Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2021/226 K.2024/627
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2021/226 Esas 2024/627 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/226
KARAR NO : 2024/627
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE
TARİHİ : 02/12/2020
NUMARASI : 2018/710 Esas 2020/619 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
İFLAS İDARE
MEMURLARI :
DAVA : Yönetim Kurulu Kararının, Genel Kurul Kararın İptali/Tespit
DAVA TARİHİ : 19/10/2018
KARAR TARİHİ : 08/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/05/2024
Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının, genel kurul kararın iptali/tespitine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı İflas idare Memuru ... ve davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduklarını, şirketin uhdesinde olan 12 parsel taşınmazın genel kuruldan karar alınmadan yönetim kurulunca dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketine satışının yapıldığını, satışı yapılan taşınmazların ... parseller olduklarını, satışların genel kuruldan karar alınmadan yapıldığı gibi muvaazalı olduğunu, satışı yapılan taşınmazların gerçek değerinin çok altında olduğunu, satışın hileli satış olduğunu, davalı şirketin 2016 yılında yapılan genel kurulunda, şirket aktiflerinin satışı ile ilgili herhangi bir karar alınmadığını, 27.05.2013 tarihinde yapılan ve 06.06.2013 tarihli 8336 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan olağan genel kurul toplantısında alınan.../..../...8 no’lu kararda şirket aktiflerinin satışı için yönetim kurulu yetkilendirilmiş ise de 6102 sayılı TTK’nın 408/2-f bendine göre önemli miktarda şirket varlığının toptan satış yetkisinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olup, bu yetkinin yönetim kuruluna devredilemeyeceğini, TTK’nın 391/1-d maddesine göre de diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve yetkilerin devrine ilişkin kararların batıl olduğunu belirterek, satışın yapılmasına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 16/10/2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; yönetim organı halen mevcut olmayan davalı şirketin davayı takip edebilmesi için kayyım atanmasını, dava dilekçesinin talep sonucu kısmında yer alan yönetim kurulu kararının batıl olduğuna ilişkin taleplerini; söz konusu yönetim kurulu kararının iptali, butlanı ya da mevcut olmadığının (ya da yokluğunun) tespitine karar verilmesi olarak genişlettiğimizden bu genişleme dikkate alınarak işbu talebimiz gibi karar verilmesini, şirketin bir yönetim kurulu bulunmadığından, yönetim kurulunun görev dağılımı ve temsil yetkisi verilmesine ilişkin 06.05.2016 tarihli ve bila sayılı kararının (yokluk ya da butlan gerekçesiyle) geçersiz olduğunun tespitini, davalının satışa dayanak olarak gösterdiği 2011-12 yıllarına ait 27.05.2013 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 8. maddesinde alınan genel kurul kararının yönetim kuruluna satış yetkisi vermediğinin tespitini, aksinin kabulü halindeyse satış yetkisinin yönetim kuruluna devredilmesine yönelik genel kurul kararının butlanına karar verilmesi şeklinde ıslah ettiğini beyan etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; genel kurulun hiç bir yetkisinin hiç bir zaman yönetim kuruluna devredilmediğini, hileli satış söz konusu olmadığım; davacı tarafın, dava konusu taşınmaz satışlarının gerçek değerinin altında