İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2024/1377 K.2025/113
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1377
KARAR NO:2025/113
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/03/2024
NUMARASI:2024/3 E. - 2024/180 K.
DAVANIN KONUSU:Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;...'in müvekkili şirketin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, ...'in geçirdiği beyin kanaması sonucu bilincini yitirmesi üzerine, Türk Medeni Kanunu 405 inci maddesi gereğince, Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.02.2018 gün 2018/109 E. 2018/211 K. sayılı ilamı ile kısıtlanıp, eşi ...in kendisine vasi olarak atandığını, Müvekkili Şirketin 3.300.000-TL sermayesine tekabül eden beheri 10 TL itibari değerli 330.000 adet hamiline yazılı payı temsil eden hisse senetlerinin tamamının, Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.02.2018 gün 2018/109 E. 2018/211 K. sayılı ilamı ile kısıtlanan ve kendisine vasi olarak atanmış olan ...’e ait ... Bankası ... Şubesi nezdindeki kiralık kasada mevcut olduğunun 05.07.2018 günü saat 14:00’te yapılan keşif marifetiyle tespit edildiğini, davacı şirketin 29/03/2019 tarihinde toplanan genel kurulunda toplantıya katılma hakkı bulunan pay sahiplerinin kimler olduğu konusunda yönetim kurulu ile kısıtlı ... vasisi ...arasında ihtilaf çıktığını, toplantı başkanının şirketin hamiline yazılı pay senetlerinin tümüne zilyet bulunan kısıtlı ... vasisi ...’in katılabileceğine karar vermesi üzerine, diğer kişilerin toplantıyı terk ederek hazır bulunanlar listesini imzalamaktan imtina ettiklerini, genel kurul toplantısında ...' in yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, Kartal ... Noterliği'nden 29/03/2019 tarih ... yevmiye no ile tasdikli 29/03/2019 tarihli 2018 yılı olağan genel kurul kararının tescili istemiyle İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne başvuruda bulunduğunu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü 23/05/2019 tarih ...-... sayılı kararı ile hazır bulunanlar listesinde yönetim kurulu üyelerinin imzalarının bulunmaması ve tek pay sahipliğinin tescil ettirilmemiş olmasını gerekçe göstererek tescil istemini reddettiğini, davacı şirketin bu şekilde organsız kaldığını, şirket merkezinin bağlı olduğu İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret mahkemesine yapılan başvuru sonucunda verilen...-... sayılı ve 27/09/2019 tarihli kesin karar ile TTK 412 maddesi gereğince davacı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısının yapılmasına karar verildiğini, mahkemenin atadığı kayyım Prof Dr ... tarafından yapılan 16/12/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı sonunda alınan kararın İstanbul Ticaret Sicili müdürlüğü tarafından 13/01/2020 tarih 9697 sayılı karar ile geçici tescil edildiğini, ancak kesin tescil başvurusunun şifahi olarak reddedilip, yazılı ret cevabı verilmediğini belirterek; 16/12/2019 tarihli genel kurul kararının kesin tesciline hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili savunmasında özetle; davalı vekili 29/06/2020 tarihli dilekçesi ile davaya cevap verme süresinin uzatılmasını talep etmiş ancak verilen süreye rağmen cevap dilekçesi sunmamış, duruşma gününün tebliğine rağmen duruşmaya katılmamıştır.İlk Derece Mahkemesinin 2020/221 Esas, 2020/503 Karar ve 24.09.2020 tarihli kararı ile; "...İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğü nün 20/04/2020 tarihli kesin tescilin reddine ilişkin kararın gerekçesinde açıklanan şirketin pay sahipliğine ilişkin ihtilafta; İstanbul 7 ATM nin 2019/322 esas sayılı dosyasındaki yargılamanın devam ettiği, bu dava dosyasında alınan bilirkişi raporunda da şirketin tek hissedarının 330.000 adet hamiline yazılı payı temsil eden hisse senetlerini elinde bulunduran ... olduğunun açıklandığı, görülmüştür.Davacı şirketin organsız kalması nedeniyle İstanbul Anadolu 9.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2019/386-907 sayılı ve 27/09/2019 tarihli kesin kararı sonucu yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararın kesin tescili talebi kanuna, şirket esas sözleşmesine ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığından yerinde bulunmuş, davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20/04/2020 tarih ve ...-... sayılı red kararının kaldırılmasına ve "şirketin yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle görev yapmak ve görev süresince şirketi her konuda temsil etmek üzere ...'in ( TCKN:...) seçilmesine" şeklindeki Genel Kurul kararının ticaret siciline kesin olarak tescil edilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile TTK'nın 34. maddesi gereğince; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 20/04/2020 tarih ve ...-... sayılı red kararının kaldırılmasına, davacı ...-... Sicil numaralı , ... AŞ nin 16/12/2019 tarihinde yapılan Genel kurul toplantısında alınan "Şirketin yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle görev yapmak ve görev süresince şirketi her konuda temsil etmek üzere ....'in ( TCKN:...) seçilmesine" şeklindeki Genel Kurul kararının ticaret siciline kesin olarak tescil edilmesine, karar verilmiştir.Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dairemizin 2021/31 Esas, 2023/1923 Karar ve 30.11.2023 tarihli kararı ile; ... Davacı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 13.01.2020 tarihli ... sayllı kararı ile geçici tescil edilmiş bulunan 16.12.2019 tarihli genel kurul kararının kesin tesciline hükmedilmesini talep etmiştir.TTK'nın 28/1. maddesine göre tescil istemi ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri tarafından yetkili sicil müdürlüğüne yapılır. Talep edebilecek olanlar ise maddede ilgililer olarak belirtilmiştir. TTK'nın 31/2. maddesine göre tescilin dayandığı olgu veya işlemler tamamen veya kısmen sona erer ya da ortadan kalkarsa sicildeki kayıt da kısmen yahut tamamen silinir. Bu durumda da kaydın kısmen veya tamamen silinmesini talep edebilecek olanlar yine ilgililerdir. Bu kuralın istisnası, resen yapılacak tesciller ile yetkili kurul veya kuruluşun bildirimi üzerine yapılacak tescillerdir. TTK'nın 34. maddesine göre ise ilgililer tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz talebinde, ilgili ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır.Görüldüğü üzere TTK'nın 34.maddesi ile Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22.maddesinde bu davayı ilgililerin açabileceği öngörülmüştür. Somut olayda, davacı şirket, olağanüstü genel kurul kararının geçici tesciline dair davalı kararına itiraz ederek, kesin tescile dönüştürülmesini talep etmiştir. Mahkemece dava konusu edilmeyen kararla ilgili hüküm tesis etmesi isabetli olmamıştır. Yukarıda ayrıntılı şekilde yer verildiği üzere davanın konusu ve talep, davacı şirketin 16.12.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararının davalı İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünü tarafından 13.01.2020 tarihli geçici tescil kararıdır. Mahkeme tarafından dava konusu olmayan ve dava sonrasında gerçekleştirilen 20.04.2020 tarihli kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Diğer taraftan, yasal düzenleme kapsamında davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususu gerçek talep yönünden değerlendirilmemiş olduğundan, hükmün bu anlamda istinaf denetiminin yapılması mümkün görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının tarafların esasa ilişkin nedenleri incelenmeksizin kaldırılmasına..." KARAR VERİLMİŞTİR.Eldeki istinaf incelemesine konu karar, Dairemizin bu kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Huzurdaki davada; davacı şirket adına vekili TTK'nın 32 ile Resmi Gazetede 27.01.2013 tarihinde yayınlanan Ticaret Sicili Yönetmeliğinin 34.maddesi gereğince, sicil numarası ve unvanı belirtilen şirketin tek pay sahipliğinin bildirimine ilişkin