İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2024/1386 K.2024/1561
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1386 Esas
KARAR NO: 2024/1561
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
ARA KARAR TARİHİ: 12/08/2024
NUMARASI: 2024/709 Esas
DAVA: Kooperatif Üyeliğinden İhraç Kararının İptali
KARAR TARİHİ: 12/12/2024
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinde özetle; müvekkilinin kooperatif üyesi olduğunu, çıkarma işlemini kabul etmediğini, müvekkiline çıkarma işleminin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin yapılan genel kurullarda kooperatifi ibra etmediğini, bunu sebebinin gelir-gider bilançosunun eşit gösterilmesi olduğunu, yönetimdeki kişilerin olayı kişiselleştirmesi nedeniyle tebligat kanununa aykırı olarak çıkarma kararının ihtarname ile tebliğ edildiğini, müvekkilinin adresinin bağlı bulunduğu muhtarlığa 25/07/2024 tarihinde ihtarnamenin tebliğ edildiğini, ihtarnamede kooperatif yönetimi tarafından ortaklığa son verildiği belirterek 41 no'lu ağ odasının boşaltılmasının istenildiğini, çıkarma kararının yönetim kurulunun teklifi üzerine genel kurul tarafından verilebileceğini, verilen çıkarma kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu yönüyle iptali gerektiğini, müvekkilinin avlanma ruhsatını satmasının haklı bir gerekçesi olduğunu, müvekkilinin teknesini sattığı için ruhsatını da devrettiğini, kooperatif yönetiminin bunu fırsat bilerek müvekkilini tahliye etmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu, MK. 2. maddesine aykırı olduğunu, kooperatif yönetiminin avlanma ruhsatı olmayan kişileri de üye yaptığını, müvekkilinin tüm genel kurullara katıldığını, ihtirazi kayıtla oy kullandığını, usulüne uygun ihtar çekilmeden usulsüz karar alındığını belirterek müvekkilinin kooperatif üyeliğinden ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının infazının doldurulması yönünde tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde özetle; kooperatif tarafından tamamen usul ve yasaya uygun şekilde üyeliğe son verildiğini, davacı tarafın avlanma ruhsatı olmamasına rağmen ana sözleşmeye ve yasal mevzuata aykırı şekilde ağ odasını tahliye etmediğini, davacının halihazırda kooperatif ana sözleşmesine açıkça aykırılık teşkil edecek şekilde ruhsatsız olarak özel tekne ile faaliyetlerine devam ettiğini, mahkemece verilen tedbir kararı ile davacının iş bu işgalci tavrının perçinlendiğini, üye vasfını yitiren şahsın kooperatif alan ve imkanlarını kullanmaya devam etmesi sonucu doğuracağını, iş bu hususun kooperatif ve üyelerinin mağduriyetini artıracak ve geri dönülemez zararlara neden olacağını, mahkemece 12/08/2024 tarihinde verilen davacı ... hakkında verilen ortaklıktan çıkarma kararının infazının tedbiren durdurulmasına şeklindeki tedbir kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; Kooperatifler Kanununun 16. maddesi uyarınca hakkında çıkarma kararı alınan ortağın ortaklık hak ve yükümlülükleri çıkarılma kararı kesinleşinceye kadar devam edeceği, telafisi imkansız zararların doğması veya gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğması ihtimali bulunduğundan, KK. 16. madde kapsamında teminat alınmaksızın davacı aleyhine verilen ortaklıktan çıkarılma kararının infazının durdurulmasına karar verildiği, davalı kooperatifin bu tedbir kararına karşı itirazı üzerine yapılan murafaa duruşması sonunda, davada tedbir açısından yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı, davalı vekili tarafından tedbire itiraz dilekçesinde sunulan hususların yargılama aşamasında tespit edilebileceği, mevcut durumun değişmesi hâlinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkânsız hâle gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesinin olduğu, HMK'nun 389. maddesi dikkate alınarak ihtiyati tedbirin uygulanması kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle ihtiyati tedbirin kaldırılması yönündeki davalı vekilinin talebinin reddine ilişkin karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; davacı tarafın ruhsatını satmak suretiyle kendi eylemiyle üyelik vasfını yitirdiğini, müvekkili kooperatifin tüm şifahi istek ve uyarılarına rağmen eksikliğin giderilmediğini, hatta avlanma ruhsatı bulunmayan özel tekne ile faaliyette bulunmaya ve kooperatif alanlarından yararlanmaya devam ettiğini, bizzat ana sözleşmede düzenlendiği üzere yönetim kurulunun çıkarma kararı almaya yetkili olduğunu, oy birliği ile davacının üyeliğine son verildiğini, davacı tarafından tedbire ilişkin hiçbir gerekçe, yaklaşık ispata medar hiçbir bilgi ve belge ortaya konulmadığını, davacı tarafın avlanma ruhsatı olmamasına rağmen anasözleşmeye ve yasal mevzuata aykırı şekilde ağ odasını tahliye etmediğini, davacının halihazırda kooperatif ana sözleşmesine de açıkça aykırılık teşkil edecek şekilde ruhsatsız özel tekne ile faaliyetlerine devam ettiğini, ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararı ile davacının bu işgalci tavrının perçinlendiğini, üye vasfını yitiren şahsın kooperatif alan ve imkanlarını kullanmaya devam etmesi sonucunun doğduğunu, bu hususta somut olayda asıl mağdur edilenin kooperatif ve üyeleri olduğunu, tedbir kararının asıl müvekkili nezdinde geri dönülemez zararlara neden olduğunu, hiçbir şekilde belgelenmeyen, somut olaya dayandırılmayan, gerekçelendirilmeyen ve yaklaşık ispatın hiçbir surette sağlanmadığı iddia edilerek istinaf başvurusunun kabulü ile 12/08/2024 tarihinde verilen davacı ... hakkında verilen ortaklıktan çıkarma kararının infazının tedbiren durdurulmasına ilişkin verilen ara kararına yönelik itirazları neticesinde verilen 17/09/2024 tarihli itirazın reddine dair ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, yönetim kurulu tarafından alınan ortaklıktan çıkarılma kararının iptaline ilişkindir. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun 16.maddesinde, ortaklıktan çıkarılma esasları ve itirazlar düzenlenmiştir. Maddede, kooperatiften çıkarılma sebeplerinin anasözleşmede açıkça gösterileceği, ortaklıktan çıkarılmaya yönetim kurulunun teklifi üzerine genel kurulca karar verileceği, anasözleşmede genel kurula başvurma hakkı saklı kalmak üzere yönetim kurulunun da yetkili kılabileceği, kararın onaylı örneğinin ortağa tebliğ edilmek üzere on gün içinde notere tevdi edileceği bu ortağın tebliğ tarihinden itibaren 3 ay içinde itiraz davası açabileceği, tebliğ edilen kararın yönetim kurulunca verilmiş ise üç aylık süre içinde genel kurulada itiraz edebileceği belirtilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.04.2010 tarih ve 3599 Esas, 3734 Karar sayılı ilamında, 1163 sayılı Yasanın 16. maddesinde çıkarma kararının ortağa tebliğinden itibaren üç ay içinde iptal davası açılmaması halinde kesinleşeceğinin hükme bağlandığı, ancak hak düşürücü bu sürenin başlaması için kararın tebliğinin zorunlu olduğu, bu tebliğin noter kanalı ile yapılmasının da şart olmadığı, ortağın haricen öğrenmesi, hatta kararın yüzüne karşı verilmesinin sonuca etkili olmadığı, bu hususta çekişme olduğu takdirde tebliğin yapıldığını ihraç kararı veren kooperatifin ispatlaması gerektiği belirtilmiştir. HMK'nun 389. Maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi halinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." HMK.nun 391/1.maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemeleri yapılmıştır. Bu düzenlemelere göre, mevcut durumda meydana gelecek bir değişme sonucu hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde tehlikeye düşmesi durumunda mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Kooperatif yönetim kurulu kararlarının, bir ortağın ihracına ilişkin olması ya da ortağın kişisel hakkını doğrudan ihlal etmesi ya da mutlak butlan ile malul bulunması iddiaları dışında, genel kurula başvurulmadan doğrudan mahkemeye dava açılamaz. Davalı kooperatif tarafından davacıya gönderilen Bakırköy ... Noterliği 25/07/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarname; "Kooperatif 49 Nolu Ortağı ... T.C Nolu ... avlanma ruhsatını sattığından dolayı ortaklık şartını kaybetmiştir. Kooperatif yönetimi tarafından ortaklığınıza son verilmiştir. Size verilmiş olan 41 nolu Ağ Odasını ivedilikle boşaltıp yönetime teslim etmeniz gerekmektedir. Aksi halde Tarım Il Müdürlüğü tarafından kolluk güçleri eşliğinde boşaltılacaktır. İşbu ihtarname tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde ağ odalarını boşaltıp yönetim kuruluna teslim etmenizi ihtaren bildiririz." şeklindedir. Bu ihtarnamenin davacıya 25/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Kooperatif tarafından, kooperatif ana sözleşmesinin ortalıktan çıkarılmaya ilişkin 21. maddesi delaletiyle ortaklık şartları başlıklı 9. maddesinde yer alan "denizlerde, su ürünleri avcılığını, avcılıkta kullanılan balıkçı gemilerine sahip olduğunu ruhsat tezkeresi ile belgelemek" şartının davacı tarafından yitirildiği gerekçesiyle ana sözleşmenin verdiği yetkiye dayanarak yönetim kurulu tarafından ortağın ihracına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamına sunulan ana sözleşme okunaklı olmadığı gibi yönetim kurulu tarafından alınan karar da dosyaya sunulmamıştır. Noter yoluyla gönderilen her iki ihtarname de 19/07/2024 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnameye ilişkindir. Haklarında çıkarma kararı kesinleşmeyen ortakların yerine yeni ortak alınamaz. Bu kişilerin ortaklık hak ve yükümlülükleri, çıkarma kararı kesinleşinceye kadar devam eder. Davalı kooperatif yönetim kurulunun aldığı karar içeriği, kooperatif ana sözleşmesi, davacıya gönderilen ihtarname içeriği ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacının davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat ettiği anlaşılmıştır. Ayrıca ihraç kararının yerinde olup olmadığı yargılama neticesinde tespit edilebileceğinden davacının kooperatif üyesi olarak işini kooperatifçe tahsis edilen ağ odasında yaptığı da gözetildiğinde ortaklara tanınan bu haktan yararlanamaması halinde yani tedbir kararı verilmemesi halinde HMK 389. madde gereğince gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi şartının somut olayda gerçekleştiği kanaatine varılmakla mahkemece ortaklıktan çıkarılma kararının infazının durdurulmasına karar verilmesi yerindedir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/709 Esas sayılı ve 12/08/2024 tarihli ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1-f Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi. 12/12/2024