İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi E.2025/363 K.2025/865

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/363 📋 K. 2025/865 📅 19.06.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/363 Esas
KARAR NO: 2025/865
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/12/2021
NUMARASI: 2021/739 Esas, 2021/845 Karar
DAVA: KAYIT KABUL
KARAR TARİHİ: 19/06/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalıların davacı müflis bankanın yöneticileri ve genel müdürü olduğunu, mudilerden ve kamu özel bankalardan toplanan paraların bankanın hakim ortağı olan ... Holding bünyesinde grup şirketlerinin finansmanında kullandığını, bu holding bünyesinde olmayan bir kısım paravan şirketlere de kredi kullandırıldığını, yeterli teminata bağlanmayan kredi borçlarının ödenmediğini ve bankanın zarara uğradığını, ... Holding adına havale gelmiş gibi gerçek dışı kayıtlar düzenlendiğini, davalıların sadakat ve özen borcuna aykırı hareket ederek, kanun ve sözleşmede kendilerine yüklenen görevleri kasten veya ihmal ile yerine getirmeyerek bankayı ve onun alacaklılarını zarara uğrattığını, bu ve buna benzer işlemler sonucunda 3182 Sayılı Bankalar Yasası'nın 68. maddesi yollaması ile 12. maddesi uyarınca müflis bankanın faaliyetinin durdurulup, mevduat toplama izninin kaldırılmasına karar verildiğini, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1994/1402 Esas, 1996/96 Karar sayılı kararı ile de 02/02/1996 tarihinde bankanın iflasına karar verildiğini belirterek 231.128.979,62 USD'nin, 9.559.691,72 DEM'in ve 9.117.532.129.114 TL'nin 18/12/2000 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 16.659.018,60 USD'nin 18/12/2000 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalılar vekili cevabında; iflas eden bankanın uğradığı zarar nedeniyle İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2000/215 Esas sayılı dosyasında şahsi iflaslarının istendiğini, önceden açılan anılan dava nedeniyle eldeki davanın derdest bir dava olduğunu, 818 Sayılı BK'nın 126. maddesi uyarınca alacağın beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve zamanaşımının alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren başlayacağını, ifası derhal talep edilen kredi borcunda, kredinin verildiği tarihten, davanın açıldığı tarihe kadar beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkilinin şahsi sorumluluğundan ve bankaya zarar verdiğinden söz edilemeyeceğini, istenen temerrüt faizinin fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davalıların davaya konu usulsüz işlemler ile davacı müflis bankanın zararına neden oldukları gerekçisiyle davanın kısmen kabulüne, 253.611.522,03-USD yükümlülük miktarından talep ile bağlı kalınarak; a) Davalı Müflis ...'in, 58.174.654,86-USD'den, b) Davalı Müflis ...'nun, 58.174.654,86-USD'den, c) Davalı Müflis ...'ın, 58.174.654,86-USD'den, Ayrı ayrı sorumlu olmak kaydı ile bu davalı müflislerin iflas masalarına tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile KAYIT VE KABULÜNE, 3.647.604,65-DEM(1.864.990,64-Euro) yükümlülük miktarından; a) Davalı müflis ...'in (911.901,16-DEM) 466.747,66-Euro'dan, b) Davalı müflis ...'nun (911.901,16-DEM) 466.747,66-Euro'dan, c) Davalı müflis ...'ın (911.901,16-DEM) 466.747,66-Euro'dan, Sorumlu olmak kaydı ile bu miktarların bu davalı müflislerin iflas masalarına tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile KAYIT VE KABULÜNE, 4.326.302,34-₺ yükümlülük miktarından; a)Davalı Müflis ...'in 902.868,75-TL'den, b)Davalı Müflis ...'nun 902.868,75-TL'den, c)Davalı Müflis ...'ın 902.868,75-TL'den, Sorumlu olmak kaydı ile bu miktarların tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile bu davalı müflislerin iflas masalarına KAYIT VE KABULLERİNE, Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi kararı yasal süresinde taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Dairemizin 2023/305 Esas, 2023/756 Karar sayılı kararı ile; dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın 309. maddesi gereği iki ve beş yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın zamananaşımı süresinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.
YARGITAY İLAMI Dairemizin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 6. HD 2023/3140 Esas, 2024/4001 Karar sayılı kararı ile; TMSF, iflas idaresi görev ve yetkilerini haiz olarak davacı bankanın iflas tasfiyesini yürüttüğüne göre dava konusu alacağın fon alacağı niteliğinde olduğu, 18.12.2000 olan dava tarihi itibariyle uygulanması gereken mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, davacının uğradığı zararı ve sorumluları banka yeminli murakıplarınca düzenlenen 16.09.1994 tarihli raporla öğrenmiş oldukları göz önünde bulundurulduğunda, 16.09.1994 tarihinden 18.12.2000 dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından işin esasına girilerek istinaf incelemesi yapılması gerekirken, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE 1-İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2001/17 Esas, 2008/1168 Karar sayılı görevsizlik kararı ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2008/389 Esas, 2012/108 Karar sayılı karşı görevsizlik kararı nedeniyle, merci tayini için dosyanın gönderildiği Yargıtay 17. HD'nin 2013/2028 Esas, 2013/4813 Karar sayılı kararı ile uyuşmazlıkta İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğuna karar verilmiştir.İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/165 Esas, 2017/186 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2018/540 Esas, 2021/669 Karar sayılı kararı ile, yargılama sırasında iflaslarına karar verilen davalılar hakkında davanın tefrik edilerek yargılamanın kayıt kabul davası şeklinde sonuçlandırılması gerektiğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmıştır.Kararın kaldırılmasından sonra Mahkemece yukarıda yazılı nedenler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, tarafların hükmü istinaf etmesi üzerine Dairemizce iki ve beş yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 6. HD'nin yukarıda belirtilen kararı ile on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. Dava; 6762 sayılı Yasa'nın 336. ve 342. maddesinde düzenlenen şirket yöneticileri ve müdürünün sorumluğuna dayalı tazminat istemine ilişkin olup, yargılama sırasında davalıların banka zararı ile sınırlı olarak şahsi iflaslarına karar verilmesi nedeniyle kayıt kabul davası niteliğine dönüşmüştür.Dosya kapsamından; 3182 Sayılı Bankalar Yasası'nın 68. maddesi yollaması ile 12. maddesi uyarınca 11/04/1994 tarihinde davacı bankanın faaliyetinin durdurulduğu, mevduat toplama izninin kaldırılmasına karar verildiği, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1994/1402 Esas, 1996/96 Karar sayılı kararı ile de 02/02/1996 tarihinde bankanın iflasına karar verildiği görülmektedir.Davacı müflis banka iflas idaresi; davalıların sadakat ve özen borcuna aykırı hareket ederek, kanun ve sözleşmede kendilerine yüklenen görevleri kasten veya ihmal ile yerine getirmeyerek bankayı ve onun alacaklılarını zarara uğrattığı gerekçesiyle tazminat talebinde bulunmuştur.Davalılar cevap dilekçesinde alacağın zamanaşımına uğradığını savunmuşlardır.Dava tarihi ile dava konusu zararlandırıcı eylemin meydana geldiği ve zararın doğduğu tarih itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesinde ‘’Mesul olan kimselere karşı tazminat istemek hakkı davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmekle müruruzamana uğrar. Şu kadar ki; bu fiil cezayı müstelzim olup Ceza Kanununa göre müddeti daha uzun müruruzamana tabi bulunuyorsa tazminat davasına da o müruruzaman tatbik olunur.’’ hükmü düzenlenmiştir.Anılan yasal düzenleme uyarınca 2 yıllık zamanaşımı süresinin başlangıcı şirketin dava açmaya yetkili organının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği, 5 yıllık sürenin başlangıcı da zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarihtir (Yargıtay 11. HD'nin 2018/5090 Esas, 2020/6033 Karar sayılı karar).Somut olayda bankanın yetkili organı, bankanın uğradığı zararı ve sorumluları, banka yeminli murakıplarınca düzenlenen 16/09/1994 ve 10/02/1995 tarihli raporlar ile öğrenmişlerdir. Bu tarihten davanın açıldığı tarihe 18/12/2000 tarihine kadar 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur.Diğer taraftan, Yargıtay 11. HD'nin 2018/5090 Esas, 2020/6033 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere 5 yıllık sürenin başlangıcında esas alınan zararı doğuran fiilin vuku bulduğu tarih ise kredilerin onaylandığı tarihtir. 