İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/192 K.2025/413

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/192 📋 K. 2025/413 📅 12.03.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/192
KARAR NO: 2025/413
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 23.01.2020
NUMARASI: 2019/648 Esas - 2020/61 Karar
DAVA: Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyasında Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararını kaldırılmasına ve davanın kabulüne dair verilen hükmün temyizi üzerine Yargıtay 11. HD tarafından dairemizin kararı bozulmuş olup bozma sonrası yapılan duruşmalı inceleme sonucunda, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 17/01/2017 tarihinde ... San. Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketi kurarak ... sicil numarası ile davalı ... Müdürlüğüne tescil ettirildiğini, müvekkillerinin ortağı olduğu ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğu tarihten itibaren hiç faaliyette bulunmadığını, vergi kaydının açılmadığını ve vergi mükellefiyetinin hiç tesis ettirilemediğini, şirketin kuruluş tarihi olan 2007 yılından beri gayri faal durumda olduğunu, şirketin kuruluş yılı olan 2007 itibari ile MERSİS numarası uygulaması bulunmadığından ve şirketin vergi mükellefiyeti de olmadığı için MERİS numarası alınamadığını, zira MERSİS numarası alınması için vergi açılışın yapılması gerektiğini, şirketin MERSİS numarası bulunmadığından ve vergi kaydı da olmadığı için MERSİS numarası alınma imkanı bulunmadığından ortakların aldığı tasfiyeye giriş kararı da dahil olmak üzere alınan hiçbir kararın İstanbul Ticaret Sicil müdürlüğüne tescil ettirilemediğini, şirketin ticaret sicilden silinmesi için gerekli hiçbir prosedürün uygulanmadığını, tasfiye prosedürü işletilmediğinden müvekkillerinin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne 23/10/2019 tarihinde müracaat ederek ortakları oldukları gayri faal durumdaki ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin sicilden terkinini talep ettiğini, davalı ... müdürlüğünün 13/11/2019 tarih ve .../... sayılı "şirketin kapatılması için öncelikle tasfiyeye giriş kararı alınarak tescil işleminin tamamlanması veya Asliye ticaret Mahkemesine müracaat edilerek bu hususa ilişkin verilecek kesinleşme şerhine havi mahkeme kararının tescilinin yaptırılması gerektiği..." yönündeki cevabı ile şirket kaydının silinmesi taleplerinin reddine karar verildiği, şirketin MERSİS numarasının bulunmaması ve alınmasının da mümkün olmaması nedeniyle tasfiyeye giriş kararı alınarak tescil işleminin tamamlanması mümkün olmadığından davalı ... müdürlüğünün 13/11/2019 tarihli kararının kaldırılarak faaliyette bulunmayan ve halen gayri faal durumdaki ve vergi kaydı dahi bulunmayan ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; limited şirketlerin tasfiye usulünün mevzuat kapsamında düzenlendiğini, müvekkili sicil müdürlüğünde ... ticaret sicil numarası kaydı altında faaliyet göstermekte olan, kapatılması talep edilen ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kayıtlarında yapılan incelemede tasfiyeye ilişkin sürecin ve tasfiye işlemlerinin başlatılmamış olduğunun tespit edildiğini, mevzuata uygun biçimde tasfiye sürecinin tamamlayamayan şirketlerin sicilden terkininin ancak kesinleşen bir mahkeme kararıyla mümkün olabileceğini, resen terkin süreci ise kanunun ilgili maddesi kapsamında ticaret siciline kayıtlı şirketler bakımından belirli kriterlerin varlığı halinde uygulanan bir süreç olduğunu, şirketin bu kriterleri taşıdığı yönünde bir tespit bulunmadığı için sicilden terkinini yine ancak kesinleşen bir mahkeme kararıyla mümkün olabileceğini, vergi dairesince vergi kaydının yapılmamış olmasının ise anılan şirketin mahkeme kararı ya da gerekli organ kararı olmaksızın tasfiye ya da sicilden terkini sonucu doğurması mümkün olmadığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Davacılar tarafından dava dışı ... San Tic Ltd Şti'nin sicilden terkini talep edilmiş, davalı ...tarafından 13/11/2019 tarihli ... sayılı karar ile terkin talebinin reddine karar verilmiş, davacılar tarafından yasal süresi içerisinde