İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/622 K.2024/806

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/622 📋 K. 2024/806 📅 16.05.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/622
KARAR NO: 2024/806
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 18.01.2024
NUMARASI: 2023/618 Esas
DAVA: Genel Kurul Kararlarının Batıl Olduğunun Tespit- İptali
İlk derece mahkemesince verilen ihtiyati tedbir talebinin reddi ara kararına karşı, ihtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı Şirket ... A.Ş.’nin erteleme nedeniyle 19/06/2023 tarihinde yapılan 2022 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısında, Müvekkillerin itiraz ve muhalefetine rağmen Genel Kurul tarafından “oy çokluğu” ile alınan; Gündemin (3). maddesi uyarınca, kanuna aykırı olarak düzenlenen 2022 yılı Şirket Bilançosu ve Kar/Zarar Hesaplarının oy çokluğu ile onaylanması kararının, Gündemin (4). maddesi uyarınca, Yönetim kurulu üyelerinden ...A.Ş. ve ... A.Ş.’nin oy çokluğu ile ibrası kararının, Gündemin (5). maddesi uyarınca, Yönetim Kurulu üyelerinin Şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesi kararının, TTK md. 447 uyarınca BUTLANININ TESPİTİNE veya bu talebimizin ademi kabulü halinde TTK md. 445 ve devamı maddeleri uyarınca İPTALİNE; Butlanının tespitini veya iptalini talep ettiğimiz 19/06/2023 tarihli Genel Kurul Kararlarının TTK m.449 gereğince YÜRÜTMESİNİN GERİ BIRAKILMASINA; TTK m.448 uyarınca dava açıldığının Şirket’in internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanını talep ederek, Davalı şirketin 19.06.2023 tarihli ertelenen olağan genel kurulunda alınan kararların TTK ve diğer hukuk kuralları kapsamında kanuna, hukuka ve usule aykırı olduğu ayrıntılı gerekçelerle ortaya konulduğu bu durumda, şirketin daha fazla zarar görmesini önlemek için Kanunda hakime genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasına karar verme yetkisi tanındığı, bu talebin Sayın Mahkemece kabul edildiğinde şirketin yönetim kurulunun değişmeyeceği, şirketin normal ekonomik faaliyetlerine devam edebilecek ancak hukuka aykırı olan kararların uygulanması esas hakkında karar verilinceye kadar geri bırakılmış olacağı bu hususun şirketin herhangi bir zararına yol açmayacak ve tüm ortakların çıkarını koruyacak özellikte olacağı, davalı şirketin 21.06.2021 tarihli 2020 Yılı Olağan Genel Kurulu’nda alınan kararlarda da benzer nitelikte hukuka aykırılıklar olması nedeniyle açılan İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/535E. sayılı davasında mahkeme, kararların yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasına karar verdiği bu nedenlerle, TTK 449. madde gereğince yönetim kurulu üyelerinin de görüşü alındıktan sonra, davaya konu olağan genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılmasının talep edildiğini, Yargıtay’ımızın istikrarlı kararlarının, gecikmesinde sakınca bulunacak hallerde yönetim kurulunun davet edilerek duruşmada dinlenilmesi ve görüşleri alındıktan sonra yürütmenin geri bırakılması taleplerinin karara bağlanması yönünde olduğu, tüm bu nedenlerle Davalı Şirketin erteleme nedeniyle 19.06.2023 tarihinde yapılan 2022 Yılı Olağan Genel Kurul toplantısında müvekkillerin tüm itiraz ve muhalefetine rağmen Genel Kurul tarafından, oy çokluğu ile alınan; Gündemin (3.) üçüncü maddesi uyarınca 2022 yılına ait Şirket Bilançosu ve Kar Zarar hesaplarının oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline; Gündemin (4.) dördüncü maddesi uyarınca Yönetim kurulu üyeleri ... A.Ş. ile ... A.Ş.’nin oy çokluğu ile ibrası kararının TTK m.445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline; Gündemin (5.) beşinci maddesi uyarınca Yönetim Kurulu üyelerinin Şirket konusu işlerle iştigal etmelerine dair TTK’nın 395. ve 396. maddeleri uyarınca müsaade edilmesinin oy çokluğu ile onaylanması kararının TTK. 