İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/375 K.2024/1023

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/375 📋 K. 2024/1023 📅 06.06.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/375 Esas
KARAR NO: 2024/1023 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2023/799 Esas - 2024/2 Karar
TARİHİ: 04/01/2024
DAVA: Şirketin İhyası
KARAR TARİHİ: 06/06/2024
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkili ...'nun kendi adına kayıtlı ... plakalı aracı satmak istediğinde araç üzerinde Beyazıt Vergi Dairesinin 16.08.2010 tarihli ... evrak sayılı haciz kaydı olduğunu öğrendiğini, müvekkilinin herhangi bir vergi borcu olmadığını bildiği ve bugüne kadar kendisine herhangi bir vergi bildirimi gelmediği için haczin nedenini öğrenmek amacıyla vergi dairesi müdürlüğüne gittiğini ve borcun kaynağını sorduğunu, müvekkiline verilen borç sorgulama yazısı ile Beyazıt Vergi Dairesi ... vergi numaralı, ticaret sicil no:... ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin 10/2006 ila 12/2017 tarihleri arasında değişik tarihlerden kaynaklı vergi aslı borçlarının ve bu vergilerin gecikme zammı yükümlüsünün müvekkili ... olarak gösterildiğinin anlaşıldığını, bu şekilde 6.148.444,74.-TL vergi aslı, 9.918,669,96.-TL. gecikme zammı uygulandığının görüldüğünü, müvekkili ...’nun söz konusu vergi borcundan haberi olmadığı gibi vergi yükümlüsü ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirket ile bir ilişkisi söz konusu olmadığını, müvekkili birçok kişi gibi bu şirketin yasa dışı uygulamalarının mağduru olduğunu, ihyası talep edilen şirket bilgilerinin; ... Tic. Ltd. Şti. (Ticaret sicil no:...),Adres :... Mah. ... Cd. No ... D ... Laleli Fatih/İSTANBUL, Beyazıt Vergi Dairesi:... olduğunu, müvekkilinin aracına vergi dairesi tarafından konulan haciz kaydının ...Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin sahte evraklarla ve müvekkiline ait olmayan imzalarla müvekkili şirket müdürü olarak göstermesinden kaynaklandığının anlaşıldığını, bu usulsüzlüklerin yıllar önce de tespit edildiğini ve yasal yollara başvurulduğunu, müvekkilinin yıllar önce söz konusu usulsüzlükleri öğrenir öğrenmez avukatı aracılığıyla ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin müvekkilinin müdürlüğüne ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali için dava açtığını, yapılan yargılama neticesinde imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmış ve müvekkili adına düzenlenmiş ve müvekkilin şirket müdürü haline getirilmesini sağlamış imza beyannamesindeki imzaların müvekkiline ait olmadığının mahkemece tespit edildiğini, imza beyannamesini onaylayan İstanbul ...Noteri de şirket ortakları ile birlikte ceza davasında sanık olarak yargılandığını, söz konusu usulsüz müdürlük kararı mahkeme kararıyla iptal edildiğini ve müvekkilinin söz konusu vergi borçlusu şirketin müdürü olmadığı tespit edildiğini ve kararın kesinleştiğini, Vergi Dairesi kayıtlarında müvekkilinin müdürlük kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığı için gözükmediğinin bildirildiğini, bunun üzerine İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gidilmiş ancak ... Tic. Ltd. Şti.'nin 15.11.2013 tarihinde re'sen ticaret sicilinden silindiğinin bildirildiğini, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararı ile ilgili ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasına ilişkin bir karar oluşturulmadığı anlaşıldığını, dosyalar üzerinden uzun yıllar geçtiği için de her kuruma gerçek durumun izah edilmesi gerektiği gibi müvekkili karşısına bürokratik engeller çıktığını, bu süreçte tüm işlemlerin yapılabilmesi ve sürecin ilerleyebilmesi için şirketin öncelikle sınırlı ihyası sonrasında ise müdürlük kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanması gerektiğini, şirketin ihyası ile birlikte İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K Sayılı 10.07.2012 tarihli kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmak üzere ticaret sicil memurluğuna bildirilmesine karar verilmesini ve kararın ticaret sicilde tescil ve ilanına karar verilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 04/01/2024 tarih 2023/799 Esas - 2024/2 Karar sayılı kararında; " İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 Esas, 2012/147 Karar Sayılı kararının yayınlanması ve tescili için şirketin ihyası gerekmeyip, kesinleşen sahtecilik davasına ilişkin kayıtların Ticaret Sicilinde düzeltilmesi mümkün olduğu, işbu davayı açmakta davacının hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, Hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, Müvekkili ... mağduru haline geldiği bir kısım kanuna aykırı işlemlerin mahkeme kararlarına uygun bir şekilde tescil edilebilmesi ve akabinde haksız bir şekilde Müvekkili aleyhine oluşturulmuş vergi yüküne karşı vergi idaresi ve vergi mahkemesi süreçlerinin yerine getirilebilmesi için dava konusu ettikleri şirketin ihyası ve İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanması talepleri ile ilgili İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/799 E., 2024/2 K. sayılı 04.01.2024 tarihli kararı ile "İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 Esas, 2012/147 Karar Sayılı kararının yayınlanması ve tescili için şirketin ihyası gerekmeyip, kesinleşen sahtecilik davasına ilişkin kayıtların Ticaret Sicilinde düzeltilmesi mümkün olduğu, işbu davayı açmakta davacının hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş" şeklinde hüküm kurulduğunu; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu gibi mevcut uygulamadan da oldukça uzak ve hatalı bir karar olduğunu belirtmek gerektiğini;İlk derece mahkemesi kararında özellikle sahtecilik davasından bahsederek ihya kararına gerek olmadığını bunun için müvekkilinin hukuki yararı olmadığını belirttiğini; bir sahtecilik davası ya da herhangi başka bir ceza davası da olsa münfesih bir şirket hakkında ticaret sicil gazetesinde herhangi bir ilanın yayınlanabilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü ticaret mahkemesinden ihya kararı istemekte olduğunu, ayrıca ilgili kararın yayınlanabilmesi için de yine ticaret mahkemesi kararı talep edilmekte olduğunu; ceza mahkemelerinin ticaret şirketlerinin ticaret sicilleri ile ilgili hukuki süreçler hakkında bir karar vermediklerini; herhangi bir davada dahi davalı ya da davacı sıfatı olan şirketin münfesih ilan edilmiş olması halinde ilgili mahkemelerce şirketin ihyası için taraflara ihya davası açması ve ihya kararı getirmesi için yükümlülük yüklediği ve bunun için süre verdiği bilinen bir durum olduğunu; dolayısıyla kesinleşmiş bir mahkeme kararı dahi olsa ihya konusunda ayrı bir hukuki sürecin işletilmesi gerektiğini; dava dilekçelerinde bahsettikleri İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2011/120 E., 2016/158 K. sayılı dosyasının tarafının müvekkili olmadığını; müvekkilinin başkaca bir ceza dosyasının tarafı haline getirilmiş de olmadığını; söz konusu İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2011/120 E., 2016/158 K. Sayılı dosyasına konu ceza yargılamasında İhyası talep edilen şirketin sahipleri tarafından mağdur edilmiş başkaca kişilerin müşteki-şüpheli sıfatıyla yer aldıkları bir ceza yargılaması süreci olduğunu; müvekkili ceza davasının tarafı olmadığı için de söz konusu ceza dosyasından bilgisi olmadığını; müvekkili ile ilgili ticaret mahkemesi kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasıyla ilgili işlemleri sürdürdükleri sırada ceza davası dosyasına ulaşıldığını ve müvekkili gibi başka mağdurların hatta vergi dairesi raporu incelendiğinde onlarca kişinin da aynı duruma düşürüldüğü görüldüğü için ihya taleplerinin önemini ve müvekkilinin yaşadığı mağduriyetin gerçek bir vakıa olduğuna yardımcı olacak bir dosya olarak görüldüğü için mahkemeyle ceza davası dosyasının bilgisinin paylaşıldığını ancak ilk derece mahkemesi gerekçesinde ceza davasından bahsetmesine rağmen ceza dosyasını incelediğine, dosyanın istendiğine ilişkin bir veri söz konusu olmadığını; bu nedenle ceza dosyasının mahkemece de incelenmediğinin anlaşıldığını; Ceza dosyası incelenmiş olsa Müvekkilinin ceza davası dosyasının bir tarafı olmadığı ancak Müvekkili gibi mağdur olan kişilerin şikayetiyle ya da vergi dairesi ihbarıyla başlamış bir ceza yargılamasının söz konusu olduğunun tespit edilebileceğini; söz konusu davanın kesinleşmediği Yargıtay sürecinin devam ettiğinin bilinmekte olduğunu; tüm bu bilgilerin ellerinde olsa ya da olmasa dahi kendilerinin davadaki taleplerine engel bir durum olmadığını belirtmek gerektiğini; münfesih olan bir şirketle ilgili ticaret sicil müdürlüğü sahtecilik davasına ilişkin bir kararla re'sen ihya kararı vermediğini; ticaret sicil müdürlüğü ticaret mahkemesinin kararının talep etmekte olduğunu; işbu dava açılmadan önce de ticaret sicil müdürlüğü ile görüşüldüğünü ve ticaret mahkemesinden ihya kararı getirmelerinin istendiğini; müvekkili açısından hukuki yararın olduğunun açıkça ortada olduğunu; ceza mahkemesi ya da idare mahkemesi kararıyla ihyanın mümkün olmadığı ve ticaret sicil müdürlüğünün re'sen ihya kararı vermediğinin bilinen bir durum olduğunu; müvekkilinin söz konusu ceza davasının tarafı olmadığını; müvekkili ile ilgili ceza davasında bir yargılama yapılmadığını, müvekkili adına sahte imzalarla ilgili başkaca bir ceza davasında bir yargılama yapılmadığını; müvekkili hakkında da bir ceza davası ihbarı yapılmadığını; müvekkilinin mağdur olduğunun vergi dairesi tarafından da anlaşıldığını ancak geçen süreç içerisinde dijital kayıtlarda müvekkili şirket yetkilisi gözüktüğü için otomatik olarak müvekkilinin vergi sorumlusu haline getirildiğini; müvekkilinin sadece müdürlük kararının iptali için mahkemeye başvurduğunu ve söz konusu davasını kazandığını; müvekkilinin sürecin karar doğrultusunda resmi sistemlere de kayıt edildiğini düşünmüşse de dava dilekçelerinde de belirttiklerini, kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığının ortaya çıktığını; bu nedenle işbu davanın açılmasında hukuk yararın söz konusu olduğunu; tüm bu bilgiler karşısında ilk derece mahkemesi tarafından davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, Mahkeme kararı karşısında ülkemizde uygulamaya ilişkin bir kısım bilgileri de açıklama zaruretinin doğduğunu; vergi dairesinin müvekkil hakkında bir vergi bedeli çıkarttığını; bunun nedeninin müvekkilinin ticaret sicil kayıtlarında söz konusu şirketin müdürü olarak gösterilmesi olduğunu; Vergi dairesine müdürlük kararının iptaline ilişkin karar verilmesine rağmen vergi dairesi yetkilileri kendilerinin ancak vergi mahkemesi kararıyla işlem yapabileceklerini belirtmekte olduklarını; dolayısıyla ellerinde bulunan İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararı tek başına sonuç doğuramadığını; bu kararı ticaret sicile götürdüklerinde de önce şirketin ihya edilmesi gerektiği bunun da tek başına yetmeyeceğinin ayrıca kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlanması için mahkeme kararı ile ticaret sicil müdürlüğüne talimat verilmesi gerektiğinin belirtildiğini; bu durumda karşılarına Adli yargı süreci, ticaret