin bulunmayacağı, bazı üyelere çağrı yapılmamasının mutlak butlan nedeni olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının hükümet komiseri yollamadığı belirtilerek Ticaret Sicil Müdürlüğünce tasdik edilmeyen genel kurulun iptali gerektiği görüşünün bildirildiğini, 25.01.2014 tarihinde yapılan genel kurul için iptal davası açılmadığını, 2015 yılında aynı zamanda Avukat olan ... tarafından açılan iptal davasının Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1420 E., 2016/46 K. sayılı kararı ile reddine karar verildiğini, çağrı yapan yönetim kurulu üyesinin ihraç edilmiş olması ve ihraç olan 9 kişiye çağrı yapılmamasının mutlak butlan sebebi olduğunu, 10 üyenin istifaları yönetim kurulunca kabul edilmiş iken 04.06.2016 tarihli genel kurul hazirun çetvelinde bulunmalarının mutlak butlan sebebi olduğunu, 04.06.2016 tarihli genel kurul tutanakları ve hazirun cetvelleri incelendiğinde, 19.06.2016 tarihinde yapılan genel kurulda çağrı yapılmayan en az 15 üye olduğunun görüleceğini ileri sürerek, 04.06.2016 tarihli genel kurulun iptaline, iki genel kurul yapıldığından kooperatife kayyım atanmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif yetkilileri ... ve ...; davacıların kooperatife üye oldukları iddiası ile yargılamanın devam ettiğini, davacılar ... ve ...'nin 28.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararı ile kooperatife üye oldukları iddia ettiklerini, ancak yönetim kurulu kararında imzası bulunan ...'nın 16.04.2013 tarihli yönetim kurulu kararıyla üyeliğinin düşmüş olduğunu, bu nedenle davacıların üye kaydedilmesi işleminin geçersiz olduğunu, ...'nin zaten kooperatife üye olmadığını, bu nedenle bu kişilere genel kurul çağrısı yapılmadığını, üç kişinin genel kurula katılmamış olmasının toplantı ve karar yeter sayısı yönünden farklılık doğurmayacağını,
...'nın geçersiz ve usulsüz alınmış ihraç kararının genel kurul ve sonrasında yönetim kurulu tarafından kaldırıldığını, üyeliğinin devam ettiğini, her genel kurulda yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, bu kişinin ve bu kişiyle aynı durumda olan diğer 9 kişinin üyeliği ilgili herhangi bir ihtilaf olmadığını, 05.04.2014 tarihli genel kurulun iptali talebi açılan davada Ankara, 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.06.2015 tarih ve 2014/360 E., 2015/371 K. sayılı kararıyla usulüne uygun bir çıkarma kararı bulunmadığından üye olmadıkları halde 05.04.2014 tarihli genel kurul toplantısına katıldıkları iddia edilen 10 kişinin toplantı tarihi itibariyle yasal üyeliklerinin devam ettiği şeklindeki bilirkişi tespit ve kanaatlerine itibar edildiğini, bu hususun şikayeti üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/114393 Soruşturma Numaralı dosyasında 07.09.2015 tarihinde 2015/73677 sayılı karar ile "Kovuşturmaya Yer Olmadığına" karar verildiğini,
Tescil ve ilan görmüş son genel kurulun 05.04.2014 tarihli genel kurul olduğunu, 18.01.2014 tarihli genel kurulun hukuken ve fiilen yok olduğunu, kooperatif denetim kurulu üyelerinden ...'nin 18.01.2015 tarihinde olağanüstü genel kurul çağrısında bulunduğunu, yapılmış olan bu genel kurul ve çağrısının iptali için kooperatif yönetim kurulunca dava açıldığını, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/827 E. ve 2014/5 K. sayılı kararı ile denetçiler kurulunun kurul olarak hareket edebilecekleri ve herhangi bir denetçinin tek başına yetkilerini kullanamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, denetçi ...'nin toplantı çağrısının iptaline karar verildiğini, gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığının temsilci tayin etmemesi ve genel kurul toplanması için geçerli bir çağrı olmadığının belirtilmesi ve gerekse Mahkeme tarafından genel kurul kararı ve çağrısının