İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/428 K.2024/527

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/428 📋 K. 2024/527 📅 21.03.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/428 Esas
KARAR NO: 2024/527 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/328 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİHİ: 07/12/2023 (Ara Karar)
TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz
KARAR TARİHİ : 21/03/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesi ile; müvekkilleri tarafından hem de banka aracılığıyla ödenen senet için senet alacaklısının hilafı hakikat beyanları ile önce ihtiyati haciz kararı alınmış, akabinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından aleyhe icra takibine geçilmiş olup söz konusu icra dosyasında müvekkillerinin borçlu olmadığının tespiti ile takibe konu tüm hacizlerin fekkine ve takibin durdurulmasına, kabul edilmemesi halinde ise icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi üzere teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise takdir edilecek teminat üzerinden ihtiyati tedbir talebinin kabulü yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi'nin 23/05/2023 tarih ve 2023/328 Esas sayılı ara kararında; "Dava; İİK 72 maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İİK 72 maddesinde "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir......." hükmü yer almaktadır. HMK. 390/3 maddesinde de " tedbir talep eden taraf , dilekçesinde dayandırdığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.İcra takibi başlatıldıktan sonra açılan menfi tespit davası ile icra takibinin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden takibin durdurulmasına yönelik istemin reddine, karar vermek gerekmiştir. Ancak çoğun içinde az da vardır kuralı gereği davacı talebi ile ilgili -icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde - tedbir verilebilmesi için İİK m72. İle HMK 389 maddelerinin birlikte değerlendirilmesi ve ilerde açılması muhtemel davanın esasının yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı iddiası, dosya kapsamı ve sunulan deliller kapsamında telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmış ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında icra takibine konu dava konusu miktarın %15'ininin nakdi veya gayrinakdi teminatın mahkeme veznesine yatırılması halinde İİK’nın 72/3. maddesi uyarınca icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesini teminen tedbirin kabulü yönünde aşağıdaki karar verilmiştir. " gerekçesi ile; "Davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin KABULÜNE, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı sayılı dosyasında icra takibine konu miktarın %15'i olan 652.500,00 TL'nin mahkeme veznesine nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu olacak şekilde gayrinakdi teminatın yatırılması halinde, ..." karar verilmiş ve verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili itiraz dilekçesi ile; davacının açmış olduğu işbu menfi tespit davasında mahkemece 23.05.2023 tarihli ara kararla davaya müstenit icra takibinde yüzde 15 teminat karşılığı alacağın müvekkiline ödenmemesine karar verildiğini, davacının senede karşı senetle ispat yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması ve dosyada dayanılan hiçbir somut delil olmaması, sunulan banka dekontunun dosya konusu senede ilişkin olduğunun açıklama kısmında yazılmamış olması ve mahkemeye sunmuş oldukları diğer senet görüntüleriyle taraflar arasındaki birden fazla borç ilişkisi sabit olduğundan, davanın haksız olduğu ve icra takibine konu alacağın bekletilmemesi gerektiğinin açık olduğunu, keza, senedin ödendiğinin ispat edilemediğini ve bu kapsamda borçlular tarafından yalnızca zaman kazanılmaya çalışıldığını, bu yönden, mahkemece verilen paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine ilişkin karara itiraz ettiklerini beyanla ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 07/12/2023 tarih ve 2023/328 Esas sayılı ara kararında; "...Somut talep yönünden ,telafisi güç zararının oluşabileceği hususunda yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiği bu aşamada tedbir kararının kaldırılmasını gerektiren yeni bir durum meydana gelmediği anlaşılmakla tedbire itirazın reddine dair karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile "ihtiyati tedbire itirazın reddine," karar verilmiş ve verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir kararına itiraz eden davalı vekili istinaf dilekçesi