İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/99 K.2025/357

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/99 📋 K. 2025/357 📅 06.03.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/99 Esas
KARAR NO: 2025/357
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 08/01/2025
NUMARASI: 2024/602 Esas
DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))
KARAR TARİHİ: 06/03/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talebinde bulunan şirket ve gerçek kişi yönünden Mahkemenin ara kararı ile 10/07/2024 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, akabinde Mahkemenin 02/10/2024 tarihli ara kararı ile, davacı tarafından bankalara tahsil ve/veya teminat olarak verilmiş olan ve vadesi gelmeyen çeklerin işlemsiz olarak davacı şirkete iadesine, mühlet kararından sonra vedesi gelen ve ödenen çeklerin komiser nezaretinde açılan borçlu şirket hesaplarına gönderilmesine şeklinde karar verildiği anlaşılmış olup konkordato talep edenler vekili 25/11/2024 tarihli şikayet dilekçesi ile, verilen kararın gereğini yerine getirmeyerek tedbire muhalefet eden ... Bankası A.Ş. Hadımköyyolu Esenyurt Şubesi ve ...'ın cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece Mahkemesi 26/11/2024 tarihli ara kararı ile, HMK'nun 398. maddesinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimsenin şikâyet üzerine disiplin hapsi ile cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, somut olayda ise, verilen konkordatoya ilişkin tedbirlerin İİK'nun 285. ve devamı maddeleri uyarınca verildiği, HMK'nun 389. ve devamı maddeleri kapsamında verilen bir tedbir bulunmadığı gibi HMK'nun 398. maddesinin kıyas yoluyla uygulanma imkânının da bulunmadığı gerekçeleri istinaden şikayetin reddine karar verilmiştir.Konkordato talep edenler vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin 02/10/2024 tarihli "davacı tarafından bankalara tahsil ve/veya teminat olarak verilmiş olan ve vadesi gelmeyen çeklerin işlemsiz olarak davacı şirkete iadesine, mühlet kararından sonra vedesi gelen ve ödenen çeklerin komiser nezaretinde açılan borçlu şirket hesaplarına gönderilmesine" şeklindeki ara kararının İİK'da yer almadığını ve maddi hukuka ilişkin olduğunu, zira İİK'nun 287. maddesinin atfı ile HMK'nun 389. maddesinde verilen bir tedbir kararı olduğunu, bankaların verilen tedbir kararına uymayarak mahkeme kararını hiçe saydığını, taleplerinin Mahkemece reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. İlk derece Mahkemesi 08/01/2025 tarihli ara kararı ile, 02/12/2024 tarihli Mahkemelerinin ara kararının istinaf kanun yoluna değil itiraz kanun yoluna tabii olduğu, davacılar vekili tarafından 07/12/2024 tarihli dilekçeleri ile itiraz yoluna başvurulduğu, itirazın değerlendirilmesi için dosyanın gönderildiği Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/12/2024 tarih 2024/456 D.İş 2024/464 sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olmak üzere karar verildiği gerekçelerine istinaden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiştir.Konkordato talep edenler vekili Mahkemenin 08/01/2025 tarihli istinaf başvurusunun reddine yönelik kararına karşı sunduğu istinaf dilekçesinde; Mahkemenin 02/10/2024 tarihli "davacı tarafından bankalara tahsil ve/veya teminat olarak verilmiş olan ve vadesi gelmeyen çeklerin işlemsiz olarak davacı şirkete iadesine, mühlet kararından sonra vedesi gelen ve ödenen çeklerin komiser nezaretinde açılan borçlu şirket hesaplarına gönderilmesine" şeklindeki ara kararının İİK'da düzenlenmeyen HMK'nun 389. maddesi kapsamında verilmiş bir tedbir olduğunu, ilk derece mahkemesince tedbire muhalefet şikayetlerinin ve istinaf başvurularının reddine yönelik verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Talep, borçlu şirket ve gerçek kişi yönünden konkordatonun tasdiki istemine ilişkin olup derdest dosya kapsamında verilen ara karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece "Davacılar vekilinin talebinin kabulü ile, davacı tarafından bankalara tahsil ve/veya teminat olarak verilmiş olan ve vadesi gelmeyen çeklerin işlemsiz olarak davacı şirkete iadesine, mühlet kararından sonra vedesi gelen ve ödenen çeklerin komiser nezaretinde açılan borçlu şirket hesaplarına gönderilmesine" şeklinde tesis edilen konkordato tedbirine yönelik 02/10/2024 tarihli ara kararın İİK'nun 285 ve devamı maddeleri kapsamında verilmesi sebebiyle HMK'nun 398. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığından bahisle tedbire muhalefet edenlerin bu madde uyarınca cezalandırılmasına yönelik talebin 26/11/2024 tarihli ara karar ile reddine karar verilmiş olup istinafa konu uyuşmazlık Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2024 tarihli ara kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulmasının mümkün olup olmadığına ilişkindir.İlk derece Mahkemesinin 26/11/2024 tarihli ara kararından sonra (henüz istinaf yoluna başvurulmadan) konkordato talep edenler vekilinin 07/12/2024 tarihli itiraz dilekçesi üzerine dosya itiraz talebi hakkında karar verilmek üzere Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 16/12/2024 tarih ve 2024/456 D.İş 2024/464 Karar sayılı kararı ile: Mahkemece verilen tedbirlerin konkordato kapsamında İİK'nun 285 ve devamı maddeleri uyarınca verilmesi ve HMK'nun 389 ve devamı maddeleri uyarınca verilen bir tedbirin bulunmaması karşısında somut olayda HMK'nun 398. maddesinin uygulanma imkanının bulunmadığı, ayrıca tedbirin uygulanmamasından kaynaklanan bir zararın bulunması halinde tedbir kararına aykırı davrananlar aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açma imkanı da olduğu gözetilerek davacılar vekilinin itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Konkordato talebi üzerine Mahkeme borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alabilecek olup bu anlamda hükmedilebilecek tedbirler de sınırlı değildir. Söz konusu tedbirler, yasanın düzenlemesi kapsamında muhafaza tedbirleri olup 6100 sayılı HMK'nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir niteliğinde değildir. Uygulamada, yasanın belirlediği muhafaza tedbirleri ile taraf talebine ve mahkemenin durum ve şartlara göre takdir edeceği ihtiyati tedbir kararlarının karıştırıldığı durumlarla karşılaşılmaktadır. İİK'nun 287/son maddesi uyarınca, yasanın belirlediği muhafaza tedbirlerine ilişkin alınan kararlara karşı kanun yoluna başvurulamayacağı açık olmakla birlikte muhafaza tedbiri niteliği taşımayan bir başka anlatımla geçici mühlet kararının olağan sonuçları kapsamında değerlendirilemeyecek tedbirler bakımından aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Yani yasada düzenlenen muhafaza tedbirleri arasında yer almayan Mahkemelerce hükmedilen tedbirlerin HMK'nun 389. vd maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir niteliğinde olduğunun kabul edilmesi yerinde olacaktır. Buna göre somut olayda, Mahkemenin 02/10/2024 tarihli ara kararı ile "davacı tarafından bankalara tahsil ve/veya teminat olarak verilmiş olan ve vadesi gelmeyen çeklerin işlemsiz olarak davacı şirkete iadesine, mühlet kararından sonra vedesi gelen ve ödenen çeklerin komiser nezaretinde açılan borçlu şirket hesaplarına gönderilmesine" şeklinde hükmettiği tedbir 6100 sayılı HMK'nun 389 vd. maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir niteliğindedir. Zira işbu tedbir, muhafaza tedbiri niteliği taşımayıp maddi hukuk alanında sonuçlar doğuran ve borçlu konkordato talep eden şirkete nazaran üçüncü kişi konumunda olanların maddi hukuktan doğan talep ve def-i haklarını etkileyen tedbirler olarak değerlendirilebilir. İhtiyati tedbire muhalefet halinde ise HMK'nun 398. maddesi uyarınca itiraz yolunun öngörüldüğü ve verilecek kararın da kesin olduğu belirtilmiş olmakla Mahkemenin istinaf isteminin reddine yönelik kararı yerindedir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/602 Esas ve 08/01/2025 tarihli ara kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf harcı peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Konkordato talep edenler tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1-f bendi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.06/03/2025