Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/701 K.2025/948

🏛️ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/701 📋 K. 2025/948 📅 05.05.2025

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/701
KARAR NO : 2025/948
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/11/2022
NUMARASI : 2022/57 E. - 2022/307 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 23/11/2022 tarih ve 2022/57 E. - 2022/307 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin bir kamu kurumu olup "..." markasını, bünyesinde kurulan iletişim koordinasyon ve analiz merkezi için tamamen kamu yararı gözeterek 38. sınıfta marka olarak kullanmak ve tescil ettirmek istediğini, bu kapsamda dava konusu 2020/115579 sayılı marka başvurusunu yaptığını, davalı Şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yaptığı itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, redde mesnet markanın 38. sınıfta yer alan hizmetler bakımından zayıf marka niteliğinde olduğunu, müvekkili tarafından tescili talep edilen "..." markasının, şekil itibariyle görsel açıdan ve "..." ibaresi ile redde mesnet markadan iltibas ihtimalini bertaraf edecek şekilde farklılaştığını, taraf markaları arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-11532 ve 2022-M-385 sayılı kararlarının iptaline, müvekkili markasının tescil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... AŞ vekili, dava konusu başvurunun, müvekkili markası ile iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu ve aynı hizmetleri kapsadığını, SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının oluştuğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı Kurumun tesis ettiği 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının 24.12.2021 tarihli olup, bu kararın tesisinden sonra 20.01.2022 tarih, 2022-M-385 sayılı YİDK kararı ile 2021-M-11532 sayılı Kurul kararının maddi hata içerdiği sonucuna varılması nedeniyle söz konusu kurul kararının alınmamış sayılmasına karar verildiği ve davaya konu 2020/115579 sayılı marka başvurusuna ilişkin olarak yeni bir YİDK kararı tesis edildiği, iptali istenen 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının, 2022-M-385 sayılı YİDK kararı ile geri alındığı, geri alınmasıyla birlikte 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının hüküm ve sonuçlarının geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı, dolayısıyla eldeki dava tarihi itibariyle hukuki sonuç doğuracak şekilde 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının hukuk aleminde bulunmadığı, hukuk aleminde yer almayan bu kararın iptali istemi bakımından hukuki yarar olmadığı, davacının redde mesnet 2016/42218 sayılı markanın 38. sınıfta yer alan hizmetler bakımından kullanılmadığını iddia etmişse de, SMK'nın 19/2 maddesi uyarınca, redde mesnet markanın tescil tarihi ile dava konusu marka başvuru tarihi arasında en az 5 yıllık süre bulunmadığından, redde mesnet markanın kullanmama def'ine tabi bir marka olmadığı, bu nedenle fiili olarak kullanılsın ya da kullanılmasın, tescili kapsamındaki 38. sınıf hizmetler nazara alınarak SMK m.6/1 hükmü uyarınca redde mesnet teşkil edecek bir marka olduğu, markaların kapsamlarındaki hizmetlerin birebir aynı bulunduğu, markaların esaslı unsurları olan "..." ve "..." kelimelerinin de görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer oldukları, davacı yan her ne kadar "..." ibaresinin davaya konu hizmetler bakımından zayıf marka olduğunu ileri sürmüşse de, bu ibarenin davaya konu hizmetleri doğrudan tanımlamadığı gibi bu hizmetlerin karakteristik özelliklerinden herhangi birini hemen ve ilk bakışta tüketicinin aklına getirmediği, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gerekçesiyle davanın, 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının iptali isteminin hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2022-M-385 sayılı YİDK kararının iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, 20.01.2022 tarih ve 2022-M-385 sayılı Kurul kararı ile yalnızca maddi hatanın düzeltildiğini, esasa ilişkin herhangi bir değişiklik yapılmayarak aynı kararın tekrar edildiğini, işbu durumda işlemin geri alınmadığını, hal böyle iken yalnızca 2022-M-385 sayılı kararın iptali istemiyle dava açılmasının, davanın kabulü ve 2022-M-385 sayılı kararın iptali halinde 2021-M-11532 sayılı kararın hukuken geçerli olacağını, müvekkili aleyhine sonuç doğurabileceğini ve icrai niteliğinin söz konusu bulunacağını, redde mesnet marka başvurusunun 10.05.2016 tarihinde yapıldığını, tescilinin ise 03.07.2017 tarihinde gerçekleştiğini, müvekkili marka başvurusunun ise 28.09.2020 tarihinde yapıldığını ve marka başvuru sürecinin henüz tamamlanmadığını, müvekkili marka başvuru süreci devam ederken ciddi kullanım olgusunun gerçekleştiği varsayımının, hayatın olağan akışına aykırı olacağını, mahkeme kararında, savunmalarına ilişkin herhangi bir kabul veya ret gerekçesinin açıklanmadığını, dava konusu uyuşmazlık hakkında HMK'nın 293. maddesi kapsamında dosyaya sunulan uzman görüşüne ilişkin bir değerlendirme de yapılmadığını, mahkeme kararının, Anayasanın 141. ve HMK'nın 297. maddesinin amaçladığı anlamda gerekçe taşımadığını, gerekçesiz karar yazılmasının, adil yargılanma hakkının ihlali olup, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğini, itiraza mesnet markanın ayırt edici niteliğinin düşük olduğunu ve müvekkili başvurusunda yer alan "..." ibaresinin, markaya ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkili başvurusunun, redde mesnet markadan farklılaştığını, incelemenin, markanın bir bütün olarak bıraktığı izlenim üzerinden gerçekleştirilmediğini, mahkeme kararının bu hususta da eksik değerlendirmeler içerdiğini, ... "..." ve "..." ibareleri arasında inceleme yapıldığını, müvekkili başvurusunun esaslı unsurunun "..." olduğu ve başvuruda şekil unsuru bulunduğu hususlarının göz ardı edildiğini, mahkeme kararında hükmedilen harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti tutarlarının da hatalı hesaplandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu edilen 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının, eldeki davanın açılmasından önce yine dava konusu edilen 2022-M-385 sayılı YİDK kararı ile geri alındığı, dolayısıyla herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacak olan 2021-M-11532 sayılı YİDK kararının iptalini talep etmekte hukuki yarar olmadığı, redde mesnet 2016/42218 sayılı markanın tescil tarihi ile dava konusu başvuru tarihi arasında beş yıllık süre geçmediğinden, anılan markaya karşı kullanmama definin ileri sürülmesinin mümkün bulunmadığı, "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markayı oluşturan ibarenin ayırt edilemeyecek derecede benzerinin başvuruda da yer aldığı gibi dava konusu başvuruda farklı olarak yer verilen ve bir şehir adı olan "..." ibaresi ile şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11 E., 2016/778 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi iltibas değerlendirmesi, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümleneceğinden, davacı vekilinin dosyaya sunulan uzman görüşünün değerlendirilmediğine ilişkin istinaf itirazının da yerinde bulunmadığı, hükmedilen harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 05/05/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/05/2025
Başkan
...
Üye
...
Üye
...
Katip
...