İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1371 K.2024/1430

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1371 📋 K. 2024/1430 📅 10.10.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1371
KARAR NO: 2024/1430
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04.07.2024 tarihli Ara Karar
NUMARASI: 2024/326 Esas
DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
Taraflar arasındaki ticari şirket talebinin ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; TTK7nın 449. maddesi hükmüne göre; genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğini, alınan kararlar bakımından; özellikle açık yasa hükmüne aykırı bağımsız denetçi seçimi, müdürler kurulu ibrası, uzun yıllardır kar payı dağıtılmaması gibi pek çok kararının uygulanmasının müvekkilleri bakımından haklarını engelleyen, ticari ve mali anlamda telafisi imkansız zarara uğramasına yol açacak nitelikte olduğunu, ilaveten davaya konu olağanüstü genel kurulda müdürler kurulu üye seçimi ve TTK 626 md.si anlamında yetki verilmesi gibi pek çok icrai karar alındığını, kar payını alamayan, müdürler kuruluna veya genel kurullara dair herhangi bir bildirim yapılmayan, şirket idaresinde söz sahibi edilmeyen, somut-objektif-eksiksiz ve yeterli bilgi verilmeyen, bu ve pek çok hususlarda da mağduriyet yaşayan müvekkilinin iş bu genel kuruldaki kararların yürütmesinin durdurulmaması halinde mağduriyetinin telafi edilemez ve katlanılamaz boyuta ulaşacağını, ilgili yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak alınan, gerçeği yansıtmayan rapor ve şirket kayıtları neticesinde kararlarla ilgili ; yasal hakları ihlal edilen müvekkili bakımından telafisi imkansız zarar doğmasına yol açacak nitelikte olduğunu iddia ederek, alınan kararların icrasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ,davalı şirketin 15.01.2024 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda alınan kararların tamamının batıl olduğunun tespitine, butlan tespiti taleplerinin kabul görmemesi halinde alınan 3,4,5,6,9 ve 10 nolu genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; "Dava dilekçesinde, ihtiyati tedbir talep edilerek TTK'nun 449. maddesi uyarınca dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasının talep edildiğini, öncelikle davacı iddialarını yaklaşık olarak dahi ispat edemediğini, diğer yandan davacının telafisi güç veya imkansız bir zarar tehlikesi ile karşı karşıya olmadığının da açık olduğunu, dava konusu genel kurulda yönetici seçimi vb. gibi icrai karar alınmadığını, bu nedenle geri bırakılacak icrai bir kararda bulunmadığını, davacının soyut, hakikatten uzak iddialarına itibar edilmesinin olanaksız olduğunu, huzurdaki davada ihtiyati tedbirin şartlarının oluşmadığını, iptali talep edilen genel kurul kararlarının her birinin hukuka uygun olduğunu, bu nedenle tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının birebir aynı soyut iddialar ile 2019-2020-2021 faaliyet yılları ile ilgili gerçekleştirilen 17.01.2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararlara karşı da iptal davası ikame etmiş olduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/54 E. sayılı dosyası ile görülen davada da aynı tedbir talebinde bulunduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2024 tarihli ara kararında; "Somut olayda davacı vekili; davalı şirketin 19.10.2023 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararların icrasının T.T.K. m. 449 uyarınca tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiş ise; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı gibi davanın niteliği gereği konunun yargılamayı gerektirdiği, dosyanın bilirkişi incelemesinde olduğu, bilirkişi raporunun ibraz edilmediği, ön inceleme duruşmasının yapılmamış olduğu, davacı tarafın haklılığının yaklaşık olarak kanıtlanması şartının karşılanmadığı, HMK'nun 389. vd maddelerindeki koşulların oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin talebinin bu aşamada reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile davacının soyut ve mesnetsiz tedbir taleplerinin reddine karar verildiğini savunarak, tedbir talebinin ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 04.07.2024 tarihli ara kararında; "...Somut olayda davacı vekili, davalı şirketin 15.01.2024 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantısı’nda alınan kararlarının yürütmesinin durdurulması amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekli olup anılan genel kurulda alınan kararlarının uygulanmasının davacı yönünden hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı konusunda mahkememizde kanaat oluşmadığı, talep sahibi davacının, hakkını tehdit eden yakın bir tehlike nedeniyle ivedi bir koruma ihtiyacı içinde bulunmadığı gözönüne alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar vermiştir. Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dosyaya sunulan belgeler ile davanın esası yönünden haklılıklarının ispata yeterli olduğu açık iken mahkeme tarafından yeterli inceleme yapılmaksızın hatalı olarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiğini, TTK 390 maddesine aykırı olarak bağımsız denetim firmasının tarafsız olmadığı gibi görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bittikten sonra genel kurulca seçilmesinin açıkça kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştirilmiş olduğunu, ret kararının ivedilikle kaldırılması gerektiğini, mahkemenin herhangi bir gerekçe göstermeden yeterli araştırma yapmadan acil koruma ihtiyacı olmadığı gerekçesiyle ret kararının tedbirin konuluş amacına aykırı olduğunu, yasada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatın yeterli olduğunu, ret kararının herhangi bir gerekçeye dayanmadığını, taleplerin HMK 297/2 maddesi kapsamında karşılanmadığını, yürütmenin geri bırakılması talebinin TTK 449 madde yönünden değerlendirilmediğini, mahkemece soyut gerekçeyle zararın doğmadığı, tehdidin gerçekleşmediğinin belirtildiğini, delillerin ve iptali istenen genel kurul karar içeriklerinin tartışılmadığını, adil yargılanma hakkının açıkça ihlaline yol açmakla birlikte, kararların gerekçeli olarak yazılması ilkesini de açıkça çiğnediğini, genel kurul kararı, bilançolar, finansal tablolar incelenmeden karar verildiğini, emsal kararlarda belirtildiği üzere mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini iddia ederek, ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın 622. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 445 vd. maddeleri gereğince limited şirket genel kurul toplantısında alınan kararların tamamının butlanla batıl olduğunun tespiti, bu talebin kabul görmemesi halinde 3-4-5-6-9 ve 10 nolu genel kurul kararlarının iptali istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, derdest davada, TTK'nın 449. maddesi gereğince genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Uyuşmazlık, genel kurul kararının TTK'nın 449. maddesi kapsamında yürütülmesinin geri bırakılması şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, 15.01.2020 tarihinde davalı şirketin dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısının gerçekleştirildiği, toplantıda, gündemin 3. maddesinin 2022 yıllarına ait finans tabloları, faaliyet raporu, gelir gider tablosu ve bilançonun okunup müzakere edilmesi olduğu, yapılan oylamada oy çokluğu ile gündem maddesinin kabul edildiği, davacı vekili tarafından söz alındığı, toplantının davetinin usulüne uygun yapılıp yapılmadığına dair açıklama talep ettiği ve çağrı-ilan ve tebliğlerin usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle olağan genel kurul toplantısının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirttiği ,ayrıca müdürler kurulu yıllık faaliyet raporunun şirketlerin yıllık faaliyet raporunun asgari içeriğinin belirlenmesi hakkında yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmadığı vb itiraz ve beyanlarını tutanağa geçirttiği, gündemin 4.maddesinde, müdürler kurulunun 2022 yılı hesap dönemi için ibra görüşmelerine geçildiği, müdürler