iptal edilmesi nedeniyle 18.01.2014 veya 25.01.2014 tarihlerinde genel kurul toplanmasının hukuken imkânsız hale geldiğini, nihai olarak Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2015 tarih ve 2015/395 K. sayılı kararıyla olağanüstü toplantı tarihlerinin yargılama sırasında geçtiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, bu kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2015/5196 E. ve 2016/1388 K. sayılı kararıyla onandığını, buna göre genel kurul çağrısı mahkemece iptal edildiğinden bir genel kurul toplandığı iddia edilirse bu genel kurulun yok hükmünde kabul edilmesi gerektiğini, Ticaret Sicil Gazetesinde 18.01.2014 tarihli genel kurulun tescil edildiğini ancak genel kurulun 25.01.2014 tarihinde yapıldığının iddia edildiğini, bu hususun bile 18.01.2014 tarihli genel kurulunun yapılmadığı ve yapılan tescilin geçersiz olduğunun ve terkini gerektiğini gösterdiğini, ayrıca Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/35 E. sayılı dosyasına sunulan 25.01.2014 tarihli hazirun cetveli ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne sunulan aynı genel kurula ilişkin hazirun cetvelinin farklılıklar gösterdiğini, 19 numaralı ortak olarak 6 numaralı ek'te ... olarak görülmekte ise de 7 numaralı Ek'te ...'un görüldüğünü, bu hususun genel kurulun mutlak butlanla batıl olma sebeplerinden biri olduğunu, hazirunda bulundukları iddia edilen üyeler, (Ek:24 Dursun Özen, Ek:25 ...; Ek:26 İzzet Demirel İhtarnameleri) katılmış olarak gösterildikleri ve hazirun cetveline imzaları atılan üyeler olarak sahtelik ve geçersizlikle ile ilgili ihtarnameler keşide ederek böyle bir genel kurula katılmadıklarını ve yerlerine atılan imzaların sahte olduğunu ve kabul etmediklerini bildirdiklerini, bu hususun bu genel kuruldaki sahteciliğin ve usulsüzlüğün en büyük delili olduğunu, davacıların üye olmamalarına ve daha önceki hazirunlarda olmamalarına rağmen 25.01.2014 tarihli genel kurul hazirununda göründüklerini, bu hususun yetkisiz kişilerin oy kullandığını gösterdiğini, hazirun listelerinin son sayfasında denetçi tarafından 10 üyenin üyelikten düşürülmesi işleminin kendisi tarafından yapıldığının belirtildiğini, üye olan bu kişilerin genel kurula dahil edilmediklerine ilişkin kararın ortakların kazanılmış haklarını ortadan kaldırıcı veya kısıtlayıcı kararlardan olduğundan genel kurulun mutlak butlanla malul olmasına yol açan nedenlerden biri olduğunu, bir an için genel kurulun yapıldığı kabul edilse bile yönetim kurulu üyesi olarak ..., ... ve ...)'ın seçildiğini, 28.05.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde de aynı şekilde işlendiğinin görüleceğini, bu haliyle yönetim kurulunun oluşamadığını, çünkü ...) isimli bir şahsın olmadığını, eğer kastedilen kişi ... ise bu şahsın 27.03.2015 tarihinde noterden çektiği ihtarname ile kooperatif üyeliğinden istifa ettiğini, ...'nin ise 05.02.2012 tarih ve 173 sayılı yönetim kurulu kararı ile üyelikten ayrıldığını, icra takibi ile kooperatife ödediği aidatları tahsil ettiğini, bu kişinin kooperatif üyeliğine kabul talebinin 05.04.2014 tarihli genel kurulda reddedildiğini, ana sözleşmenin 43. maddesinin 1. bendi uyarınca yönetim kurulu üyesinin kooperatif üyesi olmasının şart olduğunu, ...'in ise zaten bu genel kurula katılamadığını ve imza sahteliğini ihbar eden kişilerden olduğunu, ana sözleşmenin 42. maddesindeki kooperatif yönetim kurulunun en az üç üyeden oluşacağı hükmü nedeniyle ana sözleşmeye uygun bir yönetim kurulunun hukuki ve fiili olarak oluşmadığını,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :
İlk derece Mahkemesince; "Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesinin 2014/360 esas, 2015/371 karar sayılı kesinleşmiş kararı ile, davacılar ..., ... ve ...'un kooperatif ortağı oldukları hususunun kesinleştiği, bu davacıların dava açma haklarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacı tarafça toplantıya çağrı yapan yönetim kurulu başkanın yetkili olmadığı, ayrıca üye olmadığı iddia edilmiş ise de, Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesinin 2014/360 esas, 2015/371 karar sayılı kesinleşmiş kararı ile ...'nın kooperatif üyesi olduğu, ayrıca kooperatif yönetim kurulunun 16/04/2013 tarih 210 sayılı kararı ile üyelikten düşürüldüğü, ancak 02/06/2013 tarihli genel kurul kararı ile tekrar üyeliğe seçildiği, kooperatif üyesi olduğu, 25/01/2014 tarihli genel kurul toplantısının o tarihte denetçi sıfatına haiz olan dava dışı ...'nin üyelere çağrıda bulunması ile gerçekleştiği, denetçilerin genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin ikincil bir yetki olduğu, Ankara Asliye 3. Ticaret Mahkemesinin bozma sonrası 2015/129 esasına kayıtlı davada denetçi tarafından kooperatif genel kurulunun 03/12/2013 tarihinde olağanüstü toplanması hususunda alınan kararın ve yapılan çağrının iptali isteğinde bulunulduğu, iptale dair verilen kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesince denetim kurulu üyelerinin yetkilerini gerektiğinde tek başlarına kullanabilecekleri, bu hususun irdelenmesi gerektiği belirtilerek bozulduğu, ancak bozma sonrası yapılan değerlendirmede denetçi ...'nin 18/01/2014 günü saat 13:00'da ve çoğunluğun toplanamaması halinde 25/01/2014 günü saat 13:00'da olağan üstü genel kurul toplantısı yapılmasına ilişkin 03/12/2013 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısı tarihlerinin yargılama sırasında geçtiğinden bahisle davanın konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, bu haliyle denetçi sıfatı ile genel kurulu toplantıya çağırmış olan dava dışı ...'nin çağrısının yetkili olmayan kişilerce yapılmış çağrı niteliğinde olup olmadığının dava konusuz kaldığı hususunda karar verilip bu kararın kesinleşmesi nedeniyle belirgin olmadığı, dava konusu toplantıya çağrı yapan yönetimin 05/04/2014 tarihli iptal talebi reddedilen ve kesinleşen genel kurul toplantısında seçilen yönetim olduğu ve çağrı yapmaya yetkinin bulunduğu, çağrı bütün ortaklara veya temsilcilerine yapılmamışsa çağrı geçerlilik koşuluna riayet edilmediğinden bahisle yokluk yaptırımından söz edilebilecek ise de, bu durumun tek başına genel kurul kararının hükümsüzlüğü sebebi olamayacağı, alınan kararların yasaya, ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırı olması halinde iptaline karar verilebileceği, dava dilekçesinde bu sebeplere dayanılmadığı gibi ana sözleşmeye, iyi niyet kurallarına ve yasaya aykırı hususun bulunmadığı, toplantı ve karar yeter sayısının oluştuğu, toplantıya iştirak eden 10 üyenin istifa eden üye olup, kooperatif üyesi olmadığı halde toplantıya katıldıkları iddia edilmiş ise de, kesinleşen Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesinin 2014/360 esas, 2015/371 karar sayılı dosyasında üye olmadıkları halde katıldıkları iddia edilen 10 kişinin yasal olarak üyeliklerinin devam ettiğinin gerekçelendirildiği ve bu hususun kesinleştiği, bu şekliyle toplantı yeter ve karar yeter sayısının da oluştuğu" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/365 E. sayılı kararı gereği 2015 yılı olağan genel kurulunun mutlak butlanla batıl olduğunu, dava konusu genel kurula çağrıyı 2015 yılı olağan genel kurulunda yönetime seçilen kişiler yapmış olup bu kişilerin çağrıya yetkili olmadığını, Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce, 18.01.2014 tarihinde ..., ..., ...'in olağanüstü genel kurulu topladığı, bu genel kurulun 18.08.2015 tarihinde tescil edilmesine rağmen 05.04.2014 yılında ..., ... yönetiminde olağan genel kurul toplantısı yapılması hasebiyle hangi yönetimin genel kurul çağrısına yetkisi olduğu hususunda tereddüte düşüldüğünü, 2015 yılı olağan genel kurulunun geçici olarak tescil edildiğini, davalı kooperatifçe geçici tescilin kesin tescile çevrilmesi istemi ile açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/817 E sayılı dosyasının halen derdest olduğunu, bu dosyada yetkili yönetimin kimler olduğu karara bağlanmadığı dikkate alınmaksızın usul ve yasaya aykırı şekilde davanın reddine karar verildiğini,