satıldığını bu nedenle hileli olduğunu iddia ettiğini, oysaki kendisi de satış rakamının resmi rayiç olduğunu beyan ettikten sonra resmi değerlendirmeyi hile olarak göstermesinin büyük çelişki olup iddiasını da bir icra dosyasındaki bilirkişi raporuna dayandırdığını, eğer gerçekten de taşınmazların değeri davacı tarafın iddia ettiği tutarda olsaydı herhalde bilirkişi raporunda tespit edilen değerin yarısı fiyatına alıcı çıkıp satılacağını, alıcı bulunmamasının da davacı tarafın hileli satış iddiasını çürüttüğünü, ayrıca bilirkişi raporunda, taşınmazdaki takyidatlar gösterilmediği için hesaplanan bedelin gerçek piyasa değerini yansıtmadığını, özellikle bizzat davacılar tarafından böylesine kıymetli bir taşınmazın aylık 2.000 TL gibi komik bir bedelle akrabalarının yöneticisi olduğu bir demeğe 20 yıllığına kiralandığını, sonrasında ise aynı dernekten tekrar davacıların yetkilisi olduğu bir şirkete tekrar kiralandığına dair tapu kaydına usulsüz şerh düşüldüğünü, yaklaşık 6 yıldan ben de fiilen işgal edilmiş olmasının dava konusu taşınmazların satışını imkânsız hale getirdiğini, hileli satıştan ziyade hileli (muvazaalı) kiralama işlemi olup olmadığının tartışılmasının daha yerinde olduğunu, iddia edilen hususların genel kurulun gündemini oluşturduğu, davacı tarafın dava dilekçesine konu ettiği hususlann tamamının, yaklaşık 1 yıl sonra yapılacak olan Genel Kurulun gündemine alınacağı ve tartışılacağını, sonrasında ise hissedarların onayına sunulacak işlemler olduğunu, bu aşamada dava konusu edilmesinde hukuki yarar bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; 27.05.2013 tarihli şirket genel kurulunda alınan 8 nolu karar irdelendiğinde; genel kurul tarafından “şirket aktiflerinin satışı için” denilmek suretiyle TTK 408/2- f hükmü doğrultusunda “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” yönünde şirket sermayesini oluşturan pay sahiplerinin %75,44’ünün nitelikli çoğunluğu ile genel kurul karan alındığı, daha sonraki yıllarda bu genel kurul kararını ortadan kaldıran veya değiştiren bir karar da olmadığından bu kararın hukuken geçerli bir karar olmaya devam ettiği, öte yandan 27.05.2013 tarihli şirket genel kurulunda alınan 8 nolu kararda, “şirket aktiflerinin satışı için” denildikten sonra şirkete yönelik bakım onarım ve güvenlik tedbirlerinin alınması hususlarında gerekli yetkinin Yönetim Kuruluna verilmesine karar verildiği, burada yetki verilmesi şeklindeki ibarenin “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” yönündeki genel kurulun devredilemez yetkisinin devrine yönelik değil, satışı yapılacak şirket aktiflerinin bakım onarım ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik olduğunun açık olduğu, ayrıca Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle İlgili Yönetmeliğin 22. maddesine atıf yapılmasının da genel kurulun şirket aktiflerinin satışı yönündeki iradesinin ve bu yönde karar alındığının bir başka göstergesi olduğu, belirtilen bu durum karşısında; 27.05.2013 tarihli şirket genel kurulunda şirket aktiflerinin satışı yönünde alınan kararın TTK’ya uygun olduğu, kararın alınma şekli ve oy nisabı bakımından kanunda aranan şartlann sağlandığı, hukuken geçerli olduğu, bu karar doğrultusunda yönetim kuruluna verilen yetki ve görevler yönüyle de TTK hükümlerine herhangi bir aykırılık bulunmadığı, bu karar doğrultusunda yürütülen işlemlerin hukuka uygun olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yönetim