İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/716 K.2024/802

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/716 📋 K. 2024/802 📅 09.05.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/716
KARAR NO: 2024/802
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/320 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 13/03/2024
DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
KARAR TARİHİ: 09/05/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, davacı yanın TTK 449 maddesi kapsamında 28/04/2023 tarihli olağanüstü genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/03/2024 tarih 2023/320 Esas sayılı kararında; "...Somut olayda; davacılar davalı şirketin 28/04/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarının, Türk Ticaret Kanununa, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarının aykırı olduğunu belirterek dava açmışlardır. Söz konusu genel kurulda yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar alınmıştır. TTK nun 449. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmeden evvel YK üyelerinin görüşlerinin alınması yasal zorunluluk olduğundan yönetim kurulu üyelerinin görüşleri alınmıştır. YK üyelerinin olumsuz görüş bildirmiş olması , alınan kararın niteliği itibariyle tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin dosyanın bulunduğu aşama itibarıyla mümkün olmaması, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmaması, başta davacıların şirket ortaklığı olmak üzere diğer iddiaların yargılamayı gerektirip yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat mahkememizde oluşmadığından davacıların TTK 449 maddesi kapsamındaki talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir...."gerekçesi ile, Davacı tarafın TTK 449 maddesi uyarınca dava konusu genel kurulda alınan kararın yürütmesinin durdurulması talebinin REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, Tüm itiraz ve uyarına rağmen 28/04/2023tarihinde olağanüstü genel kurul toplantı çağrısı üzerine toplantı yapıldığını ancak toplantıda usule ilişkin hususların ihlal edildiği gibi kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı kararlar alındığını, müvekkilleri alınan kararlara itiraz ederek şerh koyduğunu ve dava açacaklarını açıkça beyan ettiklerini, Kanuna, sözleşmeye ve Dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden eylem ve işlemler; Toplantıya müvekkilleri ... ve ... ile birlikte yanında hukuki danışman olarak katılan ve avukat vekaletini sunan ... açıkça müvekkillerinin hukuki haklarını korumak ve yanında yer alıp, genel kurul sırasında soracakları sorunlar ile ilgili hukuki değerlendirmelerde bulunmak için orada olduğunu, müvekkillerinin asil olarak katıldıkları için onlara vekaleten oy kullanmayacağını belirtmesine rağmen toplantı salonundan zorla çıkarıldığını, ... Toplantı tutanağına müvekkillerinin hak arama özgürlüğünün engellendiği ve toplantının tarafsızlığının tehlikeye atıldığını, Bakanlık temsilcisinin de çağrılmadığı gerekçesiyle itiraz edilerek şerh konulduğunu, müvekkilerinin yanında hukuki danışmanlık yapmak üzere için gelen avukatına toplantıya katılma izni verilmezken, diğer ortaklar asil olarak gelmelerine rağmen kendilerine oy kullanmak üzere yetki verdikleri kendi vekilleri-avukatlarının toplantıya katıldığını, toplantıya başkanlık yapıp oy toplama memuru sıfatıyla işlem yaptıklarını, bu hususun toplantı tutanağında açıkça belli olduğunu, usul ve yasaya, dürüstlük kuralına açıkça aykırı bu durum nedeniyle yapılan genel kurulun iptali ve alınan kararların iptaline karar verilmesi gerektiğini, Davalı hissedarlar ... ve ... yukarıda açıklanan şekilde müvekkillerinin güvenini kullanarak hileli şekilde hisselerini devralan, sonra bu hisse devrinin iptal edildiğini belirterek güveni kötüye kullanan ... hisse devraldıkları anlaşıldığını ve müvekkillerinin bu duruma açıkça itiraz ettiklerini, ... isimli kişi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuş olup, Şile CBC 2023/876 Sayılı soruşturmanın devam ettiğini, bu yöndeki açıklama ve itirazların dikkate alınmamış olup, esasen davalı şirket ortaklarınca hileli işlemler bilinmekte ve bilerek şirketi zarara uğratmak amacıyla yapılan bir plan dahilinde bu işlemler yapıldığını, Davalılar kötü niyetli olarak ilgili kişiden geçerli olmayan ve hileli hisse devirlerine dayalı işlemi müvekkillerinden habersiz satın aldığını iddia ettiğini, şirkete ait hisse defterleri ve sair kayıtları ele geçiren kötü niyetli ortaklar bu şekilde şirket hisse çoğunluğunu ele geçirerek daha önce yaptıkları gibi şirketi borçlandırmaya ve şirketin içini boşaltmaya devam edeceklerini, Davalı ... ve ... sahte ve yanıltıcı fatura düzenleme suçundan sanık oldukları, bu şekilde ... AŞ yi de aynı eylemler kapsamında borçlandıracakları daha önce defalarca dile getirildiğini ve şirkete karşı haksız rekabet yaparak, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandıkları ortaya çıktığını yasaya aykırı hisse devirlerinin iptali için ayrıca dava açılacak olup, belirtilen nedenlerle durumun aciliyetine binaen şirketin zarara uğramaması için yapılan itiraz yok sayılarak genel kurul sırasında hileli hisse devirlerine göre çoğunluk hisselerinin kendinde olduğu iddia edilerek seçim yapıldığını ve Yönetim kurulu seçilerek yetkilendirildiğini, daha önceki iptal edilen genel kuruldaki eylemlerine devam etme fırsatı yakalan bilahare hisse devirleri iptal edilse bile bu süreçte şirketin geri dönülmez şekilde zarar görmesi ve tasfiye sürecine girmesi sözkonusu olacağından alınan işbu karar yönünden de genel kurulun iptali, verilen yasa ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı kararın yok sayılmasının yasa gereği olduğunu, Şirketin Ticaret sicilindeki kayıtlarına yansımamış ve hileli şekilde pay defteri ele geçirilerek yapılmış suç duyurusuna konu olmuş bir işleme dayanılarak bu hileli işleri yapan ortaklar yönetim kuruluna seçilerek şirketi temsil etmek üzere 3 yıllığına yetkilendirildiğini, daha önce şirket ile ilgili yetkilerini kötüye kullandığı mahkeme kararı ile tespit eden, şirketin faaliyet alanı konusunda tecrübesi de bulunmayan kişilerin dürüstlük kuralına aykırı olarak yeniden seçilmekte ısrar edilmesi kanuna açıkça aykırı olup, uyarılara rağmen alınan kararın iptalinin talep edildiğini, Genel Kurul tutanağına açıkça ilgili kişilerin başkaca resmi evrakta sahtecilik ve vergi suçları işledikleri, şirketi temsil kabiliyetleri olmadığı, resmi makamlar nezdinde şirketin kiracılarına dair sahte imza ile işlemler yaptıkları, şirketin kiracılarını çalıştırmamak ve tahliye etmek için tehdit ve darp ettikleri belirtildiğini ancak buna rağmen, hukuka ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde şirketi zarara uğratmak amaçlı bir eylem planı dahilinde karar alınarak uygulama amacıyla işlem yapıldığını, Genel Kurul tutanağına ''İstanbul Anadolu 5. Ticaret Mahkemesi'nin E . 2023/26, K. 2023/94 sayılı 03.02.2023 tarihli kararıyla yetkilendirilen'' denilmek suretiyle sanki yapılan tüm bu işlemler ve hukuka aykırı uygulamalar için ... ve ... isimli ortaklar yetkilendirilmiş gibi bir intiba uyandırıldığını, yerel mahkeme kararının sadece genel kurulun toplantıya çağrı için yetki verdiği dikkate alınmadığını, sanki yapılan tüm hukuka aykırı işlemler hukuka uygunmuş gibi gösterilmeye çalışıldığını, bu husus davalı şirket ortaklarının asıl maksadını gösterdiği gibi hukuka ve dürüstlük kuralına da aykırı bir işlem olup genel kurulun iptali için ayrıca bir gerekçe oluşturduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun Kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449 maddesinde, " Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir." denildiğini, İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, genel kurul kararlarının TTK 449. Maddesi uyarınca yürütmesinin geri bırakılmasına/durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı ... A.Ş.'nin 28.04 2023 tarihinde yapılan Olağan Üstü Genel Kurul Toplantısında alınan kararların iptali istemi ile açılan davada,alınan kararların yürütmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir.Mahkemece, dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce, 17/01/2024 tarihli duruşmanın 4 nolu ara kararı gereğince Şirket yönetim kurulu üyelerine TTK 449 mad, uyarınca görüşlerini bildirmek üzere TTK 449. Md gereğince davetiye çıkartıldığı, olumsuz görüş bildirdikleri anlaşılmıştır.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Buna göre, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut uyuşmazlıkta; dava konusu olağan üstü genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına dair tedbir kararı verilmediği takdirde, HMK 389/1 maddesinde belirtilen mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinin gerçekleştiği hususunda yeterli delil bulunmamaktadır. İstinafa konu ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulunun sağlanılmadığı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesince yürütmenin durdurulması yönünde tedbir talebinin reddi ara kararı usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava dosyası içindeki belge ve bilgilere, yargılamanın bulunduğu aşamaya, yargılamayı yürütüp uyuşmazlığı esastan karara bağlayacak olan ilk derece mahkemesinin takdirine göre ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin karar ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 09/05/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.