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptaline; İptalini talep ettiğimiz 19.06.2023 tarihli Genel Kurul Kararlarının TTK md. 449 gereğince yürütmesinin geri bırakılmasına; TTK m.448 uyarınca dava açıldığının Şirket’in internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanına; yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen 2023/602 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinden özetle; ... oyak Holding Anonim Şirketi'nin 2022 mali yılı Olağan Genel Kurulu 29 Mart 2023 tarihinde toplandığı, azınlık pay sahipleri sıfatıyla müvekkillerimiz vekillerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 420 nci maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması üzerine ilgili konuların görüşülmesi ertelendiği, 29 Mart 2023 tarihli Genel Kurul Toplantısında finansal tablolar ve buna bağlı konuların müzakeresinin ertelenmesine itiraz edilen konuların açıklığa kavuşturulması amacıyla müvekkillerimiz vekillerince Şirket yönetimine bilgi alma ve inceleme hakkı kapsamında yöneltilen Beşiktaş ... Noterliği’ nden sadır ... yevmiye no.lu 14 Nisan 2023 tarihli sorulara, aynı önceki 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 mali yılı olağan genel kurul toplantılarında ilgili dönemlerin finansallarına ilişkin soruların yöneltildiği zaman yapıldığı gibi yine Şirket tarafından son derece yetersiz, sözde cevaplar verildiği ancak özde geçiştirilerek Şirket’ ten bilgi alma haklarının engellendiği, 19 Haziran 2023 GK Toplantısı tutanağından da görüleceği üzere Şirket’in toplam 74.106 adet paya bölündüğü, 1.852.650 TL’lik sermayesinin, müvekkillerin ... 98.150 TL’lik kısmına tekabül eden 3.926 adet payın sahibi olarak % 5,3’lük oranda pay sahibi ve ... 45.475 TL’lik kısmına tekabül eden 1.819 adet payın sahibi olarak % 2,45’lik oranda pay sahibi olmak üzere vekilleri marifetiyle alınan tüm kararlara muhalefet ederek ret oyu vermelerinin yanında, muhalefet şerhlerini tutanağa eklettiklerini, tüm bu nedenlerle Davamızın kabulünü ve yargılamanın yapılmasını, sair hukuk yollarına başvurma dâhil tüm haklarımız saklı kalmak üzere, öncelikle ve ivedilikle 19 Haziran 2023 GK Toplantısı’nda alınan (3) sayılı kararın, (4) sayılı kararın ...ın ibra edilmemesine ilişkin kısmı hariç kalmak üzere diğer yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine ilişkin kısmının ve (5) sayılı kararın TTK’nın 449 uncu ve HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca yürütmelerinin geri bırakılmasını, yapılacak inceleme sonucunda gerektirici sebeplerin varlığının anlaşılması halinde Sayın Mahkemece re’sen ilgili genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun veya butlanının tespitini, aksi takdirde anılan genel kurul kararlarının iptalini, TTK’nın 448 inci maddesi uyarınca davanın açıldığının TTSG, Şirket internet sitesi ve tirajı yüksek günlük bir gazetede ilanını, ve dava vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç, sair masrafların davalıya yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ara kararla; "...TTK nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir. HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Mahkememizce yapılan değerlendirmede; dava konusu Genel Kurul Kararları'nın yürütmesinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının haklarını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, ilgili ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmadığı, taraf menfaatleri de gözetildiğinde genel kurul kararlarının yürütülmesinin geri bırakılması koşullarının oluşmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, asıl ve birleşen davaların davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Birleşen davada davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada hali hazırda 2022 mali yılına ilişkin bağlılık raporu, faaliyet raporu ve bilanço ve kâr zarar tablolarının da geçmiş mali yıllarda olduğu gibi dürüst resim ilkesine aykırı oldukları ve dava konusu genel kurul kararlarının yürütmesi durdurulmadığı sürece bu aykırılığın davalı şirkete ve pay sahiplerine verdiği zararın giderek katlanacağı şüphe götürmediğini, Genel Kurul Toplantısı gündeminin 4 ve 5 no.lu maddelerince şirketin ibra edilen yönetim kurulu üyelerinin ibra oylamasının TTK’nın 436.maddesinin ikinci fıkrasına, yine yönetim kurulu üyelerine şirketle TTK’nın 395 ve 396.maddeleri kapsamında izinlerin verilmesi oylamasının TTK’nın 436.maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğu açık ve net olarak ortada olup ek bir incelemeye gerek olmaksızın açık kanun hükmü olması dolayısıyla kanıtlandığını, İbra kararının yürütmelerinin geri bırakılmasında gecikilen her an, sorumluluk davası açılmasının önünde engel olmaya devam ettiğini, izin kararlarının yürütmelerinin geri bırakılmasında gecikilen her an, yönetim kurulu üyeleri, geçmiş yıllardaki gibi davalı şirketi ve kendilerine ait diğer şirketleri temsilen birbirleri arasında kimseye sormadan, keyfi işlemler yapmaya devam edecek, diledikleri gibi şirkete borçlanacak, şirketi hakimiyeti altındaki diğer şirketlerle keyfi işlemler yaptırtacak, şirket ile rekabet edecek, bunlar hakkındaki bilgileri gizleterek, davalı şirketin zararının hesaplanamaması için ellerinden geleni yapacağını, sorumluluk davası açılmasının ve bu yargılamaların maddi külfeti müvekkillerinin omzuna yıkılacağını, telafisi imkansız zararların oluşmaya devam edeceğini, Genel kurul toplantısı’nda alınan kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı olan kararların şirket açısından 2017 mali yılından bu yana zarar oluşturmakta, ve yapılan yargılamalarda tespit edilen kararlarla aynı nitelikte olup şirkete zarar vermeye devam ettiğini, ayrıca şirketin 2017 mali yılından beri aynı kişiler tarafından yönetilmekte olduğunu, şirketi açıkça zarara sokan ve zararı gizleyici faaliyetlerin devam etmekte olması nedenleriyle yürütmenin geri bırakılması kararı verilmedikçe zararın artacak olması gerçeği karşısında ivedilikle vakit geçirilmeksizin yürütmenin geri bırakılması kararı verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.Asıl davada davacılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Bu ara kararın, kanun maddesini hatalı bir biçimde tekrar etmenin ötesinde bir gerekçe içermediğini, kararda, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin bulunmadığı belirtildiğini, ancak bu tespitin dayanakları açıklanmadığını, bu yönüyle kararın HMK’nın 294 vd.maddelerine aykırı olduğunu, Yönetim kurulu üyelerinin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, İstanbul 9. ATM 2020/366E. ve 2022/100K. sayılı kararı ile saptandığı üzere, dürüst resim ilkesine aykırı tanzim edilen 2017 yılı faaliyet raporu ve finansal tabloları ile bunun yansımalarını içeren takip eden yıllara ait faaliyet raporu ile finansal tablolarının da dürüst resim ilkesine aykırı olduğunu, geçmiş yıllara ait finansal tabloların onaylanması kararlarının iptal edilmesi durumunda takip eden yıllara ait finansalların önceki yıllardan veri alacağı kabul edilerek bunlara ilişkin itirazların değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiğini, bu nedenle finansal tablolarının dürüst resim ilkesine uygun olmadığı saptanmış olan davalı şirketin, önceki mali yılların yansımalarını içeren finansal tablolarının onaylanmasına ilişkin 19.06.2023 tarihli genel kurulda alınan kararın yürütmesinin tedbiren geri bırakılması gerektiğini, Bilanço ile kar-zarar hesaplarının hazırlanmasında dürüstlük ilkesine aykırı hareket edildiğini, inceleme hakkının kullandırılmadığını, davalı şirketin unvanında her ne kadar “holding” ibaresi geçmekte ise de davalı şirketin de kabul ettiği gibi gerçekte davalı şirket bir holding olarak yapılanmadığını, bununla birlikte davalının, bağlılık raporunda, şirket ile dolaylı hakim ortak ... ve ...’ın doğrudan ve dolaylı olarak hakim olduğu şirketler arasında TTK’nın 195.maddesine göre topluluk ilişkisi bulunduğu ve ilişkili şirketlerin hakim teşebbüs olan ...’ın hakimiyetinde olduğunun iddia edildiğini, halbuki ilişkili şirket olarak sayılan şirketler arasında TTK’nın 195.maddesi anlamında bir “şirketler topluluğu” ilişkisi bulunmadığını, geçersiz hakimiyet sözleşmeleri ile şirketler topluluğunun kurulabileceği anlamına gelmediğini, Prof. Dr. ..., bu maddenin içerdiği açıkladığını, İçinde “açıklanamayan” ve/veya “hukuka uygun olmayan” gelir ve harcamalar bulunan bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasının hukuka aykırı olpu iptali gerektiğini, davalı şirketin merkezinin de yer aldığı Büyükdere Caddesindeki bina, 10 yıllığına davalı şirket tarafından ... Gayrimenkul’den kiralandığını, davalı şirketin, binanın kiralanabilir alanlarını, alt kira sözleşmeleri ile başka şirketlere kiralanmaya devam ettiğini, müvekkilinin pay sahibi oldığı Trakya Döküm’den tahsil edilen kira bedeli göz önünde bulundurularak kiralanan alan tespit edilmeye çalışılmış dava dilekçesinde detaylıca açıklandığı üzere fiili durumun ve gerçeğin yansıtılmadığı ortaya çıktığını, davalı şirketin, hizmet bedelleri ve garanti komisyonu gibi kira bedellerini de farklı şirketlere gelişigüzel biçimde yansıtmakta ve bu suretle de şirketin finansal tablolarını gerçek dışı ve dürüst resim ilkesine aykırı düzenlediğini, davalı şirketin satış maaliyetlerinin 2021 yılından 2022 yılına 16.843.154,27.- TL arttığı, faaliyet giderlerinin ise 16.843.154,23.-TL arttığının görüldüğünü ve şirket tarafından bu artışlar enflasyon ile açıklanmaya çalışıldığını, ancak davalı şirketin faaliyetlerinde ve iş hacminde bir artış olmamasına rağmen personel sayısının arttığını, Davalı şirketin, müvekkillerinin satış maliyetleri ile faaliyet giderlerinin alt kırılımının verilmesi taleplerini kabul etmediği gibi kadro bazında personel sayısının kırılımı hakkındaki bilgi taleplerini de reddettiğini, ancak davalı şirketin, personel sayısındaki artışın bir kısmının diğer grup şirketlerden geçen çalışanlardan kaynaklandığı kabul ettiğini, halbuki şirketin en önemli gelir kalemlerinden “garanti komisyonu” için hiçbir emek harcanmadığını, bu gelir için personel çalıştırılmasına gerek bulunmadığını, TTK 436/2 maddesinde çok açık bir şekilde şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasında şirket yönetim kurulu üyelerinin kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacakları, yani oy kullanamayacakları belirtildiğini, oydan yoksunluğun sadece yönetim kurulu üyesinin kendi ibra oylaması ile sınırlanmadığını, yönetim kurulunun diğer üyelerinin ibra oylamasında da kendi payından doğan hakkını kullanamayacağının açıkça belirtildiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın, kendisine TTK’nın 395. ve 396. maddelerinde yer alan izinlerin verilmesi konusunda yapılan oylamaya iştirak etmemesi gerekirken, iştirak etmesi ve kararın bu oylar sayesinde alınmış olması söz konusu kararın iptalini gerektirdiğini, Yönetim Kurulu Başkanı ...’ın oyları dikkate alınmaksızın hesap yapıldığında talebin reddedileceği toplantı tutanağından açıkça görüldüğünü, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda olduğu gibi bu karar açısından da yaklaşık ispatın gerçekleştiğini ve genel kurul kararının kanuna aykırı olduğunun tespiti için sadece hazirun cetveli ile genel kurul tutanağının incelenmesi yeterli olduğunu, bu kararın iptalinin kabil olduğu bu kadar açık iken tedbir talebinin reddinin hatalı olduğunu, Davalı şirkette meydana gelecek telafisi imkansız zararların önlenmesi için, 19.06.2023 tarihli genel kurul toplantısında gündemin (3), (4) ve (5) nolu maddeleri ile alınan kararların yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasına ve 18.01.2024 tarihli tedbirin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar hukuki niteliği itibariyle, davalı şirketin 19.06.2023 tarihli genel kurulunda alınan 3,4 ve 5 numaralı gündem kararlarının yokluğu ile butlanın tespiti, olmadığı takdirde TTK'nın 445 vd. maddeleri uyarınca iptali taleplerine; istinaf, dava konusu genel kurulunun 3, 4 ve 5 no'lu genel kurul kararlarının ihtiyati tedbir yoluyla yürütmesinin durdurulması talebinin reddine dair verilen 18.01.2024 tarihli ara karara ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekillerince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Asıl ve birleşen dava dilekçesinde, ihtiyati tedbir talep edilmiştir. Dava dilekçelerinde , şirketin 19.06.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ve 5 nolu kararın iptali talep edilmiş olup, dilekçe içeriğinde alınan bir kısım kararların yeterli nisapla alınmadığı da ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davadaki tedbir talebi değerlendirilerek yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediği belirlenmiştir.Genel kurulu üçüncü maddesinde alınan kararın, kanun, esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, şirketin mali kayıtları ve defterlerinin incelenmesi ile belirlenebilir. Tedbir talebinin değerlendirildiği aşama itibariyle bu maddenin yürütmesinin durdurulmasını gerektirir ölçüde bir yaklaşık ispat bulunduğundan söz edilemez. İptali talep edilen genel kurulun 4. maddesinde alınan ibra kararının incelenmesinde; genel kurula 5 ortağın katıldığı, ... şirket sermayesinin 1.565.400 paya, ... ve ... ise 98.150 şer paya,.... ve ... ' in ise 45.575 Er paya sahip oldukları ve şirketin 1.852.650 adet payının tamamının genel kurulda temsil edildiği anlaşılmıştır. Genel kurulun 4.maddesi ile yöneticiler ... Tic. AŞ. ve ... AŞ'nin ... 