İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi E.2021/286 K.2024/363
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/286
KARAR NO: 2024/363
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/10/2020
NUMARASI: 2020/49 Esas - 2020/250 Karar
DAVA: Tanıma Ve Tenfiz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2024
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında "..." ve "..." isimli gemiler için kira sözleşmeleri yapıldığını, bu sözleşmelerden kaynaklanan navlun ve demuraj alacaklarının ödenmemesi üzerine bağlama özetinde yer alan tahkim şartına göre Londra'da tahkim yoluna başvurulduğunu, tahkim yargılaması sonucunda verilen iki ayrı hakem kararında kabul edilen alacakların ödenmesi için davalıya Beyoğlu ...Noterliğinden 28/09/2016 tarihli ihtarname çekildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını, bu nedenle hakem kararlarının tenfizi için tenfiz davası açılması zarureti hasıl olduğunu, tenfiz davasında gerek İngiltere gerekse Türkiye'nin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin New York Konvansiyonuna taraf olmaları sebebiyle davadan New York Konvansiyonunun uygulanması gerektiğini, söz konusu konvansiyonda aranılan tenfize ilişkin şartların her iki hakem kararı yönünden de gerçekleştiğini, hakem kararlarının tenfizine herhangi bir engel bulunmadığını ileri sürerek kesinleşen 3 Temmuz 2013 ve 3 Ağustos 2015 tarihli İngiliz Hakem Kararlarının tenfizine, 150.731,13 ABD Doları ile 7.375,00 İngiliz Sterlini anapara alacağının, 3 Temmuz 2013 tarihli hakem kararı ile geçerliliğine hükmedilen 60.755,92 ABD Doları tutarındaki kısmının senelik % 5 oranında 15 Kasım 2012'den başlayarak fiili ödeme tarihine kadar geçen süre için üç aylık bakiye üzerinden hesaplanacak olan bileşik faizi ile birlikte 3 Temmuz 2013 tarihli hakem kararı ile hükmedilen 2.750,00 İngiliz Sterlini tutarındaki kısmının senelik % 5 oranında hakem kararının verildiği tarihten fiili ödeme tarihine kadar üç aylık bakiye üzerinden hesaplanacak bileşik faizi ile birlikte, 3 Ağustos 2015 tarihli hakem kararı ile geçerliliğine hükmedilen 89.975,21 ABD Doları tutarındaki kısmının senelik % 5 oranında muacceliyet tarihi olan 12 Şubat 2013 tarihinden başlayarak fiili ödeme tarihine kadar geçen süre için üç aylık bakiye üzerinden hesaplanacak olan bileşik faizi ile birlikte, 3 Ağustos 2015 tarihli hakem kararı ile hükmedilen 4.625,00 İngiliz Sterlini tutarındaki kısmının senelik % 5 oranında ödeme tarihi olan 3 Ağustos 2015'ten başlayarak fiili ödeme tarihine kadar geçen süre için üç aylık bakiye üzerinden hesaplanacak bileşik faizi ile birlikte aynen yada fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... ve ... isimli iki ayrı gemiye ilişkin hakem kararlarının farklı yargılamalar sonucunda verilmesi, aralarında iki yıl gibi bir sürenin olması sebebiyle HMK'nun 167.maddesine göre davaların ayrılması gerektiğini, taraflar arasında MÖHUK 62.maddesi uyarınca yapılmış geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığını, davalı ...nin hakem seçiminden usulüne uygun olarak haberdar edilmediğini, bu şekilde savunma hakkının ihlal edildiğini, ayrıca ... AŞ'ye nihai hakem kararlarının tebliğ edilmediğini, böylelikle müvekkili şirketin hakem önünde usulüne uygun olarak temsil edilemediğini, hakem tarafından yapılan işlemleri de sonradan kabul etmediğini savunarak tüm bu nedenlerle her iki hakem kararı yönünden de açılan tenfiz davasının reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...dava konusunun İngiliz Hakem ... tarafından ... gemisi ile ilgili navlun ve demuraj alacağının tahsili konusunda verilen 03/07/2013 tarihli hakem kararının tahsili istemine ilişkin olduğu, kararın verildiği İngiltere ile TC'nin yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkındaki New York Konvansiyonuna taraf olmaları ve MÖHUK'te milletlerarası anlaşmaların saklı tutulmuş olması nedeniyle dava konusu hakem kararının tenfizi talebinin New York Konvansiyonu hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, tahkim kararının navlun ve demuraj alacağına ilişkin olması nedeniyle Türk Hukukuna göre tahkime elverişli olduğu, hakem kararında Türk Kamu düzeni ile genel ahlaka aykırı bir durum bulunmadığı, karar içeriğinden anlaşıldığı üzere davalının hakem seçiminden usulüne uygun şekilde haberdar edildiği ve davacı vekili tarafından sunulan e-mail yazışmalarından hakem kararının tahkim sekretaryası tarafından e-mail yoluyla taraflara gönderildiği anlaşılmış olduğundan ... gemisine ilişkin hakem kararı yönünden New York Konvansiyonu hükümlerine göre herhangi bir tenfiz engelinin bulunmadığı kanaatine varıldığından, bu kanaat ışığında davanın kabulü ile ... gemisi ile ilgili İngiliz Hakem ... tarafından verilen 03/08/2015 tarihli hakem kararının tenfizine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Tenfize konu hakem kararının hukuka uygun şekilde davalıya tebliğ edilmediğini, bu sebeple bağlayıcılık kazanmadığını, tenfiz edilme imkanının bulunmadığını, hakem kararının tebliğ edildiğine dair belgenin dosyada bulunmadığını, bu durumun New York konvansiyonu olmak üzere tüm mevzuata aykırı olduğunu, hakem kararının müvekkiline gönderilen ihtarname ekinde yer almasının tebliğ hükmünde kabul edilemeyeceğini, bu hususun İngiliz tahkim kanunu 55. Maddesine aykırı olduğunu, bu düzenlemeye göre hakem kararının sadece hakem tarafından tebliğe çıkarılması gerektiğini, bu hususun bilirkişi raporunda da belirlendiğini, tenfiz davasında da usul hukukuna aykırı şekilde delil sunulduğunu, müvekkili şirketin savunma ve temyiz hakkının elinden alındığını, davaya konu hakem kararının ahlaka aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davaya konu hakem kararının davalı tarafa ingiliz tahkim kuralları gereği tebliğ edildiğini, hakem sekreterinin gönderdiği e- mail'de kararın taraflara ayrıca postayla gönderileceğini de bildirildiğini, yine İngiliz tahkim kurallarında kararın tebliğine ilişkin taraflarca özel bir anlaşma yok ise kararın her türlü yolla tebliğ edilebileceğinin bahsi geçen kanunun 76. Maddesinde düzenlendiğini, ayrıca davalıya gönderilen ihtarname ekinde bahsi geçen kararın İngilizce orjinaliyle yeminli Türkçe tercümesinin davalıya tebliğ edildiğinin dava dilekçesi ekinde noter aracılığıyla yapılan tebligata ilişkin belgelerin sunulduğunu, ek rapora cevap dilekçesinde hakemin davalıyla e-posta yoluyla hakem kararının tebliğ ettiği yazışmanın da dosyaya sunulduğunu yazışmanın bilirkişi raporu yönünden talep edildiğini, maddi gerçeğe ulaşma gayesiyle dosyaya ibraz edildiğini, HMK 145 maddesi gereği bu belgenin mahkemeye sunulmasının davayı uzatma amacına yönelik olmadığını, davalının savunma hakkını kullanamadığına ilişkin iddiasının yersiz olduğunu, verilen kararın ahlaka aykırı olduğu savının ise Türk mahkemelerinin uyuşmazlık esasına ilişkin inceleme yapılamayacağına ilişkin MÖHUK 55/2 ve Newyork sözleşmesi kurallarına aykırı olduğunu belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesin talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, MÖHUK'un 50 vd. maddeleri ve New York Sözleşmesi uyarınca yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, ... gemisi ile ilgili İngiliz Hakem ... tarafından verilen 03/08/2015 tarihli hakem kararının tenfizine karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Tenfiz talebine konu ... gemisiyle ilgili İngiliz hakem ... tarafından verilen 03/08/2015 tarihli hakem kararında davalının 153.175,51 ABD doları faiziyle birlikte ödenmesine ve tahkim giderlerine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan deliller ile tenfiz talebinin kabulüne karar verilmiştir. İstinafa konu uyuşmazlık temelde yabancı hakem kararının tenfizinin mümkün olup olmadığı noktasındadır. Yürürlükteki hukukumuzda yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda iki ayrı düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemelerden biri 5718 Sayılı MÖHUK'te yer alan hükümler, diğeri de Türkiye Devletinin taraf olduğu 1958 tarihli New York Sözleşmesidir. Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi onaylanmasına ilişkin 20877 Sayılı 21.05.1991 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 3731 Sayılı Kanunun 2. maddesinde ''Türkiye Cumhuriyeti sözleşmenin 1. maddesinin 3. paragrafına uygun olarak sözleşmeyi sadece karşılıklılık esasına göre bu sözleşmeye taraf olan bir devlet ülkesinde verilmiş olan hakem kararlarının tanınması ve tenfizi hakkında uygulayacağını, ayrıca sözleşmeyi yalnız akdi veya akit dışı hukuki münasebetlerden kaynaklanan ve kendi iç hukukuna göre ticari mahiyette sayılan uyuşmazlıklar hakkında uygulayacağını beyan eder.'' şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeden anlaşılacağı üzere New York Konvansiyonu Türk Hukukunda sadece ticari uyuşmazlıklarda ve New York sözleşmesine taraf olan ülkeler bakımından uygulanacaktır.Tenfizi talep edilen hakem kararın "nihai bağlama özeti ve çarter partiden" doğan alacağa ilişkin olduğundan Türk Hukukuna göre tahkime gidilmesi mümkün olup, NewYork Sözleşmesine taraf olan İngiltere'de verilmiş, İngiliz tahkim kanunu uygulanmış olduğundan, uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği ve hakem kararının tenfizinin kamu düzenine aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de icra edilebilmesi, tenfiz prosedürüne tabi olduğundan, New York Sözleşmesine göre, tenfiz şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesine gelince; yabancı hakem kararlarının tenfizini engelleyen haller New York Sözleşmesinin (V). maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin (V). maddesindeki şartlardan bir kısmını tenfiz mahkemesi re’sen dikkate almak zorundadır. Diğer şartları ise tarafların iddia ve ispat etmesi gerekir. Mahkeme tarafından re’sen dikkate alınacak şartlar şunlardır: 1- Hakem kararının konusunu teşkil eden uyuşmazlığın tanıma veya tenfiz istenilen ülkenin hukukuna göre tahkim yoluyla çözümünün mümkün olmaması, 2- Hakem kararının kamu düzenine aykırı olmasıdır. Taraflarca iddia ve ispat edilecek tenfiz engelleri ise 1- Tahkim anlaşmasının taraflarının ehliyetsiz olması veya tahkim anlaşmasının geçersiz olması, 2- Hakkında hakem kararının tenfizi istenen tarafın hakem seçiminden veya tahkim yargılamasından usulen haberdar edilmemiş olması veya delillerini sunma imkânından mahrum edilmesi, 3- Hakem kararının, tahkim anlaşmasında yer almayan bir hususa ilişkin olması veya tahkim anlaşmasının sınırlarını aşması, 4- Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usulün, tarafların anlaşmasına, böyle bir anlaşma yok ise hakem hükmünün verildiği yer hukukuna aykırı olması, 5-Hakem kararının tabi olduğu veya verildiği yer hukuku hükümlerine göre kesinleşmemiş veya icra kabiliyeti kazanmamış veya verildiği yer mahkemesi tarafından iptal edilmiş olmasıdır. 