Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi E.2025/506 K.2025/581
T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :
KARAR NO :
KARAR TARİHİ :
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :
TARİHİ :
NUMARASI :
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tapu İptali Ve Tescil (Satış Vaadi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
G.KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İhtiyati haciz talep eden vekili dilekçesinde özetle; ..... Mahkemesinin ..... esas sayılı dosyası ile ihtiyati tedbir kararı uygulanmasını talep ettiklerini ve ihtiyati tedbir kararı verildiğini, tedbir uygulanan ..... ilçesi, ..... Mah. ..... ada ..... parselde ..... bloktaki taşınmazın tedbir kararı verilmesinin öncesinde üçüncü kişiye satılmış olduğunu artık ..... Ltd Şti adına kayıtlı bir taşınmaz olmaması ve dava konusu olmaktan çıkması sebebi ile ilgili taşınmazdaki tedbir kararının HMK 396 ya istinaden kaldırılmasını talep etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkili ile aralarında imzalanan sözleşmeler gereğince de devri yapılacak taşınmazı müvekkilinin seçeceği belirlenmişken davalı yanın iki daire aldığını müvekkilinden gizlediğini, değeri daha düşük olan deniz görmeyen daireyi müvekkiline vereceğini söyleyerek müvekkiline seçim hakkı bırakmadığını, davalı şirketin müvekkilinden mal kaçırma kastının olduğunu davalı şirket yetkilisi ile dosyaya bildirdikleri tanıklar arasında geçen konuşmalarda ve ..... adında bir emlak firması bulunduğunu, tüm gayrimenkul satış ilanlarının davalı şirket yetkilisi tarafından sahibinden com.veya ..... firmasının internet sitesi üzerinden gerçekleştirildiğini, müvekkiline devri taahhüt edilen taşınmazın hiçbir şekilde ilana koyulmadan 17.10.2023 tarihinde mesleği emlakçı olan 3. Kişiye devredildiğini, müvekkiline devri taahhüt edilen ..... ilçesi, ..... Mah. ..... ada ..... parselde ..... blok ..... nolu bağımsız bölüm için ilan üzerinden arama yapıldığında, tapu sahibi dairenin başka bir firmaya ait olduğunu belirttiğini, yine tapu devrinin 550.000,00 TL üzerinden yapıldığını ve tapuda bu bedel belirtilmiş ise de güncel satış ilanında 8.500.000,00 TL bedel yazıldığını açıklanan nedenlerle müvekkili şirketin alacak taleplerini güvence altına almak ve olası bir hak kaybının önüne geçmek maksadıyla ..... Ltd ŞTi adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz tüm mal varlıklarına ve banka hesaplarına ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İhtiyati hacze itiraz eden vekili dilekçesinde özetle; 19.07.2024 tarihli ara kararı ile müvekkili şirketin adına kayıtlı araç ve taşınmaz kayıtlarına ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiş olup ilgili karar usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, alacağın muaccel olması şartının gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin ..... ve ..... İlçesinde birçok taşınmaza sahip olup dolayısıyla davacının korunacak acil bir hukuki veya fiili yararı bulunmadığını, dava dilekçesi ile somut hiçbir delil sunulmadığını, dolayısıyla yaklaşık ispat şartının da sağlanmadığını, ihtiyati haciz kararına teminat olarak 500.000,00 TL belirlendiğini, bu bedel karşılığında müvekkili şirket adına kayıtlı tüm taşınmaz ve araçların kayıtlarına haciz konulmasına karar verildiğini, değeri dava değerinin çok üzerinde olan müvekkili taşınmazları ve araçlarına bu denli düşük bir teminat miktarı ile haciz konulmasının kabul edilmesi ve işbu teminat miktarının müvekkilinin uğrayacağı zararları karşılaması mümkün olmadığını beyan ederek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "ihtiyati hacze itiraz sebepleri kanunda sınırlı olarak sayılmış olup, ihtiyati haciz kararına dayanak alacağın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, Mahkememizce yapılan keşif doğrultusunda, talep eden yönünden yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, karşı taraf itiraz dilekçesinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerinin 2004 sayılı İİK'nın 265/1 maddesi gereğince sayılan sebeplerden olmayıp, yargılamayı gerektirdiği ve ihtiyati hacze itiraz duruşmasında incelenemeyeceği anlaşıldığından itiraz eden/karşı taraf vekillerinin itirazlarının reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 19/07/2024 tarihli ihtiyati haciz kararı ile davalı şirket adına kayıtlı araç ve taşınmaz kayıtlarına haciz konulmasına karar verilmiş olup, ilgili kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, İKK 257.maddesinde belirlenen alacağın muaccel olması şartının gerçekleşmediğini, davalı şirketin ..... ilçesinde birçok taşınmaza sahip olup, dolayısıyla davacının korunacak acil bir hukuki veya fiili yararının bulunmadığını, dava dilekçesi ile somut hiçbir delil sunulmadığını, dolayısıyla yaklaşık ispat şartının da sağlanamadığını, ihtiyati haciz kararına teminat olarak 500.000,00 TL belirlenen bu bedel karşılığında davalı şirket adına kayıtlı tüm taşınmaz ve araçların kayıtlarına haciz konulmasına karar verildiğini, değeri dava değerinin çok üzerinde olan davalı taşınmazları ve araçlarına bu denli düşük bir teminat miktarı ile haciz konulmasının kabul edilmesinin ve iş bu teminat miktarının davalının uğrayacağı zararları karşılamasının mümkün olmadığını, kabul manasına gelmemek üzere biran için ihtiyati haciz kararının yerinde olduğu düşünüldüğünde dahi kararın dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz ile sınırlı olarak konulması gerektiğini beyan ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile itirazları doğrultusunda Yerel Mahkemenin 19/07/2024 tarihli ara kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme dosyasında dava dilekçeleri ile daha önceki talep dilekçelerinde alacak talebini güvence altına alma amacıyla 12/03/2024 tarihli beyan dilekçelerinde ..... adına kayıtlı taşınır-taşınmaz tüm malvarlıklarına ve banka hesaplarına ilişkin ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiğini, bunun üzerine ..... tarihli ara karar ile ihtiyati haciz talebimizin 06/03/2024 tarihinde dosya kapsamında yapılan delil tespiti sonucunda rapor düzenlendiğinde değerlendirilmesine karar verildiğini, işbu delil tespiti, dosyanın esasına ilişkin olmayıp bir koruyucu tedbir niteliğinde olmasına rağmen yerel mahkemenin 15/03/2024 tarihli ara kararıyla delil tespitine ilişkin raporun beklenmesine karar verildiğini, işbu usulsüz uygulama ile davacının alacağının oldukça zedelendiğini, delil tespiti raporunun ihtiyati haciz kararı için bekletici mesele olması üzerine, 09/07/2024 tarihli Ön İnceleme Duruşmasında ihtiyati hacze ilişkin talebinin yinelendiğini ve böylece 19/07/2024 tarihinde verilen ara karar ile 500.000,00 TL teminat karşılığında davalının araç ve taşınmaz kayıtlarına 425.000 TL bedelli ihtiyati haciz konulması yönünde ara karar kurulduğunu, öncelikle dava değeri 800.000 TL iken yerel mahkemece belirlenen 500.000 TL teminat miktarı fahiş oranlarda olduğunu, davacının halihazırda davalının eylemleri sebebiyle zarara uğrayıp ticari faaliyetlerinin durma noktasına geldiğini, uygulamada ve doktrinde ihtiyati haciz kararı verilirken, alacaklının para alacağının %10 - %15'i arasında bir teminat miktarı belirlendiğini, bu halde dava değerinin %50'sinden fazla oranda istenilen teminat miktarı hakkaniyete aykırı olduğunu, sonuç olarak, öncelikle 19/07/2024 Tarihli İhtiyati Hacze ilişkin kararın kaldırılmasını, işbu karardaki usuli hataların düzeltilmesini, dosya kapsamına sunulan 100.000 TL teminat miktarının mahsup edilerek ve menfaat dengesi gözetilerek davacının hak arama özgürlüğünü ihlal etmeyecek şekilde hakkaniyete uygun bir teminat miktarı belirlenerek ihtiyati hacze karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava eser sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil ile alacak inceleme konusu talep ise ihtiyati haciz istemine ilişkindir. Davalı taraf yüklenici konumundadır.
Mahkemece ..... tarihli ara kararla ihtiyati haciz kararı verilmesi üzerine karara karşı itiraz edilmiş, mahkemece ..... tarihli karar ile itirazların reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunluluğu, HMK'nın 297.maddesi yanında, Anayasanın 141.maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Anayasamızın 141/3.maddesinde, "Bütün Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmü yeralmaktadır. Yine, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 297/1-c maddesinde, hükmün kapsamı belirlenirken "c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri(n)..." kararda bulunması gerektiği net olarak hüküm altına alınmıştır. Buna göre, bir mahkeme, hükmünde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini yapmalı, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıaları belirledikten sonra, bu vakıalar hakkında toplanan delilleri de belirtip, delilleri tartışmalı ve deliller doğrultusunda sabit görülen vakıaları açıklayarak, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile hukuki sebepleri tek tek ve net olarak hükümde göstermelidir.
"Gerekçe" olarak isimlendirilen bu kısmın yazılmasının farklı nedenleri bulunmakta olup, her şeyden önce davanın tarafları bakımından yazılması zorunludur. Gerekçe sayesinde taraflar, mahkemenin, kararı hangi somut verilere dayanarak, bu verileri nasıl yorumlayarak ve hangi hukuksal düzenlemeleri esas alarak verdiğini görebileceklerdir. Böylece mahkeme kararını sadece sonuç olarak değil, verilme dayanak ve nedenleri ile her yönü ile denetleyebileceklerdir. Tarafların mahkeme kararlarını tüm yönleri ile denetleyebilir olmaları, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenmiş olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin muhtelif kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin kararlarında, kararın gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olduğu kabul edilmiştir.
Gerekçe, aynı zamanda, kararın yargısal denetiminin yapılabilmesi bakımından da gerekli olup, üst derece mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini doğru şekilde yapabilmesi için de yazılmak zorundadır. Hatta Yargıtay'ın pek çok kararında, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunmasının zorunlu olduğu, maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan, sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı, tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesinin ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkün olduğu, gerekçesi olmayan, görünürde gerekçeli olan ya da gerekçe ile hüküm fıkrası çelişen kararların ise kanun yolu denetiminin yapılamayacağı belirtilmiştir. Gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunması, resen gözetilmesi gereken ve kamu düzenine ilişkin kaldırma sebebidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; mahkeme gerekçesinde "...6100 sayılı HMK’nın 84 vd. maddeleri gereğince, dava konusu taşınmazın değeri belli olana kadar şimdilik takdiren 500.000,00 TL nakdi ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında ..... ŞİRKETİ adına kayıtlı araç ve taşınmaz kayıtlarının 500.000,00 TL sine ihtiyati haciz konulmasına" şeklinde gerekçe oluşturulmasına rağmen, hüküm kısmında " dava konusu taşınmazın değeri belli olana kadar şimdilik takdiren 500.000,00 TL nakdi ya da kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığında davalı ..... ŞİRKETİ adına kayıtlı araç ve taşınmaz kayıtlarına 425.000,00 TL sine İHTİYATİ HACİZ KONULMASINA" şeklinde karar verildiği, bu durumda mahkeme gerekçesi ile hüküm kısmının birbiri ile çeliştiği ve denetlenme imkanının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş; yukarıda belirtilen usule göre denetlenebilir bir ara karar kurulmasından ibarettir.
Açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kamu düzenine aykırı olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına ve yeniden ara karar kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-)Taraf vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ..... Mahkemesi tarafından verilen ..... Esas sayılı ..... tarihli ara kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, kaldırma sebep ve şekline göre sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA,
2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine,
3-)İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa iadesine,
4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle 6100 HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi.10/04/2025
.....
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.