İlk derece Mahkemesince alınan 28.02.2018 tarihli bilirkişi kurulu raporu çelişkili olup yargılamayı aydınlatmaya yeter nitelikte olmadığını, raporda iptalini istedikleri 04.06.2016 tarihli genel kurul toplantısına 91 üyeden toplam 50 ortağın asaleten ve vekaleten katıldığı, çağrının yapılışına dair belgenin ve hazirun cetvelinin mevcut olmadığı, şayet çağrının geçerlilik koşuluna riayet edilmediğinden bahisle yokluk yaptırımından söz edileceği yönünde değerlendirme yapılmışsa da genel kurul toplantısına kimlerin iştirak ettiğinin belirlenemediğini ve kooperatiften ihraç edilen üyelerin oy kullanıp kullanmadığına yönelik iddialarının değerlendirilme konusu yapılmadığını, TTK 417. maddesi gereğince genel kurul toplantısında hazirun cetveli bulundurulmasının zorunlu olduğunu, bu hususların kanunun emredici hükmüne aykırı olduğunu, 04.06.2016 tarihli genel kurula kaç üyenin çağırıldığı, bu üyelerin kimler olduğu, çağrının nasıl yapıldığı, şekil şartlarına uyup uymadığı, çağrı kağıdının bulunmaması yönü ile de değerlendirilemediğini, iddiaları aydınlatılmaksızın ve hiç bir gerekçe göstermeksizin davanın reddine karar verildiğini,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :
1-Dava, genel kurul kararlarının iptali ve kayyım atanması istemine ilişkindir.
Davalı kooperatifin 17.07.2017 tarihinde unvanını değiştirdiği anlaşılmış olup, HMK'nın 304/1. maddesi uyarınca gerekçeli kararda davalı kooperatifin unvanı düzeltilmiştir.
*
Dosya kapsamından;
09.12.2012 tarihli genel kurulda ..., ... ve ...'un iki yıllığına yönetim kuruluna seçildiği,
16.04.2013 tarih ve 216 sayılı ... ve ...'un imzasını taşıyan yönetim kurulu kararıyla ...'den oluşan 10 kişinin ihraçlarına karar verildiği,
02.06.2013 tarihli genel kurulda ..., ..., ...'nın yönetim kuruluna, ...'nin de denetim kuruluna seçildiği, ihraçlarına karar verilenlerin itirazları üzerine 4. gündem maddesinde, "İhraç edilen ortakların bugüne kadar birikmiş bulunan aidat borçlarının Temmuz 2013 sonuna kadar ödemeleri şartıyla Yönetim Kurulunca alınan ihraç kararının kaldırılmasına" oybirliğiyle karar verildiği,
31.07.2013 tarihli ..., ... ve ...'nın imzasını taşıyan 31.07.2013 tarih ve 232 sayılı yönetim kurulu kararında istifa etmiş veya ihraç edilmiş ortakların yatırmış oldukları tutarların ihraç edilen şahıslara devredilmesine karar verildiği,
Denetçi ...'nin bu 10 kişinin ihraç edildiği ve artık ortak olmadığı düşüncesiyle genel kurulu 18.01.2014-25.01.2014 tarihlerinde olağanüstü toplantıya davet ettiği, bu çağrının iptali talebiyle davacı kooperatif yönetim kurulunca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/827 E. sayısına kayıtlı davanın açıldığı, Mahkemenin 15.01.2014 tarih ve 2014/5 K. sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 02.10.2014 tarih ve 2014/1988 E., 2014/6209 K. sayılı kararıyla kararın bozulmasına karar verildiği, dosyanın devredildiği Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.05.2015 tarih ve 2015/129 E., 2015/395 K. sayılı kararıyla genel kurulun yapılmış olduğu gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarih ve 2015/5196 E., 2016/1388 K. sayılı kararıyla kararın onanmasına karar verildiği,
