İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2025/28 K.2025/54
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/28 Esas
KARAR NO: 2025/54 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
NUMARASI: 2024/1036 D.İş- 2024/1039 Karar
TARİH: 25/09/2024 (Ek Karar Tarihi)
DAVA: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 23/01/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin sunulan belgeler nedeni ile borçlu taraftan alacaklı olduğunu, bütün talep ve ihtarlarına rağmen borçların ödenmediğini, borçluların kaçma ihtimali olduğunu beyanla borçlunun mal varlığı değerleri hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 04/09/2024 tarihli kararı ile; "1-İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜ İLE; yukarıda isimleri yazılı borçluların yedinde veya üçüncü şahıslarda bulunan taşınır ve taşınmaz malları ile diğer hak ve alacaklarının borca yeter miktarı üzerine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA, 2-İhtiyati haciz isteyen tarafından 6100 sayılı HMK'nın 87. maddesi gereğince takdiren kabul edilen alacak miktarının yüzde yirmi beş'i oranında nakdi teminat yatırılmasına veya aynı miktarda kesin ve müddetsiz muteber banka teminat mektubunun dosyaya sunulmasına," karar verilmiş ve verilen karara karşı ihtiyati hacze itiraz eden vekili tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. İhtiyati hacze itiraz eden vekili itiraz dilekçesinde; İhtiyati haciz kararına konu edilen bono altındaki imzanın müvekkili ...'a ait olmadığını, bu nedenle borçlu bulunmadığı bir senetten ötürü verilmiş olan ihtiyati haciz kararına itiraz ettiklerini, senet üzerindeki yazıların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin kız kardeşine bu şekilde bir borcu olmadığını, kız kardeşinin emrine herhangi bir senedi de tanzim ve imza etmediğini, aralarında herhangi bir borç, alacak ilişkisi bulunmadığını, ...'ın sahte senet tanzim etmek sureti ile müvekkilinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, haksız ihtiyati haciz kararının icraya konulduğu İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasından bankalara yazılan haciz müzekkereleri ile müvekkilinin bankalar ile kredi kuruluşları nezdindeki itibarına ve tüm kredibilitesine zarar verildiğini, müvekkilinin taşınmazları üzerine de haciz konularak tasarruf imkanının haksız yere kısıtlandığını, ihtiyati haciz başvurusunun yapıldığı 04.09.2024 tarihinden bir gün sonra ihtiyati haciz isteyenle, müvekkili ve annelerinin birlikte hissedar oldukları Kadıköy, ..., ... pafta, ... ada, ... parselde bulunan 41 nolu bağımsız bölümün 3.bir şahsa satışının yapıldığını, gelinen durum karşısında bu sahte senetle ihtiyati haciz isteyenin, müvekkilinin taşınmaz satışından hissesine düşen parayı haksız ihtiyati haciz kararıyla haczettirmek suretiyle zor duruma düşürmeyi ve haksız kazanç elde etmeyi planladığının anlaşıldığını, müvekkilinin adının ... olduğunu, senet üzerinde sadece ... yazdığını, senedin eski tip bir senet olduğunu, tanzim tarihi olan 2022 yılında bu senedin herhangi bir yerden temininin mümkün olmadığını, sahte senet tanzim ederek ihtiyati haciz talep eden ... hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını, tazminat davası ikame edeceklerini beyanla müvekkilinin maddi manevi zararlarının tazmini için açılacak dava sonuçlanıncaya kadar teminatın ihtiyati haciz isteyene iade edilmemesini, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını, icra dosyasında müvekkiline ait 2 taşınmaz üzerine haciz konulmuş olduğundan, yargılama sonuçlanıncaya kadar ihtiyati haciz kararının tedbiren durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 2024/1036 D.İş ve 25/09/2024 tarihli ek kararı ile: "Talep kambiyo senedine dayalı olarak verilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması istemine ilişkindir. İhtiyati hacze itiraza ilişkin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 265/1. maddesindeki "Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir." şeklindeki düzenlenmiş olup bu hükme göre, ihtiyati hacze itiraz nedenleri sınırlı olup, takip hukukuna, imzaya ve alacağın aslına ilişkin itirazlar ihtiyati hacze itiraz nedenleri arasında değildir. Ayrıca ihtiyati hacze itiraz aşamasında şekli ve sınırlı bir inceleme yapılması gerekmekte olup, yasa koyucu tarafından ihtiyati hacze itiraz nedenleri yukarıda belirtilen yasa maddesindende anlaşılacağı üzere sınırlı bir şekilde sayılmıştır. Borçlunun ihtiyati haciz kararına karşı yapmış olduğu itirazların, şekli ve sınırlı inceleme yapılması söz konusu olmadığından İİK'nun 265.maddesi gereğince ihtiyati hacze itiraz nedenlerinden olmayıp, açıklanan nedenlerle reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile "Aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen itiraz eden tarafından verilen ihtiyati haciz kararına itiraz edilmişse de alacaklı lehine verilen ihtiyati haciz kararı bakımından yapılan itirazın REDDİNE," karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. İhtiyati haciz talep eden vekili 20/11/2024 tarihli talep dilekçesi ile; 13/11/2024 tarihinde açılan tazminat davasının, teminatın iade edilmemesi için 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığının kabulü gerektiğini, arabuluculuk ve arabuluculuk süresince geçen süre dava açma süresine etki etmeyeceğini, belirtilen sürede dava açılmaması alacaklı tarafından dosyaya yatırılan teminatın iade edilmesine yol açtığını, dava açıkça süresinde olmadığını, davalı tarafından açılan dava usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yatırılan teminatın iadesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi'nin 25/11/2024 tarihli kararı ile; "1-Teminat iadesi talebinin bu aşamada reddine, 2-Tarafların menfaati de gözetilerek yatırılan teminatın vadeli hesaba aktarılmasına, gerekli yazışmaların Mahkeme kalemince yerine getirilmesine" karar verilmiş, verilen bu karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dosya kapsamında davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasında tatbik edildiğini, takip kapsamında herhangi bir itiraz olmadığından takibin 01.10.2024 tarihinde kesinleştiğini, ihtiyati haciz kararlarında teminatın iadesine ilişkin İİK'da herhangi bir hüküm bulunmadığından HMK'nın kıyasen uygulandığını, işbu hususun yargı içtihatları ile de sabit olduğunu, HMK'da asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya icra takibinin kesinleşmesinden veya herhangi bir nedenle ihtiyati haciz kararının kalkmasından itibaren bir ay içerisinde dava açması gerektiğinin vurgulandığını, bu kapsamda davalının dava açma süresinin 1.11.2024 tarihi olduğunun sabit olduğunu; Takibin kesinleşmesi ile de söz konusu teminatın iadesi sağlanabilecek iken davanın açılmasının beklenmesinde de hukuki yarar bulunmadığını, zira davacının ihtiyati haciz kararına karşı istinafa başvurmadığını ve icra takibine itiraz etmediğini, icra takibinin kesinleşmesi ile de söz konusu teminatın iadesinin gerektiğini, borçlu vekili 30.10.2024 tarihli zorunlu arabuluculuğa başvurduğuna dair beyan dilekçesi sunmuş ise de borçlunun ikame edeceği haksız fiil nedeniyle tazminat davası dava şartı olan zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığından bu süreyi durdurmayacağını, borçlu tarafından açılacak dava tarafların tacir olmadığı ve dava niteliği itibariyle ticari bir dava olmadığı, haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğu ve buna bağlı olarak açacağı davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını, nitekim borçlunun başvurduğu arabuluculuk sonucunda arabulucu tarafından zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı gerekçesiyle dosyanın kapatıldığını, arabuluculuk barkodlu tutanağının dosyada mübrez olduğunu; Mahkemenin de takdirinde olacağı üzere zorunlu arabuluculuğa tabi olmayan bir uyuşmazlığın süreyi durdurmadığı yahut kesmediğini, bu kapsamda davalı tarafından 13.11.2024 tarihinde ikame edilmiş dava 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından teminatın iadesine karar verilmesi gerekirken iade talebinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu; Mahkemece davanın süresinde açılıp açılmadığının gözetilmediğini, davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle teminatın iadesine karar verilmesi gerektiğini, dava asliye ticaret mahkemesinde açılmış olup görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olduğunun da sabit olduğunu, bir diğer hususun ise; her ne kadar haksız fiilden kaynaklı tazminat davası açılmış ise de davanın açılabilmesi için haksız bir fiilin mevcut olması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta hacizlerin haksız olup olmadığının davacının açmış olduğu imzaya itiraz davasının sonucuna göre belirleneceğini, bu nedenle haksız bir fiil olmadan açılan davanın da reddedileceğini beyanla İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/1036 D.İş dosyası kapsamında verilen 25.11.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, ihtiyati haciz kararının uygulanması için yatırılan teminatın iadesine ilişkindir. Mahkemece, ara karar ile talebin reddine karar verilmiş, karara karşı ihtiyati haciz talep eden vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İİK'nın 259. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz istiyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 96. maddesinde yazılı teminatı vermeğe mecburdur. İİK'da ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı tarafından yatırılacak teminatın iadesi hususunda bir düzenleme bulunmadığından, maddede atıf yapıldığı üzere HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekir. 6100 sayılı HMK'nın 397/2. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. 392/2. maddesi uyarınca asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir. Aynı kanunun 341/1-b maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararlar sayılmış olup teminatın iadesi talebi ile ilgili verilecek kararlar bu madde kapsamında değildir. Somut dosyada Mahkemece teminatın iadesi talebinin reddine karar verildiği ve bu karara karşı HMK'nın 341. maddesi gereği istinaf kanun yoluna başvurulamayacağından ihtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun HMK'nın 341. ve 352/1-b maddesi gereği reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep edenin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden ihtiyati haciz talep edenden alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/01/2025 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.