İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/431 K.2024/702

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/431 📋 K. 2024/702 📅 15.05.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/431
KARAR NO: 2024/702
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2019
NUMARASI: 2017/948 2019/190
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
KARAR TARİHİ: 15/05/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 04.11.1992 tarihinden beri kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifin arsasının sit alanı içinde bulunduğunun anlaşılması üzerine 1997 yılında turizm geliştirme kooperatifine dönüştürüldüğünü, kooperatifin 25 yılda sadece 4 adet daire yapıldığını, ancak bu dairelerinde tüm ortakların ekonomik olarak paylaşmasının mümkün olmadığını, kooperatifin birçok üyesinin kooperatife borcu bulunduğunu, kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı ...'nin 8.400,00 TL, Yönetim Kurulu Üyesi ...'ın 5.426,00 TL. ve ...'nin 30.486,26 TL. ve diğer birçok yakın akrabasının yüklü miktarda borcu bulunduğunu, kooperatifin 2014 yılında 228.169,96 TL ve 2015 yılında 291.984,05 TL. tutarında borca batık olduğunu, kooperatif yönetim kurulunun 06.05.2016 tarih ve 2016/3 sayılı kararı ile davacının borcunu ödemediği gerekçesi ile 10.06.2017 tarihli Genel Kurulunda oy çokluğu ile üyelikten ihraç edildiğini, davacı hakkında 28.06.2016 tarihli genel kurulda gündemde olmamasına karşılık yasal düzenlemelere aykırı olarak gündeme alınması ve yapılan oylamada kabul ve redde eşit oy çıktığını, genel kurul iptali hakkında Anadolu 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1102 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını davanın halen devam etmekte ve derdest olmasına karşın 10.06.2017 tarihli Genel Kurul gündeminde olmamasına karşın yönetim kurulu başkanının talebi ile tekrar oylanması ve karar alınması yasal düzenlemelere uygun olmadığı gibi Kooperatifin ne şekilde keyfi yönetildiğinin ve hukuk tanımazlığının somut bir örneğini olduğunu, 30.05.2015 tarihli Genel Kurulun 8"inci madde olarak alınan "üyelerin 30.05.2015 tarihi itibarı ile görünen geçmiş yıllara ait birikmiş borçlarının Temmuz 2015'ten itibaren 2 yıl içinde faiz işletilmeden tahsil edilmesine" yönelik karar, Kooperatifler Kanunu'nun düzenlediği ortaklar arasında hak ve vecibelerin eşitliği ilkesine ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğunu, bu kararın kooperatifin kuruluşundan bu yana yükümlülüklerini aksatan ve halen aksatmakta olan üyeler sırf yönetim kurulu üyelerine yakınlıkları nedeniyle hiçbir yaptırımla karşılaşmaksızın üyeliklerine devam ederlerken, yıllarca üyeliğin yükümlülüklerini yerine getirerek kooperatifin yükünü üstlenmiş davacı gibi üyeler yönetimin hukuka aykırı iş ve işlemlerine karşı olmaları nedeniyle üyelikten çıkarılmakla karşı karşıya kaldıklarını belirterek davalı kooperatifin 10.06.2017 tarihli genel kurulunun davacı hakkında aldığı ortaklıktan çıkarılma kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yönetim kurulu kararına karşı 10.06.2017 tarihinde yapılan genel kurulda itiraz ettiğini, itirazın oy çokluğu ile rededildiğini davacının bu kararın iptalini istediğini, genel kurul kararlarına karşı dava açma süresinin 30 gün olduğu halde davanın 28.08.2017 tarihinde açıldığından zaman aşımına uğradığını, davacının anılan genel kurula bizzat katıldığını, karara karşı şerh yazdığını, bu nedenle kararı öğrendiği 10.06.2017 olup, tebligat yapılmasına gerek bulunmadığını, davacının aidat ve parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı üyelikten çıkarıldığını, davacının borç miktarı ve niteliği konusunda kooperatife hiçbir itirazda bulunmadığı savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, " ... Davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen ihtarnamelerde gösterilen borcun hangi aylara ait ve kaçar liralık borçların toplamı olduğu yazılmadığı, gönderilen her iki ihtarname de borcun tereddüte yer vermeyecek şekilde hangi aylara ilişkin olduğu varsa asıl borç ve faiz miktarlarının açıkça belirtilmesi gerekli olup, her iki ihtarnamede geçerli ihtarname olmadığı, bu nedenle ihtarnamelere dayalı olarak verilmiş bulunan 06.10.2017 tarihli genel kurul ihraç kararının geçerli olmadığı, davacı yönünden iptal koşullarının oluştuğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı kooperatifin ortaklığından çıkartılmasına ilişkin 10.06.2017 tarihli ihraç kararının iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Dava tarihi itibari ile davalının üyeliği son bulduğunu, ana sözleşmede gösterilmiş usule göre yapılmış 2 ihtardan sonra yönetim kurulunun 06-05-2016 tarihli ve 2016/3 sayılı kararı ile üyelikten çıkarıldığını, bu karar 10-05-2016 tarihinde kendisine noter aracılığı ile tebliğ edildiğini, davacı ana sözleşme ve kooperatifler kanunu gereği 3 ay içinde genel kurula veya mahkemeye başvurma hakkına sahip olup tebligattan itibaren 3 aylık süre içinde genel kurula kararın kaldırılması için İstanbul ... noterliği ... yevmiye no ve 14-06-2016 tarihli dilekçesinde "açıklanan nedenlerle kooperatif yönetim kurulunun ortaklıktan çıkarma karanının iyi niyet çerçevesinde yargı yoluna gidilmeden kaldırılması yönünde karar verilmesini teminen sayın heyetinizin takdirine rica ederim" diyerekten genel kurula başvurduğunu, genel kurulda yapılan oylama sonucu davacının talebi kabul görmediğini ve üyelikten çıkarma işlemi kesinleştiğini, davacı bunun üzerine İstanbul Anadolu 4.Ticaret Mahkemesinin 2016/1102 E. sayılı dosyası ile dava açmış olup bu dava devam ederken davayı takipsiz bırakarak ve yenilemeyerek davadan vazgeçtiğini, kısacası davacının üyeliği son bulduğunu, ortaklık sıfatı sona eren kişinin genel kurul iptali için dava açmada hukuki yararından bahsedilemeyeceğini,10-06-2017 Tarihli genel kurul tutanağında davacı ile ilgili karar yazılmış olması bu durumu değiştirmeyeceğini, genel kurul mükerrer işlem yapmış olmakla bu durumun hukuki sonucu bulunmadığını, mahkemenin esasa ilişkin gerekçesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DAİRE KARARI: Dairemizin 12/10/2022 tarih 2020/930 E. 2022/1134 K. Sayılı ilamı ile; " ...Davalı Kooperatifin 28/06/2016 tarihli Olağan Genel Kurulu'nun 6. maddesi ile daha önce çıkarılan kişilerin tekrar ortaklığa alınması görüşüldüğü, davacı için yapılan oylamada 15 evet, 15 red oyu alınması neticesinde bu kişi hakkında herhangi bir sonuç alınamadığı, davacının söz alarak oyaların eşit olmadığını, oy çokluğu ile üyelikten ihraç kararının iptal edildiğini, gerekirse yasal yollara başvuracağını beyan ettiği, 10/06/2017 tarihli Olağan Genel Kurulu'nun 8. Maddesi ile yönetim kurulu başkanı ...'nin, 06/05/2016 tarihli yönetim kurulu kararı gereğince geçen yıl genel kurulda borcunu ödemediği için ortaklıktan çıkarılması oylamaya sunulan ...'un bu yılki genel kurulda da ortaklıktan çıkarılması için oylamaya sunulmasını istediği, genel kurulda söz alan bakanlık temsilcisinin, üyelikten çıkarılma kararına itiraz eden kişilerin oylamaya sunulması gerektiğini beyan ettiği yapılan oylamada 10 ret oyuna karşı 16 kabul oyu ile oy çokluğu ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği görülmüştür. Yukarıda açıklandığı üzere Kooperatifler Kanunu'nun 16. Maddesi uyarınca ihraç kararı yönetim kurulunca verilmiş ise ortağın üç ay içerisinde genel kurula yada ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ihraç kararına itiraz edilebileceği, itiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası açılacağı düzenlenmiştir. Davacının, kooperatif yönetim kurulunun 06/05/2016 tarih 2016/3 sayılı ihraç kararına karşı, yasal üç aylık süre içerisinde İstanbul ... Noterliği'nin 14/06/2016 tarihli ihtarnamesi itiraz etmiş ise de Kooperatifin 28/06/2016 tarihli Olağan Genel Kurulu'nda, yönetim kurulunca davacı hakkında alınan ihraç kararına karşı itirazın değil, daha önce ortaklıktan çıkarılan kişilerin tekrar ortaklığa alınması görüşüldüğü, dolayısıyla davacının itirazı hakkında usulüne uygun karar alınmadığı, nitekim 10/06/2017 tarihli Olağan Genel Kurulu'nun 8. Maddesi ile bakanlık temsilcisinin, üyelikten çıkarılma kararına itiraz eden kişilerin oylamaya sunulması gerektiği beyanı ile davacının bu sefer itirazın değerlendirilmesi mahiyetinde ortaklıktan çıkarılması oylandığı, oy çokluğu ile ortaklıktan çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Görüldüğü üzere davacının ihraç kararına yönelik itirazı 10/06/2017 tarihinde görüşüldüğü, davanın 28/08/2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 53 .maddesinde, kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet esaslarına aykırı olduğu iddiası ile genel kurul kararları aleyhine bir ay içinde iptal davası açılabileceği düzenlenmiştir. Bir aylık süre hak düşürücü süredir.Bu nedenle mahkemece doğrudan dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda, kooperatif yönetim kurulunun 06/05/2016 tarih 2016/3 sayılı ihraç kararının itirazı üzerine genel kurulca alınan 10/06/2017 tarihli genel kurul kararına karşı 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın HMK 114/2 maddesi uyarınca özel dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına geçilerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğu " gerekçesi ile ilk derece mahkemesinin 20/02/2019 tarihli kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın HMK 114/2 maddesi uyarınca özel dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
YARGITAY BOZMA KARARI ve BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ: Dairemizce verilen karar davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/164 E. 2024/533 K. 06/02/2024 tarihli ilamı ile ; " ... Genel kurul kararları aleyhine hangi usullerle dava açılabileceği Kooperatifler Kanununun 53. maddesi ile belirlenmiştir. Ancak kooperatif genel kurullarında ortağın şahsını ilgilendiren ihraç kararının alınması halinde ortağın toplantıya katılıp katılmadığına bakılmaksızın bu kararın ortağa tebliği gerektiği gibi hak düşürücü süre de anılan kanunun 16. maddesi gereğince üç aydır. Üç aylık hak düşürücü dava açma süresi genel kurul kararının tebliği tarihinden itibaren başlar. Somut olayda, genel kurulda alınan ihraç kararının davacıya tebliğ edilmediği, ancak genel kurul tarihinden itibaren üç aylık sürede davanın açıldığı görülmüştür. Bu durumda, davacının ihraç kararının iptal davasını hak düşürücü sürede açmış olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir. Yargıtay bozma kararı sonrası dairemizce usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur. Dava, davacının, kooperatif ortaklığından çıkarılmasına ilişkin 10/06/2017 tarihli olağan genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun ortaklıktan çıkarılma esasları ve itirazı düzenleyen 16.maddesinde; "Kooperatif ortaklığından çıkarılmayı gerektiren sebepler anasözleşmede açıkça gösterilir. Ortaklar anasözleşmede açıkça gösterilmeyen sebeplerle ortaklıktan çıkarılamazlar. Ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi ile genel kurulca karar verilir. Anasözleşme, çıkarılanın genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere, bu hususta yönetim kurulunu da yetkili kılabilir. Çıkarılma kararı gerekçeli olarak tutanağa geçirileceği gibi, ortaklar defterine de yazılır. Kararın onaylı örneği,çıkarılan ortağa tebliğ edilmek üzere, on gün içerisinde notere tevdi edilir. Bu ortak tebliğ tarihinden itibaren üç ay içerisinde itiraz davası açabilir. Tebliğ edilen karar, yönetim kurulunca verilmiş ise ortak, üç aylık süre içerisinde genel kurula da itiraz edebilir. Bu itiraz, ilk toplanacak genel kurula sunulmak üzere, yönetim kuruluna noter aracılığı ile tebliğ ettirilecek bir yazı ile yapılır. Genel kurula itiraz edildiği takdirde, yönetim kurulunun çıkarma kararı aleyhine itiraz davası açılamaz. İtiraz üzerine genel kurulca verilecek karara karşı itiraz davası hakkı saklıdır. Üç aylık süre içerisinde, genel kurula veya mahkemeye başvurmak suretiyle itiraz edilmeyen çıkarılma kararları kesinleşir..." hükmü düzenlenmiştir. Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar ile usul ve yasaya uygun bulunan yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davacının, ihraç kararına yönelik iptal davasını üç aylık hak düşürücü sürede açmış olduğu anlaşılmakla işin esasına geçilmiştir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27.maddesi; "Ortakların yüklendikleri paylar için ödeyebilecekleri para tutarını anasözleşme belirtir. Kooperatif, sermaye yüklemlerinde borçlu veya sair ödemelerle yükümlü bulunan ortaklarından elden yazılı olarak veya taahhütlü mektupla, bu husus mümkün olmazsa ilanla ve münasip bir süre belirterek yükümlerini yerine getirmelerini ister. İlk isteğe uymayan ve ikinci istemeden sonra da bir ay içinde yükümlerini yerine getirmeyenlerin ortaklığı kendiliğinden düşer. Ortaklığın düşmesi alakalının, anasözleşme veya diğer suretlerle doğmuş borçlarının yok olmasını gerektirmez." düzenlemesine yer vermiştir. Davalı kooperatif anasözleşmenin 14. maddesinin parasal yükümlülükler ile ilgili ihraç prosedürüne ilişkin 2. fıkrasında ise, ihraç kararı verilmeden önce parasal yükümlülüklerini 30 gün geciktiren ortakların noter aracılığıyla yapılacak ihtarı takip eden 10 gün içinde bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde ikinci kez ihtar edileceği, ikinci ihtarı takip eden bir ay içerisinde yükümlülükleri yerine getirmeyenlerin ihraç edileceği düzenlenmiştir. Özetlemek gerekirse 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 27 nci ve davalı kooperatif ana sözleşmesinin 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci bendinde parasal yükümlülüklerini yerine getirmeyen kooperatif üyelerinin ihracı prosedürü düzenlenmiş olup, bu tür davalarda, mahkemece öncelikle aidat borcunun ödenmesi için üyeye iki ihtarın gönderilip gönderilmediği ve bu ihtarların usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği, böyle bir borcun ödenmesi için birinci ihtarda 10 gün, ikinci ihtarda 1 aylık sürenin verilip verilmediği, bu süre içerisinde ödememe halinde müeyyidenin ne olduğunun ve ödenmesi istenen borcun miktarının, neye ilişkin olduğunun ödenmesi istenilen aidatın ve faizin hangi aylara ait olduğu ile uygulanan faiz oranının da açık ve anlaşılır olarak belirtilip belirtilmediği tespit edilmelidir. Tüm bu aşamalarda bir eksiklik bulunmaması halinde ihtarlarda istenen borcun gerçek borç olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir ifade ile, gerçek borç araştırması aşamasına gelinmesinden önce de ihtarnamelerin şekli unsurlarındaki bir eksikliğin tespiti halinde salt bu nedenle davanın kabulü gerektiğinden her ihraç kararının iptali davasında gerçek borcun araştırılması gerekmemektedir. ( Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2023 tarih 2022/970 Esas 2023/1443 Karar ) Dosya kapsamına göre; davalı kooperatifçe gecikme faizi ve noter masrafı ile birlikte ( 29.024,00 TL + 150,00 TL) toplam 29.174,00 TL borcun ödenmesi için davacıya, Üsküdar ... Noterliğince gönderilen 1. ihtira rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle 150,00 TL 2. noter masrafı da dahil edilerek toplam 29.324,00 TL borcun ödenmesi için gönderilen 2. ihtarnamede verilen 30 günlük süre içerisinde borcun ödenmediğinden bahisle davalı kooperatif yönetim kurulunun 06/05/2016 tarih 2016/3 sayılı kararı gereği davacının kooperatif üyeliğinden ihracına karar verildiği görülmüş ise de davalı kooperatif tarafından ödenmesi istenen borcun hangi aylara ait olduğunun, faiz oranının, ne kadarının anapara toplamı, ne kadarının işlemiş temerrüt faizi toplamı olduğunun açık ve anlaşılır olarak belirtilmediği, dolayısıyla ihtarnamelerin usulsüz olduğu, usulüne uygun olmayan ihtarnameler dayanak yapılarak ihraç kararı verilemeyeceğinden davanın kabulü ile davacının, davalı kooperatifin ortaklığından çıkartılmasına ilişkin genel kurulun 10.06.2017 tarihli ihraç kararının iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04/03/2021 tarih 2021/2-96 Esas 2021/205 Karar sayılı ilamında ifade edildiği gibi 5235 sayılı Kanun uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin denetim ve hüküm mahkemesi sıfatlarına haiz adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı tarafların itirazları doğrultusunda istinaf kanun yolu incelemesi görevini yerine getirirken istinaf başvurusunun esastan reddi veya ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil denetim ve hüküm mahkemesi olarak gerekli tüm kararları verebileceği, ancak ilk derece mahkemesi kararına dairemizce müdahale edilmesi ve Yargıtay’ın bozma kararı vermesi nedeniyle dosyanın karar verilmek üzere dairemize gönderildiği, bu noktada dairemizin alt derece hüküm mahkemesi olarak ilk derece mahkemesiyle aynı sıfatla yargılama yaptığı, denetim görevini kullanmadığı, temyiz incelemesi sonucunda verilen Yargıtay bozma ilamına yönelik karar vermek üzere alt derece hüküm mahkemesi olarak hukuki dinlenilme hakkı kapsamında aynen ilk derece mahkemesi gibi duruşma açmak zorunda olduğu, açılan bu duruşmada istinaf kanun yolu incelemesi yapmadığı, alt derece hüküm mahkemesi sıfatına uygun şekilde karar verildiğinden istinaf yargılama aşamasından davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davacının davalı kooperatifin ortaklığından çıkartılmasına ilişkin 10.06.2017 tarihli ihraç kararının İPTALİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 31,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 396,20 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3--Davacı tarafından sarfedilen 36,00 TL başvuru ve vekalet harcı, 31,40 TL peşin harcı, 1.000 TL bilirkişi inceleme gideri ve 400 TL ek bilirkişi inceleme gideri, 163,20 TL posta ücreti olmak üzere toplam 1.630,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
İstinaf başvurusu yönünden; 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 383,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-Davacının yatırdığı gider avansından karşılanan 140,50 TL istinaf posta giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361/1. fıkrası gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.15/05/2024