Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1525 K.2024/1288

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1525 📋 K. 2024/1288 📅 28.11.2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2024
NUMARASI : ....
TALEP :Davalıdır Şerhi / İhtiyati Tedbir Şerhi Konulması
TALEP TARİHİ : 02/10/2024
KARAR TARİHİ : 28/11/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/11/2024
Taraflar arasındaki davalıdır şerhi ve ihtiyati tedbir şerhi konulması talebi ile ilgili mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda hisselerin bedelsiz bir şekilde alındığının anlaşıldığını, dayanak genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunu belirterek, davaya konu taşınmazlar üzerine davalıdır şerhi konulmasına, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir şerhi konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 02/10/2024 tarihli ara kararı ile; teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı ya da davalıdır şerhi konulmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından 17/05/2024 tarihli ara karardan dönülmesini gerektirir bir sebep olmadığının anlaşıldığı, davacı tarafın davaya konu taşınmazlar üzerine "davalıdır" şerhi / ihtiyati tedbir şerhi konulması talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya dayanak Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/217 Esas davanın gelinen aşamada ikinci bilirkişi raporununda lehlerine gelmesi sebebiyle haklılıklarının kuvvetle muhtemel olması karşısında teminatsız ihtiyati tedbir ve/veya davalıdır şerhi konulması talep ettiklerini, Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2019/217 Esas dosyasına sunulan ikinci bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının hamiline hisse senetlerini haksız gasp eden davalıların taşınmazlarının öncelikle bedelsiz ve hukuka aykırı şekilde kendi adlarına devrettiği sonrasında üçüncü kişilere sattığının açıkça anlaşıldığını, davaların devam eden aşamalarda daha önce olduğu gibi davalıların kalan malları satma girişimlerinin devam etmekte olduğu bilgisinin davacı tarafa devamlı surette iletilmekte olduğundan davanın semeresiz kalma ve telafisi imkansız zararların oluşması ihtimali bulunduğunu, bu sebeple eldeki davanın yönünden bu önemli yeni gelişme sonrasında.... taşınmazın hissesi üzerine öncelikle davalıdır şerhi konulmasını , taleplerinin kabul edilmemesi halinde ihtiyat tedbir kararı verilmesini talep ettiğini bildirerek yerel mahkemenin 02/10/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Talep; dava konusu taşınmazlar üzerine "davalıdır" şerhi konulması ve ''ihtiyati tedbir'' şerhi konulması talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nın 22/07/2020 tarih ve 7751 Sayılı Yasa'nın 35.maddesi ile değişik 353/(1)-a.6.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması." halinde duruşma yapılmadan karar verileceği, düzenlemeleri yer almaktadır.
Davacı tarafça Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 20/06/2022 tarihinde açılan dava ile ; Hatay 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 2019/217 E dosyasında derdest yargılamasında şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun ortaya çıkmış olması karşısında davacının %95 pay sahibi olduğu şirket ... A.Ş. adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazların yolsuz, muvazaalı ve kötü niyetli şekilde davalılar tarafından kendi adlarına bedelsiz devir edildiğinin bildirerek taşınmazların tapusunun iptali ile davacının pay sahibi olduğu taşınmazların maliki şirket adına tescili ile terditli talep olarak şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilinin talep edildiği , Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29/06/2022 tarih, 2022/316 Esas sayılı müzekkeresi ile dava konusu ....... sayılı taşınmaz kaydına taşınmazların III. şahıslara devir ve temlikinin önlenmesi için ihtiyati tedbir konulduğu, akabinde Ankara Batı 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29/11/2022 tarih, 2022/316 E., 2022/662 K. sayılı kararı ile mahkemenin görevsiz olduğundan bahisle dosyanın Ankara Batı Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verildiği, bu karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine de Dairemizin 2023/659 Esas, 2023/1093 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiği, kararın kesinleşmesi üzerine dosyanın görevli ve yetkili olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'ne tevzi edilerek, mahkemenin 2023/1081 Esas sayılı sırasına kaydının yapıldığı görülmüştür.
