İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi E.2024/1420 K.2024/1155

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1420 📋 K. 2024/1155 📅 31.10.2024

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1420
KARAR NO: 2024/1155
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/08/2024
NUMARASI: 2024/337 Esas, Derdest
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ: 31/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davacı ... Anonim Şirketi tarafından Davalılar ..., ..., ..., ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi, ..., ..., ... aleyhine açılan tapu iptali ve tescil ilişkin davasında davaya konu taşınmazların 3. kişilere devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, ihtiyati tedbir kararının, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle gelmesi hali ile gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması hallerinde yaklaşık ispat koşulu ile verilebileceği, iş bu davaya konu istemin tapu iptal tescil istemi olduğu, taşınmazların davaya konu uyuşmazlık konusunu oluşturduğu, davaya konu taşınmazların devrinin hem taraf teşkili hem dosya tarafları hemde 3. kişilerin haklarını etkileyebileceği, yaklaşık ispat koşulu oluştuğu gerekçesiyle teminat karşılığı kabulüne karar verilmiştir. Ara karara karşı Davalı ... PVC vekili tarafından itiraz edilmiş, mahkemece yapılan inceleme sonucu istinafa konu 08/08/2024 tarihli ara karar ile, ihtiyati hacze itirazın İİK 257 vd maddelerinde düzenlendiği, ihtiyati haczin gıyabında yapılması durumunda haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde itirazda bulunabileceği, itirazların ihtiyati haciz kararının dosya üzerinden verildiği de dikkate alınarak süresinde olduğunun kabul edildiği, itiraz edenlerin itiraz dilekçelerinde gerekçe bildirmedikleri, itiraz amaçlarının kendilerinin ve 3. Kişilerin zor duruma düşmesinin engellenmesi olarak bildirdikleri, itiraz sebeplerinin 265 madde de düzenlendiği, bunların mahkemenin, yetkisine, alınan teminata ve ihtiyati haczin dayanağı sebeplere ilişkin olabileceği ve bu sebeplerin sınırlı oldukları, itiraz içerikleri de dikkate alındığında taşınmazların devri halinde telafisi imkansız zararların doğabileceği, taşınmazların harca esas değeri belirlendikten sonra teminatın değerlendirilmesinin daha doğru olacağı gerekçesiyle ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekili istinafında, mahkemece kopyala yapıştır yapılarak ihtiyati tedbir kararına itiraz etmelerine rağmen ihtiyati hacze dair gerekçe yazıldığını, taleplerinin yeterince i̇ncelenmediğinin açık olduğunu, davacının yaklaşık ispatı sağlamadığını, teminat belirlenirken nasıl bir kriter ortaya konulduğunu açıkça anlaşılamadığını, davacının tapuları beş yıl önce devrettiği halde şimdi tapu iptal tescili talebinde bulunduğunu, zaman aşımı itirazlarının da olduğunu, teminat olarak 300.000 TL bedelin düşük olduğunu, arttırılması gerektiğini belirterek mahkeme ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme gerekçesi ile istinafa konu mahkeme ara karar hükmü arasında çelişki olduğu görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298'inci maddesinde hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu belirtilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297'nci maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararında buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması gerekir. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden de sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek, gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.(10/04/1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. 268 K., 2012/6-97 E. 203 K., 2012/10-149 E. 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.02.2010 tarih ve 2010/1-86 Esas, 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve yasa yolu inceleme merciinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. Kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olması halinde yasaya uygun biçimde, gerekçeyi içeren bir hüküm olduğundan söz edilemez. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası ve kısa karar arasında çelişki yaratılması; yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine açıkça aykırıdır. Somut olayda, mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmiş, bu ara karara karşı yapılan itirazın incelenmesinde, İİK'nın 257 vd. maddeleri yazılmak suretiyle ihtiyati hacze dair açıklamalar gerekçede belirtilerek ihtiyati tedbire yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkeme gerekçesi ile ara karara ilişkin hüküm fıkrası arasında açık çelişki bulunması nedeniyle ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin esasa ilişkin istinaf sebepleri incelenmeksizin istinaf talebinin usulen kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin usul yönünden KABULÜNE, 2-Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.08.2024 tarih, 2024/337 Esas sayılı ara kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.