kurulunun ibrasının oylandığı, oy çokluğu ile ibrasına karar verildiği, davacı vekilinin söz konusu oylamada söz aldığı ve ibra etmeme nedenlerini tutanağa geçirttiği, gündemin 5.maddesinde, bağımsız denetim kuruluşunun seçimine geçildiği, yapılan görüşmelerde 6102 sayılı TTK'nın 399.maddesi uyarınca şirketin 2023 yılı hesap dönemindeki finansal tabloların denetlenmesi ve kanunlardaki ilgili düzenlemeler kapsamında diğer faaliyetleri yürütmek üzere ... Denetim ve ... AŞ'nin seçilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacı vekilinin gündemle ilgili söz aldığı, gündemin 6.maddesinde ,müdürler kurulunun seçimi ve görev süresinin tespitine geçildiği, seçimin oy çokluğu ile gerçekleştirildiği, davacı vekilinin gündemle ilgili söz aldığı, gündemin 7.maddesinde şirket esas sermayesinin 4.800.000,00 TL'den 28.400.000,00 TL'ye artırılmasına ilişkin görüşmelerin sonucunda sermaye artışı yapılmamasına oy birliği ile karar verildiği, gündemin 8.maddesinde, müdürler kurulu ücretinin belirlenmesine geçildiği ve müdürler kuruluna ücret ödenmemesine dair oy birliği ile karar alındığı, gündemin 9.maddesinde, kar dağıtımının görüşülmesine geçildiği, oy çokluğu ile teklifin kabul edildiği, davacı vekilinin söz aldığı, gündemin 10.maddesinde, şirket müdürler kurulu üyelerine TTK 626 maddesinde sayılı hususlarda gerekli yetki ve izinlerin verilmesinin görüşülmesine geçildiği ve şirket müdürlerine şirketle aynı faaliyet alanında bulunan diğer şirketlerde ortak veya yönetici olmalarına izin verilmesine oy çokluğu ile karar verildiği, davacı vekilinin söz aldığı, muhalefet ettiklerinin tutanakta belirttiği, davalı şirketin hazır bulunanlar listesinde, ortaklardan ..., ... ve ...'un genel kurul toplantısına asaleten katıldığı, davacının vekaleten katıldığı, şirket paylarının itibari değerinin her bir ortak için ayrı ayrı 1.200.000,00 TL olarak gösterildiği, davacı tarafça toplantı öncesinde 13.12.2023 tarihli noterde düzenlenen ihbarnamenin davalı şirkete hitaben düzenlendiği, ihbarnamede, denetçi firma ... AŞ'nin hesaplarının denetimin yapıldığı belirtilerek denetim gereği olarak 31.12.2022 tarihi itibariyle şirkete ait bakiyelerin gönderilen forma doldurularak 2 gün içerisinde mail ve aslının posta ile denetçi firma adresine gönderilmesinin talep edildiği, 13.12.2023 tarihli olarak dava dışı ... AŞ şirketi tarafından 31.12.2022 tarihi itibariyle şirketle ilgili cevap verildiğ, davacı tarafça iş bu davanın açıldığı ve dava dilekçesinde genel kurul kararlarının TTK 449 maddesi gereğince dava sonuna kadar yürütmesinin geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir talep etmiş olduğu anlaşılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde; delil olarak, genel kurul toplantı tutanağını, faaliyet raporlarını, karşılaştırmalı bilanço, gelir tabloları, ticari defter ve kayıtları, sicil kayıtlarını, vergi dairesi kayıtlarını, posta yazışmalarını vb. delilleri göstermiştir. TTK'nın 445. vd. maddelerinde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı düzenlenmiştir. aynı Kanun'un 449/1. maddesine göre; genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilecektir. Bu düzenleme, hukuki niteliği itibariyle ihtiyati tedbire ilişkindir. HMK'nın 389/1. maddesine göre; Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine aynı Kanunun 390/3 maddesine göre; tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir için yaklaşık ispat yeterli görülmüş olup sunulan belgelerle talep edenin, davada haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi ve diğer şartlarında varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda, davacı tarafça genel kurulda alınan kararlarının tamamının butlanla batıl olduğunun tespiti veya bunun mümkün olmaması durumunda genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Dosya içerisindeki mevcut belgelerin incelemesinden yasanın düzenlemesinde yer verilen yaklaşık ispat şartının yerine getirildiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.