İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi E.2025/824 K.2025/991
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/824
KARAR NO: 2025/991
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/07/2024
NUMARASI: 2022/1039 Esas - 2024/542 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025
İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/03/2020 tarihinde meydana gelen trafik kazasında, müvekkilinin babası ...'un yaya konumunda otobüs durağında beklerken, durağın önünde meydana gelen çift taraflı trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiğini, kazanın meydana gelmesinden sorumlu ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMM sigortalı bulunduğunu, bu nedenle oluşan zararlardan sorumlu olduğunu, müvekkil tarafından davalı sigorta şirketine zararların karşılanması amacıyla başvuruda bulunulduğunu, sigorta şirketi tarafından müvekkiline bir kısım ödeme yapıldığını, ancak kaza nedeniyle Menderes 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/751 Esas sayılı ceza yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda araç sürücüsünün asli kusurlu, müteveffanın ise kusursuz olduğunun belirlenmesi üzerine sigorta şirketine tekrar başvuruda bulunulduğunu ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını beyanla, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (HMK.m.107) 5.000,00-TL destekten yoksun kalma maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil sigorta şirketine usulüne uygun şekilde yapılmış bir başvuru bulunmadığından davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; "... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS ile sigortalı olduğu, davacı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebi ile Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulduğu, bu başvuru neticesinde 2020/E.102062 Esas ve K-2021/35006 karar sayılı karar verildiği, itiraz üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin 14/06/2021 tarihli 2021-18132 kararı ile başvurunun reddine karar verildiği, söz konusu kararın görülmekte olan dava yönünden kesin hüküm oluşturduğu..." gerekçesiyle; Davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından; Sigorta Tahkim Komisyonu kararında müteveffanın tam kusurlu araç sürücüsünün ise kusursuz bulunduğu gerekçesiyle talebin reddedildiği, ancak ceza yargılamasına ilişkin alınan yeni kusur raporunda araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu, müteveffanın ise kusursuz olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla değişen kusur durumu neticesinde Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından verilen kararın kesin hüküm niteliği taşımadığı, ilk derece mahkemesince yargılama yapıp davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme neticesinde davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğu, kararın kaldırılması gerektiği belirtilerek istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Dava; trafik kazasına bağlı ölüm olayına dayanılarak açılmış destekten yoksun kalma maddi tazminatı istemine ilişkindir.Davacının eldeki davanın açılmasından önce Sigortacılık Kanunu'nun kendisine tanıdığı seçimlik hakkını kullanarak, kendisi yönünden ihtiyari çözüm yolu olan Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde davalı sigorta şirketi aleyhine, meydana gelen trafik kazasından dolayı desteğinin vefat etmesi sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı istemiyle başvuruda bulunduğu, başvurusu üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemi'nce 25/03/2021 gün ve 2020.E.102062 - K-2021/35006 sayılı kararla "kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'un tam kusurlu olduğu, sigortalı aracın sürücüsünün ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığının dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlenmesi sebebiyle davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan sorumlu olmayacağı" gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'ne başvuruda bulunulduğu, İtiraz Hakem Heyetince 14/06/2021 gün 2021/İHK-18132 sayılı kararla davacı vekili tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın yargılaması neticesinde mahkemece İtiraz Hakem Heyetine yazı yazılarak kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulduğu; İtiraz Hakem Heyeti'nin 01/07/2024 tarihli cevabi yazısı ile de; komisyona ait dosyaların tarafların talebi üzerine mahkemeye tevdi edildiği, tevdi işleminden sonra saklama dosyası oluşturulduğu, yapılan bir başvuru bulunmadığından komisyonca verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hakkında kesin bilgi vermenin mümkün olmadığı bildirilmiştir. Bilindiği üzere kesin hüküm, ilişkin olduğu konuda uyuşmazlığı ortadan kaldırır. Bu yüzdendir ki açılan bir dava hakkında kesin hüküm bulunmaması bir yargılama koşulu olup, mahkemece re'sen gözetilmesini gerektirir.(HMK.m.303)
