Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi E.2022/194 K.2025/341
T.C.
ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ : 24/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
KARAR TARİHİ: 21/10/2021
ASIL DAVADA
BİRLEŞEN ANTALYA 9. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN ...ESAS SAYILI DAVA DOSYASINDA
DAVANIN KONUSU: Alacak
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 24/04/2025
İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl ve birleşen dava, rücuen alacak istemine ilişkin olup; asıl davada kabul edilen miktar 4.839,15 TL, birleşen davada istinaf eden davalılar bakımından kabul edilen miktar ise 2.391,55 TL olup, asıl ve birleşen davada davalılar vekili bu miktarlar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
02 Aralık 2016 gün ve 29906 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Yasanın 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 TL'ye çıkarılmıştır. Bu miktar 2018 yılı için 3.560,00 TL, 2019 yılı için 4.400,00 TL'dir, 2020 yılı için 5.390,00 TL, 2021 yılı için 5.880,00 TL, 2022 yılı için 8.000,00 TL, 2023 yılı için 17.830,00 TL, 2024 yılı için 28.250,00 TL, 2025 yılı için 40.000,00 TL'dir.
İstinafa konu karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra 21/10/2021 tarihinde verildiğinden miktar itibariyle kesin niteliktedir.
Öte yandan, 14/11/2024 tarih ve 32722 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun Ek-1. maddesine eklenen 3. fıkrada "İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” hükmü getirilmiş; 7531 sayılı Kanun'un geçici madde 1(6) hükmünde de "Üçüncü fıkra olarak eklenen düzenleme ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanır." düzenlemesi öngörülmüştür.
Buna göre, her ne kadar eldeki dosyada Dairemizin kaldırma kararı bulunmakta ise de; 7531 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nun Ek-1. maddesine eklenen 3. fıkranın 14/11/2024 tarihinde yürürlüğe girdiği, bu durumda parasal sınırlara ilişkin yukarıda anılan düzenlemenin bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği 14/11/2024 tarihten itibaren ilk derece mahkemelerince yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı, eldeki davada Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesinin karar tarihinin belirtilen tarihten önce olduğu ve yukarıda anılan istinaf parasal sınırlara ilişkin değişikliğin eldeki olaya uygulanmasının mümkün olmadığı değerlendirilmiştir.
İstinaf başvurusunun kesin nitelikte bir karara yönelik olup olmadığını denetleme görevi öncelikli olarak ilk derece mahkemesine aittir. Ancak ilk derece mahkemelerinin bu hususu gözetmeden dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermesi halinde, bölge adliye mahkemesi tarafından ne şekilde bir karar verileceği 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesinde gösterilmemiş, sadece gerekli kararın verileceği ifade edilmiştir.
Bu konuda kanunda bir açıklık bulunmamakla birlikte 01/06/1990 tarih ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'nın bu tür olaylarda kıyasen uygulanması mümkündür. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı, ilk derece mahkemelerinden verilen bir kararın kesin nitelikte olmasına rağmen temyiz edilmesi ve ilk derece mahkemesi tarafından bu konuda bir karar verilmeksizin dosyanın Yargıtay'a gönderilmesi halinde Yargıtay'ın, ilk derece mahkemesine bu konuda geri çevirme kararı verilmeksizin, temyiz talebinin reddine karar vermesinin mümkün olduğu yönündedir.
İlk derece mahkemesince Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 8/11 maddesi gereğince kanun yolu formu hazırlanmak suretiyle istinaf dilekçesiyle birlikte dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesi halinde, ilk derece mahkemesinin istinaf kanun yoluna başvurulan kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşarak dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermiş olduğunu kabul etmek gerekir. Zira ilk derece mahkemesince kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaşılması halinde ayrı bir karar yazılmamaktadır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin kararın kesin nitelikte olmadığı kabulüne ulaştığı kabul edilerek, bölge adliye mahkemesi tarafından 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince gerekli kararın (ret kararının) verilmesi gerekecektir.
İlk derece mahkemesince verilen karar 6100 sayılı HMK'nın 341/2 maddesi uyarınca kesin nitelikte olduğundan davalıların karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince kararın miktar itibariyle kesin nitelikte olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Davalılar tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine İADESİNE,
3-Davalıların yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince davalılara İADESİNE,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/04/2025
...