Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2024/376 K.2024/717

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/376 📋 K. 2024/717 📅 17.04.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/376
KARAR NO : 2024/717
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/02/2020
NUMARASI : 2018/349 E. - 2020/34 K.
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Dairemizce verilen 24/02/2022 tarih ve 2020/876 Esas, 2022/230 Karar sayılı karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/12/2023 tarih ve 2022/3696 Esas, 2023/7674 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkilinin 10.04.2017 tarihinde 2017/32406 sayılı, 25. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığınca 35. sınıf hizmetler yönünden başvurunun SMK'nın 5/1-b ve c maddeleri uyarınca kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın YİDK tarafından, markaya kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığı gerekçesiyle kabulüne ve söz konusu başvurunun 35. sınıf için de tescil edilmek üzerine ilanına karar verildiğini, bu esnada 25. sınıfın tamamı ve 35. sınıftan kısmi redde konu olmayan emtia için ilana çıkmış olan marka başvurusuna davalı şahsın 2015/71703 sayılı "..." ibareli markasına dayalı olarak itiraz ettiğini, marka başvurusunun 35. sınıftaki kısmi redde konu olan hizmetler yönünden ilana çıkması üzerine davalı şahsın bu ilana da itirazda bulunduğunu, bu itirazlarının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabul edildiğini, müvekkilince Markalar Dairesi Başkanlığı kararına yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, bu kararın hukuka ve fiili vakıaya aykırı bulunduğunu, zira dava konusu "..." markasının, tescil talebine konu mal ve hizmetler açısından müvekkili adına kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazandığını, bu hususun verilen ilk YİDK kararında da kabul edildiğini, taraf markalarının benzer olmadığını, zira markaların zihinlerde ifade ettikleri anlamların farklı olduğunu, markaların ses/söyleniş açısından da benzemediğini, "..." sözcüğünün, dilimize Fransızca’dan girmiş olup "gece kıyafeti" anlamına geldiğini ve jenerik bir kelime olduğunu, markalardaki "..." ve "..." ibarelerinin ise farklı bulunduğunu, ayrıca markaların farklı yazılış biçimlerini haiz olduğunu, mal/hizmet benzerliğinin de sadece kısmen gerçekleştiğini, dolayısıyla somut olayda SMK'nın 6/1 maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığını, "..." benzeri 2015/07203 numaralı "..." ve 2016/66034 numaralı "..." markalarının da müvekkili adına tescilli olduğunu, bu tescillerin ilkinin davalı şahsın marka tescilinden de önceye dayandığını ileri sürerek, YİDK’in 2018-M-5422 sayılı kararının iptaline, 2017/32406 sayılı başvurunun emtia listesindeki tüm mal ve hizmetler için tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "..." ibareli marka başvurusuyla davalı şahsın "..." ibareli markası arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler açısından görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin taraf markaları arasında yanılgıya düşebileceği gibi markalar arasında idari ve ekonomik anlamda birbirine bağlı işletmelere ait marka algısı oluşabileceği, bu açılardan taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, davacı taraf SMK'nın 5/2 maddesine göre daha önce verilen YİDK kararının kendisi açısından hak oluşturduğunu ileri sürse de mutlak redde bağlı verilen önceki kararın, başvurunun ilanına yönelik bir hak oluşturabileceği, iltibasta yani nisbi ret sebebinde bir önemi olmadığından davacının bu iddiasının yerinde olmadığı, ancak davacının başvuru ibaresi üzerinde önceki markaları olan "..." ve "..." ibarelerden dolayı müktesep hakkının olduğu, bunun yanında 2011 yılından beri "..." şeklindeki markasal kullanımlara bağlı öncelikli hakkının bulunduğu, bu durumdaki hakkının başkalarının markasına da engel oluşturabileceği gibi kendisinin başvurusu açısından da müktesep hak kapsamında değerlendirilmesinin adil olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 2018-M-5422 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, mahkemece davacının müktesep hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacı tarafça redde mesnet markaya yanaşıldığından müktesep hak koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Dairemizin 24/02/2022 tarih ve 2020/876 Esas, 2022/230 Karar sayılı kararıyla, seri markanın varlığından söz edebilmek için öncelikle, başvuru sahibinin uzun süredir kullandığı ve seri markaya dayanak teşkil edecek markasının tescilli olması gerektiği, yerleşik Yargıtay uygulamasının da bu yönde bulunduğu, ilk derece mahkemesince davacının müktesep hakkına dayanak kabul edilen 2015/07203 sayılı markanın tescil tarihinin 26.05.2016 iken 2016/66034 sayılı markanın tescil tarihinin de 18.09.2018 olduğu, dava konusu başvurunun yapıldığı 10.04.2017 tarihi itibariyle, her iki markanın da uzunca süre kullanılma şartını sağlamadığı, dolayısıyla bu markaların müktesep hakka dayanak olamayacakları, davacının 2011 yılına dayanan markasal kullanımlarının da tescilli bir markaya dayanmadığından, davacının dava konusu başvuru üzerinde müktesep hakkının bulunmadığı, öte yandan ilk derece mahkemesince, davacının 2011 yılından beri "..." şeklindeki markasal kullanımlarına bağlı öncelikli hakkının bulunduğu, bu hakkının başkalarının markasına da engel oluşturabileceği ve somut olayda davalının markası açısından hükümsüzlük sebebi olabileceği gerekçesine de yer verilmiş ise de SMK'nın 6/3 maddesi kapsamında tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmesi halinde bu durumun, işaret sahibine yalnızca bir başka marka başvurusuna itiraz hakkı sağladığı, bunun dışında, tescilsiz marka kullanımına dayalı olarak bu işaretin tescilinin yapılamayacağı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN 26/12/2023 TARİH VE 2022/3696 ESAS, 2023/7674 KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ: Dairemiz kararının davacı vekilince temyizi üzerine, anılan Yargıtay ilamı ile özetle, Bölge Adliye Mahkemesince; davalının redde mesnet markasının ayakta olduğu, davacının ise davalının marka tescilinden önce seri marka oluşturmak amacıyla aldığı markanın önceye dayalı kazanılmış hak sağlamadığı ve bu konuda somut delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, davacı vekilinin istinaf istemine yanıt dilekçesinde zikrettiği Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin, 10.05.2021 tarih, 2019/19 E. ve 2021/490 K. sayılı mahkeme kararıyla, davalının markasının hükümsüz kılındığının ve markanın sicilden iptal edildiğinin anlaşıldığı, mahkemece bu işleme ilişkin ... sicil kaydı ve kayda mesnet kesinleşmiş mahkeme kararı getirtilerek, 6769 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi de göz önüne alınarak sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
GEREKÇE : Asıl ve birleşen dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacının marka başvurusu, davalı gerçek kişinin itirazı üzerine diğer davalı Kurum tarafından kısmen reddedilmiş, söz konusu Kurum kararının iptali için eldeki dava açılmış, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair kurulan hüküm, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu üzerine Dairemizce yukarıda özetlenen gerekçe ile kaldırılarak, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı yanca temyiz edilmiş, Yargıtay Özel Dairesince de, redde mesnet markanın hükümsüz kılındığı, hükümsüzlük kararının SMK'nın 27. maddesi uyarınca başvuru tarihinden itibaren etkili olduğu, buna göre değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle Dairemiz kararı bozulmuştur.
Eldeki dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Gerçekten de esasen idari nitelikte olan ve 6769 sayılı SMK'nın 156. maddesindeki düzenleme uyarınca adli yargı yerlerinde görülen YİDK kararının iptali davasında, Kurum kararının verildiği tarihten sonra ortaya çıkan hukuki duruma göre, Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi mümkün değildir. Aksi durumda, Kurumun karar verdiği tarihte ortada olmayan hukuki koşullara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının denetimi sonucu doğacaktır. Bu durumun da eldeki davanın niteliği ile uyuşmadığı açıktır. Esasen Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin öteden beri yerleşen uygulaması da bu yöndedir. Örneğin, "davaya konu YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma ve koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, iptali istenen YİDK kararının 31.03.2014 tarihli iken redde mesnet marka ise Ankara 3. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/414 K. sayılı ilamı ile 03.10.2017 tarihinde hükümsüz kılındığı ve Yargıtay incelemesinden geçerek onanarak kesinleştiği, bu durumda, YİDK kararının verildiği tarihte hüküm ifade eden markanın değerlendirilmeye alınması tabii bulunduğundan ve redde mesnet markanın, YİDK kararından sonra hükümsüz kılınmasının işbu uyuşmazlığa bir etkisi olmadığı" şeklinde gerekçe içeren istinaf mahkemesi kararı Özel Dairenin 20.12.2023 tarih, 2022/3698 E., 2023/7558 K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Yine 2021/5782 E., 2023/277 K. sayılı bir başka kararda, "davanın YİDK kararının iptaline ilişkin bulunması nedeni ile Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan hükümsüzlük davasının bekletici mesele yapılmamasında bir isabetsizlik olmadığı" gerekçesine dayalı karar onanmıştır. Dairenin 10.10.2018 tarih, 2017/701 E., 2018/6200 K. Sayılı bozma ilamında ise "TPE tarafından redde dayanak alınan 2014/54717 sayılı marka başvurusunun TPE YİDK kararından sonra hükümden düşmesi nedeniyle söz konusu başvuru kapsamındaki ürünler bakımından 556 sayılı KHK 7/b maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği görüşüyle, bu başvuruda yer alan 29. ve 30. sınıf ürünler bakımından TPE YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. Ancak, 556 sayılı KHK 53. madde uyarınca TPE YİDK kararının iptaline ilişkin davalarda uyuşmazlığın, TPE YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, redde dayanak alınan 2014/54717 sayılı başvurunun, söz konusu kararın verildiği tarihte henüz hükümden düşmediği, bu nedenle dava konusu başvuru bakımından 556 sayılı KHK m. 7/1-b bendi kapsamında redde dayanak alınması gerekip gerekmediği değerlendirilmesi gerekirken, bahsi geçen 2014/54717 sayılı başvurunun sonradan hükümden düştüğü gerekçesiyle göz önüne alınmaması doğru görülmemiş, kararın davalı TPE yararına bozulması gerekmiştir." denilerek, aynı sonuçlara ulaşılmıştır. 2010/940 E., 2010/4555 K. sayılı ilamda da, "TPE'nin davalı şirketin marka ediniminin hukuka uygun olup olmadığını araştırma yetki ve görevinin olmadığı, YİDK kararının verildiği tarihteki hukuki duruma göre hukuka uygun olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, bu sebeple davalı şirketin itirazına mesnet markanın ediniminin hukuka aykırı olduğundan bahisle açılan davanın sonucunun da beklenmesine gerek olmadığı" yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. 11. Hukuk Dairesinin 2022/5733 E.- 2024/1629 K., 2015/12614 E.-2017/4086 K., 2019/3262 E.- 2020/1222 K., 2018/2037 E.-2019/4080 K. sayılı ilamları da aynı yöndedir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve yer verilen Yargıtay ilamları çerçevesinde, eldeki davanın YİDK kararının iptali istemine ilişkin olduğu, iptali istenen YİDK kararının 03.07.2018 tarihinde verildiği, redde mesnet 2015/71703 sayılı markanın ise bozma ilamında da belirtildiği üzere söz konusu YİDK kararından sonra 10.05.2021 tarihli mahkeme kararıyla hükümsüz kılındığı, dolayısıyla Kurum kararının iptaline yönelik davada, karar tarihi itibariyle ortada olmayan hükümsüzlük kararının değerlendirilmesine imkan bulunmadığı, aksi takdirde Kurum karar tarihinden çok sonra ortaya çıkan hukuki durumlara göre Kurum kararının yerinde olup olmadığının değerlendirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkacağı ve buna bağlı olarak da Kurumun yargılama giderleri ve vekalet ücreti gibi sorumluluklarının doğacağı, bu halin SMK hükümleri ve marka tescil sistemimizle bağdaşmayacağı gibi karar tarihinden sonra olsa bile açılan tüm hükümsüzlük davalarının sonucunun beklenmesine yol açacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, Dairemizce bozma ilamındaki görüşlere iştirak edilmemiş, önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Dairemizin 24/02/2022 tarih ve 2020/876 Esas 2022/230 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,
2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/02/2020 gün ve 2018/349 Esas 2020/34 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Asıl ve birleşen davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca ayrı ayrı alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, ayrı ayrı peşin olarak alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70-TL'şer karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu vekaletin ücretinin davacıdan alınarak anılan davalı ...'e verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan posta giderleri toplamı 120,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,
7-Davalı ... tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),
9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 54,40-TL istinaf karar harcıcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine,
10-Dairemizce bozma ilamı üzerine duruşma açıldığından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamı gereğince yapılan istinaf duruşması nedeniyle taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, duruşmaya katılan davacı vekili, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda 17/04/2024 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/04/2024
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...