Denetçi ...'nin çağrısı üzerine 18.01.2014 tarihinde davalı kooperatifin genel kurul toplantısının yapıldığı, bu genel kurulda ..., ... ve ...'in yönetim kuruluna seçildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 07.03.2016 tarih ve 2015/5196 E., 2016/1388 K. sayılı kararından sonra 18.01.2014 tarihinde yönetim kuruluna seçilenlerin davalı kooperatif yetkilisi olarak ticaret siciline tescil ve ilan edildikleri,
... ve ... tarafından 18.01.2014 tarihli genel kurulun iptali istemiyle, husumet ... ve ...'ya yöneltilerek dava açıldığı, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 04.02.2016 tarih ve 2015/1420 E., 2016/46 K. sayılı kararıyla davanın kooperatife husumet yöneltilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verildiği, karara karşı temyiz yoluna başvurulmadığı,
Davalı Kooperatifin 02.06.2013 tarihli genel kurulunda yönetime seçilen ...'nın da arasında olduğu yönetim kurulunun daveti üzerine yapılan 05.04.2014 tarihli genel kurulda ..., ... ve ...'nın yönetim kuruluna seçildiği,
05.04.2014 tarihli genel kurulun iptali talebiyle açılan davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.06.2015 tarih ve 2014/360 E., 2015/371 K. sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 19.08.2017 tarih ve 2015/8633 E., 2017/2238 K. sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği,
Bu şekilde 16.04.2013 tarihli aralarında ...'nın da bulunduğu 10 kişinin ihracı üzerine davalı kooperatif yönetiminde kargaşa meydana geldiği, denetçi ...'nin çağrısı üzerine yapılan 18.01.2014 tarihli genel kurulda seçilen yönetim kurulunun ticaret siciline tesciliyle bu karışıklığın devam ettiği, bu tarihten sonra ... ve ... tarafından ayrı ayrı genel kurul çağrıları yapıldığı, her bir taraf diğer tarafın yaptığı genel kurulun iptali talebiyle davalar açtığı,
Anlaşılmıştır.
*
İlk derece Mahkemesi dosyasının ekinde bulunan davacı ... tarafından Ankara Ticaret Sicili Memurluğu aleyhine, yetkisiz yönetime verilen yetki belgesinin iptali ile kendisine yetki belgesi verilmesi talebiyle açılan davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.02.2017 tarih ve 2016/505 E., 2017/88 K. sayılı kararıyla feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olup; bu dosyada bulunan 18.01.2014 tarihli genel kurul tutanağı ve ekindeki hazirun cetvelinin incelenmesinden, genel kurulun hazirun cetveline kayıtlı 67 ortaktan 19 ortağın katılımı ile yapıldığı, hazirun cetvelinin son kısmına eklenen "Not"ta "Önceki yönetim kurulunca karar defterinde 16/04/2013 tarih ve 216 sayılı kararı ile ihraç edilen üyeler temmuz 2013 sonuna kadar eksik üye aidatlarını peşin olarak kooperatifin hesabı bulunan bankaya üye aidat borçlarını peşin yatırdıklarında üyeliğe kabul edileceklerken Denetçi ...'nin yaptığı denetim ve incelemelerde bankaya nakit olarak yatan ihraç olmuş üyelerle ilgili ödemelere rastlanmamıştır. Kooperatifin 67 üyesinin bulunduğu 29 istifa etmiş ve ihraç edilmiş üyesinin olduğu tespit edilmiştir." açıklaması yapılmıştır. Yukarıda özetlendiği üzere 16.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla ihraçlarına karar verilen 10 kişinin de ortak olarak kabul gerekmekte olup, 18.01.2014 tarihli genel kurula bu on ortağın da eklenmesi ile 77 ortağın 1/4'ü=19,25, tama tamamlanması ile 20 ortağı katılımı ile toplantı nisabı oluşmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 16. maddesinin son fıkrasındaki "Haklarındaki çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam eder." hükmü gözetildiğinde, 16.04.2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla ihraç edilen 10 üye dışındaki 19 üye arasındaki ihraç edildiği belirtilen üyelerin ihraç kararının kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamadığından, toplantı nisabının daha da artması ihtimali yüksektir.
