İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi E.2024/833 K.2024/1690
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/833
KARAR NO:2024/1690
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/232
KARAR NO:2023/823
TARİHİ:08/11/2023
DAVA:Tazminat
DAVA TARİHİ:23/03/2017
KARAR TARİHİ:18/12/2024
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankanın .. şubesinin ... nolu müşterisi olduğunu, müvekkilinin davalı bankadan 27.02.2009 tarihinde 225.000 TL, 20/11/2009 tarihinde 25.000 TL, 05.10.2010 tarihinde 50.000 TL, 12/05/2011 tarihinde 100.000 TL tutarlı kredi kullandığını, Rekabet Kurulu, Türkiye’de faaliyet gösteren on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında anlaşma ve/veya uyumlu eylem içerisinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturma sonucunda, vermiş olduğu 08.03.2013 tarih ve 13- 13/198-100 sayılı nihai karar ile aralarında davalının da olduğu on iki bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetleri alanında RKHK’un 4'üncü maddesini ihlal ettiklerine karar verildiğini, müvekkilinin ihlal döneminde davalı bankadan kredi kullanmış olması ve söz konusu ihlal nedeniyle serbest rekabet ortamında ödeyeceğinden daha yüksek faizler ödemek zorunda kalarak zarara uğraması nedeniyle açıldığını, davalının ihlali gerçekleştirdiği Rekabet Kurulu kararı ile sabit olduğundan, müvekkilinin uğramış olduğu zararın üç katındaki tutarının şimdilik 1.000,00 TL'sinin zarar başlangıcından itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tazminini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu olayın zaman aşımına uğradığını, Rekabet Kurumu kararının iptali için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, Rekabet Kurulu kararının haksız fiil tazminatı için yeterli olmadığını, hukuka aykırı bir fiilin bulunmadığını, zararın meydana gelmediğini, illiyet bağı koşulunun gerçekleşmediğini, müvekkili bankanın bir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin ihlal edildiği iddiasına dayanan tazminat davasında, davacının davalı bankanın kartel faiz uyguladığını ve rekabete aykırı eylemleri bulunduğunu belirterek uğradığı zararın tazminine karar verilmesini talep ettiği, davaya konu Rekabet Kurulu kararında bankaların anlaşmalı olarak yüksek faiz belirledikleri tespit edilen kredilerin tüketici kredileri olduğu, ticari kredilerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, davacının davalı bankadan çektiği dava konusu kredilerin de ticari kredi olduğu, ticari kredilerle ilgili herhangi bir rekabet ihlali tespiti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkeme kararın aksine davalı taraf haksız şart niteliğinde olan Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4’üncü maddesini ihlal ettiğini, müvekkilinin davalı bankadan kredi kullanmış olması ve söz konusu ihlal nedeniyle serbest rekabet ortamında ödeyeceğinden daha yüksek faizler ödemek zorunda kalarak zarara uğradığını, alınan kredinin ticari olup olmadığı da önem arz etmediğini, RKHK’nın 57. ve 58. maddelerine göre davalının eyleminin hukuka aykırı olduğunu ve rekabetin kısıtlanması nedeniyle maddi zarar oluştuğunu belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanununun 57 ve 58 nci maddeleri kapsamında tazminat istemine ilişkindir. İstanbul 3. Tüketici Mahkemesi'nin 2017/231 esas sayılı dosyanın 27.12.2022 tarihli celsesinde 05/10/2010 tarihli 50.000,00-TL bedelli ticari taşıt kredisi, 27/02/2009 tarihli 225.000,00-TL bedelli iş yeri kredisi, 20/11/2009 tarihli 25.000,00-TL bedelli taksitli ticari kredi ve 12/05/2011 tarihli 100.000,00-TL bedelli taksitli ticari kredi yönünden davanın tefriki ile ayrı esasa kaydedilmesine, tensiben karar verilebileceğinin ihtarına, 08/09/2008 tarih 30.000,00-TL bedelli ve 25/06/2008 tarih 50.000,00-TL bedelli krediler yönünden açılan davanın reddine, dair karar verilmiş, tefrik edilerek 2023/76 esas sırasına kaydedilen dava dosyasında 17/02/2023 tarihinde İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle 21.03.2023 tarihinde kesinleşen dava dosyası ile ilgili İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yargılamaya devam olunmuştur.İstinaf yoluna konu uyuşmazlık; davacının davalı banka ve dava dışı bankaların kartel faizi uygulamasından kaynaklı zararının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un amacı 1. maddede, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme yaparak rekabetin korunmasını sağlamak olarak tanımlanmıştır. Yasanın ikinci kısım, birinci bölümünde "Yasaklanan Faaliyetler" üst başlığı ile dava konusu ve Rekabet Kurulunun kararına esas olan 4.maddede yer alan "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerin hukuka aykırı ve yasak olduğuna yer verilmiştir. Beşinci kısımda "Rekabetin Sınırlanmasının Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları" üst başlığı altında ve 56.maddede bu kanuna aykırı anlaşma ve kararların hukuki niteliği, 57.maddede tazminat hakkı, 58.maddede zararın tazmini, 59. maddede ispat yükü düzenlenmiştir.Dava, 4054 sayılı Kanun'un 57. ve 58. maddelerine dayanılarak açmıştır. 4054 sayılı Kanunun 57. maddesi "Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur.", aynı Kanun'un 58. maddesi ise "Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir." şeklindedir.Kanun'un 57.maddesi uyarınca tazminat hakkını doğuran eylem haksız fiildir. İş bu dosya kapsamında haksız fiilin ispatı açısından Rekabet Kurulu kararının, davacının krediyi kullandığı banka açısından da tespitler içermesi ve bu tespitlerin kesinleşmiş olması kesin delil teşkil edecektir. Ancak bu durumda dahi davacının zararının oluşması, oluşan zararı ile haksız fiil arasında nedensellik bağının bulunması, zararın davalının kusurundan kaynaklanması gerekmektedir. Hukuka aykırı eylem yani somut olayda olduğu gibi ihlalin varlığı öncelikle Rekabet Kurulu Kararı ile tespit edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2010/400 E. 2010/1105 K. sayılı ilamı; "...Tazminata hükmedilebilmesi için, mahkemenin de doğru olarak belirlediği gibi uyuşmazlığa konu uygulamanın veya anlaşmanın 4054 sayılı Yasa’ya aykırılığının tespit edilmesi zorunludur. Bu durumun da Rekabet Kurulu kararı ile tespit edilmesi gereklidir...", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2005/3755 E. 2006/7408 K. sayılı ilamı; "...mahkemece, öncelikle davacının bu davadan önce 4054 sayılı Yasa'ya göre Rekabet Kurulu'na başvurup başvurmadığının araştırılması, başvurmuşsa, davalı eylemlerinin 4054 sayılı Yasa'ya aykırılığının tespiti yönünden, bu başvuru neticesinin kesinleşmesini bekleyerek sonuca göre karar vermesi, Rekabet Kurulu'na davadan önce başvurmamışsa eldeki bu davanın Rekabet Kurulu'na başvurma olmadan dinlenemeyeceği ve henüz dava açma zamanı gelmediği nazara alınarak karar vermesi gerekirken...", Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 1999/3350 E. 1999/6364 K. sayılı ilamı; "…davada yer alan talebin açıklanan niteliği gözetildiğinde, tazminata karar verilebilmesi için öncelikle 4054 sayılı Yasanın yetkili kıldığı “Rekabet Kurulu” tarafından hâkim durumun kötüye kullanılmış olduğunun saptanması gerekir. Mahkemece bu yön gözetilerek, davacı tarafın anılan yasa kapsamında Rekabet Kurumuna başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması, böyle bir müracaat yoksa yapılacak başvurunun ön mesele olarak sonucunun beklenmesi gerekirken bu husus düşünülmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir…", Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2014/9088 E. 2015/5989 K. sayılı ilamı; "Mahkemece...eldeki dava açısından davacının iddialarını 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine dayandırması gerektiği, özel hüküm mevcut bulunmakla TTK’nın 56 vd. maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümlerine, BK’nun haksız fiil hükümlerine dayanılamayacağı, Yargıtay uygulamasına göre de Rekabet Hukuku anlamında rekabetin kısıtlanmasından kaynaklanan zararların tazminine karar verilebilmesi için öncelikle Rekabet Kurulu tarafından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4, 6 ve 7. maddelerinin ihlal edildiğinin saptanmış bulunması gerektiği, bu hususta Rekabet Kurulu’nun kesinleşmiş kararı bulunmadığı, geçici tedbir niteliğindeki kararın da Danıştay’ca iptal edildiği, davacının lisansı iptal edildiğinden Rekabet Kurulu’ndan bu konuda artık talepte bulunmasının da mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir... Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına...oybirliğiyle karar verildi." şeklinde olup emsal kararlarda da işaret edildiği üzere 4054 sayılı yasaya aykırılık nedeniyle açılacak tazminat davalarında, yasaya aykırılığın Rekabet Kurulu'nun kararı ile tespit edilmesi ön koşuldur. Teşebbüsler arası ilişkinin rekabete aykırı olup olmadığı ve kanuna aykırılık hali, bu konuda uzman kuruluş olan Rekabet Kurulu'nun ihlal kararı ile ispatlanmış olacaktır. 6100 sayılı HMK'nın 165. maddesi; "Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir." hükmünü içermektedir. Her ne kadar HMK'nın 165. maddesi uyarınca açılan iptal davasının bekletici mesele yapılması hakimin takdirine bırakılmış ise de verilecek olan karar eldeki davayı etkileyecek mahiyette olduğundan, Rekabet Kurulu kararı aleyhine açılan davaların sonucu beklenilmelidir. Zira Yargıtay içtihatlarında Rekabet Kurulu kararlarına karşı açılan davaların bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/7687 E. 2014/13657 K., 2015/5134 E. 2016/2543 K., Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2008/5139 E. 2008/12276 K. sayılı ilamları).Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararında, bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 12 teşebbüsün; çeşitli bankacılık hizmetlerine yönelik uygulanan faiz oranlarını ve ücretleri birlikte belirlemek suretiyle rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları, eylemlerin mevduat (kamu bankaları açısından kamu mevduatı da dahil olmak üzere), kredi ve kredi kartı hizmetlerini konu edinen bir uzlaşma kapsamında vuku bulduğu, bahse konu uzlaşmanın tespit edilebilen ilk ve son belgeler esas alınmak suretiyle 21/08/2007 ve 22/09/2011 tarihleri arasında gerçekleşen, kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında geçerli olan, soruşturmaya taraf 12 bankanın tamamının dahil olduğu anlaşmaları ve/veya uyumlu eylemleri içerdiği, elde edilen belgelere göre uzlaşmanın ortak planını fiyat stratejilerinin birlikte belirlenmesinin oluşturduğu, bahse konu uzlaşmanın unsurlarının belirlenmesi, uzlaşmanın uygulanması ve takibinin ise taraflar arasında gerçekleştirilen bir dizi iletişim, bilgi paylaşımı ve mutabakat vasıtasıyla ifa edildiği belirtilmiştir. Kararda bankaların kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları belirlenmiş, hangi hizmete ilişkin rekabet ihlalinden dolayı cezalandırıldıkları ayrıca belirtilmeksizin uzlaşmaya dahil oldukları süreler dikkate alınmak suretiyle cezalandırılmalarına karar verilmiştir. Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararına karşı, davalı ... Bankası A.Ş. tarafından açılan davanın Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 30/11/2015 tarihli 2014/313 E. 2015/128 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, Danıştay 13. Dairesi'nin 16/12/2015 tarihli 2015/3590 E, 2015/4614 K. sayılı kararı ile onanmış ise de aynı Daire'nin 21/05/2019 tarihli 2016/3587 E 2019/1778 K. sayılı kararı ile karar düzeltme aşamasında bozulması yönünde karar verilmiştir. Bozma kararına karşı Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 19/07/2019 tarihli 2019/1109 E. 2019/1460 K. sayılı ısrar kararı ise Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 31/05/2021 tarihli 2019/2715 E. 2021/1112 K. sayılı kararı ile bozulmuş, bozma kararı üzerine bu kez Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin 28/04/2022 tarihli 2022/923 E. 2022/874 K. sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay 13. Dairesi'nin 26/10/2022 tarihli 2022/2970 E. 2023/3868 K. sayılı kararı ile mahkeme kararı onararak, yine aynı Daire'nin 26/09/2023 tarihli 2023/1066 E. 2023/3744 K. sayılı kararı karar düzeltme istemi reddedilmiştir.Rekabet Kurulu'nun 08/03/2013 tarih, 2011-4-91 dosya sayılı ve 13-13/198-100 karar sayılı kararı ile davalı Bankanın da aralarında olduğu 12 bankanın kredi, mevduat ve kredi kartı hizmetleri alanında rekabeti sınırlayıcı nitelikte eylemlerde bulundukları belirtilerek, idari para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de, işlemin iptali yönünde Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin kararın, Danıştay 13. Dairesi tarafından onanması ve karar düzeltme isteminin ise reddedilmesi karşısında, davanın dayanağı olan Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararının hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararı ile tespit edilmiş olduğu ve davacı ile yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edilmediği anlaşılmakla davacı tarafça zarar iddiası ispatlanamadığından mahkemece iş bu davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2024 tarihli 2023/2603 E. 2024/590 K. sayılı kararında da; "...zarar iddiasının dayandırıldığı Rekabet Kurulu Kararının iptal edilmiş olmasına ve davacının uğradığını ileri sürdüğü zarar ve zarar miktarını ispatlayamadığının anlaşılmasına göre, davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına..." karar verilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2023/3396 E. 2024/1688 K. 2023/2544 E. 2024/480 K., 2023/2293E. 2024/260 K. ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3281 E. 2024/5433 K., 2020/7124 E. 2022/1618 K. sayılı kararları da aynı yöndedir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18/12/2024