Görevsiz mahkemece hükmedilen ihtiyati tedbir kararına karşı davalı ... vekilince itiraz edilmesi üzerine, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2023 tarihli ara kararı ile tedbire ve teminat miktarına itirazının reddine, taşınmazlara ilişkin keşif yapıldıktan sonra teminat miktarının yeniden değerlendirilmesine, dava konusu 121 ada 1 parsele tedbir konulmadığı, yaklaşık ispatın gerçekleştiği belirtilerek anılan taşınmaza ihtiyati tedbir konulmasına, teminat olarak 40.000,00 TL takdirine karar verildiği görülmüştür. (Oysa ki yukarıda izah edildiği üzere dosya kapsamına uyap sistemi üzerinden kazandırılan tapu kayıtlarından da anlaşıldığı üzere , her ne kadar dava konusu dava konusu 121 ada 1 parsele tedbir konulmadığı beyan edilmiş ise de, ilgili parsele görevsiz mahkemece 29/06/2022 tarih, 2022/316 esas sayılı müzekkere ile tedbir şerhi konulduğu anlaşılmıştır.)
08/11/2023 tarihli ara karara karşı davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 2024/138 E. 2024/156 K. sayılı kararı ile ihtiyati tedbir hakkında görevli mahkemece karar verilmediği gerekçesiyle, 08/11/2024 tarihli ara kararın itirazın reddi kısmı yönünden kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra davacı vekilinin 27/03/2024 tarihli celsedeki talebi üzerine 02/04/2024 tarihli ara karar ile davacının davalıdır şerhi konulması yönündeki talebinin reddine, 08/11/2023 tarihli ara karar doğrultusunda taşınmazların değerinin %15'i oranında teminatın (1) ay içinde yatırılmasına, yatırılmadığı takdirde tedbir kararının kaldırılmasına hükmedilmiştir.
Davacı vekilinin 02/05/2024 tarihli dilekçesi, davalı ... vekilinin 14/05/2024 tarihli dilekçesi, diğer davalılar vekilinin 10/05/2024 tarihli dilekçesi üzerine , 17/05/2024 tarihli ara karar verilerek davacının davalıdır şerhi konulması yönündeki talebinin reddine, 08/11/2023 tarihli ara karar ile konulan tedbirin kaldırılmasına hükmedilmiştir.
Bu kez davacı tarafça 02/10/2024 tarihli celsede "17/09/2024 tarihli beyan dilekçemizi tekrarlıyoruz, yukarıda belirtilen dosyada alınan raporda hisselerin bedelsiz şekilde alındığı anlaşılmıştır, dayanak genel kurul kararları yok hükmündedir, biz davaya konu taşınmaz üzerinde davalıdır şerhi konulmasını yada mahkemeniz aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir şerhi konulmasını istiyoruz." şeklinde beyanda bulunularak , davalıdır şerhi konulması veya ihtiyati tedbir talebini tekrarladığı, mahkemece aynı celsenin 2 numaralı ara kararı ile "bu aşamada daha önceki gerekçeler ile davacı tarafın tedbir talebi ile davalıdır şerhi konulması talebinin reddine, bu konuda gerekçeli karar yazılmasına " şeklinde ara karar oluşturulduğu, bu ara karara istinaden 02/10/2024 tarihli gerekçeli ara karar ile de teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı ya da davalıdır şerhi konulması mümkün olmadığından, 17/05/2024 tarihli ara karardan dönülmesini gerektirir bir sebep olmadığı anlaşıldığından davacı tarafın dava konusu taşınmazlar üzerine "davalıdır şerhi/ ihtiyati tedbir şerhi konulması talebinin reddine" karar verildiği görülmüştür.
4721 sayılı TMK'nun 1010 maddesi uyarınca; Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin mahkeme kararları, tapu kütüğüne şerh verilebilir:
Tapu Sicil Tüzüğü'nün 48/(c) bendi uyarınca; Çekişmeli hakların korunmasına ilişkin hâllerde, mahkeme kararının, tasarruf yetkisini kısıtlayan şerhler içerisinde sayıldığı görülmüştür.
Tapu Sicil Tüzüğü'nün 49/(a) bendi uyarınca; ihtiyatî tedbir için mahkeme kararı veya yazısının , tasarruf hakkını yasaklayan şerhler içerisinde sayıldığı görülmüştür.
Bu bağlamda, Tapu Sicil Tüzüğü'nün lafzı ve uygulama dikkate alındığında, taşınmazların tapu kaydının iptali talebi ile açılan davalarda , taşınmazın aynının ihtilaflı hale geldiğine ilişkin Mahkemece tapuya bilgi amaçlı verilen , yani taşınmazın üçüncü kişilere devrini engellemeyen , sadece dava konusu taşınmazı satın almak isteyen üçüncü kişiye taşınmaz ile ilgili bir ihtilaf olduğunu bilme hakkı veren ve yeni malikin TMK'nun 1020 maddesi uyarınca ihtilafı bilmediğini ileri sürmesine engel olan davalıdır şerhi, tasarrufu kısıtlayıcı şerh iken, 6100 sayılı HMK'nun 389 ve devamı maddelerinde düzenlene ihtiyati tedbir şerhinin ise tasarrufu yasaklayıcı şerhlerden olduğunun yukarıda ayrıntısı ile yazılı olduğu üzere yasa ile belirlendiği ve bu durumda her iki şerhe yasanın farklı hukuki sonuçlar bağladığı açıktır.
Hal böyle olunca talep eden davacı vekilinin "davalıdır şerhine yönelik" istinaf başvurusu incelendiğinde; HMK'nun "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341. maddesinin 1. fıkrası, "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davacı vekilinin dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına davalıdır şerhi konulması talebi üzerine mahkemece talebin reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen ara karar HMK'nun 341/1. maddesi kapsamında düzenlenen esas hakkında nihai karar niteliğinde olmadığı gibi TMK anlamında bir önlem olmakla birlikte HMK anlamında ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddi, bu taleplerin kabulü halinde yüze karşı veya itiraz üzerine verilen karar niteliğinde de değildir.
İhtiyati tedbir talebi yönünden istinaf incelemesine gelince; HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği,
HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Davacı tarafça 02/10/2024 tarihli celsede öncelikle taşınmazların kaydına davalıdır şerhi konulmasını, mahkeme aksi kanaatte ise ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep ettiği, bu durumda mahkemece öncelikle HMK'nun 389. maddesi uyarınca ihtiyati tedbirin şartlarının değerlendirilmesi, akabinde HMK'nun 392. maddesi uyarınca mahkemece gerek görülmesi halinde ihtiyati tedbirde teminatın gösterilmesi gerekirken mahkemece davacının talep ettiği ihtiyati tedbirin şartları değerlendirilmeksizin ve yatırması gerektiği teminat işaret edilmeksizin teminatsız ihtiyati tedbire hükmedilemeyeceği gerekçesi ile talebin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmakla , davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen davalıdır şerhi konulması talebinin reddine ilişkin ara karar HMK'nun 341/1 maddesinde düzenlenen istinaf yoluna başvurulabilen kararlar niteliğinde olmadığından talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine, talep eden davacının ihtiyati tedbir talebine ilişkin ise HMK'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca somut uyuşmazlıkta ihtiyati tedbir kararı verilme şartlarının olup olmadığının değerlendirilmesi üzere dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
A) 1- Davacı vekilinin davalıdır şerhi yönünden yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nun 341. maddesi gereğince istinafa tabi karar bulunmadığından HMK'nun 352/(1)-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
B)1-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemi yönünden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2024 tarih ve 2023/1081 Esas (Ara karar) sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-İhtiyati tedbir isteminin yeniden karar bağlanması için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g.maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
28/11/2024
Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -...
... ... ... ...