1.565.400 adet oyu ve oy çokluğuyla ibra edildiği, yönetim kurulu başkanı ... kendi ibrasında oy kullanmadığı için ibra edilmediği, davacıların TTK'nın 436/2. maddesine göre oydan yoksunluk nedeniyle karara muhalif kaldıkları ve red oyu verdikleri görülmüştür. Genel kurulun 5. maddesinde ise yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddelerine göre yetki verildiği, bu kararın da ortaklardan ... oyu ile alındığı ve diğer davacı dört ortağın karara muhalif kalarak red oyu verdikleri anlaşılmıştır. Şirketin sicil kaydında ... ile iki tüzel kişinin şirketin yöneticisi oldukları anlaşılmıştır. (14.01.2022 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi) TTK'nın 436. maddesinde oydan yoksunluk hali düzenlenmiştir. Belirtilen maddede, " Pay sahibi kendisi, eşi, alt ve üstsoyu veya bunların ortağı oldukları şahıs şirketleri ya da hâkimiyetleri altındaki sermaye şirketleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işe veya işleme veya herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki davaya ilişkin olan müzakerelerde oy kullanamaz. (2) Şirket yönetim kurulu üyeleriyle yönetimde görevli imza yetkisini haiz kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." düzenlemesi bulunmaktadır. Belirtilen yasal düzenleme ile bu düzenlemenin değerlendirildiği Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2022/668 Esas 2023/3398 Karar sayılı ilamı ile dosyada bulunan 19.06.2023 tarihli genel kurul tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu genel kurulun 4 ve 5. maddeleriyle alınan kararlar bakımından ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispat koşulunun oluştuğu görülmüştür. Tutanak içeriği ve yasal düzenlemenin birlikte değerlendirilmesinde TTK'nın 449 ile HMK'nın 389 vd maddelerindeki kararın yürütülmesinin geri bırakılması koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu 18.01.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılmasına, Dairemizce tedbir talebi hakkında yeniden karar verilmesine, bu kapsamda asıl ve birleşen davada davacı vekilinin genel kurulun 3. maddesine yönelik ihtiyatı tedbir talebinin koşulları oluşmadığından reddine, 19.06.2023 tarihli genel kurulun 4.maddesiyle alınan ibra kararının ve 5. maddesiyle yönetim kurulu üyesi ...'a TTK'nın 395-396 maddeleri uyarınca izin verilmesine dair kararlara yönelik tedbir talebinin kabulü ile anılan maddelerin yürütülmesinin geri bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. Genel kurul tutanağı içeriği, açık yasal düzenlemeler ve davacının ortak oluşu gözetilerek, HMK'nın 392. maddesi uyarınca takdiren teminat alınmamıştır. Açıklanan bu nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin kısmen kabulüne, HMK'nın 353/1.b.2, 391 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbir talep eden davacıların ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;İhtiyati tedbir talep eden asıl ve birleşen davada davacı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2, 391 ve TTK'nın 449. maddeleri uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair istinafa konu 18.01.2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir talebi hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Asıl ve Birleşen davada davacı vekillerinin, 19.06.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 nolu kararına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine,2-Asıl ve Birleşen davada davacılar vekillerinin ihtiyati tedbir talebinin, 19.06.2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 nolu karar yönünden kabulüne, 5 nolu karar yönünden kısmen kabulüne, bu doğrultuda; a-Davalı şirketin 19.06.2023 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesine dair alınan 4 numaralı kararın yürütülmesinin HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar geri bırakılmasına, b-Davalı şirketin 19.06.2023 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine dair alınan 5 numaralı kararın, sadece yönetim kurulu üyesi ... hakkındaki karar bakımından HMK'nın 389 ve TTK'nın 449. maddeleri gereğince dava sonuna kadar yürütülmesinin geri bırakılmasına, 3-HMK'nın 392. maddesi uyarınca, davacının şirkette ortak oluşu, tedbirin davalı şirket yönünden bir zarar oluşturmayacağı, toplantı tutanağı içeriği ve açık yasal düzenlemeler dikkate alınarak, takdiren teminat alınmasına yer olmadığına,5-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,b-Davacılar tarafından yatırılan 1.169,40 ar TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacılara ayrı ayrı iadesine,c-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,7-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.05.2024