İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi E.2024/796 K.2024/844
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/796
KARAR NO: 2024/844
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/03/2024 (Ara Karar)
NUMARASI: 2023/458 Esas
TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/05/2024
İhtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin ara kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP: Davacılar vekili; müvekkillerinin muris ...' varisleri olup davalı şirkette A ve B grubu payları bulunduğunu, davalı şirketin %29 pay sahibi ... vasisi olan ...'in kontrolünde olduğunu, şirketin %51 ortağı vakfın da bu kişi tarafından temsil edildiğini, 30/03/2023 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısının 7. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin 2023 yılına ait mali hakların belirlenmesi kapsamında TTK'nın 408. maddesine aykırı olarak mali hakların belirlenmesi bakımından yönetim kuruluna yetki verildiğini, oysa bu yetkinin genel kurula ait olduğunu, yönetim kurulu üyelerine sağlanan mali hakların fahiş olduğunu, alınan karar ile azınlık hakları ihlal edilerek yüksek ücretler belirlendiğini, yönetim kurulunun yüksek tutarlı bağışlar yaparak pay sahiplerinin kar payı haklarını ihlal ettiklerini, bu nedenle yetkilerinin sınırlandırılması gerektiğini belirterek, davalı şirketin 30/03/2023 tarihli olağan genel kurulda alınan 7 no'lu kararın yokluğunun tespitine, aksi halde iptaline karar verilmesini, kararın yürütülmesinin geri bırakılmasını, davalı şirkete ihtiyati tedbiren yönetim, aksi halde denetim, bunun da mümkün olmaması halinde davada temsili için kayyım atanmasını,şirketin mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İHTİYATİ TEDBİR KARARI: Mahkemece; davalı şirketin yönetim organının mevcut olduğu,eldeki davanın genel kurul kararlarının iptali talebine ilişkin olup şirkete kayyım atanması talebi bakımından yasal koşullar oluşmadığı, davanın konusunu teşkil etmeyen mal varlığı üzerine ihtiyati tedbir konulamayacağı, davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediği, ihtiyati tedbir için yasal koşulların oluşmadığı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde davacının TTK'nın 449 maddesi kapsamında kalan talebinin yerinde olduğu gerekçesiyle ihtiyati tedbiren 7 nolu kararın yürütmesinin durdurulmasına diğer ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İTİRAZ: Davalı vekili;7 nolu kararın uygulanması ile ilgili olarak HMK'nın 389. ve müteakip maddelerinin öngördüğü hususların gerçekleşmediğini, yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen huzur hakkının tutarı göz önüne alındığında hissedarları zarara uğratacak, hakkın elde edilmesini zorlaştıracak ve imkansızlaştıracak bir durum mevcut olmadığını, bilirkişi raporuna beyan süresi dolmadan verilen ihtiyati tedbir kararı ile savunma hakkının ihlal edildiğini, davanın esasını çözer mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, genel kurul tarafından yönetim kuruluna sağlanan mali hakların genel kurul tarafından belirlendiğini belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
EK KARAR: Mahkemece; 7 nolu karar ile YK üyelerine 2023 yılında yıllık brüt 4.000.000-TL'yi geçmemek üzere huzur hakkı vs ödenmesi ile ödenecek ücretlerin ne miktarda olacağının yönetim kurulu tarafından belirleneceğine oy çokluğu ile karar verildiği, davacıların muhalif kaldığı, davada da bu kararın TTK'nın 398 ve 408 maddesi hükümlerine aykırı olması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti istendiği, alınan kök ve ek raporda bilirkişi heyetince 7 nolu kararın TTK 408/2-b maddesine aykırı olması sebebiyle TTK m. 447 uyarınca batıl olduğu yönünde görüş bildirildiği, ihtiyati tedbire itirazın değerlendirildiği aşamada dosyaya sunulan bilirkişi raporunun mahkemece dikkate alınmasında yasa ve usule aykırı bir durum bulunmadığı, dosyada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde dosyanın geldiği aşama itibariyle davacıların iddiaları yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, bu itibarla davalı yanın ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacılar vekili; yönetim kurulu başkanı ile mirasçı pay sahipleri arasında menfaat çatışması bulunduğunu, 1-TL sermaye ile % 80 payı idare ettiğini, yönetim kurulu başkanının % 51 pay sahibi vakıfla, % 29 paydaş ...' vasisi sıfatıyla bağlı ortaklıklara da hakimiyet sağladığını, bağlı şirketlerin tamamının yönetiminde aynı kişi olduğunu, yönetim kurulu üyelerine fahiş miktarda mali haklar sağlandığını, ...'in vasilik haklarını kötüye kullandığına dair talepte bulunulduğunu,yönetim kurulunun şirket kasasından yüklü miktarda bağışlar yaptığını,kar payı alma haklarının ihlal edildiğini belirterek şirkete tedbiren yönetim veya denetim kayyımı