İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2025/74 K.2025/1158

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/74 📋 K. 2025/1158 📅 26.06.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/74
KARAR NO: 2025/1158
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 22.01.2020
NUMARASI: 2019/533 Esas - 2020/71 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ihyasını istediği şirket hakkında Bakırköy 3. İş mahkemesinin 2017/254 E. sayılı dava dosyası ile hizmet tespiti davası açtıklarını, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden resen terkin edildiğinden mahkemece ihya davası açılması hususunda kendilerine süre verildiğini ileri sürerek adı geçen şirketin ihyasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafından cevap sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamından davacının ihyasını istediği şirket aleyhine Bakırköy 3. İş mahkemesinin 2017/254 E. sayılı dava dosyası ile hizmet tespiti davası açtığı ve davanın halen derdest bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer yandan sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak, şirketin ihyasını isteyebileceklerinden iş bu davayı açmasında da hukuki yarar bulunduğu ve davanın da hak düşürücü süre içinde açıldığı saptanmıştır. Hal böyle olunca davanın haklı nedenlere dayandığı ve ihyası koşullarının da bulunduğu anlaşıldığı..." gerekçesiyle, davanın kabulüne davacı şirketin ihyasına karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... Sicil Memurluğu vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Dava konusu şirketin, kanuni süreler içinde sermaye artırımı yapmadığından münfesih olduğunu ve bu bakımdan da artık, sermaye artırımı yapmasının mevzuat gereği mümkün bulunmadığı için, resen terkin edilen şirketin, tekrar ticari faaliyetlerine devam edebilecek şekilde ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple sınırlı olarak dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerekirken, dava konusu şirketin ticari faaliyetlerine devam edecek şekilde ihyasına karar verilmesi, hukuka, kanuna ve ekte sundukları Yargıtay içtihatlara aykırı olduğunu, her ne kadar, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti bakımından verilen karar hukuka uygun olsa da açıklanan nedenle ve yalnız bu nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TTK'nın geçici 7.maddesi gereğince şirketin ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı ... Limited Şirketinin TTK'nın geçici 7.maddesi uyarınca resen terkin kapsamına alınarak sicildeki kaydının 07.07.2014 tarihinde terkin edildiği, davacı tarafından dava dışı terkin edilen şirket aleyhine Bakırköy 3. İş mahkemesinin 2017/254 Esas sayılı davasının açıldığı ve dosyasının derdest olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, dava dosyası ile sınırlı olarak ihya kararı verilmemesi ve şirkete tasfiye memurunun atanmamış olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrası “...Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak ... şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir.” Dairemizin önceki kararlarında, TTK'nın Geçici 7.maddesine dayılı geçici ihya kararlarında da tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığına karar verilmekteydi. Ne var ki emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/11-3184 E- 2021/1107 K sayılı ve 28.09.2021 tarihli ilamı; emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4049 E- 2023/568 K sayılı, 18.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin 2023/4718 E- 2023/5260 K sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamı; aynı Dairenin 2022/1340 E- 2023/5265 K sayılı, 25.09.2023 tarihli ilamında belirtilen gerekçelerle, Dairemizin eski uygulamasından dönülmesi gerekmiştir. Anılan Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere; ihya kararının bir davanın görülmesi, mal varlığının tasfiyesi gibi geçici amaçla TTK'nın Geçici 7. maddesine dayalı ihya kararının verildiği durumlarda ihya kararına konu işlemlerin yapılması bakımından tasfiye memurunun atanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Zira kanun koyucu 6102 sayılı kanunun geçici 7. maddesinin 15.fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte ayrıntılı düzenlemeye yer vermemiş olup ihya konusunda düzenleme, aynı Kanun'un 547. Maddesinde yapılmıştır. Bu genel düzenlemenin TTK'nın Geçici 7.maddesi uyarınca geçici ihya kararı verildiği durumlar da kıyasen uygulanması gerekir. Yani TTK'nın Geçici 7. maddesi ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünden bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547. maddesinde olduğu gibi, mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmesi ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7. maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yöneliktir. Bu açıklamalar ışığında, ilk derece mahkemesince sınırlı ihya kararı verilmemiş olması ve ihya kararı verilmesi hâlinde tasfiye memuru atanmasına da karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemiş olması, usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden görülmesi için dosyanın kararı verin ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 26.06.2025