Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2022/1861 K.2025/419

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/1861 📋 K. 2025/419 📅 21.04.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1861 Esas - 2025/419 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1861
KARAR NO : 2025/419
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/06/2022
NUMARASI : 2021/680 Esas 2022/466 Karar
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 03/11/2021
KARAR TARİHİ : 21/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/04/2025
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik verilen karara karşı, davacı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı; Davalı şirketin 100.000-TL'lik sermayesinin her biri 500-TL olan 100 paya karşılık 50.000-TL'lik hissesinin kendisine, yine her biri 500-TL olan 100 paya kaşılık 50.000-TL'lik hissenin dava dışı ortak Müdürler Kurulu Başkanı ...'a ait olduğunu, genel kurulun olağanüstü toplantıya davet edilmesi talepli başvurularının müdürler kurulu başkanı tarafından reddedilmesi üzerine Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/81 Esas sayılı dosyasında olağan üstü genel kurulun toplantıya çağrılması, çağrı vs. gerekli işlemlerin yapılması için açtığı davanın kabulüne karar verildiğini, verilen karar ile 06/10/2021 tarihinde kayyım müşahadesinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulun 3 nolu gündeminde "şirket müdürlerinin TTK 553 ve 555.maddelerine istinaden sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın % 50 olumlu % 50 olumsuz oya istinaden REDDİNE..." ilişkin karar verildiğini, karara muhalefet şerhi koyduğunu, Müdürler Kurulu Başkanı ... tarafından şirketin tek başına idare edildiğini, ortaklık ve müdürlükten kaynaklı haklarından istifa etmesinin engellendiğini, olağan genel kurul için çağrı yapılmadığından şirketin faaliyeti, bilanço ve finansal kayıtlardan bilgi sahibi olamadığını, defter ve bilançoların gerçeğe aykırı tutulduğunu, şirket kazançlarının bilançoya hiç veya değerinin altında, giderlerinin ise aslından fazla ve mükerrer olarak kaydedildiğini, şirketin adı geçen ortağa sürekli olarak borçlandırılarak kasıtlı zarara uğratıldığını, varlıklarının tüketildiğini, 04/12/2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında bilanço ve finansal tabloların ibra edilmediğini, şirketin, ticaret sicil müdürlüğünde kayıtlı adresinde bulunmadığını ve faaliyet göstermediğini, genel kurul çağrısını reddeden Müdürler Kurulu Başkanının, şirketin maddi varlığı ve personelini, tek başına sahibi ve yetkilisi olup aynı ünvan ile kurduğu ... Anonim Şirketine taşıdığını, tek imza ile çekler keşide edilip şirketin borç altına sokulduğunu, şirketin borca batık hale geldiğini belirterek 06/10/2021 tarihli olağan üstü genel kurulun 3 nolu gündemi olan "şirket müdürlerinin TTK 553 ve 555.maddelerine istinaden sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın % 50 olumlu % 50 olumsuz oya istinaden REDDİNE..." ilişkin kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; açılan davayı kabul etmediklerini, davacının, herhangi bir karşılık vermeksizin kayden şirket ortağı, müdürü ve imza yetkilisi olduğunu, davacının, şirkete karşı Ltd. Şti. ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesi ile kar payının ödenmesi talepli Ankara 14 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/737 Esas sırasında açtığı davanın derdest olduğunu, yine davacının haksız rekabet nedeniyle şirket lehine tazminat ve ...'ın müdürlük görevinden azli ve şirkete kayyım atanması talepli açtığı davanın Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/479 Esas sırasında derdest olduğunu, şirketin iki eşit hissedarlı ve ortakların ikisinin de müdür olduğu yapıya sahip olduğunu, dava konusu iptali istenilen olağan üstü genel kurul kararının her iki ortağın şirket müdürü olması nedeniyle sorumluluk davasına ilişkin gündemin oylamasında her iki oy bakımından oy hakkından yoksunluk kuralına aykırı davranıldığını, davacının şirketin yapısı gereği doğrudan sorumluluk davası açma hakkına sahip olduğunu, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/81 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun işbu dava için kesin delil niteliğinde olmadığını, davacı iddialarının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; Davacı ve dava dışı ...'ın davalı şirketin ortağı ve şirkete temsile yetkili oldukları, 06/10/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 3 nolu gündeminde sorumluluk davasına ilişkin kararın reddine karar verildiği, işbu davada 3 nolu kararın iptalinin talep edildiği, TTK 619. maddesinde ön görülen oy hakkında yoksunluk halinin yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davanın açılması hakkındaki kararın oylanması halinde de uygulanması gerektiği, dava dışı ortağın olumsuz oyuna istinaden sorumluluk davası açılması yönündeki talebin reddinde karar nisabının oluşmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; "davanın reddine" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı istinaf dilekçesinde özetle; limited şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gerektiğini, karar alınmadan dava açılması halinde açılacak sorumluluk davasının reddine karar verileceğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/81 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda TTK'nın 412/1 maddesi uyarınca şirketin olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağrılmasına, çağrı yapmak üzere kayyım tayinine karar verildiğini, kayyım müşahedesi altında 06/10/2021 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurulun 3 nolu gündeminde " şirket müdürlerinin TTK 553 ve 555. Maddelerine istinaden sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın % 50 olumlu % 50 olumsuz oya istinaden reddine karar verilmiştir" şeklinde karar alındığını, karara muhalefet şerhi koyduğunu, bu kararın iptali gerektiğini, sorumluluk davası açılması yönünde haklı gerekçeleri bulunduğunu, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/737 Esas sırasında açtığı ortaklıktan çıkma davasında alınan bilirkişi raporlarının haklılığını gösterdiğini, sorumluluk davası açılabilmesinin ön koşulunun genel kurul kararı alınması olduğunu, mahkemece karar nisabı oluşmadığı tespit edilmekle davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava 06/10/2021 tarihli olağan üstü genel kurul toplantısında alınan 3 nolu kararın iptali istemidir.
TTK 617/2 maddesi atfı ile 445.madde uyarınca davanın, üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı ortak; dava dışı limited şirket yöneticisi hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için şirket genel kurulunda karar alınması gerekip karar alınmadan dava açılması halinde açılacak sorumluluk davasının reddine karar verileceğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/81 Esas sayılı dosyasında TTK'nın 412/1 maddesi uyarınca, şirketin olağanüstü genel kurulunun toplantıya çağrılmasına, çağrı yapmak üzere kayyım tayinine karar verildiğini, kayyım müşahedesi altında 06/10/2021 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurulun 3 nolu gündeminde " şirket müdürlerinin TTK 553 ve 555. Maddelerine istinaden sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın % 50 olumlu % 50 olumsuz oya istinaden reddine karar verilmiştir" şeklinde karar alındığını, karara muhalefet şerhi koyduğunu, bu kararın iptali gerektiğini, sorumluluk davası açılması yönünde haklı gerekçeleri bulunduğunu ileri sürerek elde ki davayı açmış, mahkemece; dava dışı ortağın olumsuz oyuna istinaden sorumluluk davası açılması yönündeki talebin oylamasında karar nisabının oluşmadığı gerekçesiyle; davanın reddine ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 15/11/2021 tarihli yazı cevabından; davalı şirketin aktif ortaklarının ... ve ... olduğu, yetkililerinin ise, ... ve ...'ın birlikte ve ayrı ayrı temsile yetkili kılındıkları, 06/10/2021 tarihli genel kurul tesciline rastlanılmadığının bildirildiği görülmüştür.
TTK'nın 618/3 maddesinde; oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına göre belirlenmesine ilişkin şirket sözleşmesinin sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesinde uygulanmayacağı, 619. maddesinde; herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanların müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağına yönelik hükümlere yer verilerek aynı Yasa'nın 620. maddesinde ise, kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil tüm genel kurul kararlarının toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınacağı hususu düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 644/1.a maddesi uyarınca yollama yapılan 553/1. maddesinde; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacakları, 6102 sayılı TTK'nın 555/1. maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri, 6102 sayılı TTK'nun 557/1. maddesinde; birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olmaları hâlinde, bunlardan her birinin, kusuruna ve durumun gereklerine göre, zararın şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde, bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, 6102 sayılı TTK'nın 558/2. maddesinde; şirket genel kurulunun, sorumluluktan ibraya ilişkin kararının, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak, şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldıracağı, diğer pay sahiplerinin dava haklarının ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşeceği düzenlemeleri yer almaktadır.
Yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen şirket yöneticileri bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur. Yönetici aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkı ortaklığa aittir. Ancak, zarar gören ortakların da yöneticiler aleyhine dava açma hakkı bulunmaktadır. Yöneticinin, ortaklığın mal varlığını azaltan veya kötüleştiren yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların da dolaylı zarar görmesine yol açar. Şirket yöneticisi hakkında ortakların ve şirket alacaklılarının tazminat davası açma hakkını düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 555. maddesi gereğince; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibinin isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecektir.
Öte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin uygulamasına göre limited şirket müdürleri yönünden 6102 Sayılı TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince sorumluluk davası açılabilmesi için 6102 sayılı TTK'nın 618/3.c maddesi uyarınca yasada öngörülen nisapla alınmış bir genel kurul kararının bulunması gerekmektedir. Anılan husus dava şartı olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Davacı tarafından ortaklar kurulunca bu yönde alınmış bir karar sunulmadığı takdirde bu husus yargılama aşamasında da tamamlanabilecektir (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2020 tarih ve 2019/881 Esas 2020/3917 Karar, 29/06/2020 tarih ve 2019/5335 Esas 2020/3250 Karar sayılı ilamları).
İptali istenilen 06/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 3 nolu gündeminin; " GÜNDEM MADDESİ 3 : İbranın reddi kararı verilen dönemdeki şirket müdürlerinin TTK'nın
553 ve 555. Maddelerine istinaden sorumluluk davası açılmasına ilişkin kararın oylanmasına
geçildi.
Şirket ortağı ... vekili Av. ... söz alarak; Şirket müdürleri
hakkında TTK 553 ve 555. Maddeleri doğrultusunda sorumluluk davası açılması yönünde
olumlu oy kullandığını beyan etmiştir.
Diğer şirket ortağı ... vekili Av. ... söz alarak; Şirket müdürleri
hakkında TTK 553 ve 555. Maddeleri doğrultusunda sorumluluk davası açılması yönünde
olumsuz oy kullandığını beyan etmiştir.
Buna göre, Şirket müdürleri hakkında TTK 553 ve 555. Maddeleri doğrultusunda sorumluluk
davası açılmasına ilişkin kararın %50 olumlu (...) %50 olumsuz oy (...) oya istinaden REDDİNE karar verildi. " şeklinde olduğu, şirket ortağı her iki müdür yönünden de oylamanın birlikte yapıldığı görülmüştür.
Somut olayda davacı yönetici ortak tarafından, az yukarıda açıklanan ilke ve kurallar çerçevesinde elde ki dava da dava dışı şirket yöneticisi ortak aleyhine sorumluluk davası açılmak üzere ortaklar kurulu kararı alınmasının istenildiği, davacı ve dava dışı ...'ın, davalı şirketin eşit paylara sahip ve şirkete temsile yetkili ortakları oldukları, 06/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısının 3 nolu gündeminde, eşit paylara sahip her iki yönetici müdür yönünden de sorumluluk davası açılmasına ilişkin oylamanın birlikte yapılarak % 50 kabul oyuna karşılık % 50 ret oyu bulunması nedeniyle talebin reddine dair karar verildiği, iş bu davada 06/10/2021 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısında alınan 3 nolu kararın iptalinin talep edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece, TTK 619. maddesinde ön görülen oy hakkında yoksunluk halinin yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin davanın açılması hakkındaki kararın oylanması halinde de uygulanması gerekip dava dışı ortağın olumsuz oyuna istinaden sorumluluk davası açılması yönündeki talebin reddine dair genel kurul kararında, karar nisabının oluşmadığından bahisle genel kurul kararının iptali isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine yönelik karar verilmesinde, özellikle her iki yönetici ortak yönünden de sorumluluk davası açılmasına yönelik oylamanın birlikte yapılmış olması, müdürlerin ve yöneticilerin aynı kişiler olduğu göz önünde bulundurulduğunda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/04/2025
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-...
... ... ... ...