atanmasına, yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılmasına,şirketin malvarlığı üzerine tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili; ihtiyati tedbir kararının 29/01/2014 tarihinde davacılara tebliğ edildiğini, ancak HMK 393' gereği bir haftalık süre içinde tedbir kararının uygulanması için icra dairesine başvurulmadığını,05/02/2024 tarihinde mahkemeye müracaat edilmiş ise de mahkemece kararın icra dairesince uygulanmasına karar verildiğini, tedbir kararının halen uygulatılmadığından kalktığını,yönetim kuruluna ödenmesine karar verilen huzur hakkının tutarı göz önüne alındığında hissedarları zarara uğratacak, hakkın elde edilmesini zorlaştıracak veya imkansızlaştıracak bir miktar olmadığını, kesinleşmeyen bilirkişi raporuna karşı beyan süresi dolmadan verilen ihtiyati tedbir kararının savunma hakkını ihlal ettiğini, davanın esasını çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, genel kurul tarafından yönetim kuruluna sağlanan mali hakların niteliği ve tutarının yine genel kurul tarafından belirlendiğini belirterek ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Talep; davalı şirketin 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın iptali ve yönetim kurulunun yetkilerinin sınırlandırılması istemi ile açılan davada anılan kararın icrasının durdurulması, şirkete tedbiren kayyım atanması, şirket malvarlığının devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.TTK nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinden yararlanılabilir.HMK'nın 389. maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." şeklindedir. Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir.Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Somut uyuşmazlık genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, davalı şirketin malvarlığına ilişkin bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bunun dışında davanın devamı süresince şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması talep edilmiş ise de anonim şirketlerde yönetim kurulunun yönetim yetkisinin mahkemelerce kaldırılacağına veya sınırlandırılacağına ilişkin yasal düzenleme yoktur. Yönetim Kurulunun görevden alınması, seçilmesi TTK'nın 408(2)-b gereği şirketin genel kuruluna tanınan bir yetkidir. Kaldı ki, şirkete yönetim veya denetim kayyımı atanması da geçici bir hukuki koruma tedbiri olup mahkemece böyle bir geçici hukuki korumaya karar verilebilmesi için, HMK'nın 389. maddesi gereğince somut bir tehlikenin varlığı zorunludur. Davalı şirkette yönetim boşluğu bulunmadığı, bu aşamada yaklaşık ispat koşulunun da gerçekleşmediği dikkate alındığında kayyım atanmasına ve yönetim kurulunun yetkilerinin kısıtlanmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. İhtiyati tedbire konu teşkil eden 7 nolu karar ile Yönetim Kurulu üyelerine 2023 yılında yıllık brüt 4.000.000-TL'yi geçmemek üzere huzur hakkı, prim ve ikramiye ödenmesi ile YK üyelerine ödenecek ücretlerin ne miktarda olacağının yönetim kurulu tarafından belirleneceği hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir. Davacılar bu karara muhalif kalmış olup, eldeki davada da bu kararın TTK 398 ve 408 maddesi hükümlerine aykırı olması nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti talep edilmiştir.Mahkemece bilirkişi raporlarında genel kurulda alınan 7 nolu kararın TTK 408/2-b maddesine aykırı olması sebebiyle TTK'nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yönünde görüş bildirildiği belirtilerek davanın geldiği aşama itibariyle davacıların iddiaları yönünden yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır. Davalı vekili tarafından HMKnın 393 hükmü uyarınca davacının ihtiyati tedbirin uygulanması için 1 haftalık kesin süre içerisinde infaz ettirilmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir kararının hükümsüz kaldığı ileri sürülmüş ise de verilen tedbir kararı, genel kurulda alınan kararın yürürlüğünün geçici olarak durdurulmasına ilişkin olup kararın uygulanabilmesi için icra dairesine infaza konulması ya da yazı işleri müdürünün görevlendirilmesi gerekmemektedir. Mahkemece ticaret sicil müdürlüğüne yazılacak yazı ile infaz edilebilecek niteliktedir. Davacının tedbire ilişkin ara kararın tebliğ edildiği 29/01/2024 tarihinden itibaren 1 haftalık süresi içerisinde 05/02/2024 tarihinde kararın infazı için mahkemeden talepte bulunduğu dikkate alındığında bu yoldaki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle; mahkemece şirkete tedbiren kayyım atanması, şirket malvarlığının devrinin önlenmesine yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karar ile ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararında bir isabetsizlik görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Taraflarca yatırılan peşin harcın istinaf karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/05/2024