ile; ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli olan şartların somut olayda mevcut olmadığını, davacıların sıralı senetlerin tamamının ödendiğine ilişkin iddialarının da bulunmadığını, müvekkilinin elinde birden fazla senet mevcut olup, işbu senetlere karşı senetle ispat zorunluluğunun davacılar tarafından yerine getirilmediğini, dosya incelendiğinde, davacıların işbu dosyanın konusu senet ve diğer senetler için yalnızca 2022 yılına ait olan dekontları sunduğunu, 2022 Nisan ile 2024 Mart arasını kapsayan senetler için hiçbir dekont sunamadığını, sunulan dekontlarda senetlerin açıklamasının da yer almadığını, açık bir anlatımla senedi elinde bulunduran alacaklının senedine karşı yazılı delil sunamayan davacıların Türkiye'deki enflasyon ortamından yararlanmak suretiyle zaman kazanarak haksız kazanç sağlamaya çalıştıklarının açık olduğunu;Öğretide ve Yargıtay kararlarında kabul edildiği üzere; " aleyhine karar verilecek olanın müstakbel geleceğini mahvedecek yöntemlerden kaçınılmalıdır. Mahkeme burada en az zarar en büyük fayda arasındaki dengeyi gözetmelidir. ...menfaat dengesi temelini Anayasa'da bulan ölçülülük ilkesinin bir yansımasıdır. Bu sebeple mahkemeler ihtiyati tedbire ilişkin talepleri değerlendirirken menfaatler dengesine uygun hareket etmek durumundadır.aleyhine karar verilecek olanın müstakbel geleceğini mahvedecek yöntemlerden kaçınılmalıdır. Mahkeme burada en az zarar en büyük fayda arasındaki dengeyi gözetmelidir. ...menfaat dengesi temelini Anayasa'da bulan ölçülülük ilkesinin bir yansımasıdır. Bu sebeple mahkemeler ihtiyati tedbire ilişkin talepleri değerlendirirken menfaatler dengesine uygun hareket etmek durumundadır. " (Pekzanıtez, Hakan; Atalay, Oğuz; Özekes, Muhammet, Medeni Usul Hukuku, s.579, 10. Bası, onikilevla, İstanbul) şeklinde olduğunu, aynı yöndeki değerlendirmeleri içeren Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E. 2019/2981 K. 2019/4812 T. 17.10.2019 kararını ekte sunduklarını;Bu kapsamda mahkemelerce menfaat dengesine göre karar verilmesi gerekip, TL bedelli senetlerin, senede karşı senetle ispat koşulunu yerine getirmeyen davacılar bakımından durdurulmasının enflasyon karşısında davacılara haksız kazanç sağlanmasına sebebiyet verdiğini, ihtiyati tedbir kararı için, kesin bir ispat olmasa dahi yaklaşık ispat ile yetinildiğini, ancak somut olaya bakıldığında davacıların davalarını yaklaşık olarak dahi ispat edemediğinin açık olduğunu, ihtiyati tedbir kararının bu kapsamda mahkemece somut olarak değerlendirilmesi gerekirken müvekkilinin elinde yer alan 2024 tarihli senetlerde göz önüne alınarak senet bilgisi yer almayan ve başka borca ilişkin sunulan dekontların, yaklaşık ispat kuralını yerine getirmediğinin şüphesiz olduğunu;HMK'nın 389'uncu maddesinde belirtildiği üzere ihtiyati tedbirin yalnızca; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir..." durumlarında verilebileceğini ancak dosya kapsamında böyle bir zarar yalnızca enflasyon nedeniyle müvekkili için mevcut olup, bu ihtiyati tedbir ile borsacı olan davacıların kötü niyetleri sayesinde zenginleştiklerini beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak icra takibinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; senede dayalı olarak başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talepli davada, takibin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile alacağın %15'i tutarında teminat mukabilinde icra veznesine yatacak paranın davacı alacaklıya ödenmemesine yönelik olarak ihtiyati tedbir kararı verilmiş, bu karara karşı davalı vekili itiraz etmiş, Mahkemece verilen 07.12.2023 tarihli ek karar ile davalının itirazlarının reddine karar verilmiş ve ek karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, Mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrası; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut dosyada; taraflar arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesi, hisse ve varlık devir protokolü, takip konusu senet ve davacı tarafından senet bedelinin ödendiği savunmasının ispatı mahiyetinde sunulan banka dekontunun, Mahkemenin ara karar tarihi itibariyle yaklaşık ispatı ve ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesinin zorlaşacağı veya imkansız hale geleceği kanaatini sağlamaya yeterli olduğu, HMK'nın 389. maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbirin koşullarının oluştuğu, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 21/03/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.