sicil müdürlüğü süreci, vergi dairesi ve vergi mahkemesi süreci çıkmakta olduğunu; bunların ayrı ayrı takip edilmesinin elzem olduğunu ancak ihya yapmadan ve kararın ilanı sağlanmadan vergi mahkemesine dava açtıklarında ticareti sicil kayıtlarına göre işlemlerin yapılmasının gerekeceği ve önce söz konusu kararın ticaret sicil gazetesinde ilanın gerektiğinin belirtileceği ve bu yönde bir karar çıkacağını; Ticaret sicil kayıtları düzeltilmeden yapılacak diğer işlemlerde de engel çıkacağını belirtmenin yanlış olmayacağını; Ticaret sicil müdürlüğü herhangi bir kararı ilanı için münfesih şirketin ihyasının zorunluluk olduğunu; burada adli ve bürokratik işlemlerin işleyebilmesi için adli yargı mahkemesi kararı gerektiğini; uygulamada resmi kurumların bürokratik açından bu şekilde hareket etmekte olduklarını; bu nedenle izlenmesi gereken yolun sırasıyla şu şekilde olduğunu; öncelik şirketin ihya edilmesi kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlanması, vergi dairesinin ticaret sicil gazetesi ilanını dijital kayıtlarda görmesi ve vergi mahkemesinde dava açılması gerektiğini, Kararın ticaret sicil gazetesinde yayınlanmasının da Müvekkili üzerindeki vergi yükünü re'sen ortadan kaldırmadığını; bunun için ayrıca vergi mahkemesinde dava açılacağını; ancak bu sürecin usul ve yasaya uygun bir şekilde işletilmediği sürece vergi mahkemesi yargılamasının eksik kalacağını; Müvekkili lehine İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararı ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığı için şu anda bu yargı süreçlerinin ve bürokratik işlemlerin yapılması gerektiğini; yıllar önce yapılmamış bir işlemin hali hazırda müvekkilinin ağır bir şekilde mağduriyetine neden olduğu dikkate alındığında müvekkilinin işbu dava ile ihya talebinde bulunmasında ne denli hukuki yararı olduğunun anlaşılacağına inandıklarını; İlk derece mahkemesinin sahtelik davası olarak belirttiği ceza mahkemesi kararının ticaret sicil kayıtlarını otomatik olarak düzeltmesi gibi bir durum söz konusu olmadığını; müvekkilinin ceza davasında bir taraf haline getirilmediğini; müvekkili ceza davasının tarafı olsa dahi ceza yargılaması ile ticaret sicil kayıtlarının kendiliğinden düzeltilmesi gibi bir durum söz konusu olamadığını; ceza yargılaması ve diğer hukuki ihtilaflara ilişkin yargılamanın ayrı mahkemelerde sürüdürülmesi gerektiğini; müvekkili ...'nun kendisiyle ilgili söz konusu müdürlük kararının iptali için İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. Sayılı dosyasından hukuki mücadele içerisine girdiğini ve yıllar önce davasını kazandığını; yapılması gereken hususun bu kararın ticaret sicilde yayınlanması olduğunu; bu hususun hukuk mahkemelerinin görev ve yetki alanı içerisinde kaldığını ancak dilekçeleri kapsamında ayrıntılı olarak da açıklanıldığı gibi bu süreçte mahkeme kararı ticaret sicilde ilan edilmeden dosyanın arşive kaldırıldığını; geçen zaman içerisinde söz konusu şirketin de münfesih hale getirildiğini; haliyle bu şirketin tüzel kişilik varlığı münfesih ilan edilmek ile ortadan kalktığı için şirket ile ilgili ilan yapılamadığını; bu nedenle kararın ilan edilebilmesi için öncelikle şirketin sınırlı da olsa ihya edilmesi gerektiğini; ihya kararının ancak yetkili ve görevli ticaret mahkemesinden talep edilebilecek bir durum olduğunu; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden kararın ilanı için görüşmeye gidildiğinde öncelikle bu şirketin ihya edilmesi gerektiği bunun için de mahkeme kararı gerektiğinin belirtildiğini; bu aşamada ceza mahkemesinin ticaret sicil üzerinde bir etkisinin söz konusu olmadığını; bunun hukuk mahkemesi kararına dönüşmesi gerektiğini; müvekkilinin lehine mahkeme kararı olup bunun ticaret sicilde yayınlanabilmesi için söz konusu şirketin ihyasını talep etmekte Müvekkilinin hukuki yararı söz konususu olduğununun kabul edilmesi gerekmekte olduğunu; hatta müvekkili açısından ihya talebinin elzem olduğunu, Müvekkilinin kendi adına kayıtlı ... plakalı aracı satmak istediğinde araç üzerinde Beyazıt Vergi Dairesinin 16.08.2010 tarihli ... evrak sayılı haciz kaydı olduğunu öğrendiğini; müvekkilinin herhangi bir vergi borcu olmadığını bildiği ve bugüne kadar kendisine herhangi bir vergi bildirimi gelmediği için haczin nedenini öğrenmek amacıyla vergi dairesi müdürlüğüne gittiğini ve borcun kaynağını sorduğunu; Müvekkile verilen borç sorgulama yazısı ile Beyazıt Vergi Dairesi ... vergi numaralı, ticaret sicil no:... ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin 10/2006 ila 12/2017 tarihleri arasında değişik tarihlerden kaynaklı vergi aslı borçlarının ve bu vergilerin gecikme zammı yükümlüsünün Müvekkili ... olarak gösterildiğinin anlaşıldığını; bu şekilde 6.148.444,74.-TL. vergi aslı, 9.918,669,96.-TL. gecikme zammı uygulandığının görüldüğünü; Müvekkili ...’nun söz konusu vergi borcundan haberi olmadığı gibi vergi yükümlüsü ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirket ile bir ilişkisi söz konusu olmadığını; Müvekkilinin birçok kişi gibi bu şirketin yasa dışı uygulamalarının mağduru olduğunun öğrenildiğini; bu nedenle İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2011/120 E., 2016/158 K. sayılı dosyasından bahsedildiğini ancak bu dosyanın tarafının Müvekkili olmadığını; onlarca kişinin farklı tarihlerde mağduriyetinin söz konusu olmakla herkesin farklı hukuki süreçler işlettiğini; Müvekkilinin yıllar önce söz konusu usulsüzlükleri öğrenir öğrenmez avukatı aracılığıyla ...Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin Müvekkilin müdürlüğüne ilişkin ortaklar kurulu kararının iptali için dava açtığını; yapılan yargılama neticesinde imzalar üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığını ve Müvekkili adına düzenlendiğini ve müvekkilinin şirket müdürü haline getirilmesini sağlamış imza beyannamesindeki imzaların müvekkile ait olmadığının mahkemece tespit edildiğini; İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararı ile Müvekkilinin davasının kabulüne karar verildiğini ve ... Tic. Ltd. Şti.’nin 03.04.2006 tarihli 5 sıra nolu ortaklar kurulu kararının iptali ile Müvekkili ...’nun ... Tic. Ltd. Şti.’nde müdür olmadığının tespitine karar verildiğini; söz konusu bu mahkeme kararının 22.11.2012 tarihinde kesinleştiğini; mahkeme kararıyla da sabit olduğu üzere Müvekkili ... vergi borçlusu ... Tic. Ltd. Şti.’nin hiçbir zaman müdürü olmadığını, Ancak İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararının resmi kayıtlara işlenmediği için söz konusu şirket ile ilgili müvekkilinin vergi borçlusu haline getirildiğini; şüphesiz haksız bir şekilde uygulandığı açık olan vergilerin iptali için de hukuki haklar kullanılacak vergi mahkemesinde dava açılacağını; vergi dairesinin de Ticaret Mahkemesi kararı ile kendilerinin hareket edemeyeceğini ancak Vergi Mahkemesi kararı ile söz konusu vergi borcunun ortadan kaldırılacağını şifahi olarak söylendiğini; Müvekkilinin haklı olduğunu her kurum çalışanı ya da yetkilisi kabul etmekte olduğunu ancak görevli ve yetkili mahkeme kararı olmadan süreçlerin devam edemediğini; dolayısıyla uygulamada hiçbir kurumun maalesef kendiliğinden harekete geçmediğini "burada bir hata var bunu düzeltelim" demediğini; uygulamada resmi kurumlar tarafından talep edilenleri kısaca belirtmek gerektiğinde; Vergi Dairesinin resmi kayıtları ticaret sicil müdürlüğünden alduğını, bunun düzeltilmesi gerektiğini, bundan sonrası için de vergi mahkemesi kararı gerekeceğinin belirtildiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün öncelikle şirketin ihya edilmesinin gerektiğini bunun için de Ticaret Mahkemesi kararı gerektiğini belirttiğini, Şirketin ihyasından sonra da kararın ilanı için ilgili mahkemesinden ya da yeni bir Ticaret Mahkemesinden ilana ilişkin karar ve bu kararın ilanı için ticaret sicil müdürlüğüne müzekkere yazılması gerektiği belirtiltiklerini, Aslında uygulamanın da bu yönde olduğunun bilinmekte olduğunu, hukuki süreçlerin buna göre işlemekte olduğunu; bu nedenle ilk derece mahkemesi kararından davadaki taleplerinin hatalı olarak ele alındığını düşündüklerini; Müvekkilinin lehine olan İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararının dahi tek başına sonuç doğuramamakta olup Müvekkilinin taraf olmadığı bir ceza davasının sonucunun ticaret sicile kendiliğinden sonuç doğurmasının mümkün olmadığını; burada bürokrasinin harekete geçmesi için yetkili ve görevli mahkeme kararının şart olduğunu, Dava dilekçelerinde ve işbu istinaf dilekçelerinde de belirttikleri üzere, bu süreçte tüm işlemlerin yapılabilmesi ve sürecin ilerleyebilmesi için şirketin öncelikle en azından sınırlı ihyası sonrasında ise müdürlük kararının iptaline ilişkin mahkeme kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanması gerektiğini; bunu talep etmekte Müvekkilinin yararının olduğunun açıkça ortada olduğunu; müvekkilinin üzerindeki haksız vergi borcu baskının bir anca önce kaldırılabilmesi ve resmi kayıtların düzeltilebilmesi için başvurulabilecek başkaca bir yol söz konusu olmladığını; önceliğin şirketin ihya edilmesi olduğunu; bunun için mahkeme kararına ihtiyaç duyulmakta olduğunu; tüm bu hususların ve re'sen Müvekkili lehine olan sair hususlar dikkate alınarak Yerel Mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini arz ve talep ettiklerini; aksi halde dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle ve re'sen Müvekkili lehine dikkate alınacak nedenlerle, İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/799 E., 2024/2 K. sayılı 04.01.2024 tarihli kararına karşı istinaf başvurusunda bulunduklarını, usul ve yasaya aykırı Yerel Mahkeme kararının kaldırılması ile davanın tümüyle kabulüne karar verilerek İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 07.07.2012 tarihli kararının yayınlanabilmesi için ticaret kaydı re'sen ticaret sicilden silinerek münfesih hale getirilen ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin öncelikle sınırlı ihyasına aksi halde şirketin tümüyle ihyasına karar verilmesini ve kararın ticaret sicilde tescil ve ilanına karar verilmesini, şirketin ihyası ile birlikte İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 E., 2012/147 K sayılı 10.07.2012 tarihli kararının ticaret sicil gazetesinde yayınlanmak üzere ticaret sicil memurluğuna bildirilmesine karar verilmesini ve kararın ticaret sicilde tescil ve ilanına karar verilmesini talep ettiklerini; tekrar zaman kaybı yaşamamak adına Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilebileceğini düşündükleri için öncelikli taleplerinin bu yönde olduğunu ancak Bölge Adliye Mahkemesince yeninden karar verilmeyecekse de dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; TTK'nun geçici 7 maddesi uyarınca sicilden re'sen terkin edildiği belirtilen ... Triko Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited şirketinin, davacının şirket müdürü olmadığının tespitine ilişkin İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/792 esas, 2012/147 karar sayılı kararının sicile tescil ve sicil gazetesinde ilanını sağlamak üzere ihyası ve davacının ortak olmadığının tespitine ilişkin kararın