Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi E.2024/1562 K.2024/1980
T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ADANA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/1562
KARAR NO : 2024/1980
KARAR TARİHİ : 25/11/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 03/06/2024
NUMARASI : ... ESAS
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... ...
İLİŞKİLİ KİŞİ : ... -...- ...
DAVANIN KONUSU : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : 25/11/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 25/11/2024
....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/06/2024 tarih ... esas sayılı ara kararına karşı istinaf başvurusu üzerine dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Şirketin % 58 hissesinin sahibi ve müdürler kurulu başkanı olduğu, müvekkilinin yabancı olduğu, Türkçe bilmediğini, müvekkiline şirket genel kurul toplantısının bildirilmediğini, toplantıya davet edilmediğini, alınan kararlardan haberdar olmadığını, genel kurul kararında müvekkilin ... adına atılan imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzanın müvekkilinin gerçek imzası taklit edilerek atılmış bir sahte imza olduğunu, müvekkilinin 09/09/2019 tarihinde Habur sınır kapısından Türkiye'den çıktığını, 11/09/2019 tarihinde yapılmış genel kurul kararına imza atmasının söz konusu olamayacağını, müvekkilinin Irak ve Alman vatandaşı olduğunu, Irak ve Almanya'da ticaretle uğraşan ve Türkiye'de ticari faaliyette bulunma girişimleri olan bir iş adamı olduğunu, davalı ... Şirketinin, %58 hissesi müvekkili ...'e, %42 hissesi dava dışı ...' a ait olduğunu, müvekkili ve dava dışı ortak aksi karar alıncaya kadar ayrı ayrı münferiden temsile yetkili müdür olarak seçildiklerini, müvekkilin devri genel kurul toplantısı yapılmasını istediğini, dava konusu taşınmazı, üzerinde 30 milyon TL ipotek ile davalı ...'in devraldığını, taşınmazı almasından 8 ay sonra, 30.12.2022 tarihinde taşınmazı davalı ... Turizm Şirketi'ne sattığını, son malik ... şirketinin, davalı şirketin taşınmazın devrinden tam 7 gün önce kurulduğunu, taşınmazın müvekkili şirket adına tescili için .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esasına kayden tapu iptal ve tescil davası açıldığını, müvekkilinin dava konusu genel kurul toplantısından haberdar edilmediğini, müvekkiline bir genel kurul toplantısı yapılacağı bildirilmediği gibi Ticaret Sicil Gazetesi incelendiğinde; Şirket adına genel kurul çağrısı ilanının da olmadığı tespit edildiğini, her ne kadar ..., şirketteki %42 hissesini .... Noterliği'nin 22.10.2019 tarihli ve ... yevmiye ile tasdikli 11/09/2019 tarihli ve 3 sayılı Genel Kurul kararıyla diğer dava dışı ...'a devretmişse de bu devir geçerli bir şekilde de yapılmadığını, ...'un ... Şirketinde sahibi olduğu %42 hisseyi ...'a devretmesine, ...'un müdür olarak atanmasına ilişkin 11/09/2019 tarihli ve 3 nolu Genel Kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yargılama süresince tedbiren yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi'nin 18/04/2024 tarihli tensip ara kararı ile; Davacı tarafından davalı şirketin 11/09/2019 tarihli genel kurul kararının iptali talepli dava açılmış olup, yapılan genel kurulun ve genel kurulda alınan kararların yürütmesinin durdurulması için ihtiyati tedbir talep edilmiş olup, TTK 449. Maddesinde " Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. " hükmü mevcut olup, bu yasal düzenleme uyarınca davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesi açısından yasanın amir hükmü uyarınca davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınması zorunlu olduğundan, mahkememizce de yasal zorunluluk dikkate alınarak şirket yöneticisi ve yöneticilerinin dinlenmeleri açısından duruşma günü verilerek yönetici dinlenmeden ihtiyati tedbir talebi değerlendirilmesi mümkün olmadığından, davacı vekilinin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin TTK nun 449. Maddesinin amir hükmü uyarınca yöneticinin duruşmada beyanı alındıktan sonra değerlendirilmesine şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince duruşma açıldığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARAR ÖZETİ :
Yerel mahkemece verilen ara karar ile; " HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında genel kurul kararının yürütmesinin tedbiren durdurulması talebi açısından yaklaşık olarak ispat edilemediği ve yargılamayı gerektirdiğinden davacı vekilinin bu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen 09/09/2019 tarihli 3 nolu Genel Kurul Kararı'nın yürütmesinin tedbiren durdurulması talebinin reddine" şeklinde karar verilmiştir.
DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili tarafından verilen istinaf dilekçesi ile; dava konusu sahte Genel Kurul kararıyla davalı şirketin müdürü haline gelen ...'un şirketi zararlandırması, borç altına sokması ve şirketin mahvına yol açmasının kaçınılmaz olduğunu, davalı şirket müdürü ... ifadesinde dava konusu 11/09/2019 tarih ve karar 3 yazan genel kurul toplantı tutanağını noterlikte imaladığını ve genel kurul toplantısı yapılmadığını açıkça beyan ettiğini, şirket müdürü açıkça Genel Kurul toplantısı yapılmadığını ve dava konusu Genel Kurul kararına imayı dahi noterde attığını ve imzayı da davalı şirkette dava konusu Genel Kurulun yapıldığı tarihte şirkette resmi olarak herhangi bir ortaklığı olmayan ...'un attığını açıkça ikrar ettiğini, şirket müdürünün iş bu ikrarları açıkça dava konusu Genel Kurul kararının usulüne uygun yapılmadığının yaklaşık ispat olduğunu, sahte Genel Kurul kararıyla davalı şirketin müdürlü haline gelen ...'un şirketi zararlandırması, borç altına sokması ve şirketin mahvına yol açmasının kaçınılmaz olduğunun yaklaşık olarak ispatlandığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve beyan etmiştir.
DELİLLER :
Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE :
Dava, Şirket Genel Kurul Kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talebine yönelik olup, istinafa konu uyuşmazlık ise, ilk derece mahkemesinin 03/06/2024 tarihli ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararının kaldırılması istemine ilişkindir.
Davacı tarafından, davalı Şirketin % 58 hissesinin sahibi ve müdürler kurulu başkanı olduğu, 11/09/2019 tarihli şirket genel kurul toplantısına davet edilmediği, genel kurul kararında adına atılan imzanın kendisine ait olmadığı, genel kurul tarihinde Türkiye'de bulunmadığı, her ne kadar ..., şirketteki %42 hissesini .... Noterliği'nin 22.10.2019 tarihli ve ... yevmiye ile tasdikli 11/09/2019 tarihli ve 3 sayılı Genel Kurul kararıyla diğer dava dışı ...'a devretmişse de bu devir geçerli bir şekilde de yapılmadığını, ...'un ... Şirketinde sahibi olduğu %42 hisseyi ...'a devretmesine, ...'un müdür olarak atanmasına ilişkin 11/09/2019 tarihli ve 3 nolu Genel Kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine ve ...'un şirkete müdür olarak atanmasına ilişkin kararın, TTK'nın 449. maddesi uyarınca yargılama süresince tedbiren yürütmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiş, mahkemece verilen 03/06/2024 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
Ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.
İstinaf incelemesi, HMK'nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
6102 sayılı TTK'nun 449- (1). Maddesinde "Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.
" düzenlemesi yer almaktadır.
HMK.'nun 389. maddesine göre ihtiyati tedbirin şartları; "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması ya da tamamen imkansız hale gelmesi veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğmasından endişe edilmesi" olarak açıklanmıştır. Ayrıca tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği belirtilmiştir. Yine aynı Yasa'nın 390/3. maddesinde haklılığın yaklaşık olarak ispat edilmesi zorunluluğu koşulu aranmıştır.
Somut olayda, 'Davacı tarafından genel kurul kararının iptali talepli açılan davada, 11/09/2019 tarihli ve 3 nolu Genel Kurul Kararı'nın yürütmesinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece, talep hakkında, TTK 449. maddesi hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin görüşünün alındığı ve tedbir talebinin reddinin beyan edildiği, yürütmesinin tedbiren durdurulması talep edilen davacı tarafından iptali talep edilen 11/09/2019 tarihli 3 nolu genel kurul kararının 1 no'lu gündem maddesinin "şirket hissedarı ...'un %42 hissesinin davalı ...'a devrettiği," 2 no'lu gündem maddesinin "devrin kabulü ile pay defterine işlenmesine," 3 no)'lu günden maddesinin ise "...'un müdürlüğünün sona ermesine, yeni şirket ortağı ...'un müdür olarak atanmasına, davacının müdürler kurulu başkanlığının devamına" ilişkin olduğu, genel kurul toplantısında davacının şirket hissesi ve temsil yetkisinin aleyhine bir karar olmadığı, davacının imza inkarına ilişkin hususun yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada dosya kapsamında, genel kurul kararının uygulanmasının geri bırakılması yönünden mevcut veya yakın bir tehlikenin varlığı konusunda yaklaşık bir kanaat oluşturacak delil bulunmadığı, HMK'nun 390/3 maddesi kapsamında genel kurul kararının yürütmesinin tedbiren durdurulması talebi açısından yaklaşık olarak ispat koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle mahkemece, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve buna dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere :
1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli istinaf karar harcının peşin yatırılmış olduğu anlaşıldığından davacıdan yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 326/1 maddesi gereğince istinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerine BIRAKILMASINA,
4-6100 sayılı HMK'nın 330. maddesi gereğince inceleme duruşmasız yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE,
8)-Kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi delaletiyle 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak 25/11/2024 tarihinde karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır