Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/418 K.2025/484

🏛️ Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/418 📋 K. 2025/484 📅 20.03.2025

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 21/03/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ....Kooperatifi’nin 03.03.2023 tarihli Yönetim Kurulu Toplantı Kararı ile '' Yangın, Sel, Deprem gibi doğal afetlerde site üyelerinin tahliyesini kolaylaştırmak amacıyla sitenin ön cephesine 1 adet Acil Çıkış Kapısının yapılmasına karar verilmiştir'' şeklinde olduğunu, Yönetim Kurul Kararına istinaden müvekkiline yazlık olarak kullandığı taşınmazın önüne 'Acil Çıkış Kapısı' açıldığını, müvekkili yazın taşınmazına konaklamak, dinlenmek amacıyla gittiğinde taşınmazının ön cephesine kapı açıldığını, kapının her ne kadar 'Acil Çıkış Kapısı' olarak adlandırılmışsa da devamlı suretle sitede oturanlar tarafından kullanıldığını, kapıda güvenlik görevlisi olmadığı için yalnızca sitede oturanların değil kimliği belirsiz kişilerce de kullanıldığını ayrıca açılan kapıda herhangi bir kilit sistemi olmadığından yabani hayvanların, sokak köpeklerinin doğrudan müvekkilin taşınmazına girme tehlikesi bulunduğunu, Müvekkili site yönetimine durumu öğrenmek için gittiğinde, Yönetim Kurul Toplantı Kararına istinaden 'Acil Çıkış Kapısı' yapıldığını öğrendiğini, müvekkili taşınmazının bahçesi 'Acil Çıkış Kapısını' kullananların gözü önünde olup müvekkil ve çocukları bahçelerinde rahatça dinlenememekte ve kimliği belirsiz tanımadıkları kişilerin bakışlarından endişe duyduğunu, müvekkilinin ve ailesinin can ve mal güvenliği tehlike altında olduğunu, müvekkilinin 03.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına katılmış, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun 7. Maddesine katılmadığını beyan ettiğini, her ne kadar Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu oy birliği ile kabul edildi yazılmışsa da müvekkil kabul oyu da kullanmadığını, hal böyle iken müvekkil, yazlık olarak kullandığı taşınmazından istediği faydayı sağlayamadığını aksine can ve mal güvenliği açısından endişe ve korku içerisinde yaşadığını, Ayrıca işbu 'Acil Çıkış Kapısı' kamuya ait olan yola açıldığını, hukuka aykırılığın tespiti halinde de 'Acil Çıkış Kapısının' kapatılarak, eski hale getirilmesi gerektiğini, beyan ederek davalı S.S.Pembeliman Site İşletme Kooperatifi’nin 03.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 3-4 Maddesindeki kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Kooperatifin üyelerine veya üyelerin Kooperatife karşı açacağı davalar için tüzel kişi kooperatifin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkili olduğunu,öncelikle yetki itirazında bulunduklarını kooperatifin adresinin ... olduğundan yetkili mahkemenin ... Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın süre yönünden de reddi gerektiğini, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53' ncü maddesi uyarınca, genel kurulda alınan kararların, yasaya, anasözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olması durumunda, toplantıda bulunan ortaklar, alınan kararlara muhalif kalarak, keyfiyeti tutanağa geçirdikten sonra kararın iptali için dava açabileceğini, ancak, emredici kurallara, kamu düzenine ve ahlaka aykırılık halinde genel kurul kararları mutlak butlanla batıl, yok hükmünde olacağından bu halde iptalleri için açılacak davalarda muhalefet şerhi aranmayacağını, ancak dava konusu yapılan genel kurul kararında, emredici kurallara, kamu düzenine ve ahlaka aykırılık hali bulunmadığı gibi, davacının da bu yönde bir beyanı bulunmadığını, davacı ...., bakanlık temsilcilerinin de hazır bulunduğu 03/03/2024 tarihli genel kurula bizzat katıldığını, ancak iptalini talep ettiği karara toplantıda muhalefet etmediğini ve herhangi bir itirazda da bulunmadığını, davacı dava konusu ettiği genel kurul kararında yönetim kurulu faaliyet raporu için toplantı günü kabul oyu kullandığını ve