İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1443 K.2024/1433

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1443 📋 K. 2024/1433 📅 10.10.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1443
KARAR NO: 2024/1433
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25.07.2024 tarihli ara karar.
NUMARASI: 2024/332 E.
DAVANIN KONUSU: Tespit
Taraflar arasındaki derdest haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi dava dosyasında, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin otomotiv sektöründe faaliyet gösterdiğini ve ...,..., ... ve ... markalı otomobillerin Türkiye ithalatçısı ve distribütörü olarak çalıştığını internet sitesinde ilan ettiğini, araçların satışının sağlanması için müvekkilinin ülke çapında bayilikler kurduğunu, bayi ve servis istasyonları ile satış ve servis hizmeti verildiğini, davalı şirketin de motorlu araçların bakım, onarım ve imalatı ile ilgili faaliyette bulunduğunu, davalının işletmesinde müvekkilinin bayi ve distribütörü olduğu markaların görsellerinin hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığını, davalının ayır edici özelliği bulunmayan markasını, marka hakkına uygun şekilde kullanmadığını, davalının ticari faaliyetinde müvekkilinin bayisi olduğu markaları usulsüz şekilde kullandığını, yapılan eylemin TTK'nın 54. maddesi kapsamında, rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı eylemler olduğunu, TTK'nın 55. maddesinde haksız rekabet hallerinin örnek şeklinde sayıldığını, bu maddenin 1. fıkrası kapsamında, dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri diğer hukuka aykırı davranışların haksız rekabet olarak belirlendiğini, özellikle kendi ticari işletmesi faaliyetleri ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı ve yanıltıcı açıklamalarda bulunmak ve başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak şeklindeki eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespiti ve önlenmesine, davalının faaliyet adresi ile www....com.tr adresli internet sitesi üzerinde inceleme yapılarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine ilişkin verilen karara karşı davacı tarafından istinaf başvurusu yapılmış; Dairemizin 14.03.2024 tarih ve 2024/267-412 E.K.sayılı kararı ile mahkemenin görevli olduğu belirlenerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin işyeri tabelasındaki ve internet sitesindeki marka logolarının haksız rekabet oluşturacak kadar büyük olduğunun ileri sürüldüğünü, oysa müvekkilinin uzun yıllardır özel servis ve tamirhane olarak faaliyette bulunduğunu, özel servisin ustalaştığı, tecrübe edindiği araçların tamirinin daha kolay olduğunu ve araç sahiplerinin de belli alanda uzmanlaşmış servisleri tercih ettiğini, müvekkilinin faaliyette bulunduğu sanayi sitesindeki tamircilerin de hangi araç grubunda uzmanlıkları bulunuyorsa o gruba ilişkin logoları kullandıklarını, yetkili servis tabelası asılmadığını, tabelalarda en başında müvekkilinin tescilli markasının kullanıldığını, diğer logoların ise ikincil olarak tescilli markanın yanında kullanıldığını, servis hizmeti veren bir işletmenin, kendi işletme adının hakim unsur şekilde yazmak koşuluyla, işyerinde belirtilen markalı araçlara hizmet verildiğini göstermek bakımından marka sahibinin iznine gerek olmadan tescilli markayı tali unsur olarak kullanılabileceğini, müvekkilinin kullanımının haksız rekabet niteliğinde olmadığı savunara, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 15.05.2024 tarihli ara kararıyla tedbir talebinin davanın neticesini öne çekmeye ilişkin olduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. İstinaf başvurusu üzerine Dairemizin 10.06.2024 tarihli, 2024/903 - 970 sayılı kararı ile bu karar kaldırılmıştır. Davacı vekili 08.07.2024 havale tarihli dilekçesinde ; davalının tabelasında işletme adının tuttuğu yer kadar müvekkilinin distribütörü olduğu markalara da yer verildiğini, oysa davalının kendi markasını/işletme adını ön plana çıkarması gerektiğini, davalı adına tescilli olmayan ve lisans hakkına sahip olmadığı markaları kendi işletme adına denk hacimde ve büyüklükte kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini, söz konusu kullanımının bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, müvekkilinin daha fazla zarar görmemesi için davalının haksız rekabet mahiyetindeki eylemlerinin kaldırılmasına ve önlenmesine ilişkin TTK'nın 61/1.