Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi E.2023/1261 K.2024/1388

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/1261 📋 K. 2024/1388 📅 08.10.2024

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi 2023/1261 Esas - 2024/1388 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
36. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1261
KARAR NO : 2024/1388
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/12/2022
NUMARASI : 2020/122 ESAS - 2022/650 KARAR
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 08/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/10/2024
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı, kurumda sözleşmeli avukat olarak görev yapan muris Av. ... tarafından takip edilen ve davacı eczacı ... tarafından kurum aleyhine açılan Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/114 Esas sayısıyla görülen ve Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/138 Esas sayılı davasıyla birleşen davada verilen 11/03/2013 tarih ve 2013/668 Karar sayılı karardaki asıl davada "Davalının davacıya gönderdiği 30.559,90-TL cezai şartın ödenmesi talebini içeren işleminin haksız olduğu anlaşıldığından işlemin iptaline, taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine" ve 3.612-TL vekalet ücreti ve 1.120-TL yargılama giderinin davacıya ödenmesine, birleşen davada ise "Davacının davalıya gönderdiği 7.402-TL reçete bedelinin ödenmesi talebini içeren işleminin haksız olduğu anlaşıldığından işlemin iptaline, taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine," ve 889-TL vekalet ücretinin davacıya ödenmesine karar verildiğini, verilen kararın Av. ... tarafından temyiz edildiğini, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verildiğini, Av. ...'den dava kurum aleyhine sonuçlandığı halde kararın süresi içinde temyiz edilmemesi sebebinin sorulduğunu, ancak avukat tarafından herhangi bir savunma verilmediğini, mahkeme kararına göre kurum zararının oluştuğunu, Av. ...'nin 13/04/2016 tarihinde vefat etmesi üzerine zararın yasal varisi ...'den ve avukatlık mesleki sorumluluk sigortası poliçesi gereğince davalı ... Sigorta A.Ş.'nden müteselsilen tahsili için Ankara 27. İcra Müdürlüğü'nün 2018/3177 Esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, tarafların itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, borca yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ..., Av. ...'nin 13/04/2016 tarihinde hayatını kaybettiğini, vefat ettiği tarihe kadar ... İl Müdürlüğü'nde sözleşmeli avukat olarak çalıştığını, SGK aleyhine açılan Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/114 Esas sayılı asıl ve Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/138 Esas sayılı birleşen davalarda kurum avukatı olarak görev yaptığını, asıl ve birleşen davaların SGK aleyhine sonuçlandığını, davacının kusuruyla açılmasına sebebiyet verdiği davalar nedeniyle ödediği bedeli, yargılama giderlerini ve vekalet ücretini avukatın yasal mirasçısından talep etmesinin haksız olduğunu, ortaya çıkan zarar ile kusurlu davranış arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş., avukatın sorumluluk sigortasına dayanan dava mutlak ticari dava niteliğinde olduğundan açılan davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davanın görevsizlik nedeniyle reddi gerektiğini, diğer davalı ile aralarında dava arkadaşlığı bulunmadığını, açılan davanın zamanaşımına uğradığını, diğer davalıya mirasın reddi için süre verilmesi gerektiğini, takip talebinde borcun sebebinin açıklanmadığını, ayrıca ödeme emrinin de tarafına gönderilmediğini, davadaki alacak likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatına karar verilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, davacı kurumun davalısı olduğu Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen 24/12/2013 tarih ve 2013/114 Esas, 2013/668 Karar sayılı asıl ve birleşen davalarda davacı ...'in haklı olduğunun tespiti ile davalı kurumca yapılan cezai şart ve reçete bedellerinin ödenmesi taleplerini içeren işlemlerin haksız olduğunun tespitine karar verildiği, davada kurumu temsil eden muris Avukat ... tarafından süresinde temyiz yoluna gidilmediği, temyiz süresi geçtikten sonra verilen eski hale getirme ve temyiz dilekçesinin Yargıtay tarafından reddedildiği, mahkeme kararının süresi içinde temyiz edilmesi ve Yargıtay tarafından onanması halinde dahi davacı aleyhine oluşan hukuki durum değişmeyeceğinden sırf temyiz süresinin kaçırılması nedeniyle kuruma ait bir zararın avukata mal edilmesinin yerinde olmayacağı, muris avukatın temyiz süresini kaçırmak şeklinde oluşan kusurlu eylemi nedeniyle oluşan zarar ile davacının uğradığı zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerektiği, ortaya çıkan hukuki duruma göre asıl ve birleşen davalarda verilen kararların süresinde temyiz edilmesi halinde dahi sonucun değişmeyeceği, davacının haksız gerçekleştirdiği mahkeme kararı ile tespit edilen işlemlerden kaynaklanan miktarı, mahkeme kararının avukat tarafından süresinde temyiz edilmemesine dayalı olarak avukatın mirasçısı davalı ... ile mesleki sorumluluk sigortası yapan davalı sigortacıdan rücuen talep edemeyeceği, muris avukatın kurum aleyhine verilen bir kararı üstlendiği mesleki sorumluluk ve davacı ile yaptığı sözleşme uyarınca süresi içinde temyiz etmesi gerekiyor ise de, yapılan temyiz sonucunda ortaya çıkan durumun aleyhe verilen kararı değiştirmeyeceği sonucuna varılırsa, avukatın kusurlu eylemi ile uğranılan zarar arasındaki illiyet bağı kopmuş olacağından davacının rücu hakkı bulunmayacağı gerekçesi ile davanın reddine, karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı, ... İl Müdürlüğü'nde sözleşmeli avukat olarak görev yapan Av. ... tarafından takip edilen dava aleyhlerine sonuçlandığı halde kararın temyiz edilmemesi üzerine kurum zararının oluştuğunu, oluşan kurum zararının yasal faizi ile sözleşmeli avukatın vefatı nedeniyle miraşçısı ... ile mesleki sorumluluk sigortası gereğince davalı ... Sigorta A.Ş.'nden müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini, yapılan işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, davada toplanan delillerin karar açısından yeterli olmadığını, yeterli inceleme yapılmadan ve dava sübut bulmadan karar verildiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.
Davalı ... Sigorta A.Ş., Avukatlık Kanunu'nun 40. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin, davacının muris Av. ...’den ilk defa savunma talep ettiği 23/11/2015 tarihi esas alınsa dahi dolduğunu, dava işyeri sigorta sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olduğundan 6762 sayılı TTK’nın 1268. maddesi (6102 sayılı TTK md. 1420) gereğince sigorta genel şartlarında öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin de dolduğunu, davacı alacağının muaccel olduğu tarihin temyiz süresinin kaçırıldığı 21/03/2014 olduğunu, muacceliyet tarihinin Yargıtay 13. HD’nin eski hale getirme talebinin ve yasal süresinde olmayan temyiz başvurusunun reddedildiği 18/06/2015 karar tarihi olduğu kabul edilse dahi, davacı tarafından ilamsız takibin başlatıldığı 13/03/2018 tarihine kadar yaklaşık üç (3) yıl süre geçtiğinden dava konusu talebin Sigorta Genel Şartları'nın C.9. maddesi gereğince de zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı def'ileri hakkında bir karar verilmeden davanın esastan reddine karar verildiğini ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, sözleşmeye aykırı avukatlık hizmetinden kaynaklanan kurum zararının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf sebepleri ile HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni nedeniyle re'sen dikkate alınması gereken hususların incelenmesinde;
Davacı kurum, kurumda sözleşmeli avukat olarak çalışan ve 13/04/2016 tarihinde vefat eden ...'nin takip ettiği davada kurum aleyhine verilen kararın temyiz edilmemesi üzerine kamu zararının oluştuğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış; davalı mirasçı ..., davacının kusuruyla açılmasına sebep olduğu davada ödediği bedeli avukatın yasal mirasçılarından talep edemeyeceğini ve kamu zararı ile kusurlu davranış arasında uygun illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur. Davalı sigortacı ... Sigorta A.