organı halen mevcut olmayan ve organ boşluğu bulunan davalı şirkete kayyım atanması gerektiğini,... parsel (10.572.00 m2) sayılı taşınmazların satışına dair TTK m. 375/1,f uyarınca alınması gereken yönetim kurulu kararının iptali, butlanı ya da mevcut olmadığının (yokluğun) tespitini, davalının bahsi geçen taşınmazların satışa dayanak olarak gösterdiği 2011-12 yıllarına ait 27.05.2013 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 8. maddesinde alınan satış yetkisinin yönetim kuruluna devredilmesine yönelik genel kurul kararının butlanına, davalı şirket yönetim kurulunun görev dağılımı ve temsil yetkisi verilmesine ilişkin 06.05.2016 tarihli ve bila sayılı kararının (yokluk ya da butlan gerekçesiyle) geçersiz olduğunun tespitine, yargılama giderlerinin davalıya yüklenilmesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
İflas idare Memuru ... istinaf dilekçesinde özetle; olağan genel kurul toplantı ve kararları olmadığı gibi yönetim kurulu (organı) ve kararı da bulunmadığını, davalı şirkette organ boşluğu mevcut olması nedeni ile kayyım atanması talebinin de reddi hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık kanun hükmüne ve kesin hükme aykırı karar vermiş olmasının hakimin hukuki sorumluluğunu gerektirdiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; davalı şirkete ait taşınmazların satışına yönelik yönetim kurulu kararının iptali, butlanı ya da mevcut olmadığının tespiti, yönetim kurulunun görev dağılımı ve temsil yetkisi verilmesine ilişkin 06/05/2016 tarihli ve bila sayılı kararın geçersiz olduğunun tespiti, davalının satışa dayanak olarak gösterdiği 2011-2012 yıllarına ait 27/05/2013 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının 8. maddesinde alınan genel kurul kararının yönetim kuruluna satış yetkisi vermediğinin tespiti, aksinin kabulü halinde ise satış yetkisinin yönetim kuruluna devredilmesine yönelik genel kurul kararının butlanı ile şirkete kayyım atanması istemlerine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Ticaret sicil kayıtları, dava konusu yönetim kurulu kararları, davalı şirketin genel kurul kararları, ticaret sicil gazetesi suretleri, tapu kayıtları vs deliller dosya arasında mevcuttur.
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/836 esas, 2019/97 karar sayılı ilamı ile TTK.'nın 412. maddesi uyarınca davalı şirketin genel kurulunu toplantıya çağırmak ve toplantı gündemi düzenlemek üzere bir adet kayyım görevlendirilmesine, kayyım olarak Ankara'da mali müşavir olarak görev yapan ...'nin atanmasına, toplantının gündeminin dava dilekçesi ekinde sunulan Ankara 24.Noterliğinin 29/08/2018 tarih, 30472 yevmiye nolu ihbarname içeriği esas alınmak üzere kayyım tarafından belirlenmesine karar verildiği, ... Ticaret ve Hizmetleri Turizm Anonim Şirketinin 2016-2017-2018 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının 23/05/2019 tarihinde, saat 11,30'da, şirket merkez adresi olan ... adresinde yapıldığı, gündemin 2. maddesinde; "Genel Kurul toplantısının usûl ve esasları ile ilgili yönetmeliğin 25. maddesinin "e" bendi gereğince gündeme madde eklenmesi istendi ve %75,44 nitelikli çoğunluğun oy çokluğu ile kabul edildiği, buna istinaden Ankara 21. İcra Dairesi Müdürlüğü 29/04/2016 tarih 2015/20 saylılı yetki belgesi ve Ankara 15. İcra Hukuk Mahkemesinin 14/03/2019 tarih, 2019/193 nolu kesinleşmiş gerekçeli kararı ile de Yönetim Kurulu üyelikleri tescillenmiş ...’