faaliyet raporu hükümet komiserlerinin önünde oybirliğiyle kabul edildiğini, bir karara karşı olan ve dava açmayı düşünen ortak, muhalif olduğu kararın altına veya tutanağın sonuna gerekçeli olarak muhalefetini yazdırmak için divan başkanından talepte bulunmalı ve talebini Bakanlık temsilcisine de bildirmek suretiyle muhalefetin tutanağa geçirilmesini sağlanacağını, oysa davacı genel kurul toplantısı sırasında alınan kararlara herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi, varsa muhalefetini yazdırma için divan başkanından ve Bakanlık temsilcisinden bir talep ve girişimde de bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacı yan 03/03/2024 tarihli Genel Kurul Toplantı tutanağının 3. ve 4. Maddelerinde görüşülen 2023 yılına ait faaliyet raporlarına itirazlarının tutanağa geçmediğini aksine tutanağa bu raporun oybirliği ile kabul edildiğinin yazıldığını, kendisinin kabul oyu kullanmadığını iddia etmişse de buna ilişkin herhangi bir delil sunulmamış olup davaya konu maddelere ilişkin davacının olumsuz oyunun ve muhalefet şerhinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Tutanak içeriği incelendiğinde; davacı yanın söz alarak sadece 2023 yılı yönetim kurulu raporunun 7. Maddesinin gözden geçirilmesini talep ettiğinin belirtildiği, bu talep içeriğinin de bu karara yönelik muhalefet şerhi olduğu yada bu anlama gelecek herhangi bir düşünce, açıklama veya beyan niteliği taşımadığı anlaşıldığından davalı Sınırlı Sorumlu Pembeliman Site İşletme Kooperatifi'nin dava konusu 03/03/2024 tarihinde yapılan Genel Kurul Toplantı tutanağının 3. ve 4. Maddeleri ile ilgili olarak; davacının olumsuz oy kullanmadığı ve muhalefet şerhini yazdırmadığı gerekçesiyle 6102 sayılı TTK'nın 446/1 (a) maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/2 maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK'nın 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Müvekkilinin 03.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına katıldığını, 2023 Yılı Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun okunması üzerine söz alarak 'Taşınmazının ön cephesine açılan Acil Çıkış Kapısının kapatılmasını' talep ettiğini, Genel Kurul Toplantı Tutanağının 3-4 Maddesinde bu durum yazıya '' Söz alan ortak ....., Yönetim Kurul Raporunun 7.maddesinin tekrar gözden geçirilmesini talep etti' şeklinde dökülmüşse de müvekkilinin itirazlarının kayda geçmediğini, maddenin devamında ' Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu oy birliği ile kabul edildi' denilmişse de müvekkilinin kabulünün söz konusu olmadığını, müvekkilinin kabul oyu kullanmadığını, bu hususun tanık beyanları ile doğrulanacağını, genel kurul tutanağının usulünce tutulmadığını, müvekkilinin itirazının tutanağa geçirilmediğini, Bakanlık temsilcisi tarafından dikkate alınmadığını, bu hususların İlk Derece Mahkemesince incelenmediğini , müvekkilinin itirazı tutanağa olması gerektiği gibi yansıtılmadığını, bu durumun hukuki fiil niteliğinde olup tanıkla ispatına olanak tanınması gerektiğini, Müvekkilinin Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun 7. Maddesine olan itirazı tutanağa geçirilmediğini, müvekkilin 03.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısına katıldığını, Yönetim Kurulu Faaliyet Raporunun 7. Maddesine katılmadığını beyan ettiğini, bu hususun tanık beyanları ile doğrulanacağını, müvekkilinin kabul oyu da kullanmadığını, müvekkilinin oyunu kullanmasına imkan tanınmadığını, İlk Derece Mahkemesince müvekkilinin muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmediği yönündeki iddiasının araştırılmadığını, bu konuda tanık beyanları dinlenmediğini ve delillerin toplanmadığını, Genel kurul Tutanağı ve çağrısının usulsüz olduğunu, gündem gereği gibi ilan veya tebliğ edilmediğini, genel kurul toplantısına katılanların, yetkili olup olmadıkları İlk Derece Mahkemesince araştırılmadığını, müvekkilinin işbu davayı açmakta hukuki yararının