05/06/2012 tarihli raporda belirlendiği üzere bu tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi de dolmuştur.Hernekadar 5411 Sayılı Yasa'nın 141 maddesinde, Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğu belirtilmişse de, davaya konu alacağın müflis banka tarafından talep edilen, banka yönetici ve müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat davası olduğu gözetildiğinde anılan hükmün eldeki davada uygulanması mümkün görülmemiştir. Kaldı ki dava tarihi 18/12/2000 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 4389 Sayılı Bankalar Kanununda banka yöneticilerinin sorumluluğu veya fon alacaklarına özel bir zamanaşımı süresi de düzenlenmemiştir. Ayrıca davalıların hileli iflas suçundan beraatine karar verildiği ve hangi sebeple beraat kararı alınmış olursa olsun, hukuk hâkiminin bu kararla bağlı olması ve elindeki uyuşmazlığa uzamış zammanaşımı süresini değil, iki ve beş yıllık zamanaşımı süresini uygulaması gerektiği anlaşıldığından, somut olayda uzamış ceza zamanaşımının uygulanması da mümkün değildir.2-Yargıtay bozma ilamında, davacı bankanın iflas tasfiyesinin TMSF tarafından yürütülmesi nedeniyle bankanın alacağının fon alacağı olduğu, dava tarihi olan 18.12.2000 tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin on yıl olduğu, davacının uğradığı zararı ve sorumluları banka yeminli murakıplarınca düzenlenen 16.09.1994 tarihli raporla öğrenmiş oldukları göz önünde dava tarihine kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı kabul edilmiştir. Ancak dava, şirket yöneticileri ve müdürünün sorumluğuna dayalı tazminat istemidir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken, 818 Sayılı Borçlar Kanuna göre özel nitelikte olan 6762 sayılı TTK’nın 309. maddesidir. Yukarıda açıklandığı gibi, somut davada eski TTK’nın 309. maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi de dolmuştur.Öte yandan Yargıtay bozma ilamında davada talep edilen alacağın fon alacağı olduğu belirtilmiştir. Ancak Fon tarafından davalıların şahsi iflaslarına karar verilmesi için açılan davada, davalıların bankaya verdikleri zararla sınırlı olarak şahsi iflaslarına karar verilmiştir. İflasına hükmolunan davalı genel müdür ve yöneticilerinin bankaya vermiş oldukları zarar, Fon alacağı olarak nakit durumuna göre ödenecektir. Zira Fon yöneticilerinin verdiği zararı kanunen üzerine almış durumdadır. Fon bankanın bu şekilde uğradığı zararları, şahsi iflas dosyasında yönetici ve ortaklardan istemektedir. Şahsi iflas davasında davalıların bankaya verdikleri zarar ile eldeki davada yönecilerin sorumluluğuna dayalı tazminat istemi aynı nedenlere dayandığına göre, bu durumda davacının alacağının fon alacağı olarak kabul edilmesi halinde bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı da değerlendirilmeliydi. Açıklanan nedenler ile Dairemizin 13/07/2023 tarih ve 2023/305 Esas, 2023/756 Karar sayılı kararında direnilmesine ve zamanaşımı süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere, 1-Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 13/11/2024 tarih, 2023/3140 Esas ve 2024/4001 Karar sayılı bozma ilamı usul ve yasaya uygun olmadığından Dairemizin 13/07/2023 tarih, 2023/305 Esas, 2023/756 Karar sayılı ilamında HMK'nın 373/5.maddesi gereğince DİRENİLMESİNE, 2-a)Davanın zamanaşımı süresinde açılmaması nedeniyle REDDİNE, b)Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA, c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine VERİLMESİNE, d)Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,e)Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konu hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,
İstinaf Başvurusu Yönünden; 3-Davacı fona devredilen müflis banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına YER OLMADIĞINA,4-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ile 80,70 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 301,40 TL harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya İADESİNE,5-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ile 179,90 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 671,90 TL harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya İADESİNE,6-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan 492,00 TL istinaf başvuru harcı ile 179,90 TL istinaf karar harcı olmak üzere toplam 671,90 TL harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davalıya İADESİNE,7-Davalı ... tarafından yapılan 250,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya İADESİNE,8-Davalı ... tarafından yapılan 100,00 TL istinaf, temyiz yargılama giderinin davacıdan alınarak bu davalıya VERİLMESİNE,9--İstinaf yargılamasının Yargıtay bozma ilamı sonrasında duruşmalı olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle, kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE, 10-6100 sayılı HMK'nın 333.maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren HMK'nın 361/1 ve 373/5.maddesi gereğince iki hafta içerisinde temyiz edilmesi durumunda, Direnme Kararının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 6.Hukuk Dairesine gönderilmesine oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.19/06/2025