ın 19/11/2018 Ankara 9. Noterliği 18/12/2018 tarih ve 23461 yevmiye numarası ile onaylı ve 20/11/2018 tarihli Ankara 9. Noterliği 18/12/2018 tarih ve 23462 yevmiye numarası ile onaylı Yönetim Kurulu kararlarına dayanılarak, 19/11/2018 tarihli ... ve 20/11/2018 tarihli ...’ın istifaları, ... ve ...’ın da bu genel kurula kadar kalan süreyi tamamlamak üzere yerlerine seçilmeleri kararı %75,44’ün oy çokluğu ile kabul edildi." şeklinde karar alındığı, bu itibarla davalı şirketin usulüne uygun yönetim kurulunun bulunduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davacının kayyım atanması talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
... parsel nolu taşınmazların üçüncü kişilere satışının ve devrinin önlenmesi için taşınmazların satışına dair davalı ... Ticaret ve Hizmet Turizm A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından alınmış bir karara rastlanmadığı, hal böyle olmakla, söz konusu taşınmazların satışına ilişkin olarak butlanla batıl olduğunu gerektirecek bir yönetim kurulu kararının bulunmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın bu talebe ilişkin iddialarının hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
27.05.2013 Tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Kararlarının İncelendiğinde; 06/06/2013 Tarihli 8336 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlanan 27.05.2013 tarihli ... Tic. ve Hiz. Tur. A.Ş. Genel Kurul Kararlarının incelenmesinde; 8 nolu kararda, "28.11.2012 tarihli Anonim Şirketlerin Genel Kurul toplantılarının usul ve esasları ile ilgili yönetmeliğin 22. maddesi ile diğer ilgili Türk Ticaret Kanunu, yönetmelikler kapsamında yetki verilmesine, ayrıca şirket aktiflerinin satışı için, şirkete yönelik bakım onarım ve güvenlik tedbirlerinin alınması hususlarında gerekli yetkinin Yönetim Kuruluna verilmesine" şirket sermayesini oluşturan pay sahiplerinin %75,44’ünün oybirliği ile; 9 nolu karar ile de, Yönetim Kurulu üyelerine 6102 sayılı TTK'nın 395. ve 396. maddelerine göre yetki verilmesine oybirliği ile karar verildiği görülmüştür.
06.05.2016 Tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının İncelendiğinde; ... Tic. ve Hiz. Tur. A.Ş.’nin 06.05.2016 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısına ilişkin tutanak incelendiğinde; Genel Kurulda alman 6 nolu karar ile Yönetim Kurulu üyelerine TTK'nun 395-396. maddeleri gereğince gereken iznin verilmesine oybirliğiyle karar verildiği, şirket aktiflerinin satışına ilişkin 27.05.2013 tarihli Genel.../...
.../...Kurulda alınan karara ilişkin herhangi bir iptal veya değişiklik yönünde bir karar alınmadığı görülmüştür.
25.05.2019 Tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının İncelendiğinde; ... Tic. ve Hiz. Tur. A.Ş.’nin 25.05.2019 tarihli Olağan Genel Kuruluna ilişkin Toplantı Tutanağı'ndaki kararlar incelendiğinde; 3 nolu karar ile Yönetim Kurulunun 2016-2017- 2018 yılı faaliyet raporunun oy çokluğu ile kabul edildiği, bu karar ile 2016-2018 yıllarına ilişkin 3 yıllık yönetim kurulu faaliyetlerinin ibra edildiği görülmüştür.
Türk Ticaret Kanunu (TTK) 374. maddeye göre “Yönetim kurulu ve kendisine bırakılan alanda yönetim, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. ”
TTK 408. maddesi 2. fıkrasında ise genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri sayılmıştır. Buna TTK 408/2-f hükmüne göre “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayılmıştır.