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesinin 09.07.2024 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne, 100.000,00 TL teminat yatırıldığında dair belge sunulması veya bu miktarda teminat mektubu sunulması halinde, davalının iş yeri tabelasında bulunan ..., ..., ... Otomobil logolarının ve amblemlerinin kullanmaktan men edilmesine, söz konusu amblem ve logoların davalının iş yeri tabelasından sökülerek kaldırılmasına, davalının internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına yönelik taleplerin bu aşamada reddine, karar verilmiştir. Davacı vekili, 18.07.2024 havale tarihli dilekçesi ile 09.07.2024 tarihli ara karardan rücu edilmesini istemiş ve hem işyeri tabelası hem de işyeri tabelasının fotoğraflarını içeren internet sitesi ve sosyal medya hesapları yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Ayrıca, tedbirin teminatsız olarak verilmesini, teminat konusunda mahkemenin aksi kanaatte olması halinde teminat tutarının 25.000,00 TL'nin altında belirlenmesini istemiştir.Davalı vekili, HMK'nın 394 uyarınca ihtiyati tedbire itirazlarını içeren dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararının hukuka aykırı olduğunu, tedbir kararıyla yargılama sonucunda elde edilecek hakkın elde edildiğini, henüz tamamlanmamış bir yargılamada 100.000,00 TL teminat karşılığında dava sonucunu elde eder şekilde tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu, tedbir kararından sonra müvekkilince "özel servis" ibaresinin eklenmesi ve "..." harflerinin logoda daha büyük ve öne çıkacak şekilde yazıldığını, böylelikle ... ve ... ile ... markalarına ait görsellerin daha küçük kaldığını, müvekkilinin yetkili servis olduğunu gösterir herhangi bir görsel kalmadığını belirterek, tabelada yapılan değişikliklerin de dikkate alınarak ihtiyati tedbirin kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbire ve teminata yönelik itirazların incelendiği 25.07.2024 tarihli ara kararla; "...Somut olayda davacı tarafın tedbir talebi; Haksız rekabetin tespiti, men’i, haksız rekabetin kaldırılması istemiyle açmış olduğu davada, müvekkilinin daha fazla zarar görmemesi için davalının haksız rekabet mahiyetindeki eylemlerinin kaldırılması ve önlenmesi istemine dayanmaktadır. -Bu kapsamda Mahkememizce davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak her ne kadar ihtiyati tedbir kararının kısmen kabulüne ilişkin ara kararda itiraz yolu açık olmak üzere karar verilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. Maddesi uyarınca 'İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen kararlar' istinaf yasa yoluna tabidir. Bu kapsamda davacı vekilinin mahkememizin 09/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararındaki reddedilen kısımlara ilişkin taleplerinin itiraza konu edilemeyeceği, reddedilen kısımlar yönünden incelemenin istinaf mahkemesi aracılığıyla yapılması gerektiği anlaşılmakla işbu dilekçenin istinaf talebi olarak kabul edilerek eksik harç ve masraflar tamamlandıktan sonra dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. -6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz başlıklı 394/3. Maddesinde; 'İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.' düzenlemesine yer verilmiştir. -Bu kapsamda davalı tarafın 09/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararının şartlarına ilişkin yapılan itirazın irdelenmesinde; davacının iddialarını ihtiyati tedbir talebinin kabul edilen kısmı bakımından ispata yeterli ve elverişli olduğu, ihtiyati tedbir kararı verilmemesi ve davacının dava sonunda haklılığını ispat etmesi halinde davacı bakımından telafisi güç veya imkansız zararların ortaya çıkabileceği, 6100 sayılı HMK'nun 389.maddesinde uyuşmazlık konusu hakkında tedbir kararı verilebileceğinin düzenleme altına alındığı, her ne kadar yargı kararlarında dava konusu uyuşmazlığı çözecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığına ilişkin gerekçelere yer verilmiş ise de bu durumun geniş kapsamlı olarak yorumlanmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlık hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde davacının davayı açmakla elde etmek isteyeceği menfaati dava sonunda elde etme imkanının ortada kalkabileceği, bu haliyle davalı tarafından yapılan itirazların yerinde olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin mahkememizin 09/07/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararına karşı yapmış olduğu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı ve davalı tarafın tedbir kararında yer verilen teminata ilişkin itirazların değerlendirilmesinde: HMK'nun 389, 390/3.maddeleri karşısında tedbir talebinin hukuki ve fiili dayanakları bulunsa da bu durumun aksinin yargılama sonunda her zaman ortaya çıkabileceği, ihtiyati tedbir isteyen tarafın haksız çıkması halinde davalının ve 3. Kişilerin bu yüzden uğrayacakları zararların teminat altına alınması gerektiği, bu nedenle teminatsız olarak tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı sabit olduğundan davacının teminata ilişkin itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. - Mahkememizin 09/07/2024 tarihli ara kararında belirlenen 100.000,00 TL'lik teminat bedelinin taraflar arasındaki hak ve adalet dengesi birlikte değerlendirildiğinde yeterli ve makul olduğu, bu durumun yargılamanın her aşamasında yeniden değerlendirilebileceği, iş bu nedenle davalı tarafından teminatın miktarına ilişkin yapılan itirazların yerinde olmadığı..." gerekçesiyle, ihtiyati tedbire yönelik davalı itirazı ile teminata yönelik davacı itirazının reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, 09.07.2024 tarihli ara karar ile müvekkilin internet sitesi ve sosyal medya hesabında yapılacak bilirkişi incelemesi sonrasında delil durumu netleşebileceğinden bu aşamada internet sitesi ve sosyal medya hesabı yönünden tedbire yönelik yeterli delil olmadığından bunlara