Genel kurul toplantısına çağrılması gereken ortakların çağrılmaması ve gelmemeleri halinde, toplantı ve karar nisabını etkiliyorsa bu durum, kararın batıl sayılmasını gerektirir. Bu nitelikteki kararların batıl olduğunun tespiti davası açabilmek için kararlara muhalif olmak gerekmediği gibi, açılacak dava da herhangi bir süreye tabi değildir. Bu durum Hakim tarafından da re'sen gözetilir.
İş bu davanın konusu olmamakla birlikte davalı kooperatifte yönetim karmaşası oluşmasına sebep olan denetçi ...'nin çağrısı üzerine yapılan genel kurulun yokluk sebepleri bakımından incelenmesi gerekmekte olup; yukarıda özetlendiği üzere toplantı nisabı oluşmadan yapılan 18.01.2014 tarihli genel kurulun batıl olduğunun kabulü gerekmektedir.
*
Dava konusu edilen 04.06.2016 tarihli genel kurul tutanağı ve hazirun cetveli Mahkemece 14.07.2016 tarihli yazı ile istenmiş olup, Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünce gönderilmiştir. Buna göre genel kurula ortaklar listesinde kayıtlı olduğu belirtilen 73 ortaktan 27 ortağın asaleten, 15 ortağın vekaleten katılımı ile toplam 42 ortağın hazır olduğu, yönetim kuruluna ..., ..., ..., ... ve ...'nın seçildiği, ortaklar listesinde davacıların ismine yer verilmediği, ...'nin çağrısı üzerine yapılan 19.06.2016 tarihli genel kurulun hazirun listesinde davacı ...'nin ortaklık numarası olarak belirtilen 40 nolu üyeliğin, dava konusu 04.06.2016 tarihli genel kurulun hazirun listesinde ...'a ait olduğunun yazıldığı, 19.06.2016 tarihli genel kurulun hazirun listesinde davacı ...'un 58, davacı ...'nin 65, ...'nin ise 66 nolu üyeler olarak gösterildiği, dava konusu genel kurulun hazirun listesinde bu ortaklıkların karşısında "boş" açıklamasının yapılmış olduğu, buna göre bilirkişi kurulunun dava konusu genel kurula doksanbir ortaktan elli ortağın (asaleten ve vekaleten) katıldığı, hazirun cetvelinin mevcut bulunmadığına yönelik tespitlerinin dosyada bulunan belgelerle uyuşmadığı görülmüştür.
Bilirkişi kurulunca; davacıların davalı kooperatif üyesi olduklarına dair kooperatif pay defterinde veya sair belgelerde herhangi bir kayda tesadüf edilmediği, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/360 ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/365 E. sayılı dosyalarına sunulan bilirkişi raporlarında davacılardan ..., ... ve ...'un davalı kooperatif üyesi olduklarının tespit edildiği, bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelerin 211 ve 224 sayılı yönetim kurulu kararlarına yollama yaptığı, ancak kendilerince incelenen yönetim kurulu karar defteri 236 sayılı karardan başladığından ... hariç diğer davacıların davalı kooperatif üyesi olduklarına dair teyit edilmesinin mümkün olmadığı, davacıların kooperatif üyesi olup olmadıklarının heyet nezdinde meşkuk kaldığı görüşü bildirilmiştir.