yönetim kurulu kararının tescil talebinin reddine karar verildiğini belirterek, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 13.01.2020 tarihli ... sayılı kararı ile geçici tescil edilmiş bulunan 16.12.2019 tarihli genel kurul kararının kesin tesciline hükmedilmesini talep etmiştir.Geçici tescilden itibaren 8 günlük süre içinde 17/01/2020 tarihinde alınan 2020/1 sayılı yönetim kurulu kararının tescil talebinin reddine ilişkin İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü kararının davacı şirkete 12/05/2020 tarihinde tebliğ/teslim edilmekle huzurdaki davanın 30/03/2020 tarihinde 8 günlük yasal süre içinde açıldığı İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/322 -2021/323 sayılı dosyası kararında tespit edildiği üzere; " yönetim kurulu üyelerinin genel kurul toplantısına katılmamaları veya somut olayda olduğu gibi toplantı tutanağını imzalamadan toplantıyı terk etmeleri nedeniyle genel kurul kararlarının geçersizliğinin ileri sürülemeyeceği bu bakımdan TTK'nın 407/2 madde hükmü uyarınca genel kurulda bir yönetim kurulu üyesinin bulunmaması nedeniyle kararların geçersiz olduğu, bu nedenle tescil edilmelerinin mümkün olmadığı yönündeki davalı ret gerekçesinin yerinde olmadığı, davacının şirketin neredeyse bütün hisselerine sahip olması sonucu toplantı ve karar alma yeter sayılarını tek başına yerine getirmesi, yönetim kurulu üyelerinin görev sürelerinin sona ermiş olması nedeniyle zorunlu olarak genel kurulun toplanarak yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesinin gerektiği, aksi takdirde şirketin organsız kalarak infisah riskini taşıması hususları dikkate alındığında, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/386 Esas sayılı dosyasında verilen 27.09.2019 tarihli karar sonucu yapılan 16/12/2019 tarihli genel kurul sonunda alınan kararların kesin tescil edilmesinin hakkaniyete, şirket ve alacaklıların yararına olduğu... "gerekçesiyle, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 13/01/2020 tarih ve 9697 sayılı geçici tescil kararına konu; ...-... Sicil numaralı, ... AŞ nin 16/12/2019 tarihinde yapılan Genel kurul toplantısında alınan "şirketin yönetim kurulu üyeliğine 3 yıl süreyle görev yapmak ve görev süresince şirketi her konuda temsil etmek üzere ...in ( TCKN:...) seçilmesine" şeklindeki Genel Kurul kararının ticaret siciline kesin olarak tesciline, kararın tescil ve ilan edilmek üzere İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu genel kurulun ilk başvurusunun 01.04.2019 da yapıldığını, başvurunun 10.05.2019 tarihinde iade edildiğini, bu defa 16.12.2019 da iadelerdeki toplantıya çağrı ile ilgili eksikliklerin giderilmesini teminen mahkeme tarafından kayyım tarafından toplantı yapıldığını, iade nedenlerinin tamamının ortadan kalkmadığını ve tereddütlü hususlar sürdüğü içinde davacının talebi üzerine geçici olarak tescil edildiğini, bununla birlikte dava konusu talebin reddine ilişkin ret kararı bulunmadığı gibi dava konusu kararla ilgili verilen ret kararının olmadığını, davacının iddia ettiği şekilde ret kararının şifahi olamayacağınında ifade edilmesi gerektiğini, kaldı ki ret kararı verilen herhangi bir hususla ilgili geçici tescil yapılamayacağınında belirtilmesi gerektiğini, zira ret kararını tescil etmeme konusunda hiçbir tereddüt barındırmadığını, dava konusu geçici tescil işleminin hukuka uygun olduğunu, TTK 32.madde hükmü çerçevesinde işlem yapıldığını, sicil müdürünün tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını, incelemekle yükümlü olduğunu, tüzel kişilerin tescilinde özellikle şirket sözleşmesinin emredici hükümlerine aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediğinin incelenmesi gerektiğini, diğer yandan anılan hükmün 4.fıkrasında çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususların ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunacağı ancak ilgililerin üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmemeleri durumunda geçici tescilin resen silineceğini, mahkemeye başvurulduğu tarihte kesinleşmiş olan hükmün işlem tesis edileceğinin belirtildiğini ve geçici tescile ilişkin düzenlemeye yer verildiğini, şirketin pay sahipliğine ilişkin sicil dosyasına yapılan ihbarlarla anlaşılan pek çok derdest dava bulunduğunu, şirketin tek pay sahipliğine ilişkin kesinlik bulunmadığını ve dolayısıyla tek pay sahipliğine ilişkin yönetim kurulu kararı alınarak tescil edilemediği için ilgilinin talebi ile geçici olarak tescil edildiğini, anonim şirkette tek pay sahipliği kararının TTK 338.maddesi gereğince ticaret sicile tescilinin zorunlu bir husus olduğunu, dava konusu geçici tescil işleminin kesin tescili dönüşmesine ilişkin davada müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, mahkemenin kabulünde belirtildiği üzere, geçici tescilin kati tesciline dönüştürülmesi davası olarak kabulü halinde davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, aksi takdirde esastan reddinin gerektiğini, mevzuata uygun şekilde geçici tescil işlemi yapan müvekkilinin davanın açılmasına neden olmadığını, yargılama giderleri yönünden aleyhine karar verilmesinin yanlış olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 34. maddesi gereğince ticaret sicil müdürlüğünün kararına karşı itiraza ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Mahkemece, dairemiz kararı sonrasında yukarıda yer verildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. Kaldırma kararında ayrıca yasal düzenleme kapsamında davanın hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı hususunun değerlendirilmemiş olmasına da yer verilmiştir. Mahkeme gerekçesinde, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü kararının şirkete 12.05.2020 tarihinde tebliği/teslim edildiği, davanın 30.03.2020 tarihinde 8 günlük yasal süre içerisinde açıldığı belirtilmiştir. Kararın tebliğ tarihinden önce açılan dava ile ilgili davanın yasal süre içerisinde açıldığı kabulü yerinde görülmemiştir. Öncelikle sicil müdürlüğü tarafından verilen karara karşı tebliğ tarihinden önce açılan davada dava tarihi itibariyle şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirmesi gerekecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticaret siciline tescil ile ilgili 34. maddesi; “(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. (2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir.” şeklindedir. İlgililerin ticaret siciline kaydedilecek hususlar ile ilgili başvuruda bulunabilecekleri, başvurunun reddi halinde ise kararın tebliğinden itibaren 8 gün içinde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemelerine dilekçe ile itiraz edebileceği hususu düzenlenmiştir. Eldeki davada davacı 6100 sayılı TTK. 34. maddesi 1. bentte öngörülen bu süreci işletmeden doğrudan dava açtığından mahkemece davacının hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.Dava konusu 13.01.2020 tarihli İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü kararı tebliğ edilmeksizin dava açılmıştır. Davacı vekili dava dilekçesinde bu durumu açıkça belirtmiştir. (emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/2123 Esas, 2022/6066 Karar sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kabulü ile yapılan yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince düzeltilerek davanın hukuki yarara dair dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmek üzere yeniden esas hakkında oy çokluğu ile karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda;1-Davanın hukuki yarara dair dava şartı yokluğu nedeniyle reddine,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile; bakiye 561,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 5-Davalı tarafça yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 6-HMK 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan ve harcanmayan gider avansının hükmün kesinleşmesi sonrasında yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri bakımından;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b-Davalı tarafından harcanan 1.169,40 TL istinaf başvuru gideri ile 238,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.407,40 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara tebliğine,9-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2025 tarihinde, oy çokluğu ile ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
KARŞI OY:Eldeki dava, TTK'nın 34. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğünün kararına itiraz davasıdır. Davacı vekili, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 13.01.2020 tarihli 9697 sayılı kararı ile geçici tescil edilmiş bulunan 16.12.2019 tarihli genel kurul kararının kesin tesciline hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle eldeki itiraz davasını açmıştır.Davacı şirket, 16.12.2019 tarihli genel kurul karanın ticaret siciline kesin tescili talebiyle başvuru yapmış; Ticaret Sicil Müdürlüğünün 13.01.2020 tarihli 9697 sayılı kararıyla, kararda belirtilen nedenlerle kesin tescil hususunda duraksama yaşandığı gerekçesiyle TTK'nın 32/4.maddesi uyarınca geçici olarak tescile karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı, eldeki davada, geçici tescilin usulsüz olduğu, kesin tescil yapılması gerektiği gerekçesiyle, TTK'nın 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca eldeki itiraz davasını açmıştır.TTK'nın 34. maddesinin 1. fıkrası uyarınca; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. İtiraz davasında mahkemenin inceleme usulü de aynı fıkrada düzenlenmiştir.Bu yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, Kanun, bir hususun tescili talebi üzerine sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, asliye ticaret mahkemesinde itiraz davası açabileceklerini hükme bağlamıştır.Somut olayda da davacı şirket, 16.12.2019 tarihli genel kurul karanın ticaret siciline kesin tescili talebiyle başvuru yapmış, davalı Sicil Müdürlüğü ise kesin tescilde tereddüt ortaya çıktığı gerekçesiyle, geçici tescil yapmakla yetinmiş ve buna dair 13.01.2020 tarihli 9697 sayılı kararı vermiştir. Bu karara karşı, TTK'nın 34/1.maddesi uyarınca davacı şirketin itiraz hakkının bulunduğu açıktır. Zira davacı, genel kurul kararının geçici değil, kesin olarak tescili gerektiğini ileri sürerek Ticaret Sicil Müdürlüğünün kararına karşı itiraz davası açmıştır. Bu davayı açmakta davacının sıfatının ve hukuki yararının bulunduğu açıktır. Davacının eldeki davayı açabilmek için işletmesi gerekli başkaca bir süreç yahut tüketmesi gereken başkaca bir başvuru yolu söz konusu değildir. Zira davacı şirketin tescil talebi üzerine sicil müdürlüğünün verdiği bir karar söz konusudur ve TTK'nın 34/1. maddesi, bu tür kararlara karşı doğrudan itiraz davası açılması mümkündür.Geçici tescile ilişkin TTK'nın 32. maddesinin 4. fıkrasındaki düzenleme de davacının sicil müdürlüğünün geçici tescil kararına karşı aynı Kanun'un 34/1. maddesi uyarınca itiraz davası açmasına engel değildir. Zira davacı, geçici tescilin hukuka aykırı olduğunu ve kesin tescilin gerektiğini ancak bu yolla ileri sürebilir. Kanun'un 32.maddesinin 4. fıkrasındaki mahkemeye başvuru, tescili istenen konunun esasının bir mahkeme kararına bağlı olması hâlinde, sicil dışında o uyuşmazlığın tarafları arasında görülecek esasa ilişkin bir dava olup, bunun sicil müdürlüğünün geçici tescil kararına itirazla bir ilgisi yoktur. Diğer tarafından, Kanun, itiraz davasının, sicil müdürlüğünün kararının tebliğinden itibaren sekiz gün içinde açılabileceğini hükme bağlanmıştır. Sicil Müdürlüğünün kararının tebliğinden önce de itiraz davasının açılmasına engel bir hüküm bulunmamaktadır.Bu nedenlerle, işin esasına dair istinaf incelemesinin yapılarak bir karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun, davanın hukuki yara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin kararına muhalifim.