sicil gazetesinde ilanı taleplerine ilişkindir. Mahkemece tensiben, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 Esas, 2012/147 Karar Sayılı kararının yayınlanması ve tescili için şirketin ihyasının gerekmediği, kesinleşen sahtecilik davasına ilişkin kayıtların Ticaret Sicilinde düzeltilmesinin mümkün olduğu, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçeleri ile reddedilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı yan; üzerine kayıtlı ... plakalı aracı satmak istediğinde araç üzerinde Beyazıt Vergi Dairesinin 16/08/2010 tarihli ... evrak sayılı haciz kaydı olduğunu öğrendiğini, haczin nedenini öğrenmek amacıyla vergi dairesi müdürlüğüne gittiğinde Beyazıt Vergi Dairesi'nin ... vergi numaralı mükellefi, ... ticaret sicil numaralı .... Ltd. Şti. unvanlı şirketin 10/2006 ila 12/2017 tarihleri arasındaki değişik tarihlerde doğan vergi aslı borçları ile bu vergilerin gecikme zammı yükümlüsünün, davacı olarak gösterildiğini tespit ettiğini, bu şekilde 6.148.444,74.-TL vergi aslı, 9.918,669,96.-TL gecikme cezası bulunduğunu, davacının vergi yükümlüsü ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirket ile bir ilişkisinin söz konusu olmadığını, ... Tic. Ltd. Şti. şirketinin sahte evraklarla ve davacıya ait olmayan imzalarla davacıyı şirket müdürü olarak gösterdiğini, davacının yıllar önce bu durumu öğrenir öğrenmez şirket aleyhine dava açtığını ve İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 esasi 2012/147 karar sayılı 10/07/2012 tarihli kararı ile davalı şirketin 03/04/2006 tarihli 5 sıra nolu ortaklar kurulu kararının iptali ile davacının ... Tic. Ltd. Şti.’nde müdür olmadığının tespitine karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, ne varki mahkemece bu kararın tescil ve ilanına karar verilmediğini, bu karar vergi dairesine sunulduğunda davacının sicil kayıtlarında müdür olarak gösterildiğinin belirtildiği, sicil müdürlüğüne başvurulduğunda ise şirketin 15/11/2013 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiğinin, İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi kararının şirket terkin edildiği için tescil edilemeyeceğinin bildirildiğini, ihyası istenen şirketin başka kişileri de bu şekilde mağdur ettiğinin hatta şirket ortakları ve usulsüz evrakı onaylayan noter hakkında İstanbul 2 Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/120 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığının ve mahkumiyet karar verildiğinin süreç içerisinde öğrenildiğini, İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi kararının tescil ve ilanının sağlanabilmesi için şirketin ihyası gerektiğini ileri sürmüştür. Dava dilekçesi ekinde, İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10.07.2012 tarihli kararı kesinleşme şerhin, ihyası istenen şirket imza beyannamesindeki imzanın davacıya ait olmadığını gösteren mahkeme bilirkişi raporu, davacıya ait olduğu iddia edilen vergi dairesi belgesi ve araç üzerine vergi dairesi tarafından haciz koyulduğuna gösteren araç sorgulama yazısı, re'sen ticaret sicilden silinme kararını gösteren ticaret sicil gazetesi örneği, davacının sahte imzalarla şirket müdür olarak gösterildiğine ve sonrasında iptal edildiğine ilişkin ticaret sicil gazetesi sayfaları, davacı adına vergi dairesine sunulan 28/12/2023 tarihli başvuru dilekçesi bulunmaktadır. Dava dilekçesi ekinde ayrıca İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı dosyasının tamamının, İstanbul 2.Ağır Ceza Mahkemesi 2011/120 E., 2016/158 K. Sayılı dosyasının tamamının, Gelir İdaresi Başkanlığı İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Denetim Grup Müdürlüğü Vergi Denetmenleri Büro Başkanlığı’nın 07/05/2010 tarihli ... sayılı raporunun, ... Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicil kayıtlarının, İstanbul 44 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/174 esas, 2013/89 karar sayılı kararı ile benzer şekilde şirkete sahte imza ile atanan ... yönünden verilen karar ilişkin dosyanın, gerekmesi halinde ... Tic. Ltd. Şti.'nin vergi kayıtlarının celbinin talep edildiği görülmüştür. Dava dışı ihyası istenen şirketin sicil kayıtları İTO internet sitesi ile Türkiye Ticaret Sicil Gazatesi internet sitesi ilanları üzerinden incelenmiş olup, şirketin 15/11/2013 tarihinde sicilden re'sen terkin edildiği anlaşılmıştır. Davacının davalı şirkete 03/04/2006 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığı, bu kararın 17/05/2006 tarihinde sicile tescil ve 23/05/2006 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği görülmüştür. Dava dilekçesi ekinde bulunan İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10/07/2012 tarihli ilamı kapsamından, ihyası istenen şirketin 03/04/2006 tarihli 5 sıra nolu davalı şirkete ait ortaklar kurulunun kararının iptali ile davacının davalı şirkete müdür olmadığının tespitine karar verildiği, kararın tescil ve ilanına ilişkin ayrıca hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı TTK'nun Geçici 7 inci maddesinde, ticaret sicilinden kaydı re'sen silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir.6102 Sayılı TTK'nun 27/1 fıkrası uyarınca ticaret siciline tescil kurak olarak istem üzerine yapılır. Re'sen veya yetkili kurum veya kuruluşun bildirmesi üzerine yapılacak tescillere ilişkin hükümler ise saklıdır. TTK'nun 31/1 fıkrası uyarınca tescil edilmiş hususlarda meydana gelmiş her türlü değişikliğin tescili zorunludur. Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 26/1 fıkrası uyarınca mahkemenin veya resmi bir kurumun, bir olgunun re'sen tesciline ilişkin kararını alan sicil müdürlüğü bu kararı re'sen tescil eder. Maddenin ikinci fıkrasında ise mahkeme veya resmi bir kurumun, verdiği hüküm veya kararda tescil edilecek olgu ile ilgili olarak müdürlüğü re'sen tescil ile sorumlu tutmadığı hallerde tescil, başvuruya yetkili kişilerin başvurusu üzerine yapılır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davacının şirkette müdür olmadığının tespitine ilişkin mahkeme kararında, sicili bu kararı re'sen tescil ile yükümlü kılan bir hüküm olmadığı, bu nedenle sicilin kararı re'sen tescil etmesine veya davacının şirkete müdür olarak atanmasına ilişkin önceki durumu re'sen düzeltmesine imkan bulunmadığı, şirket sicilden terkin edilerek tüzel kişiliği ve dolayısı ile Yönetmeliğin 22/1-e bendinde sayılan limited şirketlerde tescili istemeye yetkili kişilerin bu yetki ve görevlerinin de son bulduğu, buna göre davacının iddiasının ileri sürülüş biçimine göre, İstanbul 4 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/792 E., 2012/147 K. sayılı 10/07/2012 tarihli ilamının sicile tescilini sağlamak üzere ihya talep etmekte TTK'nun geçici 7/15 fıkrası uyarınca hukuki yararının bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davacı delilleri toplanarak ihya talebi bakımından diğer koşulların oluşup oluşmadığı yönünde tahkikat yürütülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/792 esas, 2012/147 karar sayılı kararının yayınlanması ve tescili için şirketin ihyasının gerekmediği şeklindeki yanılgılı gerekçe ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamış, davacı yanın istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi 04/01/2024 tarih ve 2023/799 Esas - 2024/2 Kararsayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 ve 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/06/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.