olduğunu, müvekkilin yazlık olarak kullandığı taşınmazın önüne 'Acil Çıkış Kapısı' açıldığını, müvekkilinin yazın taşınmazına konaklamak, dinlenmek amacıyla gittiğinde taşınmazının ön cephesine kapı açıldığını, kapının her ne kadar 'Acil Çıkış Kapısı' olarak adlandırılmışsa da devamlı suretle sitede oturanlar tarafından kullanıldığını, kapıda güvenlik görevlisi olmadığı için yalnızca sitede oturanların değil kimliği belirsiz kişilerce de kullanıldığını, ayrıca açılan kapıda herhangi bir kilit sistemi olmadığından yabani hayvanların, sokak köpeklerinin doğrudan müvekkilinin taşınmazına girme tehlikesi bulunduğunu ,müvekkili taşınmazının bahçesi 'Acil Çıkış Kapısını' kullananların gözü önünde olup müvekkili ve çocukları bahçelerinde rahatça dinlenememekte ve kimliği belirsiz tanımadıkları kişilerin bakışlarından endişe duyduğunu, müvekkili ve ailesinin can ve mal güvenliği tehlike altında olduğunu, müvekkilinin, site yönetimine vermiş olduğu 12.07.2023 tarihli dilekçe ile 'Acil Çıkış Kapısının' asma kilit ile kilitlenmesini doğal afet durumunda kullanılmasını talep ettiğini, ancak maalesef kapı kullanım amacı dışında sanki giriş çıkış kapısıymışcasına devamlı olarak kullanıldığını, müvekkilinin, genel kurul toplantı tarihinden evvel de işbu 'Acil Çıkış Kapısının' kapatılması amacıyla Yönetim kuruluna sözlü ve yazılı başvurular yaptığını, davalı kooperatifin işbu kapıyı açarken yasal izinleri alıp almadığı da Milas Belediyesine müzekkere yazılarak İlk Derece Mahkemesince incelenmediğini, hukuka aykırılığın tespiti halinde muhalefet şerhi de aranmaksızın Acil Çıkış Kapasının kapatılarak eski hale getirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle eksik inceleme ile verilen ... Ticaret Mahkemesinin ... tarihli .... E. Ve ... K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, Mahkemenizce işin esasına girilerek, objektif iyi niyet kurallarının nazara alınmasını ve Davalı ..... Kooperatifi’nin 03.03.2024 tarihli Genel Kurul Toplantısının 3-4 Maddesindeki kararının iptalini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince; kooperatif genel kurul kararının iptali isteminde, dava konusu genel kurula katılıp muhalefet şerhini yazdırır şekilde red oyu kullanmayan davacının iptal davası açma hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup, hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; davacının istinaf kanun yolu başvurusuna dair nedenlerin incelemesinden önce İlk Derece Mahkemesince verilen kararda, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak Dairemizce tartışılıp değerlendirilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294, 297 ve devamı maddeleri uyarınca değerlendirme yapılmıştır. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle Usul Hukukunda “hüküm” ile ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde fayda vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294 üncü maddesinde düzenlendiği üzere; hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada oluşturulur ve tefhim edilir. Türk Hukuk Lûgatında da “hüküm” Hukuk Muhakemeleri Usulünde yargıcın inceleme ve yargılama sonucu taraflara yükletilen külfeti, görevi ve tanınan haklar ile yetkileri gösteren beyanı, yani uyuşmazlığı sonuçlandıran karar olarak tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 507). Hükmün tefhimi, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle gerçekleştirilir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/1 inci maddesinde mahkemelerin önüne gelen uyuşmazlığı usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla sona erdireceği belirtilmektedir. Bilindiği üzere, hâkimin davadan el çekmesini gerektiren, davayı sonuçlandıran kararlarına nihai kararlar denilmektedir. Başka bir anlatımla; nihai karar (son karar), bir anlaşmazlığı sonuca bağlayan ancak, istinaf ve temyiz yoluna başvurma olanağı bulunan yargı kararlarıdır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 661-662).
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmiş ise; buna “nihai karar (hüküm)” denilmektedir. Uyuşmazlığı usule ilişkin kararlarla sonuçlandıran mahkeme kararları, hüküm teşkil etmeyen usule dair nihai kararlardır. Bu nedenle “karar” sözcüğünün kapsamına hem maddi hukuka ilişkin “hüküm” adı verilen nihai kararlar hem de usule ilişkin nihai kararlar girmektedir. Nihai karar kapsamına da hem hüküm niteliğindeki kararlar hem de usule ilişkin kararlar dâhil bulunmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2022/6-1234 Esas, 2023/89 Karar sayılı kararı).
Mahkemece düzenlenecek hükümde, kısa ve gerekçeli kararlara ilişkin hüküm fıkrasını oluşturacak kalemler yönünden tek tek ve anlaşılır biçimde kaleme alınması, kararın gerekçe bölümünde bunların kabul veya ret nedenlerinin ne olduğu, kararının hangi yönleriyle hukuka uygun olduğunun açıklanması kararın yargısal denetimi açısından aranan ön koşuldur. Mahkeme hükmü yasal ve mantıksal gerekçeleriyle birlikte ortaya koymak zorundadırlar.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup gözetilmesi Kanun ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama gerek yargı erki ile hâkimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Tarafların tüm delilleri toplanıp tetkik edildikten son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin, 6100 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca kararlarını gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 6100 sayılı Kanun'un 297/2 nci maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Mahkemece yargılama sonunda verilen bu kısa karar, bir davayı sona erdiren kanun yolu mümkün olan (nihai) son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur.
Ne var ki, uygulamada 6100 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hâllerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Ayrıca kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294/3 üncü maddesinde; “Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur” ifadesine yer verilmiş, anılan Kanunun 298/ 2 nci maddesinde ise; “(2) Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz” denilmiştir. Bu durumda gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karar yanlış da olsa buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak yasa yoluna başvurulması ve kararın kaldırılması/ bozulması hâlinde düzeltilebilir.
Hükmün tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, aksi durumda Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın aleniyeti, adil yargılanma hakkı ilkelerine ve kararların gerekçeli olarak yazılması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık oluşur. Bu aykırılık kamu düzenine ilişkin olup diğer yönler incelenmeden tek başına istinaf/ temyiz sebebi olur.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunmasının bozma sebebi yapılması, ....tarihli ve .... Esas, .... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; "...Kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bir bozma sebebi oluşturacağı ve bozmadan sonra hakimin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişikliği kaldırmak kaydıyla vicdani kanaatine göre karar verebileceği..." şeklinde açıkça benimsenmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince, kısa kararda davanın reddine karar verildiği bu durumda davanın ''esastan'' reddedildiği belirlenmiştir. Ancak mahkeme karar gerekçesinden davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda kısa karar olan nihai hükümde mahkemenin davanın reddi ile davanın esastan reddine karar verdiği belirlenmekle, hüküm fıkrası ile gerekçe ( gerekçeden dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedildiği anlaşılmakla) arasında çelişki yaratılmıştır. Kısacası, davanın usulden mi yoksa esastan mı reddedildiği hususunda çelişkiye düşülmüştür. Bu itibarla, gerekçe ile kısa karar hüküm fıkrası arasında da çelişki yaratılmış olması bile tek başına kararın kaldırma sebebi olduğundan hükmün bu sebeple kaldırılması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle; sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin davacının istinaf kanun yoluna başvurusunun kamu düzeni gereğince re'sen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kısa karar ile gerekçe çelişkisi nedeni ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin kamu düzeni gereğince re'sen KABULÜ İLE;..... Mahkemesi'nin ....tarih,.....Esas ......Karar sayılı kararının sair istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. 20/03/2025
.....
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.