Tarafları, dava konusu ve dava sebebi aynı olan kesinleşmiş karar, sonradan açılan dava için kesin hüküm teşkil eder. Gerek maddi, gerek şekli anlamda kesin hüküm dava şartlarından olmakla hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir ve varlığı saptandığı takdirde kesin hükmün varlığı nedeniyle davanın reddi gerekir.Bir kararın kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi için de, evvelce verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleştirilmiş olması zorunludur.Anayasa Mahkemesi'nin 2005/465 nolu başvuru üzerine yaptığı inceleme sonucunda verilen 12/09/2018 günlü kararda; hakem heyeti kararları ile ilgili olarak, kararın mahkemece tebliğ edilmesi gerektiğine hükmedilmiş ve bu kararla aynı mahiyette bulunan Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 04/12/2018 gün ve 2018/5787 E. - 2018/11726 K. sayılı kararında; "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesinin 23. fıkrasında, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun hükümlerinin sigortacılıktaki tahkim hakkında da kıyasen uygulanacağı belirtilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın tahkim usulüne ilişkin tebligatı düzenleyen 438. maddesinde de, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligatın 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı düzenlenmiştir. Bu itibarla hakem kararı kendisine verilen mahkeme, hakem kararının kendisine verildiğini ve kararın neden ibaret olduğunu iki tarafa da yazılı olarak tebliğ etmelidir. Her iki taraf hakkında da temyiz süresi ancak bu tebliğ tarihinden itibaren işlemeye başlar." denilerek, sigorta tahkim komisyonu hakem kararlarına karşı istinaf/temyiz süresinin, mahkemesince tebliğinden itibaren başlayacağı kabul edilmiştir. Yargıtay 11. HD. 31/05/2018 gün ve 2018/1476 E. - 2018/4167 K. Sayılı kararı da aynı yöndedir.Açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; davacının başvurusu üzerine Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakemi'nce 25/03/2021 gün ve 2020.E.102062 - K-2021/35006 sayılı kararla "kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'un tam kusurlu olduğu, sigortalı aracın sürücüsünün ise kazanın oluşumunda herhangi bir kusurunun bulunmadığının dosyada alınan bilirkişi raporu ile belirlenmesi sebebiyle davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan sorumlu olmayacağı" gerekçesiyle başvurunun reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti'ne başvuruda bulunulduğu, İtiraz Hakem Heyetince 14/06/2021 gün 2021/İHK-18132 sayılı kararla davacı vekili tarafından yapılan itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın yargılaması neticesinde mahkemece İtiraz Hakem Heyetine yazı yazılarak kararın kesinleşip kesinleşmediğinin sorulduğu; İtiraz Hakem Heyeti'nin 01/07/2024 tarihli cevabi yazısı ile de; komisyona ait dosyaların tarafların talebi üzerine mahkemeye tevdi edildiği, tevdi işleminden sonra saklama dosyası oluşturulduğu, yapılan bir başvuru bulunmadığından saklama dosyası oluşturulmadığı, komisyonca verilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hakkında kesin bilgi vermenin mümkün olmadığının bildirildiği, ne var ki duraksamaya mahal bırakmayacak şekilde tahkim kararının; kararı saklamakla görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilip gönderilmediği, kararın usulünce kesinleşip kesinleşmediği hususlarında inceleme ve araştırma yapılmadığı görülmüştür. Eksik araştırma ve incelemeyle karar verilemez.O halde mahkemece; Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen kararın, kararı saklamakla görevli mahkemeye gönderilip gönderilmediği, gönderilmiş ise, mahkemece saklama kararı yazılıp yazılmadığı ve yazılmış ise kararın taraflara mahkemece tebliğ edilip edilmediği, bu suretle usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılıp belirlenmesi, henüz kesinleşmemiş ise talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı yönünden derdest dava niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsizdir.Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın HMK'nın 353/1-a/6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, istinaf istemine konu olan ve başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE,4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.26/06/2025