yönelik tedbir talebinin reddine, diğer talebinin ise 100.000 TL teminat karşılığında kabulüne karar verildiğini, kararda logoların küçültülmesi, özel servis olduğunun açıkça belirtilmesi ve başvuru halinde kararın yeniden değerlendirilebileceğinin belirtildiğini, itirazların 25.07.2024 tarihli duruşmada değerlendirilerek ret edildiğini, oysa tabelada hizmet verilen 3 farklı araç logolarının yanı sıra ayırt edici bir unsur olarak müvekkiline ait tescili yapılmış logonun da kullanıldığını, marka hakkı sahibi ile arasında bayilik yahut herhangi başkaca sözleşmesel ilişki bulunmayan müvekkili şirket gibi faaliyette bulunan bir özel servislerin, tamirini yaptığı araçların markalarını tabelasında gösterebildiğini ve bu hususun mülga 556 sayılı KHK'nın 12.maddesi ile 6769 sayılı SHK 7. maddesinde belirtildiğini, müvekkilinin kullanımının dürüstlük ilkesine uygun olduğunu, müvekkilinin geçmişteki tecrübeleri nedeniyle uzmanlaştığı araçların logosunu tabelasına yazdığını, kullanılan işaretlerin ortalama tüketici tarafından ayırt edilebileceğini, bu kullanımın müşteriler karşısında yetkili servis izlenimi yaratmadığını, ilk derece mahkemesinin 09.07.2024 tarihli duruşmasında belirtilen, "logoların küçültülmesi, özel servis olduğunun açıkça belirtilmesi ve başvuru halinde tedbir kararının yeniden değerlendirilebileceğine" ilişkin karara istinaden 22.07.2024 tarihinde ..., ..., ... marka logolarının bulunduğu işyeri tabelasına ek olarak "Özel servis" ibaresinin ve ... harflerinin büyütüldüğünü, bu nedenle rücu talebinde bulunulduğunu, uyuşmazlığı çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalının, kullanımı haksız rekabet teşkil eden iş yeri tabelasını kullanmaktan men edilmesine, tabelanın iş yerinden kaldırılmasına, kullanım hakkı davalıya ait olmayan markaların internet sitesinde kullanılması ve “yetkili servis” izlenimi oluşturduğu www...com.tr adresli internet sitesine erişimin engellenmesine ilişkin talepte bulunulduğunu, mahkemece tedbirin kısmen kabulüne karar verildiğini, mahkemece internet sitesine yönelik talebin de kabulü gerektiğini, teminat miktarının yüksek belirlendiğini, teminatın kaldırılmasına veya olayın özelliğine göre daha düşük bir miktarda belirlenmesin gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbirin teminatsız kabulüne, karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Talep, TTK'nın 54 ve devamı maddeleri gereğince açılmış haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat davası içinde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacının talep ettiği ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş; davalı vekilince kabule ilişkin kısma itiraz edilmiş, mahkemece ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. İhtiyati tedbirin kısmen reddine ilişkin karara karşı, davacı vekilince; ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine ilişkin ara karara karşı, davalı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. HMK'nın 393/1.maddesine göre, ihtiyati tedbir kararının uygulanması, bu kararın, tedbir isteyen tarafa tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar. Somut olayda, ilk derece mahkemesinin 09.07.2024 tarihli ara kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile takdiren 100.000 TL teminat karşılığında davalının tabelasında bulunan, kararda yazılı ibarelerin kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece HMK'nın 392. maddesine uygun şekilde teminat takdir edilmiş olup, bu teminatın miktarına itiraz edilmiş olması hâlinde dahi HMK'nın 393/1. maddesi uyarınca teminatın yatırılarak ihtiyati tedbirin uygulanması gerekmektedir. İhtiyati tedbiri tamamlayan bu merasimin yerine getirilmemesi hâlinde ihtiyati tedbirin kendiliğinden kalkacağı yasanın açık hükmünün gereğidir. İlk derece mahkemesinin 08.10.2024 tarihli yazı cevabından da nakit veya banka teminat mektubu olarak teminat sunulmadığı ve ihtiyati tedbirin uygulanmasının talep edilmediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden ortadan kalkmıştır. Mahkemece bu hususun tespiti ile kararın kalktığının tespitine karar verilmesi gerekirken karara yönelik itirazın incelenerek karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Ortada istinaf konusu olan ve incelenebilecek geçerli bir ihtiyati tedbir kararı olmadığı gibi, buna ilişkin itirazın da incelenmesi mümkün görülmemiştir. Bu nedenle dairemizce itiraza konu 09.07.2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kısmen reddine ilişkin ara kararın ortadan kalktığının tespitine ve bu kapsamda davacı vekilinin teminata yönelik, davalı vekilinin tedbir ara kararına yönelik itirazın reddine ilişkin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun konusuz kalması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
KARAR; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-İstinaf başvurularının konusuz kalması nedeniyle, her iki tarafın istinaf başvurularının reddine,2-Her iki tarafça yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; her iki tarafça yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 3-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 10.10.2024