Bu hüküm müvacehesinde; 27.05.2013 tarihli şirket Genel Kurulunda alınan 8 nolu karar irdelendiğinde; genel kurul tarafından “şirket aktiflerinin satışı için” denilmek suretiyle TTK 408/2- f hükmü doğrultusunda “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” yönünde şirket sermayesini oluşturan pay sahiplerinin %75,44’ünün nitelikli çoğunluğu ile genel kurul karan alındığı, daha sonraki yıllarda bu genel kurul kararını ortadan kaldıran veya değiştiren bir karar da olmadığından bu kararın hukuken geçerli bir karar olmaya devam ettiği, öte yandan 27.05.2013 tarihli şirket Genel Kurulunda alınan 8 nolu kararda, “şirket aktiflerinin satışı için” denildikten sonra şirkete yönelik bakım onarım ve güvenlik tedbirlerinin alınması hususlarında gerekli yetkinin Yönetim Kuruluna verilmesine karar verildiği, burada yetki verilmesi şeklindeki ibarenin “Önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı” yönündeki genel kurulun devredilemez yetkisinin devrine yönelik değil, satışı yapılacak şirket aktiflerinin bakım onarım ve güvenliğinin sağlanmasına yönelik olduğunun açık olduğu, ayrıca Anonim Şirketlerin Genel Kurul Toplantılarının Usul Ve Esasları İle İlgili Yönetmeliğin 22. maddesine atıf yapılmasının da genel kurulun şirket aktiflerinin satışı yönündeki iradesinin ve bu yönde karar alındığının bir başka göstergesi olduğu, belirtilen bu durum karşısında; 27.05.2013 tarihli şirket genel kurulunda şirket aktiflerinin satışı yönünde alınan kararın TTK’ya uygun olduğu, kararın alınma şekli ve oy nisabı bakımından kanunda aranan şartlann sağlandığı, hukuken geçerli olduğu, bu karar doğrultusunda yönetim kuruluna verilen yetki ve görevler yönüyle de TTK hükümlerine herhangi bir aykırılık bulunmadığı, bu karar doğrultusunda yürütülen işlemlerin hukuka uygun olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının/davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli olan 427,60 TL harçtan peşin alınan 108,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 318,80 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.08/05/2024
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-
KARŞI OY
Öncelikle hâkimin aydınlatma yükümlülüğü çerçevesince ilk derece mahkemesince davacıya taleplerini açıklatarak somutlaştırması ve davacının başka davaya konu olabilecek istemlerin sonuçlarına ilişkin eldeki davaya konu ettiği hususların aydınlatılması gerekir.
Davacının 27/05/2013 tarihli GK'un 8. maddesinin YK'na satış yetkisi vermediğinin tespitine ilişkin istemde hukuki yarar bulunmamaktadır. Zira satışlar gerçekleşmiş olup açılacak tapu iptali ve tescil davalarında değerlendirilmesi gereken bir ön mesele halini almıştır. Nitekim yeni malikler aleyhine çeşitli mahkemelerde tapu iptali ve tescil davalar açılmış olup artık o yargılamalarda ön mesele yapılarak çözümlenecektir. Üçüncü kişilerin haklarını etkileyen bir davanın üçüncü kişinin de dahil olduğu bir yargılamaya konu edilmesi yerine sadece şirket aleyhine açılacak bir dava ile elde edilme amacının korunmaması gerekir. Bu nedenle buna ilişkin istemin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekir.
Genel kurul kararın iptali ve butlanına ilişkin karar yönünden aykırı görüş olamamakla birlikte yokluk iddiasının üçüncü kişi aleyhine açılacak davada taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re'esen nazara alınacağından yokluğu tespitinin istenmesinde de hukuki yarar bulunmamaktadır
Diğer taraftan 06/05/2016 tarihli genel kurulda müflis ortakların YK üyeliklerine seçilmiş ve akabinde YK'nun görev paylaşımı yapılmıştır. Genel Kurulda Yönetim Kurulu Üyeliklerine seçilen ...'ın 01/07/2015 tarihi itibarı ile müflis olduklarından YK üyesi olamazlar. Davacı eldeki davada genel kurul kararının iptalini talep etmeden buna dayalı olarak oluşan YK'nun görev dağılımına ilişkin kararın butlanını istemesi de bu aşamada hukuken eksik bir talep olsa da görevlendirme kararında Müflis ...'ın münferiden temsil yetkisi verildiği gözetildiğinde YK kararının butlanına karar verilmesi gerekir.
Gelinen aşamada anılan GK kararı da dahil olmak üzere genel kurul kararlarının yokluğuna ilişkin dava açılmıştır. Müflis kişilerin genel kurula katılmalarının Yargıtay 11 HD'nin 1997/1979 -3933 e-k sayılı kararı ile açıklandığı üzere mümkün olmadığı iflas idaresinin katılması gerektiği gözetilerek tüm iddiaların bir bütün halde değerlendirilmesi de gerekir.
Açıklanan gerekçelerle sayın çoğunluğun esastan red kararına katılamıyorum.08/05/2024
Başkan-
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.