İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi E.2025/1328 K.2025/933

🏛️ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1328 📋 K. 2025/933 📅 17.09.2025

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1328
KARAR NO: 2025/933
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 17/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan murafaa duruşması sonucunda verilen ara karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/70 D. İş sayılı dosyasındaki ihtiyati tedbire itiraz eden vekili, 04.03.2025 tarihli dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararı alan davacının işbu davaya konu olan senedi imzalamadığını ve borçlu olmadığını iddia ettiğini, fakat iddiasını destekler herhangi somut bir delil sunmadığını, davalı müvekkilinin taşınmaz satış vaadi ile devretmiş olduğu taşınmazlara karşılık dava dışı diğer borçlu ... Şti.'den almış olduğu 74.700.000TL'lik senet üzerinden icra takibi başlatarak alacağını davacıdan tahsil etmek istediğini, müvekkili ile davacının arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, icra takibine yasal süre içerisinde itiraz etmeyen davacının ihtiyati tedbir kararıyla müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak gayreti içinde olduğunu, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.02.2025 tarihli değişik iş kararı ile müvekkilinin yokluğunda hiçbir belgeye dayanmadan ihtiyati tedbir kararı verildiğini belirterek İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi değişik iş dosyasındaki 07.02.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.İlk derece mahkemesince; HMK 209/1 maddesinde ''Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınmaz.'' hükmü düzenlendiği, somut olayda davacı tarafından senetteki imzanın inkar edildiği, dosyaya celp edilen soruşturma dosyası içeriğinden davacının telafisi güç zararının oluşabileceği hususunda yaklaşık ispat koşulunun yerine getirildiği, tedbir kararının kaldırılmasını gerektiren yeni bir durumun meydana gelmediği, teminat miktarının makul olduğu belirtilerek davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; genel olarak itirazındaki sebepleri tekrar ederek ihtiyati tedbir talep eden davacının iddialarının kötü niyetli ve soyut nitelikte olduğunu, davacının somut delil sunamadığını ve bu durumun HMK 390/3'e açıkça aykırılık teşkil ettiğini, asıl mağdurun davalı müvekkilinin olduğunu, ihtiyati tedbir talep eden tarafın teminatı zamanında yatırmadığını ve tedbirin kendiliğinden kalkmış olması gerektiğini, davacı tarafından 24.02.2025 tarihinde teminatın yatırıldığını, tedbir kararının icrasının 25.02.2025 tarihinde gerçekleştiğini, ihtiyati tedbir kararına itirazlarının haksız ve mesnetsiz şekilde reddedildiğinden bahisle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.
DEĞERLENDİRME: Somut olayda; davacının senetten kaynaklı borçtan dolayı menfi tespit davası açtığı, işbu davayı açmadan önce davacının İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/70 D. İş sayılı dosyasından icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı aldığı, davalının derdest olan menfi tespit davasındaki murafaa duruşmasında ihtiyati tedbir kararına itiraz ettiği ve bu talebin yerel mahkemece reddedildiği tespit edilmiştir. Davacının icra takibine konu senetteki imzayı inkar etmesi, sahtelik iddiasına ilişkin ceza soruşturması evrakının dosya arasına alınması ile icra takibine konu senedin miktarı göz önüne alındığında davacı açısından orantısız ve telafisi güç bir zarar meydana gelebileceğinden yerel mahkemenin teminat ve ihtiyati tedbir talebine ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 29/05/2025 tarih ve 2025/186 esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2- İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 17/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.