Davalı kooperatifin 05.04.2014 tarihli genel kurul kararının iptali talebiyle davacılar ..., ... ve ... tarafından açılan davada yapılan yargılama sonucunda, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.06.2015 tarih ve 2014/360 E., 2015/371 K. sayılı kararıyla davacılar ..., ... ve ...'un davalı kooperatif üyesi oldukları ve dava açma hakları bulunduğu, usulüne uygun bir çıkarma kararı bulunmadığından üye olmadıkları halde 05.04.2014 tarihli genel kurul toplantısına katıldıkları iddia edilen aralarında ... ve ...'ın da bulunduğu 10 kişinin toplantı tarihi itibari ile yasal olarak üyeliklerinin devam ettiği kabul edilerek esasa ilişkin gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ve karar Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 19.08.2017 tarih ve 2015/8633 E., 2017/2238 K. sayılı kararıyla onanmış ve karar düzeltme talebinin bulunmaması nedeniyle kesinleşmiştir.
Davacılarca daha önce ihraç edilen 10 kişinin genel kurula katıldığı, hatta bunlardan ... ile ...'ın yönetim kuruluna seçildikleri ileri sürülerek bu sebeple de dava konusu genel kurulun iptali istenmiştir. Dosya kapsamından bu kişilerin 16.04.2013 tarih ve 216 sayılı yönetim kurulu kararıyla ihraçlarına karar verildiği, bu kişilerin itirazları üzerine 02.06.2013 tarihli genel kurulun 4. maddesinde, "İhraç edilen ortakların bugüne kadar birikmiş bulunan aidat borçlarının Temmuz 2013 sonuna kadar ödemeleri şartıyla Yönetim Kurulunca alınan ihraç kararının kaldırılmasına" oybirliğiyle karar verildiği, 01.02.2014 tarih ve 239 sayılı, Başkan ... ve Üye ... tarafından imzalanan yönetim kurulu kararıyla bu kişilerin ortak oldukları kabul edilerek yeniden ihraçlarına karar verildiği, yine aynı kişilerce imzalanan 25.08.2015 ve 248 sayılı yönetim kurulu kararıyla bu kişilerin yeniden ihraçlarına karar verildiği, ihraç kararlarının bu kişilere tebliğ edildiği ve dava konusu genel kurul tarihinde ihraç kararlarının kesinleşmiş olduğuna dair dosyaya herhangi bir delil ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır. Kaldı ki yukarıda özetlendiği üzere Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.06.2015 tarih ve 2014/360 E., 2015/371 K. sayılı kararıyla iptali istenen genel kurul toplantısına çağrı yapan ...'nın da aralarında bulunan 10 kişinin üyeliğinin devam ettiğinin belirlendiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür.
Yine dava konusu genel kuruldan önce yapılan 25.05.2015 tarihli genel kurulda ..., ... ve ...'in yönetim kuruluna seçildiği 24.05.2015 tarihli genel kurulun iptali talebiyle, davacılar ..., ... ve ... tarafından açılan davada, Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.06.2018 tarih ve 2015/365 E., 2018/534 K. sayılı kararıyla bakanlık temsilcisinin katılmaması nedeniyle genel kurulun batıl olduğunun tespitine karar verilmiş ve Dairemizin 15.06.2022 tarih ve 2018/2089 E., 2022/1008 K. sayılı kararıyla davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; dava konusu genel kurul çağrısını yapan ...'nın seçildiği 05.04.2014 tarihli genel kurul iptal edilmediğinden ...'nın yönetimdeki görevinin devam ettiğinin ve adı geçen tarafından yapılan genel kurul çağrısında bir usulsüzlük bulunmadığının da kabulü gerekir.
*
Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Davacı ... mirasçısı ... vekilinin ihtiyati tedbir talebi yönünden;
Davacı ... mirasçısı ... vekili 21.03.2024 tarihli dilekçesinde, müvekkilinin vefatı sonrasında taşınmazının davalı kooperatif tarafından satışa çıkarılmış olduğunu belirterek, murisin taşınmazının üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
6100 sayılı HMK'nın "İhtiyati tedbirin şartları" başlıklı 389. maddesinin birinci fıkrası, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." hükmünü içermektedir.
Davacı ... mirasçısı ... vekilinin ihtiyati tedbir istemi iş bu genel kurul kararının iptali davasının "konusu" olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle; HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacılar vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı ... mirasçısı ... vekilinin ihtiyati tedbir isteminin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL. istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubuyla kalan 346,90 TL.'nin davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
27.03.2023 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 27/03/2024
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza