İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2024/363 K.2024/487
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/363
KARAR NO: 2024/487
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/01/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2023/689 (Derdest)
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati hacze itiraz eden ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
TALEP: Davalı ... vekili itiraz dilekçesinde özetle; ihtiyati hacze konu İran adli makamları tarafından verilen karara yönelik usulsüz tebligat nedeniyle itiraz ettiklerini, itirazlarının değerlendirilmesi için 01/01/2024 tarihinde duruşma yapılmasına karar verildiğini, bu bağlamda henüz yasal olarak tenfiz imkanı bulunmayan karar yönünden verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Alacaklı vekili dosyaya sunmuş olduğu beyan dilekçesinde özetle; 01/01/2024 tarihinde yapılan duruşmada İran mahkemesi tarafından usulsüz tebligata ilişkin itirazın reddedildiğini, dolayısıyla ihtiyati hacze yönelik itirazın yasal dayanağı bulunmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizce 24/10/2023 tarihinde yabancı mahkeme ilamının infazı kapsamında %15 teminat karşılığında ihtiyati hacze karar verildiği, yaklaşık ispat kapsamında verilen ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın İİK 265.maddesinde ön görülen sebeplerden olmadığı, bu nedenlerle ihtiyati hacze yönelik itirazın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati hacze itiraz eden ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz istemi tenfiz davası içerisinde talep edildiğini, itirazın ve itiraz sebeplerinin buna göre değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu, yerel mahkemeye tenfiz ve ihtiyati haciz istemine konu mahkeme ilamının kesinleşmediğine dair Adalet Bakanlığı'nın resmi tercümanı tarafından tercümesi yapılan 05/12/2023 tarihli yabancı mahkeme evrakını sundukları halde bu konuda inceleme yapılmadan karar verildiğini, yabancı mahkeme ilamının kesinleşmediğine dair durumun bu kadar vazıh olduğu halde en azından sundukları belgenin bu ilama dayanarak ihtiyati haciz talebinde bulunulması noktasında ciddi yargısal tereddüt doğurduğu halde talebin ön koşulu olan kesinleşme olgusunun mahkemece usulüne uygun şekilde araştırılmamasının Yasaya ve usule aykırı olduğunu, ihtiyati haczin dayandığı sebeplere itirazlarının değerlendirilmemesinin usule aykırı olduğunu, itirazlarının reddi ile davacının asıl mahkemesinde ve ülkesinde dahi talep edemeyeceği ihtiyati haczin Türkiye'de kendisine bahşedilmiş olduğunu, ihtiyati haciz talep eden davacı tarafın haciz ve tenfiz isteminde haklı olduğunu yani alacaklı olduğunu, buna hükmeden ve kesinleşmiş bir yabancı mahkeme ilamı ile kanıtlamak zorunda olduğunu, bu dava temelinde yaklaşık ispat ve haklılığın bundan ibaret olduğunu, haciz isteminin dayanağının bir ilam olduğunu, üstelik yabancı mahkeme ilamı olduğunu, kendilerince dosyaya sunulan belgeler, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği noktasında ciddi şüphelerin uyandırdığını, davacı tarafından dosyaya sunulan fotokopiler üzerinden yapılan tercüme evraklarının ise resmi vasfı bulunmayan özel tercümana yaptırılmış tercümeler olduğunu, bu evraklardaki Türkçe tercümeler okunduğundan bir mahkeme hükmüne esas alınamayacak derecede kötü ve çelişkili bir dille yazıldıkları nesnel biçimde göze çarptığını, davacı tarafından sunulan son çeviri belgesinde yabancı mahkemede görülen davanın reddine karar verildiğinin dahi yazdığını, güven temin etmeyen, asıl olmayan, içeriği ve tercüme yetkinliği kuşkulu evrak sunulduğunu, bu evrak yoğunluğu ve şüphe bulutu bağlamında mahkemece yapılması gereken hem esas hükmün sıhhati hem de ihtiyati hacze itirazın doğru değerlendirilmesi için lüzumu anlaşılmakla mahal mahkemesi ile Adalet Bakanlığı üzerinden yazışma yapılarak dosyanın kesinleşip kesinleşmediği, yargılamanın devam edip etmediği ve son durumu hakkında kati bilgi belgelerin gönderilmesini istemekten ibaret olduğunu, bu hususlar yerine getirilmeden itiraz istemi hakkında verilen kararın eksik tahkikata dayandığını, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına yönelik itirazın reddine dair verilen 17/01/2024 tarihli ara kararın kaldırılmasını, ihtiyati haciz kararına yönelik itirazlarının kabulüne karar verilmesini ve yerel mahkemenin 24/10/2023 tarihli ihtiyati haciz kararının yasal koşulları oluşmadığından ortadan kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
GEREKÇE: Talep; yabancı mahkeme kararının tenfizi istemiyle açılan davada verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması isteminin reddine dair verilen kararın kaldırılmasına ilişkindir. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı tarafça İran İslam Cumhuriyeti'nin Tahran Adalet Sarayı Genel Hukuk Mahkemesinin 105. Şubesinin 08.02.2020 tarih ve ... sayılı kararının tenfizi istemiyle dava açılmış olup mahkeme kararı dosyada sunulu vaziyettedir. İlk derece mahkemesince 24/10/2023 tarihli ara karar ile ihtiyati haciz kararı verilmiş, davalı tarafça tenfize konu yabancı mahkeme kararının kesinleşmediği, kendilerince yabancı mahal mahkemesine yargılamanın kendisine haber verilmeden yapıldığı ve kesinleştirme işlemlerinin de usulsüz olduğuna dair itirazda bulunduklarını belirterek ihtiyati haczin kaldırılması talep edilmiştir. Mahkeme davalı borçlunun itirazını reddetmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin 12/12/2019 Tarih,2019/2300 E-2019/5531 K). Henüz tenfiz edilmemiş ve tenfiz şartlarını taşıyıp taşımadığı yargılama neticesinde anlaşılacak olan yabancı bir mahkeme veya hakem kararına istinaden tenfiz davasının başında, tenfize konu kararda hükme bağlanan alacağın ‘vadesi gelmiş bir alacak’ olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Buna karşılık yabancı mahkeme veya hakem kararının tenfizini isteyen alacaklı, tenfize konu karardan başka diğer delillerle veya İİK m. 257/f.2’deki şartların mevcudiyetini ortaya koyarak her zaman ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. Somut olayda, davacı sadece henüz tenfizine karar verilmemiş bir yabancı mahkeme kararına dayanmış olup, bu şekilde yabancı mahkeme kararı tek başına vadesi gelmiş bir para borcunu yaklaşık olarak ispatlamaya elverişli değildir. Dosyada istinaf incelemesinin yapıldığı tarih itibariyle yabancı mahkeme kararına konu alacağın yaklaşık ispatına ilişkin bir belge veya delile de rastlanmamıştır. Ayrıca dava tenfiz istemine ilişkin olup yargılama sonunda bir alacak hükmü kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında talep edilen ihtiyati haczin şartlarının oluştuğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle İİK'nın 257.maddesi uyarınca ihtiyati haczin yasal koşulları oluştuğu kabul edilemeyeceğinden mahkemece ihtiyati hacze itirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken ihtiyati hacze itirazın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ek kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmadığı anlaşıldığından ihtiyati hacze itiraz eden - karşı taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati hacze itiraz eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesinin 17/01/2024 tarihli ara kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1-Aleyhine ihtiyati haciz talep edilen davalı ... vekilinin itirazının kabulü ile ; 24/10/2023 tarihli ara kararı ile verilen ihtiyati haciz kararının bu davalı yönünden tüm neticeleri ile birlikte KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati hacze itiraz eden ... vekili tarafından yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf yargılama giderlerinin verilecek nihai kararla birlikte değerlendirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.28/03/2023