Ticaret Sicil Memurluğunun bu kararına karşı itiraz edilmiştir. Dava dışı şirketin ... sicil numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna kayıtlı olduğu, şirketin Ticaret Sicil Memurluğundan terkin edilebilmesi için tasfiye işlemlerinin tamamlanması gerektiği, terkin edilmesi talep olunan dava dışı şirketin tasfiye sürecinin başlatılmadığı, 6102 sayılı TTK'nun limited şirketlerin fesih ve tasfiyesine ilişkin hükümlerin işletilmesi sonucunda şirketin fesih ve tasfiyesine mahkeme kararı ile karar verilebileceği ve bu kararın tescil edilebileceği, davacıların dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik herhangi bir talepte bulunmadığı, dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesine yönelik bir mahkeme hükmününde bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun geçici 7. maddesine ilişkin resen terkine yönelik hükümlerinde dava dışı şirket açısından gerçekleşmediği, Ticaret Sicil Memurluğunun tasfiye sürecini tamamlamamış ve hakkında tasfiye ve fesih konusunda kesinleşen bir mahkeme kararı bulunmayan dava dışı şirketi sicilden terkin etmesi mümkün olmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece dava dışı ... SAN. TİC. LTD.ŞTİ. ünvanlı şirketin ticaret sicilden resen terkini için şartların gerçekleşmediğinden ve dava dışı şirketin fesih ve tasfiyesi için mahkeme kararı bulunmadığından bahisle davayı reddettiğini ancak dava dışı ... SAN. TİC. LTD.ŞTİ. ünvanlı şirket müvekkilleri tarafından 17.01.2017 tarihinde kurularak ... sicil numarası ile davalı ... Müdürlüğü’ ne tescil edildiğini, söz konusu dava dışı bu şirket kurulduğu 17.01.2007 tarihinden itibaren hiçbir faaliyette bulunmadığını, vergi kaydı açılmadığını ve vergi mükellefiyeti hiç tesis ettirilmediğini, kuruluş tarihi olan 2007 yılından beri gayri faal durumda olduğunu, buna ilişkin olarak Gelir İdaresi Başkanlığı Beyoğlu Vergi Dairesinden vergi kaydı olmadığına dair alınan yazı dosyada mübrez olduğunu, mahkemenin iş bu belgeleri detaylı olarak incelememiş olup mahkemece bu hususlar dikkate alınmaksızın davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Dava dışı şirketin kuruluş yılı olan 2007 itibariyle MERSİS numarası uygulaması bulunmadığından ve şirketin vergi mükellefiyeti de olmadığı için MERSİS numarası alınamadığını, zira MERSİS numarası alınabilmesi için vergi açılışının yapılması gerektiğini, şirketin MERSİS numarası bulunmadığından ve vergi kaydı olmadığı için MERSİS numarası alma imkanı bulunmadığından ortakların aldığı tasfiyeye giriş kararı da dahil olmak üzere alınan hiçbir karar Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil ettirilememekte olup şirketin ticaret sicilden silinmesi için gerekli hiçbir prosedür uygulanamadığını, ancak hukuki durum bu şekildeyken ve bu şartlar altında ticaret sicilde dava dışı şirket ile tasfiyeye yönelik işlem yapılması hukuken mümkün değilken sayın mahkemece tasfiye işlemlerinin tamamlanması gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hatalı kararın kaldırılması gerektiğini, Tasfiye prosedürü izah edilen nedenlerle işletilmediğinden, alınan tasfiyeye giriş kararı dahi ticaret sicil müdürlüğüne işletilemezken müvekkillerinin ticaret sicil müdürlüğüne dava dışı şirketin ticaret sicilden terkin edilmesini talep etmeleri karşısında davalı ... müdürlüğünce şirketin kapatılması için öncelikle tasfiyeye giriş kararı alınarak tescil işleminin tamamlatılması şeklindeki red sebebinin uygulanmasının imkansızlığı açık ve net ortada olduğu halde mahkemece bu hususa dikkat edilmeksizin davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, 6102 sayılı TTK'nın 34. maddesi uyarınca, dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret kaydının terkini talebinin reddine ilişkin davalı kurum kararına itiraza ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize ilk geldiğinde, Dairemizin 2020/1937 Esas sırasına kaydedilmiş, bu dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulüne, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve sonuçta davanın kabulüne dair 16/10/2023 tarih ve 2020/1937 Esas - 2023/1584 Karar sayılı hüküm verilmiştir.
Dairemizin bu hükmünün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay, 11. Hukuk Dairesinin 25.11.2024 tarih ve 2024/46 Esas - 2024/8235 Karar sayılı ilamıyla, Dairemizin anılan hükmü bozulmuştur. Yargıtay bozma ilamında; "...Görüleceği üzere kanun koyucu 01.07.2015 tarihine kadar olmak kaydı ile gerek Ticaret Sicil Müdürlüğüne gerekse de kurum ya da kişilere tespit ve bildirim yükümlülüğü yüklediği, şirket ortaklarının son tarihe kadar bildirim yükümlülüklerine uygun davranmadıkları, bu zorunluluğun yalnızca Ticaret Sicil Müdürlüğüne ait olduğunun söylenemeyeceği, 01.07.2015 tarihinin son gün olduğu, bu tarihten sonra geçici 7 nci maddede sayılan hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değil, anılan Kanun'un tasfiyeye ilişkin belirlenen diğer şartlarının yerine getirilip getirilmemesine göre hareket edilmesi gerektiği, somut olayda 6102 sayılı Kanun'un 643 üncü maddesi yollamasıyla 536 ile 546 ncı maddelerinde düzenlenen tasfiyeye ilişkin hükümlerdeki koşullara göre değerlendirme yapılabileceği, bu maddeler gereğince terkini talep edilen dava dışı şirketin tasfiye işlemleri tamamlanmayıp, gerekli diğer prosedürlerin yerine getirilmediği gözetilmeden, davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş olup kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA..." denilmiştir. Yargıtay bozma ilamı üzerine Dairemizce HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak taraf beyanları alınmış, usul ve yasaya uygun bulunan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bozma üzerine yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından Ticaret Siciline yeniden başvuru yapıldığı ve davaya konu şirketin sicil kaydının, şirket genel kurul kaydı uyarınca 28.12.2023 tarihinde terkin edildiği, terkin işleminin 28.12.2023 tarihli, 10989 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, böylece eldeki davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Dava, istinaf aşamasında konusuz kaldığından, HMK'nın 360.maddesindeki genel atıf uyarınca bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HMK'nın 331.maddesi uyarınca, yargılama giderlerinin davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre taraflara yüklenmesi gerekir. Uyulan bozma ilamı içeriğine göre, davacının davasında haklı olmadığı anlaşılmakla, davalı yararına yargılama giderine ve avukatlık ücretine hükmedilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, Yargıtay bozma ilamı üzerine yapılan duruşmalı inceleme sonucunda, istinaf incelemesi sırasında dava konusuz kaldığından, bu konuda bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıdaki açıklamalar ışığında,Yargılama sırasında davanın konusuz kalması nedeniyle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, konusuz kalma ile ilgili olarak Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gerekli 615,40 TL harçtan peşin alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 571,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarf edilen 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve giderler yönünden; a-Davacı vekili tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; 54,40 TL peşin istinaf harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacı tarafa iadesine, b-Davacı tarafından harcanan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın, karar kesinleştikten sonra, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile karar verildi.12/03/2025
KANUN YOLU: HMK'nın 361 maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.