5718 Sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 60-63. maddelerinde yabancı hakem kararlarının tenfizi düzenlenmiştir. Buna göre, “kesinleşmiş” ve “icra kabiliyeti kazanmış” veya “taraflar için bağlayıcı olan” yabancı hakem kararlarının tenfiz şartlarını yabancı mahkeme kararlarının tenfizi şartlarından farklı olarak ve New York Sözleşmesi'ne paralel olarak düzenlenmiştir.Hakem kararının kesinleşmediği, icra edilebilir hale gelmediği, davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, noter ihtarı ekinde kendilerine tebliğ edilmesinin geçerli bir tebliğ sayılamayacağına, savunma ve temyiz hakkının elinden alındığına ilişkin istinaf sebepleri yönünden yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesinin bulunduğu, sözleşme gereği tahkim yerinin Londrada olacağı ve İngiliz Hukuku uygulanacağının kararlaştırıldığı görülmektedir. Bu durumda tahkimin yürütülmesi aşamasında İngiliz Hukukunun uygulanması gerektiği sözleşme hükmü gereğidir. Bu durumda hakem kararlarının taraflara tebliğinin İngiliz Tahkim Kanununa tabi olduğu, İngiliz Tahkim Kanunun 55.maddesine uygun şekilde hakem kararının e-mail ekinde veya başka bir yolla davalı ...ye tebliğ edildiğine dair bir belgenin bulunmadığı, ancak dosya içerisine sunulan ...-... "...@...com" tarafından ... ve ...'e gönderilen ve konusu ... olan 08/09/2015 tarihli e-mailde hakem kararının 18/08/2015 tarihinde kendilerine tebliğ edildiği ve avukatların karar üzerinde çalıştıklarını belirten ikrarının bulunduğu, ... yani ... adına yazılan ve ... adlı gemiye ilişkin hakem kararının tebellüğ edildiği ikrarını havi sözkonusu e-mail yazısına göre hakem kararının davalıya 18/08/2015 tarihinde tebliğ edildiğinin kabulü gerekmektedir. Ayrıca aynı kararın Beyoğlu Noterliğince gönderilen ... yevmiye nolu 28/09/2016 tarihli ihtarname ekinde hakem kararlarının suretlerinin ve Türkçe tercümelerinin davalı ...ye gönderildiğinin tespit adilmiştir. Hakem kararının kesinleşmesine ilişkin 17 Kasım 2016 tarihli yazıda kararla ilgili 1996 tarihli tahkim kanunu gereği temyiz başvurularının kararın yayınlandığı tarihten itibaren 28 günde yapılması gerektiği, temyiz başvurusu yapıldığında hakeme bildirilmesi gerektiği, tarafına başvuru yapılmadığı ve hakem kararının kesinleştiği temyiz edilemez addedileceği bildirilmiştir. Davalı tarafça tenfizi talep edilen karara yönelik temyiz başvurusu yapıldığına dair bir iddiasının bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda tarafların özgür iradeleriyle kararlaştırıldıkları tahkim şartı gereği hakemce verilen kararın kesinileştiğine ilişkin şerhin yoksayılma imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tebligatların tahkim şartı gereği usulüne tabi oldukları İngiliz tahkim kurallarına uygun yapıldığının kabulü gerekmekle davalının bu yönlere ilişkin istinaf talepleri yerinde görülmemiştir. Davalının tenfiz yargılaması aşamasında usule aykırı hareket edildiğine yönelik istinaf talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı tarafça dava dilekçesinde tenfize konu kararın kesinleştiğine dair onaylı yazı örneğine dayanıldığı, yargılama aşamasında bu deliline ek olarak davalı tarafça gönderilen kararın kendilerine tebliğ edildiğine dair e-mail yazı örneğinin sunulmasında usule aykırı bir yön bulunmadığı delillerin değiştirilmesi ve yeni delil sunulması mahiyetinde olmadığı anlaşıldığında bu yöne ilişkin istinaf isteminde yerinde görülmemiştir. Davalının hakem kararının genel ahlaka aykırı olduğuna yönelik istinaf sebebi yönünden yapılan değerlendirme: davalının bu iddiası; davacının kira sözleşmelerine göre belirlenen navlun bedelinin ödenmesinde, davacının davalıya yanlış banka hesabı bildirmesi sebebiyle iki defa demuraj bedeli ödemek zorunda kalındığı iddiasına dayanmaktadır. Hakem kararının tenfizine ilişkin yargılamada işin esasına girmek suretiyle esasa ilişkin karar verilemeyeceğine ilişkin esasa girme yasağı (revision au fond) bulunmaktadır. İstinaf konusu edilen husus hakemce verilen kararın esasına yönelik olduğu tenfiz mahkemesince hakem kararının içeriğinin denetlenemeyeceği anlaşılmakla bu hususa ilişkin tenfiz istemi de yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2024