Ş. ise, talebin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Mahkemece, avukatın, davacı aleyhine verilen kararı sözleşme uyarınca süresi içinde temyiz etmesi gerekiyor ise de, temyiz aleyhe verilen kararı değiştirmeyeceğinden ve avukatın kusurlu eylemi ile uğranılan zarar arasındaki illiyet bağı koptuğundan davacının rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı eczacı ... tarafından davalı SGK'ya karşı açılan ve dava konusu avukat ... tarafından takip edilen Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 11/03/2013 tarih ve 2013/114 Esas, 2013/668 Karar sayılı kararında görülen asıl davada "Davalının davacıya gönderdiği 30.559,90-TL cezai şartın ödenmesi talebini içeren işleminin haksız olduğu anlaşıldığından bu işlemin iptaline, taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine, 3.612-TL vekalet ücreti ve 1.120-TL yargılama giderinin kurumdan alınarak davacıya verilmesine" birleşen davada ise "Davacının davalıya gönderdiği 7.402,02-TL reçete bedelinin ödenmesi talebini içeren işleminin haksız olduğu anlaşıldığından bu işlemin iptaline, taraflar arasındaki çekişmenin bu şekilde giderilmesine, 889-TL vekalet ücretinin kurumdan tahsili ile davacıya ödenmesine" karar verildiği, kararın muris avukat ... tarafından temyiz edildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine verilen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 18/06/2015 tarih ve 2014/16574 Esas, 2015/20750 Karar sayılı ilamında "24/12/2013 günlü ilam, temyiz eden davalı tarafa 10/02/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, temyiz dilekçesi 07/03/2014 tarihinde verilmiş, davalı vekili temyiz süresi yönünden eski hale getirme talebinde bulunmuş olup, şartları oluşmayan eski hale getirme talebinin ve temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir." gerekçesiyle muris avukatın verdiği temyiz dilekçesinin reddine karar verildiği ve böylece davacı kurum aleyhine verilen mahkeme kararının kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, temyiz sonucu ortaya çıkan durumun aleyhe verilen kararı değiştirmeyeceği, avukatın kusurlu eylemi ile uğranılan zarar arasındaki illiyet bağı koptuğundan davacının rücu hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, eldeki davanın dayanağını oluşturan ve Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen asıl ve birleşen davalarda verilen karar ile davacı eczacı ...'in açtığı davaların kabulü ile davalı kurumca yapılan cezai şart ve reçete bedelinin ödenmesi taleplerini içeren işlemlerin haksız olduğunun tespitine karar verildiği, ayrıca muris avukatın yasal süresi içinde temyiz etmemesi nedeniyle kesinleşen dava ile benzer nitelikteki işlemlerden kaynaklanan 31 adet eczane ve eczacı hakkında emsal davaların açıldığı, bu davalarda Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemeleri sonucunda emsal bozma kararlarının verildiği (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 16/02/2016 tarih ve 2014/22441 Esas, 2016/4207 Karar ile 23/1/-2019 tarih ve 2016/15360 Esas, 2019/10389 Karar sayılı emsal ilamları) görülmektedir. Mahkeme kabulünün aksine, taraflar arasında yapılan Vekalet Akdi ile Serbest Avukatlardan Hizmet Satın Alınması Sözleşmesi'nin görevler başlıklı 5 (a) maddesinde yer alan "Avukat kısmen veya tamamen Kurum aleyhine olan kararlar için itiraz ve kanun yollarına başvurmak zorundadır." şartı gereğince sözleşmeli avukat olarak davacı kurumda çalışan ...'nin davacı kurum aleyhine verilen kararı yasal süresi içinde temyiz etmemesi nedeniyle kamu zararına yol açtığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı mirasçı ... ile mesleki sorumluluk sigortası kapsamında davalı sigorta şirketinin meydana gelen zarardan sorumlu olduklarının kabulü gerekir.
O halde mahkemece, davalı sigorta şirketinin davada ileri sürdüğü zamanaşımı defi üzerinde durularak, dava konusu mahkeme kararının muris avukat ... tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle kamu zararının meydana geldiği, avukatın kusuru ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu göz önünde bulundurularak, davacının uğradığı kamu zararının tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ve hatalı gerekçeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesi yasa ve usule aykırı olup isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle davacı ve davalı ... Sigorta A.Ş.'nin istinaf başvurularının kabulüne, HMK'nın 353/1/a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılamanın yeniden yapılması için dava dosyasının mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi'nin istinaf başvurularının KABULÜ ile HMK'nın 353/1/a-6. maddesi uyarınca Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2022 tarih ve 2020/122 Esas, 2022/650 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
4-İstinaf karar ve ilam harcının talep halinde istinaf yoluna başvuran davalı ... Sigorta A.Ş.'ne iadesine,
5-İstinaf kararının yerel mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 08/10/2024 tarihinde, oybirliği ile kesin olarak karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip