İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2024/51 K.2024/21

🏛️ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/51 📋 K. 2024/21 📅 11.01.2024

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/51
KARAR NO : 2024/21
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ : 06/11/2023
NUMARASI : 2022/231 Esas (derdest)
TALEP : İhtiyati Tedbir
TALEP TARİHİ : 15/03/2022
BAM KARAR TARİHİ : 11/01/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 11/01/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2023 ara karar tarihli ve 2022/231 Esas (derdest) sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
TALEP :
İhtiyati tedbir talep edenler( davacılar) vekili talep dilekçesinde özetle; 15/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 5,6,7 ve 8 numaralı kararların yürütmesinin durdurulması konusunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN 22/06/2022 tarihli 2022/231 ESAS (derdest) SAYILI KARARI :
Mahkemece; ''...Davacılar vekilinin iptali ve butlanla malul olduğunun tespiti istenen genel kurul kararlarının icrasının durdurulmasına ilişkin tedbir talebinin reddine...'' şeklinde karar verilmiştir.
Karara karşı ihtiyati tedbir talep edenler (davacılar) vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.
DAİREMİZİN 27/10/2022 tarihli ve 2022/1617 Esas - 2022/1638 Karar SAYILI
KALDIRMA KARARI:
Dairemizce; "...davacılar vekilinin dava dilekçesinde ihtiyati tedbir isteminde bulunduğu, mahkemenin 21/03/2022 tarihli tensip zaptı 15 nolu ara kararı ile, TTK' nın 449. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesine karar verildiği, daha sonra 22/06/2022 tarihli celsede tensip zaptı 15 nolu ara kararından rücu edilmeden ve yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmadan ve alınmama gerekçesi de açıklanmadan ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği görülmekle, söz konusu ara kararı usul ve yasaya uygun olmamıştır. ( Aynı yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16/09/2013 tarihli 2013/12965 esas - 2013/15637 karar sayılı ilamı).
Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulüne; davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353-(1)-a-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine..." şeklinde karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN İSTİNAFA KONU KARARI:
Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı ve içeriğine göre; mahkemece 22/06/2022 tarihinde talepte bulunan davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verildiği, iş bu ret kararı tarihinden sonra bilirkişi raporu sunulmuş ise de, raporun itiraza tabi olduğu, itiraz sürelerinin dolmadığı, iş bu nedenle sunulan raporun, önceki ara karardan dönülmesini gerektirir delil niteliğinde olmadığı, talep edence ret kararı tarihinden sonra kararda değişikliği gerektirir başkaca yeni delil ve belge dosyaya temin edilmediğinden tedbir talebinin reddi ile aşağıda yazılı ara karar oluşturulmuştur. Açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin tedbir talebin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.
Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden/davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
İhtiyati Tedbir Talep Eden -davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; TTK 449.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınmaksızın gerekçesiz bir şekilde ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin ara karar kurulmasının yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin 15.12.2021 tarihli 2021 Yılı 2. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararlar hakkında dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına ve ihtiyati tedbire hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, ancak mahkemece ihtiyati tedbir taleplerinin, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler neticesinde herhangi bir gerekçe dahi belirtilmeksizin reddedildiğini, gelinen aşamada, davalı şirket yöneticilerinin bilinçli bir şekilde ve kötü niyetle ortaya koydukları hukuka aykırı davranışlarının önünü alabilmek ve zararlandırıcı eylemlerde bulunmaları nedeniyle şirketin daha fazla zarara uğratılmasının engellenebilmesi amacıyla öncelikle 17.06.2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan hukuka aykırı kararların iptali için İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/619 E. sayılı dosya ile derdest olan genel kurul kararlarının iptali konulu davanın açıldığını, akabinde yine salt genel kurulda karar nisabını sağlayan hakim hissedarların müvekkillerinin paydaşlıktan doğan haklarını gasp etmeye yönelik, şirket menfaati ve dürüstlük kurallarına aykırı kararların alındığı 24.09.2021 tarihli olağanüstü genel kurul davasında alınan kararların iptali için bu kez İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/858 E. sayılı halen derdest olan davanın açıldığını, şirketin geldiği durumda 24.09.2021 tarihli genel kurul toplantısından bu yana şirketin ticari faaliyetini fiiliyatta neredeyse sonlandırdığını, sayısız icra takibi ve yasal işleme maruz kaldığını, şirket açısından önem arz eden kredi ve leasing borçlarının ödenmediğini böylelikle şirketin içinin boşaltılarak geri dönülemez şekilde zararlandırıldığını, nitekim davalı .... A.Ş. hastanesinin ”... Caddesi No: ... ... .../...” adresinde aktif şekilde faaliyet göstermediğinin tespiti amacıyla İzmir 10.Sulh Hukuk Mahkemesi 2023/128 Değişik iş dosyasında delil tespiti talebinde bulunulmuş olup, ekte sunmuş oldukları 26.09.2023 tarihli raporda; hastanenin aktif şekilde faaliyet göstermediği, elektriğin trafo binasından tamamen kesik olduğu, hastanedeki bilgisayarların, eşyaların, cihaz ve ekipmanların yerinde olduğu, laboratuvarların yerinde olduğu ancak çalışmadığı, zeminden çıkan suyun tahliyesi için yapılan sistemin aktif olduğu ancak elektrikler kesik olduğundan su tahliyesinin yapılamadığının tespit edildiğini, somut olaylar birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerince iptal ve butlanına karar verilmesi talep edilen genel kurul kararlarına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilleri bakımından telafisi imkansız zararların doğacağını, 15.12.2021 tarihli genel kurul toplantısının (6) nolu gündem maddesi kapsamında alınan karar uyarınca esas sözleşmenin 7. maddesi kapsamında değiştirilmesine ilişkin gündem maddesi oylanırken ağırlaştırılmış nisap uygulanmadığından davaya konu 15.01.2021 tarihli esas sözleşme değişikliği yok hükmünde olup, bu durum Prof. Dr. ...’ın 03.10.2023 tarihli mütalaasında da tespit edildiğini, davanın temel konusu 15.12.2021 tarihli genel kurul toplantısında gerekli nisaba uyulmaksızın alınan esas sözleşme değişikliğine dair karara dayanmakta olduğundan ihtiyati tedbir taleplerinin henüz yargılamanın başında, nisap yokluğu iddiaları bakımından şeklen ve HMK hükümleri uyarınca değerlendirilmesinin gerektiğini, davalı şirket esas sözleşmesinin “Şirketin Sermayesi” başlıklı 7. maddesinin yok hükmündeki tadillerden önceki şeklinin son fıkrasında yer alan; “Gerek sermaye arttırılması ve gerekse azaltılması ile ilgili kararlar, kanunun bu hususlarda aradığı nisaplara ilaveten A grubu hissedarlarının en az 2/3’sinin yazılı muvafakati ile mümkündür.” düzenlemesi ile şirketin sermayenin arttırılmasını ve azaltılmasına ilişkin kararlarında esas sözleşme ile hem ağırlaştırılmış karar nisabı getirildiği hem de A grubu hissedarlara imtiyaz tanındığının görüldüğünü, 15.12.2021 tarihinde yapılan oylamada esas sözleşmedeki ağırlaştırılmış nisaba aykırı şekilde karar alındığını, bu nisaba aykırılık nedeniyle bu kararın yok hükmünde olduğu sonucuna varılmasının gerektiğini, davacı tarafça dava dilekçesi ile birlikte sunulan ekler, iptali talep edilen genel kurul kararları, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtları ve ilgili toplantı tutanakları, müvekkili tarafından davalı şirkete gönderilen ihtarname ve kararların usulsüz ve yasaya aykırı olması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yasanın aradığı "yaklaşık ispat" şartı somut olayda gerçekleşmiş olup, işbu deliller doğrultusunda yapılacak inceleme neticesinde kararın kaldırılması ve davalı şirketin 15.12.2021 tarihli 2021 yılı 2. olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 5, 6, 7 ve 8 numaralı kararlarının HMK'nun ihtiyati tedbire ilişkin hükümleri ve TTK 449.maddesi gereği icralarının geri bırakılması ve ihtiyati tedbire hükmedilmesinin gerektiğini, mahkemenin 06/11/2023 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve dava konusu genel kurul kararlarının TTK'nın 449 uyarınca yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek, istinaf isteminde bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Talep, 15/12/2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 5,6,7 ve 8 numaralı kararların yoklukla malul olduklarının tespiti davasında anılan kararlarının yürütmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulması istemine ilişkindir.
Mahkemece; ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş; hüküm ihtiyati tedbir talep edenler (davacılar) vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılmıştır.
HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın kararın yürütülmesinin geri bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nın 389/1 maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, yaklaşık ispat koşulu da gözetilerek uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır. Öte yandan kanun koyucu şirketler hukukunda genel kurul kararlarına karşı ayrı bir prosedür öngörmekle (TTK'nun 449. maddesi) tedbir koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilirken şirketler hukukunun kendisine özgü yapısının gözetilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır.
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir.
Eldeki davada yönetim kurulu başkanı ... ve yönetim kurulu üyesi ... yazılı beyan dilekçesi ile yürütmenin durdurulması talebi hakkında yazılı beyanda bulunmuşlardır. İhtiyati tedbir isteyenler (davacılar) vekili, istinaf itirazı olarak 6102 Sayılı TTK'nın 449 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin duruşmada beyanlarının alınmaması hususunu ileri sürmüştür.
6102 Sayılı TTK nın 449. maddesinde sadece yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinin alınacağı hususu yer almakta olup, duruşmada dinlenmeleri gerektiğine yönelik açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Yönetim kurulu üyelerinin beyanlarını içerir dilekçe ile 6102 Sayılı TTK'nun 449.maddesi uyarınca ihtiyati tedbire yönelik beyanda bulunduğu anlaşıldığından, ihtiyati tedbir isteyenlerin bu yöne ilişen istinaf itirazlarının esastan reddi gerekmiştir.
Dava konusu talep ve yürütmenin durdurulması istemiyle dava dosyasına sunulan tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde, talebin yargılamayı gerektirdiği ve yaklaşık ispat koşulunun sağlanamadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı ihtiyati tedbir talep edenler( davacılar) vekili tarafından yapılan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2023 tarihli ve 2022/231 Esas (derdest) sayılı ara kararına karşı ihtiyati tedbir talep edenler (davacılar) vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-a)İhtiyati tedbir talep edenler (davacılardan) alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, başlangıçta alınan 269,85-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 157,75-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına (harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine),
B)İhtiyati tedbir talep eden (davacılar) tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcının 738,00-TL hazineye gelir yazılmasına,
3-İstinaf yoluna başvuran tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin esas hakkında verilecek karar ile hüküm altına alınmasına,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının resen HMK'nun 333. maddesi gereğince yatıran tarafa İADESİNE,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına,
6-Kararın tebliği, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 11/01/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.